"Çok fazla eğilmek kişiyi kambur eder." #Swallowed Star

Düşüş - 22- Kafes


Sedir ateş toparı tarafından vurulmamak için sağa sola kaçarken aynı anda rüzgar kullanıcısı olan diğer adamı arıyordu.

Elitlerin bir çoğu yaralanmıştı ama ateş kullanıcısınında durumu çok iyi değildi. Atışlarının isabet oranı artmıştı ama Sedir’in saldırıları da artmıştı.

Birkaç dakikadır süren savaşın izleri kalıcı olacak gibiydi çünkü ormanın bir çok noktasında ( çoğu elitlerin ve Sona’nın arkasında) irili ufaklı yangınlar çıkmaya başlamıştı.

Dövüşün üçüncü dakikasına girildiğinde ateş kullanıcısının atışları ilk haline dönmüştü. Artık  dışardan yardım almıyordu. Hatta işi kötüleşmiş Sona ve elitlerin arkasından güçlü bir rüzgar esmeye başlamıştı.

Ancak elitler bu avantajı değerlendiremeden sırtlarının ısınmaya başladığını fark ettiler. İlk başta sadece küçük engeller olan angınlar artık büyümüştü ve elitlere doğru yaklaşıyordu.

Sırtlarına çarpan rüzgar ateşi harlıyordu.

Sona arkasını döndü ve kendisine hızla ve büyüyerek yaklaşan yangına bakarak, ‘’Bizi sıkıştırmaya çalışıyorlar. Etrafımıza ateşten bir kafes örüyorlar!’’ dedi.

Rüzgar gittikçe şiddetleniyor öyle ki birçok elit dengesini dahi zor koruyordu.

Sona hılıca durum değerlendirmesi yaptı. Ateş büyük bir tehditti ama kaçmak çok zor değildi ateş kullanıcısını yenmekte çok sürmezdi sadece çok kanlı olurdu ama asıl mesele rüzgaar kullanıcısının kendini göstermiyor oluşuydu. Peki neden göstermiyordu? Bir yangını harlamakla uğraşacağına neden kendisi saldırmıyordu? Sona’nın kafasını bu sorular kurcalıyordu.

Sona’nın aklına aniden bir şey geldi ve tehlikeli olsada güvenli konumunu terk edip Sedir’e yaklaştı.

‘’ Rüzgar kullanıcısıyla daha önce savaştınmı?’’

‘’ Hayır, sadece ormandan çıkmaya çalışırken saldırı bana.’’

‘’ Ormandan çıkar çıkmaz mı saldırdı sana?!’’

‘’ Açıklığa çıkmamdan yaklaşık beş saniye sonra.’’

‘’ Beni izle.’’

 Sona başka bir şey demeden tekrar güvenli bir konuma geçti.

Ancak duruşu farklıydı. Arkasını kollamıyordu rüzgar kullanıcısının varlığını unutmuş gibiydi artık. Gözlerini kara kıyafetli adama dikti ve ‘’ Saldırın! Rüzgar kullanıcısı blöften başka bir şey değil!’’ dedi ve mızrağını alıp hızla ateş kullanıcısına doğru hamle yaptı.

Rüzgar kullanıcısı olmasada ateş kullanıcısının yakınan girmek tehlikeliydi. Çünkü ateş toplarını belli bir uzaklıktan tamamen kontrol edebiliyordu. Mesafe azaldıkça tehlikede artıyordu yani.

Sona ateş kullanıcısına 3 metre kadar yaklaşmıştı ki birden önünde topraktan bir duvar oluştu. Sona’ya odaklı olan ateş kullanıcısı ise karşısında hiç beklemediği duvar karşısında anlık şaşırmıştı ama asıl problem kendisine yakın olan ve eni 4 metre olan duvarın görüş alanını kapatıyor oluşuydu.

Görüş alanını aömak için birkaç metre geriye çekilmek için geriye doğru atladı ama daha yere varmadan toprak duvarın sol tarafından çıkan iki elitin ok atışlarıyla karşılaştı.

Bu oklardan birini çevresinde sürekli dönen ateş topu yardımıyla engellemişti ancak yakın mesafeden atılan ikinci oktan kaçamamıştı ve sol kolundan vurulmuştu.

Hızlıca geri çekildi ve çevresinde dönen dört ateş topu daha oluşturdu ve uzun süredir kınında olan klıcını çekti.

Ok atışının başarısıyla cesaretlenen üç elit siyah kıyafetli adama olabildiğince yakından ok atmaya başladı. Yaptıkları şey çok tehlikeli ama etkiliydi. Tehlikenin nedeni çok kısa mesafede duruyor oluşları ve ellerindeki yay ile klıçla gelecek olan bir salırıyı savunamayacak olmalarıydı.

