Donmuş Deniz Düşen Yıldırım - 18 - Mucizevi Sınıf İlaç


"Garyo taburcu mu oldu !?"

 

Şaşkınlıkla konuşan kişi yuvarlak yüz hatları ve kısa saçlarıyla şifahane müdiresiydi. Kendisine bilgi veren hemşiresi, bir suç işlemekten korkarak başını eğdi ve bilgiyi onayladı.

 

Müdire elini çenesine koyarak sesli düşünmeye başlarken oldukça sevimli görünüyordu fakat kızgın gibiydi de.

 

"O çocuğun 4 kaburga kırığı ve felaket yanıkları vardı. En az 1 ay yataktan çıkması bile zor olmalıydı. Gerçi elimizde süreci hızlandırabilecek ilaçlar mevcut ama şifahane kuralları gereği, özel formüller üreticisinin izni olmadan kullanılamıyor. İzin için de çoğunlukla ödeme isteniyor."

 

Müdire eline birkaç evrak alırken "Garyo, özel ilaçlardan talep etti mi ?" diye sorsa da cevabı ellerindeydi. Stoklarında bir azalma veya talep yoktu.

 

"Iıımm şey olabilir mi efendim.." Hemşire kısık sesle konuşmak isterken sanki saçma bir şey söyleyecekmiş gibi utanmıştı.

 

"Ne?" Müdire gittikçe kızmaya başladı. Bir ihtimal çocuğu iyileşmeden bırakmış olabileceklerini düşünmek sinirini bozmuştu.

 

Hemşire kucağındaki önlük cebinden 2 kutu çıkartarak müdirenin önüne koydu. Kutulardan yayılan kötü koku müdirenin suratını ekşitmişti.

 

"Ben Garyo'yu en son kontrol ettiğimde her zamanki gibi kötü durumdaydı. Fakat sürekli ziyaretine gelen iki çocuk tekrar geldi. Hatta biri de tek kaburga kırığından yatan Gan adlı çocuk. Korucu Sera'nın manevi oğlu. Aradan fazla zaman geçmeden ise dördü birden odadan çıkıp taburcu olmak istediklerini bildirdiler."

 

Hemşire konuşmaya devam ederken söylediğine kendi de inanmıyor gibiydi.

 

"Şey. Kötü durumda olması gereken çocuk tam tersine yeniden doğmuş gibiydi. O kömür karası bedenden sağlıklı bir pembelik fışkırıyordu. Bu durumda ben de taburculuğu onayladım. Odaya göz attığımda bu kapları buldum ve size de gösteririm diyerek sakladım."

 

Müdire hemşirenin anlattıklarına inanmakta güçlük çekse de önündeki kaplar gerçekti. Daha dikkatli bir şekilde koklayınca, kaptan yayılan güçlü tıbbi aromayı hissedebiliyordu.

 

"Şu çocukların isimlerini ve kaldığı yurtları öğren. Sonra da benim yanıma gönder.”

 

“Peki efendim.” Hemşire hızlıca odayı terk ederken müdire oldukça düşünceli görünüyordu.

 

 

Dış kale kapısında Sea sanki Gan’ı hiç bırakmayacakmış gibi sararken, diğerleri de Sea’ya bir çeşit yaratıkmış gibi bakıyordu. Sea dış saraya girme izni olmadığı için Gan’dan haber alamamış ve sürekli Sera’yı darlayıp durmuştu. Sonunda Gan’ı görünce de bir daha bırakmayacak gibiydi.

 

Fakat diğerlerini şaşırtan şey bu değildi. Korkunç olan şey, Sea’nın enerjiyi yoğunlaştırmış olmasıydı.

 

“Hahahaha! İşte benim kızım. Nasıl da abisine çekmiş. Resmen bir dahi.” Gan keyifle böbürlenirken küçük kız da hafifçe kızarıyordu.

 

“Sana verdiğim rehbere iyi çalış. Eğer başarabilirsen dış saraya girdiğinde çoktan orta seviye aşamasında olursun ve hemen elementle kaynaşmaya çalışırsın.”

