"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Donmuş Deniz Düşen Yıldırım - 19 - Gece Tuzağı


Dış sarayda son zamanlarda yayılmaya başlayan haber üstatlar da dahil herkesin dikkatini çekmişti. İç bölgeden kıdemli üstatların bile şifahaneye geldiği söyleniyordu. Kendisini Şifa kralı diye tanıtan biri tarafından üretilen mucizevi merhem herkesin ilgi odağı olmuştu. Kaslar ve derinin yanması ve yaralanmasında kesin iyileşme sağlıyordu. Fakat şifahanede bir kap 500 qi taşıydı. Öğrenciler için indirim yapılsa da dışarıdan almak isteyen biri bu fiyatı ödemek zorundaydı. Stoklar ise sınırlıydı.

 

Gan, Garyo’nun sağ tarafına gönderdiği yumruğundan yana eğilerek sıyrıldı. Fakat yumruk önünden geçerken diğer elinden fırlatılan toprak parçasını da gözden kaçırmamıştı. Ustalıkla eğilerek toprak parçasından da sıyrıldı ve Garyo’ya sert bir çelme çakarak yere düşürdü.

 

“Hahah. Sana dokunmak bile oldukça zor dostum. Ya da son zamanların popüler ismi olan Şifa kralı mı demeliydim.” Garyo sırıtarak gülümserken Gan’ın uzattığı elini tutarak ayaklandı.

 

Gan’ın keyfi yerindeydi. Müdireyle bir anlaşma yapmış ve bundan her iki tarafın da kazançlı olmasını sağlamıştı. Gan kapları müdireye 20 qi taşına satıyordu. Piyasada ne kadar olacağını ise şifahane belirliyordu. Daha sonra ise satılan ürünün yüzde elli kazancı da Gan’a veriliyordu.

 

Müdireye kanı ısınmıştı ve ismini gizleyerek yardımcı olmasını istediğinde kadın anlayış gösterek hiç uzatmadan kabul etmişti. Şüpheleri akademide toplamamak için de şimdilik sınırlı üretim yapıyordu. Geçen kısa zamanda akademi dışına 4 kap satılmış ve Gan da 1000 qi taşı kazanmıştı. Bu rakam bir akademi öğrencisi için astronomikti.

 

Garyo cebinden bir qi taşı çıkartarak yavaşça özümsemeye başladı. Sabahtan beri Gan’la çalışıyordu ve yine tükenmişti. Bugün tükettiği 4. qi taşıydı. Biraz zaman geçtikten sonra enerjisi tekrar yenilenmiş bir şekilde ayağa kalktı.

 

“Qi taşları için teşekkür ederim dostum. Bunun karşılığını nasıl öderim bilmiyorum.”

 

“Sana güçleneceğini söylemiştim. Karşılığı dert etme hadi gel.” Gan eliyle Garyo’ya tekrar saldırmasını işaret ederken Garyo çoktan ellerinde toprak yoğunlaştırıp saldırmak için hareketlenmişti.

 

Paurie yanlarına geldiğinde Garyo tekrar dinleniyordu. Kız biraz hayal kırıklığına uğramış bir şekilde yere otururken “Çok az kalmıştı. Şu lanet testin ikinci kuklasına yine yeterince hasar veremedim.” Diye hayıflandı.

 

“Bu kadar kısa sürede iyi gidiyorsun Paurie. Aceleci olma.” Gan kızı teselli ederken Garyo da başını sallayarak Gan’a hak veriyordu.

 

Bir süredir birlikte çalışıyorlar ve güçleniyorlardı. Gan artık Enerji Biçimlendirme konusunda da başarılı olduğunu arkadaşlarıyla paylaşmış ve Paurie ile Concor’u da şok etmişti. Şimdi kazandığı qi taşlarıyla birlikte herkesi olduğundan daha güçlü hale getirip iç kaleye öyle geçmek istiyordu.

 

“Hadi birlikte gelin.” Pis bir şekilde sırıtarak ikiliyi kışkırttı.

 

Hemen ayaklanan ikili de bunu bekliyor gibiydi. Paurie’nin elleri ve bacaklarında yoğun ateşler oluşurken Garyo da kendisini toprak katmanlarla örtmüştü.

 

Paurie arka arkaya ateş parçaları fırlatırken Gan bunlardan rahatça sıyrıldı. Arkadaşları her ne kadar güçlenmiş olsalar da saldırı hızları Gan için fazlasıyla yavaştı. Enerji kontrolü ve yoğunlaştırmalarını rahatça takip edebiliyordu.

 

İkilinin savaş stratejisi basit ama etkiliydi. Toprak katmanlarla yavaş hareket etse de yakın menzile girdiğinde dövüş yetenekleriyle tehlikeli olan Garyo, arkasında Paurie’nin aralıksız saldırılarına güvenerek Gan’a yaklaşmaya çalışıyordu.

 

Gan Paurie’nin fırlattığı üç ateş parçasından sıyrıldığında Garyo da oldukça yakınına girmişti. Kendisine doğru yükselen toprak yumruğu görünce sağ eliyle tazyikli su püskürttü. Karnından vurulan Garyo üzerindeki ağırlığa rağmen iki adım geri sendelerken yumruğu da boşlukta savrulmuştu.

 

Gan antremanın biraz daha eşit olması adına enerjisini biçimlendirmiyordu.

 

Bacaklarının etrafında oluşturduğu büyük su kütlelerini Paurie’ye yollarken öğrendiği yakın dövüş kitabıyla enerjisini kombine ediyordu.

 

Paurie gelen saldırı karşısında etrafında kalın bir ateş tabakası oluşturdu. Saldırıdan kaçınsa da üzerine düşen bir kısım su parçası da alevleriyle buharlaşmıştı. O sırada Garyo’nun Gan’a toprak parçaları fırlattığını görerek hızla harekete geçti.

 

Gan Paurie’nin harekete geçtiğini görünce gülümsemişti. Garyo’nun arka arkaya gelen toprak saldırısından bazen kaçınırken bazen de blokladı. O sırada dibine giren Paurie’nin alevli tekme saldırıları kendi koruyucu su katmanıyla çarpışınca etrafa hafif buhar dalgaları yayılıyordu. Garyo’nun da katılmasıyla tamamen yakın dövüşe dönen antreman uzadıkça Garyo ve Paurie’nin nefesleri sıklaştı.

 

“Kendinizi kollayın!” Gan uyarısını yaptıktan sonra önce Paurie’nin karnına sert bir yumruk geçirmiş ardından salınımını hiç bozmadan Garyo’nun çene altına bir dirsek çıkarmıştı. Sınırına gelmek üzere olan ikili, yere çökerken Gan’a sanki bir yaratıkmış gibi bakıyorlardı.

 

Hızını alamayan Gan hemen sağ elinde hırçın su küresi oluşturarak arkasında duran kuklaya fırlattı. Su küresi kuklayı delip geçerken Gan da sırıtıyordu. Saldırısı eskisine kıyasla çok daha güçlüydü.

 

Meridyenlerini açmayı tamamlamıştı. En son meridyenini de açtığında vücudundan yayılan parlaklık yurtta bile dikkat çektiği için durumu açıklamakta zorluk çekmişti. Artan parlaklıkla birlikte etrafına yayılan enerji sebebiyle uzayın bile bozulduğunu hissetmişti. Meridyenleri tamamen açıldığından beri kendisini yenilmez hissediyordu.

 

İki gün önce Garyo ve Concor’u odasına çağırmıştı. Merdiyenlerinin açılmasından bahsetmese de bir tür tedavi uygulayarak yetişimlerini güçlendireceğini söylemişti. İkisi de ateşböceği ve iyot tozu yutarken öğürse de dayanarak üstüne şarabı da içmişlerdi. Fakat devamı Gan için oldukça beklenmedik olmuştu.

 

Meridyenleri Gan’ınki gibi çok parlak değillerdi. Kendisinin ilk haline kıyasla daha fazla açık meridyenleri olsa da soluk parlıyorlardı. Daha fazla meridyen açmak için iğnelerle işe başlamış fakat sadece bir ana bir de orta meridyen açtığında iki çocuk da sınırlarına dayanmış ve titremeye başlamışlardı.

 

Dövüşten sonra qi taşı özümserlerken soluk alışverişleri de düzelen ikiliye bakarak “Concor’un ne durumda olduğunu bilen var mı?” diye sordu. İkisi de haberleri olmadığını belirtmek için kafalarını sağa sola sallamışlardı.

 

 

“İşte bu! Hahahahah!” Concor rüzgar elementinin ilk katında deliler gibi bağırıyordu. Biraz önce rüzgar elementiyle kaynaşan enerjisi kendisine geri dönmüş ve beklemeleri sonuç vermişti. Belki de Gan’ın yetişimini güçlendirmek için yaptığı şey işe yaramıştı. Bir kere daha kalbi arkadaşı için minnettarlıkla doldu.

 

Anın heyecanıyla ellerindeki enerjiyi rüzgara dönüştürmeye çalıştı. Aradan biraz zaman geçince ellerinde hissettiği hafif esinti ile yüzünde gülücükler açmıştı. Gan’ın verdiği rehberle çalışmaya devam edecekti.

 

Elementler Salonu’dan çıkarak yurda yürürken gece çökmüştü. Concor gözleri heyecanla parlarken artık arkadaşlarına yetişebileceğini düşünüyordu. Aralıksız çalışarak Garyo ve Paurie’yi kısa sürede yakalayacaktı.

 

Yemekhanenin arkasından gelen çığlığı duyunca irkilerek durdu. Sesin geldiği tarafa doğru baksa da hiçbir şey seçemiyordu. Cesaretini toplayarak ne olduğunu görmek için sesin geldiği tarafa yöneldi. Yavaş adımlarla ilerlerken kalbinin atma sesi kulaklarında duyuluyordu.

 

Zifiri karanlık bir köşede yerde yatan çocuğu gördü. Çocuğun sırtı kendisine dönüktü ve derin derin nefes alıyordu.

 

Concor hızla çocuğun yanına giderek üzerine eğildi. Neyi olduğunu sormak için omzundan çevirdiğinde ise çocuk bir anda gülmeye başlayarak “Hahahahaha! Cesur şövalyem benim. Eşyayı aktifleştirin!” Demiş ve 10 metrekarelik bir alanı kaplayan hafif şeffaf bir bariyer oluşmuştu. Bariyer 10 metrekarelik bir kare şeklindeydi.

 

Concor bir şeylerin ters gittiğini fark ederek hızla çocuktan uzaklaşmaya başlarken arkasındakilere çarparak durdu. Başını çevirdiği anda burnuna gelen bir yumrukla da kendisini yerde bulmuştu. Acıyla elini burnuna götürerek burnundan akan kanları durdurmaya çalıştı. Gerilerken arkasında duran iki kişiye çarpmış ve gafil avlanmıştı. Biraz önce yerde yatan çocuk da ayaklanarak ellerinde alevler oluştururken artık suratı görünüyordu.

 

“1. Yurttan Konras. Bunlar ne demek oluyor?” Concor şaşkınlıkla ışık yüzüne vurduğunda tanıdığı çocuğa bakıyordu. 1. Yurdun en iyilerinden birinin kendisiyle ne işi olabilirdi. Daha da gerip olan ise diğer ikilinin de 1. Yurttan olduğuna emindi.

 

Konras Concor’a yaklaşırken “Kişisel bir şey değil. İş diyelim. Güçlü birini gücendirmişsiniz.” Diyerek karnına sert ve alevli bir tekme geçirirken Concor acıyla bağırdı.

 

“İstediğin kadar bağırabilirsin. Kullandığımız büyülü eşya bu alandaki sesin dışarı çıkmasını engeller.”

 

Bu sırada diğer ikili de bacaklarında ateşleri toplayarak yerdeki Concor’a tekme atmaya başlamışlardı. Concor’un bağırışları gecenin sessizliğini bozsa da, on metrekarelik bir alandan dışarı çıkamıyorlardı. Acıyla bağırmaktan sesi de kısılmaya başlamıştı.

 

“Tamam durun. Kaldırıp şu köşeye oturtun.” Konras diğerlerine emir vererek Concor’u yemekhane duvarına yaslar pozisyonda oturttu. Belinden çıkardığı küçük bıçak ise alevlerin ışığında tehditkar bir şekilde parlıyordu.

 

Bıçağı gören Concor’un yanmış suratı korkuyla çarpılırken gözlerinde de yaşlar birikmişti. “Neden beni öldürmek istiyorsunuz!” Sesi kısık ve biraz titreyerek çıkıyordu.

 

Konras sol elinde oluşturduğu yoğun alevlere sağ elinde tuttuğu bıçağı yaklaştırmış ve ısınmasını bekliyordu. Yaklaşarak Concor’un suratına eğildi. “Dediğim gibi güçlü birini, patron Terra’yı gücendirmişsiniz. Fakat endişelenme. Seni öldürmeyeceğim. Sadece suratına bir iz bırakmam gerekiyor. En önemlisi de başına gelen her şeyin sorumlusu Gan denen o çocuk. Patron bunu iyi bilmeni istedi.”

