Korku dağları bekler. #Atasözü

Donmuş Deniz Düşen Yıldırım - 21 - Gök Arena II


Yaptığı iki saldırıdan sonra ruhani prensin dikkati de Gan’ın üzerine yoğunlaşırken gülümsemeye başlamıştı. Prens “Ors blad!” diye bağırırken arena sarsılmış ve herkesin şaşkın bakışları altında arenanın kumlu zemini, üzerine saçılmış az miktardaki kanları emerek havaya hafif parlak kırmızı bir enerji yaymıştı. Arenaya yayılan bu kızılımsı enerji kısa sürede arenada dövüşen herkese nüfuz etmişti.

 

Gan kırmızı enerjiden küçük bir kısım kendisine ulaştığında öfkelenmeye başladı. Öfkesi yavaş yavaş tırmanırken o sırada sarı ceketli ve Konras da benzer durumdaydı. Gan’ın hissettiği şey gittikçe kana susamışlığa dönüyordu. Konras ve sarı ceketli çocuk da Gan’a bakarak aynı şeyi düşünüyor gibiydi. Tuhaftır ki sarı ceketli çocuk omzunun acısını bile unutmuştu. Yanında ölü şekilde sallanan koluna rağmen ayaklanmış ve Gan’a doğru harekete geçmişti.

 

“Neler oluyor? Sanki bir anda vahşileştiler.”

 

“Gözlerine bakın! Gözlerinden kırmızı parıltılar yayılıyor.”

 

Gan üzerine gelen sarı ceketli ve Konras’ı takip ederken bilicini ele geçiren kana susamışlığını bastıramıyordu. Tepesinden aşağı savrulan alevli çubuğu elleriyle su oluşturarak bloklarken bir adım gerilemek zorunda kaldı.

 

“Konras “Alev kılıcı” da çalışıyor. Enerjisini biçimlendirdiğinde iki teknikte de usta olacak. Çok yüksek bir potansiyeli var.”

 

“Evet. Patron Terra da bunu bildiği için Konras’a oldukça cömert davranıyor. Ne de olsa kendisi yakında iç bölgeye geçecek.”

 

“Hah! Gan enerji biçimlendirdiyse ne olmuş. Biraz önce rakibini hazırlıksız yakaladı. Geri kalan ikiliyle başa çıkamaz.” Ateş grubundan çocuklar keyifle konuşuyordu. Gan’ın geri adım atmasıyla daha da neşelenmişlerdi.

 

Karşısında delice elindeki alevli sopayı sallayan Konras ve tek eliyle ateş parçaları fırlatan sarı ceketli çocuğa karşı Gan savunmada kalıyordu. Bir yandan kendini ele geçirmeye çalışan kana susamışlık hissiyatını baskılamaya çalışıyor bir yandan da saldırıları savunuyordu. Saldırıları savuşturmakta çok zorlanmasa da kendisini teslim almak isteyen bu ölümcül dürtüye karşı koymak çok zordu.

 

“Bu dövüş uzarsa kontrolümü kaybedeceğim.” Alnından terler damlarken enerjisi de azalıyordu. Konras ve sarı ceketli ise çoktan kana susamışlıklarına teslim olmuş aralıksız saldırıyorlardı.

 

“Bu kızıl enerji acıyı ve yorgunluğu bile baskılıyor olmalı.” Gan sarı ceketliyi izlerken çocuğun her şeye rağmen hala güçlü saldırıları olduğunu fark etti. Üstüne gelmekte olan alev sopasını sol elindeki durgun su küresiyle bloklarken ufak çaplı bir patlama gerçekleşti ve sopa yok olurken küre de dağılmak üzere gibiydi.

 

“Sanki Konak öğrencileri dövüşüyor gibi.” Hayranlıkla arenayı izleyen küçük bir çocuk kendini tutamamıştı.

 

Gan sol eliyle savunurken sağ elinde oluşturduğu durgun su küresini Konras’ın açıkta kalan göğsüne tüm gücüyle vurdu. Konras etrafında kalın bir alev bariyeri oluştursa da alev katmanı darbenin etkisiyle dalgalanarak yok olmuş ve Konras birkaç adım geri savrulurken ağzından kan gelmişti.