 

“Tamam abi. Bir an önce saraya girmek istiyorum. Sana sahip çıkmam lazım. Aksi takdirde kendini öldürteceksin.” Sea bunları söylerken Gan’ın çevresindekilere hoş olmayan bir bakış attı. Sanki bir adama sahip çıkamıyorsunuz der gibiydi. Garyo bir şeyler söylemek istese de vazgeçerek başını eğdi. Halbuki en az zarar gören Gan’dı.

 

“Hey çocuklar..!”

 

Telaşlı bir sesin kendilerini çağırdığını duyduklarında herkes döndü. Beyaz kıyafetleri içerisinde bir hemşire telaşla kendilerine doğru geliyordu.

 

“Sizleri şifahane müdiresi görmek istiyor. Lütfen beni takip edin.”

 

Dörtlü Sea’nın mutsuz bakışları altında hemşireyi takip ederken sebebini az çok tahmin edebiliyorlardı.

 

 

Şifahane müdiresi karşısındaki dört çocuğa bakarken biraz otoriter görünmeye çalışsa da tam tersine oldukça sevimliydi. Elindeki kapları masanın üstüne koyduktan sonra sordu.

 

“Bu kaplardaki ilacı siz mi yaptınız?”

 

Gan başıyla onaylarak “Evet ben yaptım efendim.” Derken hafif mahcup görünmeye çalışıyordu.

 

Müdire böyle bir cevap beklemiyordu. Eğer felaket seviyedeki yaraları iyileştirmiş bir ilaç ise kesinlikle büyük bir şifacı yapmış olmalıydı. Bu çocuk yalan söylüyor olmalıydı.

 

“Bu arkadaşın bu ilaç sayesinde mi iyileşti peki?” Garyo’yu işaret ederek şüpheli bir şekilde sorarken Garyo da Gan da başıyla onayladı.

 

“Yani sen o derecedeki yanıkları tamamen iyileştiren bir merhem yaptın?” Müdire üstüne basa basa tekrarlarken bu sefer 4 çocuk da kafasıyla onaylamıştı.

 

Hafifçe öksürerek şok olduğunu gizlemeye çalışan müdire Gan’ı yoklamaya karar verdi.

 

“Sakıncası yoksa formülünü öğrenebilir miyim?” Müdire her ne kadar kendisini sakin kalmaya zorlasa da ses tonundan heyecanı anlaşılıyordu. İşin kötü tarafı rol yapamayacak kadar masum olan yüzündeki ifadeler her şeyi belli ediyordu.

 

Gan hafifçe sırıtarak cevapladı. “Olmaz. Formül bana ait ve herkesle paylaşmam.”

 

Müdire kıpkırmızı olurken “Eh şey doğru tabi. Paylaşmak zorunda değilsin.” Fakat biraz duraksadıktan sonra yüzü aydınlanmıştı.

 

“Formülünü vermen karşılığında Konak’a girmeye ne dersin? Sonuçta bu şifacılık yeteneğiyle Konak’da olmanı sağlayabilirim. Veya formülü vermesen de kimden öğrendiğini söylesen.”

 

“Hayır istemem. Formülü de kendim buldum.”

 

Müdire gerçekten iyi bir yerden yakaladığını düşünerek gülümserken reddedilerek tokat yemiş gibi olmuştu. Her öğrencinin üzerine atlayacağı bir teklifi mi reddetmişti bu çocuk.

 

Gan müdirenin çaresizce ifadeden ifadeye girdiğini izlerken yeterince eğlendiğini düşündü.

 

“Fakat başka bir şey düşünebiliriz. Size birkaç kap hazırlayıp satmama ne dersiniz?”

 

“Ne kadar?” Müdire hala bir şans olduğunu gördüğünde tereddüt etmeden sordu.

 

“Bir kap, 20 qi taşı. Saflığı en kötü parlak turuncu olacak. Fakat saflığı daha yüksek olursa miktarı da  düşürürüm.”

 

“İmkanı yok.” Müdire hızlıca reddederken şu anda şifahanedeki en iyi ilaçların tamamen açık formülleri 200 qi taşından fazla değildi. Fakat bu çocuk sadece bir kap hazırlamaya ve 20 qi taşı istiyordu. Mümkün değildi.

 

“Peki siz bilirsiniz. Hoşçakalın.” Gan yavaşça ayaklanırken diğerleri de ona uymuştu.

 

“Önce bir test etmek gerek.” Henüz kapıya yönelirken müdirenin sesiyle durdu. Tekrar dönerken sırıtıyordu. Bu tatlı kadını gerçekten sevmişti.

 

“Peki o zaman. Birkaç saat içinde size bir kap hazırlayacağım. Eğer ikna olursanız teklifimi düşünürsünüz. Fakat test numunesi için bir seferlik 5 qi taşı alacağım.”

 

Müdire tekrar reddetmek üzereyken çenesini kapattı. Eğer gerçekten mucizevi bir ilaçsa sonradan pişman olmak istemiyordu. Bu test numunesini kendi cebinden ödeyecekti.

 

 

Gan odasında macunu hazırlarken önceki yaptığı gibi uğraşmadı. Sadece kıvamını arttıracak kadar yağ ekleyerek bıraktı. Arkasından silver otunun yapraklarını çantasından çıkartırken duraksadı. Şimdi müdireye götüreceği merhem için formülün oranlarını ve içeriğini biraz değiştirmişti. Garyo için yaptığını ifşa etmek istemiyordu. Fazla dikkat çekerdi.

 

Silver otunun sadece yapraklarını koyması gerekirken biraz da saplarını dahil ederek havana koydu. Patnas kökünün olgunlaşmamış kısımlarını kullanması gerekirken daha renkli ve olgun kısımlarını keserek havana ekledi. Tıbbi tuzu da eklediğinde yaptığı işi beğenmişti.

 

“Yanılmıyorsam bu şekilde oldukça etkili olacaktır fakat mucizevi olmayacaktır. Herhalde Garyo’ya bunu versem tamamen iyileşemezdi.”

 

Merhemi hazırlayıp kaba koyduktan sonra tekrar şifahaneye giderken kazanabileceği qi taşlarıyla gözleri parlıyordu.

 

 

Müdire elindeki kabı açarak kokladıktan sonra ortama yayılan kötü kokuyu tanımıştı. Sarımsı renkteki merhem son derece kıvamlı ve parlak görünüyordu.

 

Gan müdirenin merhemi biraz incelemesine izin verdikten sonra “Test ödemesini alabilir miyim?” diye sordu.

 

“Önce kirliliğini test etmeliyim. Herhangi bir problem çıkmazsa vereceğim.”

 

Çekmecesini açarak ince bir çubuk çıkartırken Gan da afallamıştı. “Bio” sayesinde formüllere uyarak kirliliği giderdiklerini biliyordu. Bu şifanın temeliydi. Fakat bunun ölçülebildiğini bilmiyordu. En azından “Bio”da böyle bir bilgi yoktu.

 

“Kirlilik seviyesinin ne olmasını bekliyorsunuz efendim?” Konu hakkında biraz bilgi almak amacıyla sormuştu. Müdire kısık gözlerle merhemi süzerek yorum yapmaya başladı.

 

“Biliyorsun kirlilik seviyelerine göre çubuk parlıyor. Parlamazsa yüzde 50’den daha kirli yani işe yaramaz. İlk kısmı parlarsa olağan, ikincisi olağanüstü, üçüncüsü doğaüstü, dördüncüsü mucizevi ve tamamen parlaması ise göksel ilaç olduğu anlamına gelir. Gerçi şimdiye kadar hiç olağanüstüden daha kaliteli ilaç görmedim. Fakat iç sarayda daha kaliteli ilaçların olduğunu biliyorum.”

 

Dalgın dalgın merheme bakarken bir an hafifçe gülümsedi. Konudan sapmış, dalgınlıkla boş boş konuşmuştu. Neyse ki çocuk dinlediklerinden memnun gibiydi. Gerçekten Gan’ın detayları öğrenmek için uğraşmasına gerek kalmamıştı. Halinden memnundu.

 

“Her neyse soruna gelince. Olağanüstü olmasını umut ediyorum.”

 

Enerjisiyle çubuğu aktifleştirirken merheme batırarak beklemeye başladı.

 

Gan dikkatle çubuğu izlerken kafasından türlü türlü düşünce geçiyordu.

 

“İyi ki formülü değiştirmişim. Acaba ne seviye çıkacak? Keşke formülle o kadar oynamasaydım. Ya çok kirli çıkarsa!” Aradan geçen kısa zamanda çubuğun ilk kısmı parlamaya başladı. Gan’ın ifadesi biraz rahatlarken müdireninki bu hızlı parlamadan dolayı daha ziyade şaşırmış gibiydi.

 

Birkaç saniye sonra ikinci kısım parladı. Fakat parlaklık durmuyor, yavaş da olsa sürekli yükseliyordu. Müdirenin ve Gan’ın şaşkın bakışları altında neredeyse olağanüstünün tepesine varmak üzereydi. Nitekim vardı ve üçüncü kısım da parladı.

 

Müdirenin çubuğu tutan elleri hafifçe titrerken Gan da içinden lanet ediyordu. Bu gidişle “Bio” formülünün değişmiş hali bile göksel olacaktı. Nasıl bir canavarın mirasıydı bu!

 

Parlaklık üçüncü kısımı tırmandıkça sanki biraz yavaşlamıştı. Gan dişlerini sıkarken müdire ise boş boş çubuğa bakıyordu. Üçüncü kısmın da sonuna ulaşan parlaklık dördüncü kısma geçmiş ve başlarında biraz daha yükselerek durmuştu.

 

Ortama derin bir sessizlik çökerken çubuğun parlaklığı o an içinde bulunduğu merhemin mucizevi sınıfında bir ilaç olduğunu ispatlıyordu.

 

Müdire aniden hareketlenerek çubuğu çekti ve çekmeceye geri koydu. Çekmeceden elleri titreyerek çıkardığı 5 qi taşını Gan’a uzatırken bir yandan da kapağı kapatıyordu.

 

Sesi titreyek “Bu ilacı yapmayı nasıl öğrendin bilmiyorum çocuk. Fakat şimdi bir hasta üzerinde deneyeceğim. Eğer beklediğim etkiyi görürsem şartlarını kabul ediyorum. Her kap için 20 qi taşı.”

 

Dış kaleye çıktıklarında Gan oldukça şaşırmıştı. Dış kalenin şifahanesine doğru yol alırlarken müdire durumu açıklamıştı. Dış saray ve dış kaledeki iki şifahane de ortaktı.

 

Yatakta yatan ağır yanıklara sahip yaşlı bir adam ve yanında bekleyen küçük çocuğu görünce Gan tuhaf hissetti. Müdire küçük çocuğun tek ailesinin yaşlı adam olduğunu, fakat adamın demirci olduğu için ocağın patlaması sonucu bu hale geldiğini anlatmıştı.

 

Yaşlı adamın sargılarını açtıktan sonra Gan’ın hazırladığı macunu adamın yanık yerlerine sürdü. Adamın yanıkları Garyo’ya kıyasla biraz daha hafif sayılsa da pek iyileşecek gibi değillerdi. Fakat müdirenin ve Gan’ın hayran bakışları altında yanan kaslar hızla toparlanırken deri de sağlıklı rengi ve kıvamıyla tekrar oluşuyordu. Sadece bir dakika içerisinde adamın tüm yanıkları iyileşmişti. Tekrar akademiye dönerlerken arkalarında neşeli ve mutlu bir çocuk dedesine ışıldayan gözlerle bakıyordu.

 

Bu tedavi için herhangi bir karşılık almaması ise müdireyi Gan’ın gözünde yükseltmişti. Mucizevi sınıfında bir ilacı böyle bir durum için kullanmıştı. Gerçekten iyi yürekliydi.

 

“Bundan sonraki her kap için 20 qi taşı verebilirim. Bu arada bayağı popüler olacaksın. Başkaları da ilacını satın almak isteyebilir. Dürüst olmak gerekirse bu merhem için servet ödeyebilecek insanlar çıkacaktır. Kendini hazırla.”

 

Gan müdirenin söylediklerine hak veriyordu. İlacın sınıfını öğrendiğinde bu kendisi için de oldukça şaşırtıcı olmuştu. Bu durumun başına sıkıntı olma ihtimali yüksekti.

 

Müdireyi durdurarak aklına gelen bir fikir hakkında konuşmak istedi. Bir süre boyunca kafasındakileri anlatırken müdire de başıyla onaylıyor hatta zaman zaman gülümsüyordu. Saraya döndüklerinde ise Gan halinden memnun bir şekilde sırıtarak SuYılanı’nı aramaya koyuldu.

 

 

Gan SuYılanı’nı bularak söz verdiği şeyleri anlatmasını isterken SuYılanı Gan’ı gördüğüne şaşırmıştı.

 

“Bu kadar çabuk iyileşmeni beklemiyordum. Şifahane iyi çalışıyor olmalı. Müdiresine de bayılırım ayrıca.” Müdireden bahsederken bakışları da özlem doluydu. Elindeki meyve suyundan bir miktar da Gan’a doldurarak övgüyle devam etti.

 

“Gerçekten korkunç bir yeteneğin var. Sadece bir ay içerisinde sıralamaya girdin ve Mavi Sazan’ın elementiyle kaynaştın. Öğrencim olman da ayrı gurur verici. Şimdi söyle bakalım. Ne öğrenmek istiyorsun?”

 

“İlk olarak Mavi Sazan’ın elementi dediğiniz şey nedir? İnce bir iplik gibiydi.”

 

“Tahmin etmesi zor değil. Mavi Sazan’ın meridyen parçası.” SuYılanı uzun saçlarını topladığı tokasını düzelttikten sonra devam etti.

 

“Bir yaratık öldükten sonra meridyenleri de gücünü kaybeder. Bazı güçlü yetişimciler meridyenler tamamen solmadan bir parçayı elde edebilecek tekniklere sahiptir. Fakat başarı şansı düşüktür ve güçlü yaratıklar genellikle ölecekleri anda meridyenlerini imha eder. En tercih edileni, yaratığın canlı yakalanarak meridyeninin çıkartılması. Tabi yaratığın kendisini imha etmesini de engellemek gerek. Bunu meslek edinen yetişimciler var. Grup halinde çalışıyorlar.”

 

Gan dikkatle dinlerken bunlardan bahseden kitaplar neden kütüphanede yok diye düşünüyordu. SuYılanı’nın söylediklerinden sonra “Bizler de meridyenle kaynaşabilirsek yaratığın ürettiği elementle kaynaşmış oluyoruz.” Diyerek kafasını salladı. Aklına mağarada kendisinin özümsediği sarmal şeklindeki enerji gelirken “Bizim direkt meridyeni özümseme ihtimalimiz var mı?” diye sordu.

 

SuYılanı şaşırırken hızlıca cevapladı. “Hayır. Şimdiye kadar böyle bir şeyi hiç duymadım. Denendiyse bile başarılı olması pek mümkün değil. Sonuçta yaratıklar ve insanlar farklı şeyler.”

 

“Anladım üstat.”

 

“Yetişim dünyası iç bölgeye geçtiğinizde başlar. Yolunuzu ona göre çizersiniz.” SuYılanı biraz duraksadıktan sonra devam etti. “İç bölgeye geçemedikten sonra bilmenin anlamı olmayan şeyler var. Fakat senin geçeceğine eminim. Şimdiye kadar kaynaştığınız elementler zayıf olduğu için enerjiniz çok kirli olmadığı takdirde kaynaşabilirsiniz. Fakat daha güçlü yaratıklarda başka yöntemler kullanman gerekir. Elementler Salonundaki 3. Kat elementi, bekleyerek kaynaşabileceğin en güçlü su elementidir. Fakat iç bölgeye geçtiğinde ise daha da güçlenmek, sadece enerjine değil gücüne de bağlı olacak.”

 

Gan henüz hiçbir şey bilmediklerini anlamaya başlamıştı. Henüz yetişim yoluna adım bile atmamış bebekler gibiydiler.

 

“Peki üstat buz konusu? Buz da kullanmak istersem?”

 

“Önce “Su Küresi” tekniğinde ustalaşmadan sana bunları anlatmak istemiyordum fakat söz vermiş bulundum.” SuYılanı gözlerini devirerek gülümsedi ve devam etti.

 

“İki yol var. İlki, anlattığım gibi buz elementine sahip bir yaratık meridyeni bulabilirsin. Fakat hem ikinci elementin olacağı hem de Mavi Sazan gibi mücadele etmeden kaynaşabileceğin bir buz meridyeni olmadığı için kaynaşabilmen oldukça düşük bir olasılık. İkinci yol ise elementin olan suyu soğutarak buza çevirmek. Bunu yapabilmek için öğrenebileceğin teknikler olsa da şu anda öğrenemezsin. Ve gerçekten zordur. Çünkü enerjini suya, suyu da soğutarak buza çevirmen gerekir. Kişisel olarak buz için harcayacağın zamanını su elementinde ustalaşmak için kullanmanı tavsiye ederim.”

 

SuYılanı Gan’ın biraz hayal kırıklığına uğradığını görüyordu.

 

“Önce “Su Küresi” tekniğini öğren. Basit tekniktir. Kullanmak için büyü sözcükleri bile kullanmana gerek yok. Fakat “Küçük Göl” dış saray için biraz daha ileri seviye. İlerleyen zamanda yerine daha alternatif bir şey koysam iyi olacak. Eğer Konak’a girersen kütüphanenin 3. Katında element teknikleri olmasa da enerji kullanımıyla ilgili önemli teknikler de var. Hatta çok önemli ve çeşitli. Enerji tekniklerinde birden fazlasına odaklanmak buz için uğraşmaktan daha kolaydır.” Derken göz kırpmıştı.

 

Gan SuYılanı’nı dinlerken içten içe gülüyordu. İki tekniği de sadece kavramak istemiş ve öğrenmişti. “Küçük Göl” kullanırken gereken kısa büyülü sözcükler ise sanki her zaman kullanıyormuş kadar doğal çıkmıştı. Diğer insanların öğrenip dikkat etmek zorunda oldukları şeylere takılmamak şahane bir histi. Kütüphanenin 3. Katına ise kesinlikle çıkacaktı.

 

Gan hafifçe başını eğerek üstada bilgiler için teşekkür etti. SuYılanı beklemesini işaret ederken küçük bir kaptan aldığı qi taşını “Kara Orman’da düştüğünüz duruma rağmen bayağı malzeme toplamışsınız. Bu ödülün.” Diyerek Gan’a uzatırken oldukça gururlu görünüyordu.

 

Gan çıkmak için arkasını dönmeden önce “İç bölge nasıl bir yer? Burası gibi mi?” diye bir süredir merak ettiği soruyu sordu.

 

SuYılanı bu soruyu bekliyordu ve omuzlarını silkti. “Üzgünüm. Bu konu hakkında bilgi vermem yasak. İç bölgeye geçtiğinde kendin öğreneceksin.” Gan tekrar teşekkür ederek kapıya yöneldiğinde SuYılan’ı arkasından tane tane ve hafif kısık sesle “Sana bir ipucu vereyim. İyice güçlendiğinden emin olmadan iç bölgeye geçme. Enerji biçimlendirdikten sonra ben geçmeni istesem bile! Benim böyle bir şey söylediğimi de kapıdan çıktıktan sonra unut!” diyerek Gan’ın arkasından kapıyı kapatmıştı.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1489

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1220

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 1011

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 913

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 811

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 794

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 723

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 641

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 638

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 620

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 620

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 216

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 200

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 159

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 159

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 150

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 137

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 131

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 130

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 125

Site İstatistikleri

  • 17683 Üye Sayısı
  • 786 Seri Sayısı
  • 36284 Bölüm Sayısı


creator
manga tr