 

Konras elindeki bıçağın metali hafif kırmızılık yaymaya başladığında ateşten çekti. Bıçağı kullanarak gözleri korkuyla fal taşı gibi açılmış olan Concor’un sağ kaşının üstünden sağ çenesine kadar geniş bir hilal çizdi. Suratındaki yanıklara bir de aralıksız akan kan eklenen Concor, korkunç görünüyordu.

 

Konras bıçağı bir kenara fırlatarak Concor’u saçlarından kavradı ve kulağına eğildi. “Bu gece olanlardan herhangi bir akademi üstadına veya kıdemli birine bahsedersen.. Sevgili annen, ninen ve dedeni bir daha göremeyeceğinden emin olabilirsin. Şimdi Gan’a ileteceğin mesajı da iyi dinle. Bir hafta içerisinde sıralamada bana meydan okuyacak. Aksi takdirde sen ölürsün. Birilerine giderseniz de ailen ölür. Yeterince iyi açıkladım değil mi?” Sözlerini bitirdiğinde kafasını sallayarak ve hıçkırarak ağlamaya başlayan Concor’un kafasını sertçe duvara çarparak bayılttı.

 

 

“İşlem tamamdır patron. Çocuğu ezdik.”

 

Konras ifadesiz bir suratla Terra’ya rapor verdi. Yarı çıplak ve saçları ıslak olan Terra’nın duştan yeni çıktığı belliydi. Havadaki parfüm kokusuna bakılırsa içeri odada birileri daha olmalıydı. Terra bedenini ısıtarak hafif buharlar çıkmasını sağlarken saçları da hızla kurumaya başlamıştı.

 

Köşedeki çekmeceden çıkardığı bir kutuyu Konras’a uzattı. “İşte ödemenin yarısı. Bana fazla pahalıya patladın ama arenada bir kaza eseri Gan’ı sakatlayacağına güveniyorum.” Derken dudakları uğursuzca kıvrılmıştı. Konras hafif bir baş işaretiyle kutuyu alırken “Merak etme patron. İyi geceler.” Diyerek Konak’ı odayı terk etti. Fakat Konak’ı terk etmeden önce derin bir iç geçirerek etrafa göz gezdirdi. Bir gün mutlaka buraya gireceğine söz vererek dişlerini sıktı ve uzaklaştı.

 

 

Gan AğaçSakal’ın dersine bir uğramış, oradan Concor’un yurt odasına bakmıştı fakat çocuğu görememişti. Elementler Salonu’da çok çalışıyor olmalıydı. Arkadaşının bir an önce güçlenmek istemesini anlıyordu ve yardımcı olmak için elinden geleni yapıyordu. Concor’u rahatsız etmek istemedi ve Kukla Evi’ne doğru döndü. Garyo ve Paurie ile idman yapacaktı.

 

Paurie ile teke tek bir mücadele gerçekleştirirken isminin seslendiğini duydu. Şifahane müdiresi telaşlı bir ifadeyle yanlarına geldiğinde kızarmıştı. Biraz soluklandıktan sonra sabah karşı şifahanenin önüne atılmış olan Concor’u bulduklarını anlattı. Müdireyi dinleyen üçlünün ifadesi aptallaşırken hızla şifahaneye koşmaya başladılar.

 

Concor’un odasına girdiklerinde manzara korkunçtu. Çocuk uyuyordu. Garyo’nun Kara Orman’dan sonraki durumu gibi tamamen yanıklarla doluydu. Fakat müdirenin söylemesine göre yanıkların yanında çok sayıda kırığı da vardı.

 

“En korkuncu da bu. Bıçak izine benziyor.” Müdire eğilerek Concor’un suratındaki sargıyı biraz açtı. Ortaya çıkan hilal şeklinde derin yara izi tek kelimeyle korkunç görünüyordu. O sırada Concor da etrafındaki seslerle yavaş yavaş ayılmaya başlarken Gan’la göz göze geldi.

 

“Bana neler olduğunu anlat!” Gan sakin bir şekilde sormaya çalışsa da dişlerini sıkıyor ve sesindeki ton bir felaketin yaklaştığını belli ediyordu.    




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1487

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1217

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 1011

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 913

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 812

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 796

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 723

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 641

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 620

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 620

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 216

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 159

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 159

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 137

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 131

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 130

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 125

    Site İstatistikleri

    • 17486 Üye Sayısı
    • 783 Seri Sayısı
    • 36094 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr