Eğer hakim olsaydım, yapacağım ilk şey kölelik ve aristokratik sistemi değiştirmek olurdu. Eğer kanunun karşısında eşitsek, o zaman herkes her şeyde eşit olmalı ve sınıf farklılıkları olmamalı! #The Dark King

Düşüş - Bölüm 4: Zincirlenmiş Prens


Bilge Kralın odasında büyük bir kargaşa  hâkimdi. Altı Kızıl Ailenin yöneticileri ile Bilge Kral arasında hararetli bir tartışma vardı. Tartışmanın nedeni Bilge Kralın almayı planladığı yeni karardı.

Bilge Kral artık Altı Duvarın eğitilmemesini ve artık bu unvanın olmayacağına dair bir karar hazırlamıştı. Kızıl Dağ Krallığı içindeki güçlerini her kralın yanında olan Altı Duvarlardan alan Altı Kızıl Aile yöneticileri durumdan hoşnut değildi.

‘’ Savaşı ulusumuzu koyun sürüsüne çevirmeni mazur gördük ama bu çok fazla! Gelecekteki kralların güvenliğini riske atman ve geleneklerimizi ayaklarının altında çiğnemen kab…’’

Bilge Kralın aurası ve sözleri, Kızıl Aile yöneticilerinden birinin sözlerini kesmişti.

‘’Bu bir isyan mı ?!’’

Aynı anda Bilge Kral’ın Altı Duvarı silahlarına sarılmış ve geldikleri ailelerin liderlerine saldırmak üzere hazırlanmıştı. Odadaki keskin aura öyle ağırdı ki odaya giren normal bir insan auranın baskısına dayanamayıp kelimenin tam anlamıyla ezilirdi.

Kendisi de uyanmış olan Altı Aile yöneticilerinden biri titreyen sesiyle konuşmaya çalışı.

‘’Haşa… Haşa… Bilge Kralın aldığı tüm kararları destekleriz.’’

‘’Birkaç kitap okumam zayıf olduğum anlamına gelmez! Ben hala Kızıl Dağ’ın Kralıyım! Geleneklerin çoğu da hala geçerli! Hatta hemen birini uygulayayım! Sizi güvenmem için bana bir şey vermeniz gerekiyor! Siz gelenekleri çok seven yaşlıların bunun ne olduğunu gayet iyi bildiğinizi düşünüyorum! Ve emin olun siz vermezseniz ben alırım!’’

Bu son sözler odadaki yaşlıların rahat bir nefes almalarını sağlamıştı. Geleneklere göre bir kollarını bırakmaları gerekiyordu. Hayatlarının yanında kolları çok ta önemli değildi. Bunun üzerine yaşlılar tek tek kendi kollarını koparıp Bilge Kralın önüne bıraktı ve kralın odasını terk etti.

Son yaşlı da kolunu Bilge Kralın önüne bırakıp kapıdan çıkarken Bilge Kral kapısının önünde titremekte olan bir kadını fark etti.

Bu kadın eşinin hizmetçilerinden biriydi.

‘’İçeri gel!’’

Bilge kralın emri üzerine birkaç dakika önce hissettiği aura yüzünden titremekte olan kadın  hızla odaya girdi ve kralının önünde diz çöktü.

‘’Söylemek istediğin bir şey mi var?’’

‘’Kra… Kraliçe… Doğurmak üzere…’’

Uzun zamandır beklediği haberi alan Bilge Kral odasından hızla ayrıldı.

Bir gecenin ardından Kraliçe zor da olsa doğumu başarıyla yapmıştı ancak büyük bir sorun ortaya çıkmıştı. Yeni doğan prens korkunç miktarlarda öz absorbe etmeye başlamıştı. Öyle ki doğumun gerçekleştiği odadan yüzlerce metre uzakta olan Bilge Kral bile bunu fark etmiş hızla doğumun yapıldığı odaya gitmişti.

Bilge Kralla aynı anda Yaşlı Montiste aynı şeyi hissetmiş ve o da durumu anlamak için doğumun yapıldığı odaya doğru gitmeye başlamıştı.

Yaşlı Montis ve Bilge Kral odanın kapısında karşılaşmış ancak birbirlerine bakmadan odaya dalmıştı.

Gördükleri manzara ise korkunçtu. Odadaki tüm hizmetçiler ve yeni doğum yapmış olan kraliçe ölüydü. Yeni doğan prens ise bir hizmetçinin kolları arasında ağlıyordu ve hızla çevredeki özü absorbe etmeye devam ediyordu.

Dehşete kapılmış olan Yaşlı Montisin ağzından zorda olsa birkaç kelime döküldü.