Ki öylede oldu. İki ateş topu saldırısının ardından okuçulardan biri bacağından yaralandı. Daha bacağına bakma fırsatı bulamadan göğüs kafesine bit klıç saplandı.

‘’ Gerisi sizde! Tanrılar beni bekliyor!’’ diye bağırdı okçu. Klıcın sadece yarısı gövdesine saplanmış olan klıcı tutu ve kendisine doğru çekti ve siyahlı adamı kolundan tuttu.

Fiziksel gücü yüksek olan siyahlı adam için bu ölmek üzere  olan adamın kendisini tutması sadece bir saniye kaybettirirdi. Ki öyle de oldu sadece bir saniyede siyahlı adam kolunu kurtardı ama savaşta bir saniye bile çok değerlidir. 

Bu bir saniye içerisinde siyahlı adam kendisine gelen sekiz oku ve kendisinden sadece üç metre uzakta olan Sedir’i fark edememişti.

Siyahlı adam vuruldu ve dizlerinin üstüne düştü. Yüzünde acı bir sırıtış vardı. Aynı anda rüzgarda kesildi.

Henüz ölmemişti ve tutuklanıp konuşturulması Ardak Kabilesi için çok iyi olurdu. Bu yüzden Sona Siyahlı adamı etkisizleştirmek için yaklaştı.

Bu siyahlı adamın saldırmak için ellerine ihtiyacı yoktu ama gözlerine vardı. Bu yüzden Sona’nın  amacı  siyahlı adamı kör etmekti.

Bir anda siyahlı adamla Sona arasına bir duvar çekildi.

‘’Ölmeden önce kendilerini patlatıyorlar dikkatli ol!’’  Dedi Sedir. Ardından siyahlı adam bağırdı, ‘’İntikam!!’’ 

Sedir son anda Sona’nın önünü kapatmış olmasa Sona’da patlama yüzünden ölen dört elite katılacaktı.

Yaralılar yaralarını sardı yorgunlar dinlenmek için bir ağaç gölgesine sığındı. Sona ise hiç oturmadı.

Bir saat kadar bekledikten sonra Sedir’e döndü ve gitme zamanı dedi.     

Bir elit Sona’ya yaklaştı ve ‘’ Henüz gidemeyiz’’ dedi. Sona elite döndü ve ‘’ Neden?’’ diye sordu. Hüzün akan bir sesle Elit karşılık verdi, ‘’Ölülerimizi gömmedik çünkü!’’ Sona’nın kaşları çatıldı ve yüksek bir sesle ‘’ Gömmediniz çünkü verdiğim emirler arasında ölüleri gömmek yok! - Klıcını çekti- emirlere uymamanın cezasını bilmeyen yoktur diye düşünüyorum! Şimdi yürüyün!’’

Sedir olanları sadece izledi ve Sona’nın yanında yürümeye başladı. Yol boyunca olayları öğrenmek ve olanları anlatmak istiyordu.


Karanlık bir mağarada korkunç rüzgarlar esiyordu. Bu rüzgarların sebebi Leo idi. Vücudunun yarısını sokabileceği kadar genişletmişti duvarı. Son vuruşlarını yapıyordu.

Birkaç saat daha duvarı yarmaya çalıştıktan sonra sonunda rahatça geçebileceği bir boyuta ulaştırmıştı ince çatlağı.

Yüzünde büyük bir sırıtışla açtığı delikten geçti. İçerdeki yoğun ışık yüzünden birkaç saniye körleşti. Gözleri ortama biraz alıştıktan sonra gözüne ilk çarpan şey daire şeklinde olan odanın merkezinde duran mat siyah ve buyu bir metre civarında olan sütundu. Bu stüna odanın her yerinden ışık hüzmeleri bağlıydı. Bu ışık hüzmeleri birkaç saniye arayla yanıp sönüyordu. Bu yanıp sönmeler Leo’nun daha önce hissettiği ‘’ kalp atışlarının’’ nedeniydi.

Leo odanın duvarlarında birçok duvar resmi gördü. Leo’nun tam karşısında büyük bir resim vardı.

Bu resimin merkezinde bir kuş kafesi vardı. kafesin dışındaysa hikayelerde geçen ejderhalar, ulu kurtlar, yedi başlı yılanlar, insanlar ve insana benzeyen ama insan olmadıkları belli olan yaratıklar ve faha birçok yaratık vardı.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1338

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1132

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 944

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 867

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 753

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 707

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 685

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 619

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 577

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 547

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 464

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 213

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 199

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 150

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 125

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 119

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 101

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 77

Site İstatistikleri

  • 17756 Üye Sayısı
  • 483 Seri Sayısı
  • 24029 Bölüm Sayısı


creator
manga tr