Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

Düşüş - 21- Orman


Sona sonunda Sedir’i bulmuştu. Neredeyse hiçbir şey konuşmadan öncelikle güvenli bir bölge oluşturdular. Silahlar çarpışmamış olsada küçük çaplı enerji akışları olmuştu. Eğer düşman yakındaysa bu akışları hissetmiş olabilirdi.

Güvenli alan oluştuktan sonra Sona ve Sedir konuşmaya başladı.

Sona, Sedirin vücudunu süzerek,

‘’ Yaran var mı?’’

‘’ Beni yavaşlatacak şeyler yok.’’

‘’ Düşman kuvvetlerinin gücü ne kadar?’’

‘’ Başta dört kişiydiler. Birini ağır yaralamayı başardım. Büyük ihtimalle yaralı olanı alıp geri çekildi aralarından birisi. Bu yüzden iki kişi kaldılar. İkisi de şeytanla anlaşma yapmış. Birisi rüzgara hakim diğeri ise ateşe.’’

Sona çevresine konuşlanmış askerleri işaret ederek, ‘’ Yeterli olurmuyuz?’’ dedi ve ekledi ‘’ Ya da ormandan çıkabilirmiyiz?’’

‘’ Birini ben indirebilirim ama zor olur. İkincisi size kalır. Kaybımız çok olur. Ayrıca ormandan çatışmasız bir şekilde ormandan çıkmak imkansıza yakın. Bir şekilde ormandan çıkar çıkmaz saldırıyorlar.’’

‘’ Nasıl yani?’’

‘’ Ağaçların arasından çıkar çıkmaz bir şekilde saldırıyorlar. Rüzgar üzerinde hakimiyeti olanla alakalı birşeyler olmalı.’’

‘’ Bizimde burda olduğumuzu biliyorlar o zaman.’’

‘’ Büyük ihtima... Acilen konum değiştirmeliyiz ’’ dedi ve ayağa fırladı Sedir.

Sona’da geçte olsa Sedir’in tepkisinin nedenini anladı ve ‘’ Lanet olsun.’’ Dedi.

Elitler konum değiştirmek için harekete geçmiştiki ormanın derinlerinden çevresindeki yaş bitkileri bile kuruta kuruta gelen ateş topu saldırılarına maruz kaldılar.

Bu ateş topları 20 santimetre çapında ancak çok sıcak ve hızlı olan ateş toplarıydı.

Elitler için bu ateş toplarından sıyrılmak zor değildi. Sorun topların sayısı ve yüksek ısılarıydı. Sayıları yüzünden bir ateş topundan kurtulsalar bile diğeri teyet geçiyordu. Burdada ateş toplarının ısısı devreye giriyor, varsa zırhı eritiyor yoksa Elitlerin vücutlarını yakıyordu.

Saldırıların etkisini bilen Sedir bağırdı, ‘’ Koruma sağlayacağım tüm zırhlarınızı ve ağırlıklarınız çıkartın!’’

Hemen ardından yüksekliği iki, genişliği dört metre olan topraktan bir duvar oluşturdu.

Uzun süredir hayatta kalmaya çalışan Sedir, hayatta kalmak için enerjinin önemini anlamış gerekli harcamalardan kaçınmayı öğrenmişti.

Yaptığı duvar tüm elitleri korumak yerine en az enerjiyle en çok eliti savunamayı amaçlıyordu.

Sedir kendisinden altı adım geride hafif zırhını çıkartmaya çalışan Sona’ya döndü ve olabilecek en kısık sesle, ‘’ Sinirliler. Olabildiğince yormak ilk amacımız!’’ dedi.

Ardından Sona bağırdı, ‘’ Savunma Taktiği: Numara 4 !’’ diye bağırdı.

Sona’nın  bahşettiği bu taktiğin ne olduğunu Sedir anlamamıştı çünkü bu ve buna benzer 9 taktik sadece Elitlere öğretilmişti.

Aslına bakılırsa Elitlerin kuruluş amacı sadece Şapur’un kendi küçük ordusunu yaratma hevesi değildi. Şapur’un asıl amacı enerji kullanan bir tehditle karşılaşırsa ve Tanrıların Yedi Kılıcı tehdidi bertaraf etmekte güçlük çekerse diye destek olmalarıydı.

Yani bir nevi anti enerji kullanıcısı birliği gibi birşeydi Elitler.

Elitler Tanrıların Yedi Klıcına karşı bile hazırlıklıydı. Öyle ki seçilmiş olan ve görevleri Tanrıların Yedi Klıcına destek olmak olan Elitlere Klıçların zayıf noktaları bile öğretilmişti. Emir aldıkları anda Klıçları öldürmeye hazırdılar yani.

İşte bu Savunma Taktiği: Numara 4’ te enerji kullanıcılarını oyalamak ve yormak üzerine hazırlanmış bir taktikti.

Bu taktik hedefin çevresinde dağılarak hedefi menzilli silahlarla taciz etme temelliydi.

Sürekli düşmanla araya mesafe koyarak hedefin fizksel enerjisi yıpratılıyordu. Eğer hedef tek bir Elite yönelirse diğer elitlerin hedefi olacak şekilde bir düzeni de içeriyordu bu taktik.

Elitler düzenlerini kurarken Sedir kendisine göre asıl tehdit olan rüzgar üzreinde hakimiyeti olan adamı aramakla meşguldü. Ateş toplarının geldiği tarafa da kaya parçaları -ki herbiri en az iki metre genişliğe sahip parçalardı- atmayı da ihmal etmiyordu.

 Çoktan yakınlara gelmiş olması gereken rüzgar kullanıcısına ait hiçbir iz olmaması da Sedir’i fazlasıyla huzursuz ediyordu.

İrili ufaklı yangınlarda çıkmaya başlamıştı. Bu yangınlar Elitlerin hareket alanını az da olsa yavaş yavaş artarak azaltıyordu.

Buna karşın Elitler hala Ateş Kulanıcısının tam konumunu tespit edememişti.

Normalde üst üste en fazla 5 ateş topu parlardı ormanın içinde ama bu sefe 18 ateş topu parlamıştı. Tabi güçleri baya düşüktü. Bu saldırı elitleri birkaç saniyeliğine dağıtmıştı.

Ateş kulanıcısı bu saniyeleri hızlıca değerlendirerek Elitlerle arasında kalan mesafeyi olabildiğince azalttı.

Artık elitler tam olaak bu adamı görebiliyordu.

Bu adamda tıpkı Sona’nın daha önce gördüğü Siyahlı Askerler gibi giyinmişti. Tek fark bu adamın kıyafetinin bazı noktalarında yırtıklar vardı. Uzun süredir yolda oldukları ve Sedir’le çatıştıkları belli oluyordu.

Elitler düzene tekrar düzene girmişti ki Siyah kıyafetli adam Sona’ya doğru 2 ateş topu fırlattı. Sona mesafenin kısalığından dolayı kaçınmakta zorlandı ama yara almadan kaçınmayı başardı.

Ancak Sona asıl saldırının kendisine olmadığını siyahlı adamın gözlerine bakınca anladı. Siyahlı adamın gözleri öldünüz diye bağırıyordu.

Garip bir şekilde siyahlı adamın Sona’ya fırlattığı ateş topları Sona’yı ıskaladıktan sonra hafifte olsa falso almış ve bir eliti vurmuştu.

Ateş toplarından biri bir Eliti sağ kaburgasından vurmuştu ve sol kaburgasından çıkmıştı.  Diğer ateş topu ise bir eliti birkaç milimetre ile ıskalamıştı. Bu ıskalama Elit’in kolunu hemen hemen tamamen yakmıştı tabi.

Ancak Elitlerde  oturup izlemiyordu gelen saldırıları. İki ateş topu daha Sona’yı ıskalamadan önce siyah kıyafetli adama birkaç ok atmışlardı. Hatta vurulan Elitin attığı ok siyahlı adamın sağ bacağını sıyırmıştı.

Sona ateş toplarının hareketinin siyahlı adamla alakası olmadığını anlayacak kadar dövüş deneyimine sahipti. Dışardan bir müdahale olmuştu.

Sedire döndü aynı anda Ateş Kullanıcısına iki metrelik çivimsi bir kaya fırlatan Sedir’de Sona’ya baktı. İkisi de Rüzgar kullanıcısının yakınlarda olduğunu anlamıştı.


 

Kutsal Kilisenin yeraltı salonlarıdan birinde Şapur hüzünlü ve gurur dolu gözlerle önünde bağdaş kurmuş ve içlerinde ki enerjiyi dengelemeye çalışan on eliti süzüyordu.

Bu on elit Sona hariç Şapur’a en yakın olan aynı zamanda en geç yaşta Şapur tarafından seçilen elitlerdi.

Şapur boğazını temizledi ve o yorgun ve garip bir kutsallık taşıyan sesiyle,

‘’ Zamanımız kısıtlı. Şeytanlar kutsal topraklarımıza girdi. Askerlerimizden haber gelmiyor. Bu yüzden tanrılara yalvardım ve bildiğiniz gibi birkaç gün önce tanrılar sesimi  duydu. Siz kahramanlara da kendi güçlerinden küçücük bir zerre vermeyi kabul ettiler. İçinizdeki yüce gücü dengeler dengelemez eğitimlerinize bizat benim rehberliğimde başlayacağız. Hızlı olun kahramanlar.’’ Dedi ve hiçbir tepki vermemiş olan elitlerin önünde bağdaş kurup içindeki enerjiye odaklandı.

Şapur Tanrıların Yedi Klıcı gibi bir ekip daha kurma kararı almıştı. Aslında bunu yapmak istemiyordu.

Sivillerden oluşan ordusunu biraz inceledikten ve düşman orduları hakkında detaylı raporlar aldıktan  sonra bu karara varmıştı.

Birka gün öncesinde hayati tehlikesi olmadığını düşünüyordu Şapur ama artık bu durumdan emin değildi. Bu yüzden son çare olarak en güvendiği elitleri toplamış ve onlara yüksek miktarda enerji yüklemesi yaparak ‘’Kutsamıştı’’*.

*Bu konuya ileriki bölümlerde değinilecek.


YN: Mantık hatası olmasın diye söylemeyi gerekli gördüğüm iki şey var, birincisi Tanrıların Yedi Klıcı çok değinmemiş olsamda çok deli eğitimlerden geçmiş iyi eğitimli askerler. Kolayca ölmelerinin nedeni savaş deneyimleri olmaması ve beklemedikleri birşeyle karşılaşmış olmaları. İkincisi bu ateş, toprak vb. kullanan savaşçılar kurşun geçirmez tipler değil. Normal bir asker mızrağı soktuğunda ölüyorlar yani. Vücutları daha güçlü, daha dayanıklı ama ortalama bir askerin mızrak darbesinden kurtulmak için yeterli değil. Zaten Tanrıların Yedi Klıcının ölmesinde çevrelerindeki düşman askerlerinin etkiside çok fazla. 

İyi Okumalar!

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1338

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1132

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 944

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 867

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 753

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 707

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 685

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 619

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 577

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 547

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 464

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 213

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 199

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 150

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 125

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 119

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 101

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 77

Site İstatistikleri

  • 17756 Üye Sayısı
  • 483 Seri Sayısı
  • 24027 Bölüm Sayısı


creator
manga tr