‘’Yoksa… Odadaki tüm özü absorbe mi etmiş…’’

Ancak bir an sonra kendine gelen Yaşlı Montis, Bilge Kralın omzuna dokunmuş ve ‘’Sakin olmalısın! İlk önce oğlanı kurtarmak zorundayız! Çabuk!’’ dedi.

Şoku hala atlatamamış Bilge Kral yerde ağlayan oğlunu kucağına aldı ve ‘’Nasıl!?  Nasıl durduracağız bu canavarı!’’ diye bağırdı.

Bu sırada odanın içinde bir çatlak oluştu. Çatlağın içinden boyu iki metreyi aşan, sırtında iki devasa balta olan bir ‘’barbar’’ çıktı.

‘’Kim! Kim benim değerli kızımın canını aldı! Sen mi? ‘’

Öfkeyle çatlaktan adam tam Bilge Krala saldırmak üzereydi ki Bilge Kralın elindeki bebeği fark etti. Durumu anında anlayan ‘’Barbar’’ hızla Bilge Kralın elindeki bebeği aldı. Ardından belinde asılı olan bıçaklardan biriyle elini kesti ve kanıyla ağlamakta olan bebeğin vücuduna ‘’zincirler’’ çizmeye başladı.

Bu sırada yaşlı adamın aurası yüzünden Yaşlı Montis ve Bilge Kral hareket edemiyordu. Aynı zamanda odaya hiç kimse yaklaşamıyordu.

Üç gün üç gecenin ardında barbar yaptığı şeyi bitirmiş ve yeni uykuya dalan bebeği usulca ölü annesinin kucağına bıraktıktan sonra ‘’Kızıma ve torunuma dokunan olursa ölür! Ben dönene kadar kıpırdamayın! Bir şeyler öldürmem gerekiyor!’’ dedi ve odanın ortasında bir çatlak oluşturup içine girip ortadan kayboldu.

Yaşlı barbarın çıkışıyla birlikte Bilge Kral yere yığıldı. Yaşlı Montis ise zor da olsa ayakta kalmayı başardı ve odaya dalan Altı Duvar üyelerinden birine tutunarak ‘’ Bu odada ne olduğunu kimse bilmeyecek! Gören gözler çıkartılacak!’’ dedi ve bayıldı.

Bu sırada krallarını korumak için odaya giren Kızıl Ordu askerleri Altı Duvar’ın kılıçları altında can verdi.

Bir hafta boyunca Altı Duvar odanın kapısında bekledi ve kimsenin odaya yaklaşmasına izin vermedi. Öldürülen Kızıl Ordu askerlerinin de krala isyan ettiği söylendi. Bir haftanın ardından tekrar odanın ortasında bir çatlak oluştu. Tekrar aynı barbar adam gelmişti ancak bu sefer tüm bedeni kanla kaplıydı.

Odanın bir köşesinde hareketsiz duran Bilge Kral barbarı görür görmez ayağa kalktı ve diz çöktü.

‘’Yüce Atayı selamlarım!’’

Aynı anda Yaşlı Montiste aynı tepkiyi verdi.

‘’Kafalarınızı kaldırmanız yasak. Yeni kralınızın önünde diz çökün!’’ Yüce Atanın verdiği karşılık ise buydu. Zaten yaydığı aura kapının önünde duran Altı Duvarın bile ayakta durmasına izin vermiyordu. Aslında tüm Kızıl Dağ Şehri diz çökmüştü.

Yüce Atanın sadece ayaklarını görebilen Bilge Kral, Yüce Atanın annesinin kucağında olan bebeğe doğru gittiğini gördü.

Barbar kral usulca kızının cansız bedenini aldı ve hala açık olan çatlağın önüne geldi ve acı dolu sesi duyuldu.

‘’Kızımı hiç sevdin mi?’’

Acı dolu başka bir ses daha duyuldu.

‘’Evet. Kimseyi sevmediğim kadar.’’

‘’O zaman torunumu, oğlunu, Kızıl Dağın gelecekteki kralı SargonTiamatı da sev. Onun suçu yok.’’

Yüce Ata son emrini ve torununun adını verdikten sonra çatlağa girip kayıp oldu.


Bu sefer ana karakteri getirebildim :)




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1362

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1143

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 951

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 886

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 775

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 727

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 690

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 624

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 587

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 548

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 507

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 213

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 199

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 155

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 127

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 119

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 115

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 96

Site İstatistikleri

  • 18946 Üye Sayısı
  • 545 Seri Sayısı
  • 26533 Bölüm Sayısı


creator
manga tr