 

Gan dövüşün daha fazla uzamasını istemediği için sağ tarafından yaklaşan sarı ceketliden sıyrılarak hızla tekrar Konras’ın önünde belirdi. Kendisini fark eden çocuğun gözleri tamamen açılırken etrafında bariyer oluşturmaya çalışsa da artık çok geç kalmıştı. Göğsünde patlayan su küresiyle geriye doğru savurulurken iğrenç bir çatırdama sesi duyulmuş ve ağzından da kanlar fışkırmıştı. Kuma bulanmış bir şekilde kaburgasındaki kırıklarına rağmen dizlerinin üstünde durabiliyor ve bilincini kaybetmemek için direniyor gibiydi.

 

“Sa-sadece iki darbede Konras’ı mahvetti.”

 

“Tüm dövüş boyunca kontrol Gan’daydı. Resmen rakipleriyle kedinin fareyle oynaması gibi oynadı.”

 

“Zaten saraya girerken de en saf enerjiyi yoğunlaştırmıştı. Demek ki gerçek bir dâhiymiş.”

 

Gan dizlerinin üstünde ve ağzından kanlar akarak göğsünü tutan Konras’a bakarken arena zemini tekrar parıldamıştı. Bu sefer daha kalın bir kırmızı enerji oluşarak dövüşçülere nüfuz ettiğinde AğaçSakal haykırdı. “Derhal müdahale etmemiz gerek! Bu derece kana susamışlığı kaldıramazlar.”

 

AğaçSakal’ın uyarısıyla tüm üstatlar kendilerine gelmiş ve bariyere yüklenmeye başlamışlardı. “Bu arena büyülü bir hazine falan değil lanetli bir hazine. Ölüm arenası!” SertDuvar ilk baştaki iyimserliğine yanıyordu. Bariyer hafifçe zayıflama belirtisi gösterirken platformdaki ruhani prensin üstatların çabaları karşısında kaşları çatıldı. Belli ki bazı kendini bilmezler eğlencesine müdahale etmek istiyordu. Sağ işaret parmağını önce önündeki gladyatör heykellerinden birine sonra da bariyere uzatırken, gladyatör heykeli parlayarak enerjiye dönüşmüş ve bariyere eklenerek daha parlak ve kalın olmasını sağlamıştı.

 

“Piçe bak!” SuYılanı haykırarak bariyere yüklenmeye devam ederken öğrenciler de üstatları izlemeye başlamışlardı.

 

“Vay canına üstatların saldırıları muhteşem fakat bariyere zarar veremiyorlar.”

 

“Eğer o bariyeri kıramazlarsa arenadakilerin öleceğinden korkuyorlar. Haklı olabilirler. Kıdemli Pera olsaydı dövüşü çoktan durdururdu.” Paurie olayları yorumlarken Concor ve Garyo’nun da oturuşları huzursuzdu. Gan’a bir şey olma ihtimaliyle endişeleniyorlardı.

 

Gözlerinin önüne Concor’un yaralı hali geldi. Arkasından meydan okumasına gülerek ve alayla cevap veren Konras geldi. Eskiden akademide karşılaştığı aşağılanmaları da hatırlarken Gan’ın gözleri kızıllaştı ve başını arkaya atarak derin bir kükreme kopardı.

 

Tuhaf bir şekilde vücuduna nüfuz eden enerjiyle kötü durumda olan Konras bile ayaklanmış ve sarı ceketli çocukla birlikte Gan’ınki kadar olmasa da yüksek bir nara atmışlardı.

 

SuYılanı arenadaki ölümcül krizi seyrederken yüz ifadesi birden donuklaştı. “O çocuklar ölecek.” Derken kendisini dinleyen KeskinNefes’e “Şu çocuk. Gan. “Su Küresi” tekniğinin son seviyesini kavramış. Hırçın su küresi ölümcüldür. Ben bile öğrencilik zamanlarımda değil çok sonradan başarmıştım.” Diye açıkladı.

 

Üstatlar arasındaki konuşma gerçekleşirken Gan sol elinde oluşturduğu hırçın su küresini sarı ceketliye fırlattı. Tamamen çıldırmış gibi saldırsa da sarı ceketlinin bilinci açıktı. Üstüne gelen su küresinden sağa doğru sıyrıldı ve durduktan sonrasında sağ tarafında bir sıcaklık hissetti. Kontrol etmek için baktığında tüm delirmişliği kaybolmuştu. Kolunun büyük bir kısmı yerde dururken sağ omzunun yerinde yeller esiyordu. Acısını bir anda hissederken bilinci kapandı ve yere yığıldı.

 

Gan bir kolu ölü gibi sallanan, diğer kolu ise tamamen kopan çocuğun düşüşünü izlerken korkutucu bir şekilde gülümsedi. Biraz önce ilk attığı su küresi sadece yemdi. Çocuğun kaçacağı tarafa attığı diğer su küresinin hedefi kafası olsa da nişancılığı pek iyi değildi.

 

“AyyyY!!! Kolunu kopardı!”

 

“Korkunç! Yaralanmalar neyse ama şifahane bunu iyileştiremez ki.”

 

“En azından Gan’ın üstün olmasına seviniyorum fakat sizce de şu an çok korkunç değil mi?” Garyo dehşetle arenayı izlerken Paurie ve Concor da kafalarıyla onayladılar.

 

Sarı ceketli çocuk yere yıkıldıktan sonra arenayı tamamen kızıl bir enerji doldururken dövüşü izleyen ruhani prens keyifle sırıtmaya başlamıştı. İzlediği şeyden memnun kaldığı belli oluyordu. Hala bariyere yüklenmeye devam eden üstatların bariyeri zayıflattığını fark edince parmak hareketiyle bir gladyatör daha enerjiye dönüşerek bariyere eklendi.

 

ÇılgınAteş öfkeyle kükredi. “Bu piç bariyeri güçlendirip duruyor. Ateş grubumdan üç öğrencinin canına kıyacak!”

 

Gan etrafında olan bitene dikkat etmiyordu. Tamamen karşısındakileri yok etmeye odaklanmıştı. Sarı ceketli çocuk yere yığılırken Konras da alevli sopasıyla Gan’a saldırıyordu. Gan ark arkaya üç alevli sopa savurmasından sıyrılırken yine uğursuzca sırıttı. Hızlı bir topuk dönüşü yaparken sağ elindeki hırçın su küresiyle Konras’a vurdu.

 

Su küresi Konras’ı Gan’ın eliyle birlikte delip geçerken Konras’ın sırtından ve göğsünden kanlar fışkırdı. Arenadaki manzara korkunçtu. Konras’ın gözleri hızla canlılığını yitirirken kalbinin olduğu yerden girerek arkasından çıkmış olan Gan’ın eli ve kolu tamamen kıpkırmızı kanla kaplı bir şekilde duruyordu. Sanki kolu bir kılıçtı ve Konras’ı delip geçmişti.

 

“Kusacağım sanırım.” Öğrencilerden biri hemen arkasından kusmaya başladı ve dayanamayan birkaç öğrenci daha benzer şekilde kusmaya başladı.

 

“O öldü değil mi? Resmen göz göre göre öldürüldü.”

 

“Şu lanet olasıca bariyeri yok edin artık!!” Bariyerin üstüne onlarca kalın sarmaşık vururken bariyer hafifçe dalgalandı. Olanlara dayanamayan Sienna havada uçuşan saçlarıyla ve yeşil tek parça elbisesiyle korkunç görünüyordu. Ellerinden ve saçlarından yayılan sarmaşıklar ise aralıksız olarak bariyeri dövüyordu.

 

Ruhani prens yine bir parmak hareketiyle bariyeri güçlendirirken arenadan bir gladyatör daha eksildi.

 

Gan’ın kolunu geri çekmesiyle Konras önce dizlerinin üstüne sonra da yüz üstü arenaya devrildi. Vücudundaki geniş delik görenler için korkunç bir manzara oluşturuyordu.

 

Gan hafifçe sırıtarak yavaş adımlarla, hafifçe göğsü inip kalkan ilk bayılttığı kırmızı ceketli çocuğun yanına doğru gidiyordu. Konras’ın arenaya saçılan kanları parlayarak kızıl bir enerji oluşturmuştu ve bu enerji artık sadece Gan’a nüfuz ediyordu. Bu sırada dövüşü heyecanla izleyen ruhani prens “Dai!” diye bağırmış ve arena bir kere daha sarsılmıştı. Anlamadıkları bir dil olsa da artık herkes bu kelimenin öldürmekle ilgili olduğunu tahmin edebiliyordu.

 

“O-onları da ö-öldürecek mi?”

 

“Ama Gök Arena’da kasten öldürmek yasak değil mi?”

 

“Üstatlar bir şey söylemiyorlar. Müdahale de edemiyorlar.”

 

“Bir daha bu arenaya asla çıkmam. Sıralamanın canı cehenneme.”

 

İzleyen öğrenciler tam anlamıyla dehşete düşmüştü. Bu sırada kıdemli Pera “Dövüş bitti. Gan! Sen kazandın! Artık dur!” diye bağırsa da sesi sanki Gan’a ulaşmıyordu bile.

 

“Bu piç gerçekten de hepsini öldürecek. Nasıl olduysa çok fazla güçlenmiş. Benim için bile zorlu artık.” Terra sıkılı dişlerinin arasından tıslayarak konuşurken elindeki şarabı sürahisiyle birlikte kafaya dikmişti.

 

“Bu vahşet hiç normal değil. Çok korkutucu.” Şifahane müdiresi de Gan’ı izlerken elleriyle yüzünü kapatıyordu.

 

“Crack!” Ani bir enerji patlamasıyla arenayı çeviren bariyer parçalanırken kalabalığın arasından yeşil cübbeli, beyaz bıyıklı yaşlı bir adam belirdi. Bariyeri onun dağıttığı, etrafına yaydığı auradan belli oluyordu.

 

Üstatların hepsi yaşlı adamı görünce başlarını eğerek selam vermeye başladı.

 

“Kıdemli üstat BeyazŞahin. Yardımınız için teşek..” Sienna minnetlerini dile getirirken yaşlı adamın el hareketiyle sustu.

 

Ruhani prens bariyer dağıldıktan hemen sonra son ve dördüncü gladyatörü de enerjiye çevirerek tekrar bariyer oluşturdu. Fakat bununla sınırlı kalmamıştı. Elleriyle tuhaf bir hareket yaparken o ana kadar arenadakilere nüfuz eden kızıl enerji çocukların bedenlerini terk ediyordu. Kızıl enerjinin bir kısmı bariyere eklenirken bir kısmı da ruhani prensin etrafında toplanmıştı. Ruhani prens BeyazŞahin’e dik bir bakış atarken BeyazŞahin’in dizleri hafifçe titrese de etrafa belli etmedi.

 

Kızıl enerjinin vücudunu terk etmesiyle Gan aniden duraksadı. Başında hafif bir ağrıyla birlikte tekrar bilincini kazanırken etrafına bir göz attı. Yerdeki kırmızılı çocuğu hatırlıyordu. Fakat Konras! Evet en son Konras’a bir su küresiyle vurarak uçurmuştu. Hızla etrafında dönerek yerde kolu kopmuş yatan sarı ceketli çocuk ve göğsünde koca bir delikle cansız yatan Konras’ı gördü. Görüntü dehşet verici olsa da Gan sakindi. Yaptığı şeyi beğenmemişti fakat pişman da değildi. Yine de böyle sakin kalabildiğini fark etmek dehşet vericiydi. Tepesinden gelen çarpışma sesiyle kafasını kaldırdı.

 

BeyazŞahin rüzgardan oluşan kocaman pençeler göndererek bariyere saldırıyordu. Bariyer saldırıları karşılarken patlama sesleri çıkarsa da dağılmıyordu. Arkasından hortuma benzer yıkıcı bir saldırı daha gerçekleştirdi. Saldırıları sonucunda bariyerin sarı enerjili kısmı dağılmış fakat kızıl enerji biraz zayıflasa da dağılmamıştı.

 

“Dai!” Arena ruhani prensin kükremesiyle tekrar sarsılırken prens direkt Gan’a bakıyordu. Gan’ın bakışları da prensle buluştuğunda hızla gözlerini kaçırdı. Biraz daha bakarsa ruhu ezilecek gibi hissetmişti. Yanlış anlamadıysa herkesi öldürmesini istiyordu. Fakat bilincini kazanmıştı ve bunu yapmayacaktı.

 

Hızla sarı ceketli çocuğun yanına giderek üstündeki ceketi çıkardı. Akupunktur kadar etkili olmasa da “Bio” da öğrendiği birkaç önemli noktaya parmaklarıyla baskı uygulayarak kan kaybından ölmesini engellemek istedi.

 

Prens durumu anlamış olacak ki kaşları örüldü ve oturduğu tahtın kenarlarını sıktı. Belki de dövüş başladığından beri ilk defa ayağa kalkarken sinirli ve heybetli bir görünüşü vardı.

 

Ayağa kalktı! Arenayı başımıza yıkacak.”

 

“Gitmek istiyorum fakat bu işin sonunu da görmek istiyorum! Hem şu kıdemli üstat da burada bir şey olmaz onlar varken değil mi?” İzleyen öğrenciler korksalar da kimse bu tarihi anları kaçırmak istemiyordu.

 

Ruhani prens etrafındaki kızıl enerjiyi yönlendiriyordu. Herkesin şaşkın bakışları altında kızıl enerji hızla yayıldı ve Gan’ı da geçerek yerde yatan sarı ceketli çocuğu sarmalayarak havalandırdı. Başka bir parça da kırmızılı çocuğu alarak havalandırmıştı. Havada aralarında iki metreyle asılı duran çocukların ikisinin de bilinci kapalıydı fakat uzun süredir baygın olan kırmızılı çocuk o anda yavaşça gözlerini açtı.

 

“Kırıl artık lanet olası! Sizler de saldırın durmayın!” BeyazŞahin bir yandan saldırırken bir yandan diğer dış saray üstatlarından da destek istiyordu. Bu kızıl enerjili bariyer tahminlerinden çok daha güçlüydü.

 

Havada asılı şekilde kendine gelen çocuk başlarda etrafa göz gezdirdi ve ardından şokla aptallık karışımı bir ifadeyle bağırmaya başladı. Gan bu duruma daha fazla seyirci kalamayarak elindeki su küresini ruhani prense fırlattı. Fakat su küresi prense yaklaşamadan kızıl enerji tarafından durdurulmuştu. Prens kibirli bir gülümsemeyle Gan’a bakarken elini yumruk yaparak seyircilere uzattı.

 

“Luz turma kuto’s suga yantıb.” Sözlerinden sonra yumruğundan baş parmağını yukarıya doğru kaldırdı. Sanki onaylama işareti gibi görünen hareketin devamında yumruğunu ters çevirerek baş parmağıyla da aşağıyı göstermişti. Bu herkesin anlayabileceği bir hareketti. Bir infaz işaretiydi.

 

“Yoksa! Onları infaz ediyor!”

 

Prensin etrafındaki kızıl enerjiden kısa bir kılıç şekillenirken artık öğrenciler de arenayı çeviren bariyere saldırmaya başlamıştı.

 

“Bariyeri kırın! Öğrencileri kurtarın!”

 

Seyirciler arasında panik ve acı bağırışlar yankılansa da kısa kızıl kılıç sarı ceketli çocuğun yanına gelerek durdu. Ruhani prens işaret parmağıyla hızlıca boyun kesme hareketi yaparak “Dai!” diye bağırdı. Kısa kılıç hızla sarı ceketli çocuğun kellesini havaya uçururken kesilen boyundan oluk oluk kan fışkırıyordu. Arenaya bulaşan kanlar parlayarak kızıl enerjiye dönüştü ve bariyere eklendi.

 

Kısa kılıç kırımızı ceketli çocuğun yanına geldiğinde ise çocuğun gözlerinden yaşlar akıyordu. Artık bağıramayacak kadar korkmuştu ve altında da bir ıslaklık belli oluyordu. Pişman ve yalvarır gibi Gan’a baksa da Gan’ın etrafında dolanan bir parça kızıl enerjinin Gan’ın hareketlerini engellediğini gördü.

 

“Kurtarın beni!” Belki de kalan son gücüyle bağırırken prens de işaretini vermiş ve “Dai!” diye bağırmıştı. Çocuğun kellesi bedeninden ayrılırken bağırmak için açılan çenesi bile henüz kapanamamıştı. İnfazdan sonra iki çocuğun da bedeni arenaya düştü. Kumlara aralıksız akan kanla birlikte arena korkunç görünüyordu.




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1487

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1217

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 1011

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 913

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 812

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 796

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 723

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 641

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 619

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 619

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 216

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 159

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 159

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 137

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 131

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 130

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 125

    Site İstatistikleri

    • 17486 Üye Sayısı
    • 783 Seri Sayısı
    • 36093 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr