Eğer hakim olsaydım, yapacağım ilk şey kölelik ve aristokratik sistemi değiştirmek olurdu. Eğer kanunun karşısında eşitsek, o zaman herkes her şeyde eşit olmalı ve sınıf farklılıkları olmamalı! #The Dark King

Donmuş Deniz Düşen Yıldırım - 16 - Kara Orman Bilançosu


Gan gözlerini açtığında burnuna ilaç kokuları geliyordu. Görüşü netleşip etrafa dikkat ettiğinde bembeyaz mobilyaları ve döşemeleriyle şifahanede olduğunu anladı. Bulunduğu oda küçüktü ve sadece Gan vardı.

 

Kafasının içi karıncalanıyor gibi hissediyordu. Elleriyle başını ovuştursa da bir işe yaramadı. En son olanları tekrar hatırlamaya çalıştı.

 

"Kaybol!" Evet tam goril tarafından mahvedilmek üzereyken bu kelimeyi duymuş ve ardından üzerine sanki bir dağın ağırlığı çökmüştü. Gerisini ise hatırlamıyordu.

 

Yattığı yerden doğrularak vücudunu kontrol etti. Göğüs bölgesinde sıkı bir sargı vardı ve hareket ederken biraz acı hissediyordu. Tahmin ettiği gibi kaburgası kırık olmalıydı. Sargıya bakarken gülümsedi ve aklına "Bio"da yer alan birkaç formül geldi. Neler olduğunu öğrendikten sonra iyileşmesini hızlandırabileceği konusunda kendisine güveniyordu.

 

Canı yansa da yataktan kalkmakta zorlanmadı. Kaburgası ve sağ kalçası dışında başka bir hasar yok gibiydi. Tabi bir de şu şiddetli baş ağrısı.

 

Sağ tarafından hafif topallayarak kapıya doğru yürüdü ve kapıyı açtı. Kapıyı açmasıyla beraber kulağına telaşlı ve kalabalık sesler gelmeye başlamıştı. Beyaz koridorda duran birkaç öğrenci Gan'a bakıyordu. Kapıları açık olan bazı odalardan ise sesler geliyordu. Kimi bağırıyor kimi ise inliyordu.

 

O sırada kapalı kapılardan biri açılırken odanın içinden Concor çıktı.

 

"Gan! Uyanmışsın! Çok endişelendim dostum." Çocuk hızla koşarak Gan'a sarıldığında Gan hafif bir inlemeyle suratını buruşturdu. Concor yaptığı şeyi fark ederek özür dilerken Gan'ın uyanmasına çok sevindiği anlaşılıyordu.

 

"Garyo ve Paurie'ye ne oldu? Biz nasıl buraya geldik ?" Gan aklına gelen ilk soruları sordu.

 

"Detayları tam olarak ben de bilmiyorum fakat dün gece çok ilginçti. Başta iki üstat, SuYılanı ve ÇılgınAteş Kara Orman'a gitti. Sonradan öğrendim ki ormanda korkunç bir yaratık olduğu içinmiş. Fakat gitmelerinin üstünden fazla zaman geçmeden tüm akademi anlık bir baskı ve korku hissetti. Çok feci bir histi. Bunun ardından bizim üstatların yanı sıra iç bölgeden bile sürüyle insanın ormana gittiğini söylüyorlar. Üstatlar döndüklerinde ise yanlarında görevdeki öğrencileri getirdiler."

 

Concor nefeslenmek için dururken Gan da sorusunu tekrarladı. "Herkes yaşıyor mu ? Garyo ve Paurie ?"

 

"Rüzgar grubunun hepsi öldü. Sadece biri getirilmişti ama o da getirildikten birkaç dakika sonra öldü. Ateş grubundan Feng öldü. Ateş grubundan olan diğer çocuk da getirildi fakat vücudundaki yanıkların çok ileri seviyede olmasından dolayı burada öldü. Geri kalan gruplarda ise bir şey yok. Sadece seninle su grubundan giden çocuklardan biri zehirlenmiş. Neyse ki üstatlar tarafından bulunduğu için hayatı kurtuldu."

 

Concor konuşmasına devam ederken sesi biraz hüzünlü çıkmaya başlamıştı.

 

"Fakat bizimkiler.. Paurie de Garyo da senden önce kendilerine geldiler. Paurie'nin kollarında hafif birkaç yanık varken vücudunda ve suratında da kısmi morluklar var. Bunlar sorun değil zaten önemli ölçüde iyileştiler fakat Paurie ilk kendine geldiğinde Garyo'yu sordu ve arkasından da öfkeyle bağırarak üstatlara anlatmak istediği şeyler olduğunu söyledi. Sonra da donuk bir şekilde bana neler olduğunu sordu. Çağırdığımız üstadın gelmesini beklerken sana anlattığım gibi ona da olanları anlattım. Sonra üstat geldiğinde Paurie anlatmak istediği şeyden vazgeçti. Şimdi Garyo'nun başında bekliyor." Concor yüz ifadesi biraz bozularak ekledi. "Birbirleriyle konuşmuyorlar. Daha doğrusu Paurie bir şeyler söylese de kendine geldiğinden beri Garyo'nun ağzını bıçak açmadı. Konuşmama sebebini bilmiyorum fakat ormanda yaratıktan başka bir şeyler de olmuş olmalı. Garyo'nun vücudu neredeyse tamamen yanmış. İç organları ve meridyenleri fazla hasar görmemiş, fakat derisi ve kasları geri dönülemeyecek seviyede yanmış ve 4 kaburgası da kırık diyorlar."

 

Dinledikleri hoşuna gitmese de arkadaşlarının yaşadığını duyduğu için çok sevinmişti. Yaratıkla dövüştüğü için hayatta olup olmadıklarını bile bilmiyordu. Gan acıyla yüzünü buruşturdu. Koridorda uzun süre ayakta durmak ağrılarını arttırmıştı. Concor'un koluna girerek "Yanlarına gidelim." dedi.

 

Odaya girdiklerinde her şey Concor’un dediği gibiydi. Nerdeyse mumyaya dönecek kadar sarmalanmış Garyo yatakta yanındaki duvara bakacak bir şekilde Paurie’ye sırtını dönmüş yatıyordu. Yanındaki sandalyede ise Paurie oturuyor ve pencereden dışarı bakıyordu. Ağlamaktan gözleri şişmişti. Gerçekten kötü görünüyordu.

 

“Hey çocuklar!”

 

Gan ortamdaki garip havayı fark etse de yaşadıklarını görmek moralini yükseltmişti. Paurie Gan’a dönerken yüzünde hafif bir gülümseme ortaya çıktı.

 

“Gan! Uyanmışsın.” Oturduğu sandalyeden kalkarak Gan’a sıkıca sarılırken “Tanrıya şükür hepimiz yaşıyoruz.” Dedi.

 

Gan her şeye rağmen Garyo’nun tepki vermediğini fark edince durumun ne kadar ciddi olduğunu hissetti. Yavaşça yatağa yaklaştı ve omzundan dürterek seslendi. “Garyo. Bana dönmeyecek misin dostum?”

 

Aradan geçen birkaç saniyede herhangi bir cevap alamasa da Garyo’nun hafifçe sarsılan vücudundan ağladığını tahmin ediyordu.

 

“Paurie, Concor bir süre bizi yalnız bırakır mısınız ?” Gan itiraz edecek gibi olsalar da kaşlarını hafif çatarak ikisini de dışarı çıkardı. Garyo’nun sıkıntısı her neyse Paurie kaynaklı olmalıydı.

 

“Bana neler olduğunu anlat Garyo. Sadece sen ve ben varız.”

 

Bir süre daha sessiz kalsa da sonunda Garyo arkasını dönmeden konuşmaya başladı.

 

“Bu hale nasıl geldiğimi biliyor musun ?”

 

“Evet. Gorille savaşmış olmalısın fakat yanıkların ormandaki yangın yüzünden oldu değil mi ?” Gan konuşurken bir yandan da düşününce aniden kafasına bir şey dank etmişti.

 

“Yoksa..! Bir ihtimal Feng..” Gan sözlerini tamamlayamadan Garyo müdahale etti.

 

“Evet Feng denen piç kurusu bize saldırdı.”

 

Kan Gan’ın beynine hücum ederken Feng’i bulmak istedi fakat öldüğünü hatırladığında bile sakinleşmemişti. Garyo sırtı dönük konuşmaya devam etti.

 

“Yanındaki diğer çocukla birlikte bize saldırdılar. Paurie ikisine de yetecek kadar güçlüydü. Ben de yardım edince yanındaki çocuğu hızlıca aradan çıkardık. Ardından Feng’i de kıstırdık derken 3 tane qi taşını yuttu ve müthiş bir güç kazandı. İntihar anlamına gelse bile yaratık gibi olmuştu. Bunların hepsini Paurie’ye tecavüz edebilmek için yaptı. Ve bil bakalım ne oldu ?”

 

Hikayeyi dinlerken Gan da Garyo’yu anlamaya başlamıştı. “Ne oldu?”

 

“Beni neredeyse hiç zorlanmadan bu hale getirdi. Paurie’nin de iyice yorulmasını bekledi. O sırada ben bayıldım ve gerçekten de Paurie’ye zarar vermesine ramak kalmışken ormandan rüzgar öğrencilerini kovalayan o manyak gorilin fırlaması Feng’i engellemiş.”

 

Garyo’nun sesi iyice kısılırken Gan’a doğru döndü. Yüzü tamamen sarılıydı fakat gözlerinin ne kadar şişmiş olduğu görülüyordu.

 

“Ben oradaydım. Ve lanet olsun ki hiçbir boka yaramadım. Eğer daha güçlü olsaydım en azından kaçabilirdik.” Garyo’nun gözleri yaşla dolarken içinde tuttuklarını ilk defa anlatıyordu. Biraz duraksayarak ağlamasını engellemeye çalıştı.

 

“Daha güçlü olsaydım Paurie’yi koruyabilirdim. Sevdiğim kızı koruyamadım. Ne biçim bir adamım lan ben! Nasıl bir daha onun yanında durabilirim!”

 

Sesi sanki kendisine kızıyormuş gibi gittikçe öfkeli ve yüksek çıkarken Gan arkadaşının yanına oturdu ve sarıldı. Sarılırken Garyo’nun şiddetle sarsılarak ağladığını hissedebiliyordu. 4 kaburgası kırıktı, her tarafı yanıktı fakat bunları hiç hissetmediği belliydi. Onun canını acıtan şey kalbindeydi.

 

Bir süre sarılmış vaziyette Garyo’nun kendisine gelmesini bekledikten sonra Gan hafifçe uzaklaşarak arkadaşının omuzlarından tuttu ve gözlerinin içine baktı. Arkadaşının hislerini ve Paurie’den uzaklaşmasını anlayabiliyordu.

 

“Sana söz veriyorum. Paurie’yi koruyacak kadar güçleneceksin. Fakat önce iyileşmelisin.” Garyo bu teselli cümlelerine buruk bir şekilde gülümserken inanmadığı belliydi. Gan devam etti.

 

“Bundan sonra hepinizin daha güçlü olması için daha çok uğraşacağım. Belki inanmayacaksın ama o gorille neredeyse kafa kafaya dövüştüm. Gerçi ölmek üzereydim ve garip bir şekilde kurtuldum fakat size rehberlik edecek kadar güçlüyüm. Belki de bizim üstatlardan bile daha fazla güçlüyümdür.”

 

Gan bunları anlatırken Garyo’nun bakışları garipleşti. Gan’ın böyle yalanlar söylemeyeceğini tahmin etse de bir anlam veremiyordu. Arkadaşının bakışlarını fark eden Gan eliyle kafasını kaşıdıktan sonra odanın köşesindeki dolaba ilerledi.

 

“İspatlamama izin ver. İnanırsan ve bana güvenirsen bu şimdilik aramızda kalacak. Ve en önemlisi de Paurie’ye uzak durmayacaksın. Tamam mı ?”

 

Garyo onaylayarak başını salladı.

 

Gan elinde küçük bir hırçın su küresi oluşturarak yanındaki dolaba çarptı. Küre dolabı delip geçerken hala dağılmamıştı. Ardından da duvara çarptığında duvarda önce biraz ilerleyerek delik oluşturmuş ardından da patlayarak ciddi bir hasar vermişti.

 

Çıkan sesten dolayı odanın kapısı hızla açılırken Paurie ile Concor odaya daldı. Gan neredeyse çökmüş bir duvarın dibindeyken Garyo da şaşkın şaşkın ona bakarak kimsenin duyamayacağı bir şekilde mırıldanıyordu. “Bu biçimlendirme.. Gerçekten ciddiymiş.”

 

Paurie ve Concor’un hemen ardından birkaç şifacı da panikle geldiklerinde fazla soru soramadılar. Çünkü Gan’ın zaten ağrıları vardı ve güç kullanınca da iyice arttığı için sendeleyerek yere çökmüştü. Apar topar küçük bir sedyeyle odasına taşınırken Concor da onla geldi ve Garyo ile Paurie’yi yalnız bıraktılar.

 

Concor yatağın başında dalgın dalgın dışarı bakıyordu. Gan bunu fark ederek sebebini sordu.

 

“Sizi beklerken Paurie aslında o gece olanları anlattı. Gerçekten çok korkmuş.”

 

“Evet. Garyo da bana anlattı.”

 

“Garyo’yla konuşabildin demek.” Concor şaşırarak Gan’a baktı.

 

“Evet. Yanlış düşünmüyorsam artık daha normal davranacaktır.”

 

Concor’un da keyfi biraz düzelmiş gibiydi. “İyi olur. Garyo gibi biri suskun olmamalı.”

 

İkili bir süre Concor’un yetişimi hakkında konuştuktan sonra Gan daha fazla dayanamamış ve uyuyakalmıştı.

 

 

“Hey Gan uyan!”

 

Gan başta sese tepki vermese de kendisini dürttüklerini fark edince irkilerek sıçradı. Kendisini dürten Paurie’yi görünce sakinleşerek derin bir nefes verdi. Kötü bir rüya görüyor olmalıydı, çünkü fazla terlemişti.

 

“SuYılanı seni çağırıyor. Hemen kıdemli Sienna’nın odasına gitmen gerekiyor. O gece hakkında bir şeyler soracaklar.”

 

“Tamam.”

 

Yatakta doğrulurken Paurie’nin iyi göründüğünü fark etti. Yüzüne tekrar renk gelmiş ve göz altları biraz inmişti. Garyo ile işler normale dönmüş olmalıydı. Yavaşça kalktı ve giysilerini alırken kendisine bakan Paurie’ye anlamlı bir bakış attı.

 

Bakışlarına rağmen Paurie hala durumu anlamamış gibiydi. Tam bir şeyler söylemek için ağzını açacakken kız sanki ani bir şey hatırlamış gibi kızararak “Pardon. Hemen çıkıyorum giyin sen.” Diyerek kapıya yönelirken, Gan da arkasından gülüyordu.

 

 

Sienna’nın odasının kapısı açıktı. İçeriden gelen konuşmaları anlamasa da içerinin kalabalık olduğu anlaşılıyordu. Gan küçük adımlarla odaya girdiğinde, Sienna’yla beraber üstatların çoğu da odadaydı. Odaya girmesiyle birlikte sesler kesilirken herkes Gan’a döndü.

 

“Gel öğrencim. Kara Orman’da yaşadıklarını bize anlat.” SuYılanı Gan’ın sırtını okşayarak bir sıkıntı olmadığını hissettirmeye çalışsa da ortamdaki gerginlik hissediliyordu.

 

Gan malzeme toplama sürecini ve korkunç kükremeden sonra arkadaşlarının yardımına koştuğu kısmı fazla değiştirmeden anlatsa da kendisinin dövüştüğü kısmın ayrıntılarını gizlemişti.

 

“Oraya ulaştığımda her yer yanıyordu. Cehennem gibiydi. Garyo ve Paurie Feng yüzünden zarar görmüş ve savaşamayacak durumdaydılar.” Bu sırada Gan’ın bakışları nefretle dolarken devam etti. “Ben de gorili engellemek istedim fakat güçsüzdüm. Karnıma yediğim yumruktan sonra öleceğimi sanarken çok güçlü bir aura hissettim ve bayıldım. Hala yaşıyor olmama şaşırıyorum. Öğrenebilirsem beni kurtaran kişiye teşekkür etmek isterim. Akademinin büyüklerinden biri miydi ?”

 

Tam SuYılanı bir şeyler demek üzereyken Sienna önce davrandı.

 

“Son zamanlarda olan tüm tuhaf şeylerle bir şekilde alakan oluyor. Çok şüphelisin çocuk.” Sienna Gan’a bakarken kısık sesle konuştu ve gözlerindeki şüphe net bir şekilde okunuyordu.

 

Gan ne diyeceğini bilemezken SuYılanı imdadına yetişti.

 

“Sienna şüphelenmekte haklı olabilir fakat ben öğrencimin bu yabancıyla bir ilişkisi olduğunu sanmıyorum.” SuYılanı Sienna’ya kısa bir bakış attıktan sonra Gan’a döndü.

 

“Biz de seni kurtaranın kim olduğunu öğrenmeye çalışıyoruz. Akademiden biri değildi. O gece ormandan yükselen korkunç aurayı tüm akademi hissetti. Akademi başkanı da dahil herkes bir anda alarm durumuna geçti. Bir ihtimal akademinin düşmanı olabilir.”

 

SuYılanı biraz duraksadıktan sonra tane tane devam etti. “Orada bulunan ve sağ kalan hiçbir öğrenci bu aurayı hatırlamıyor. Tek hatırlayan sensin. Ne hatırlıyorsan anlatmalısın.”

 

Gan ciddi bir durumla karşı karşıya olduğunu anlamıştı. İç bölge, dış bölge, tüm akademi bu olaydan etkilenmiş gibiydi.

 

“Sadece bir sözcük duydum. Yaratıktan aldığım darbeden sonra artık öleceğimi düşünüyordum fakat şaşırtıcı bir şekilde yaratık arkamda olan bir şeyden kokmuş gibiydi. Kalın ve güçlü bir sesin “Kaybol” dediğini duydum ve üstüme çöken baskıyla bayıldım. Gerçekten hatırlayabildiklerim sadece bundan ibaret.”

 

Gan Concor’un anlattıklarından sonra şüphelense de üstünde durmamıştı. Artık kendisini kurtaranın akademiden biri olmadığını biliyordu. Fakat neden kendisini kurtarmıştı. Tamamen tesadüf müydü?

 

“Anlaşıldı. Sizi bulduğumuzda 4 kollu goril de ortadan kaybolmuştu. Söylediğin gibi o da korkarak kaçmış olmalı. Etrafı biraz araştırsak da gorili bulamadık. Feng’in nasıl öldüğünü biliyor musun ?”

 

Gan bu soru karşısında şaşırdı. Gerçekten de Feng, o savaşa dahil olup gorille dövüşmeye başlarken kaçmıştı. İlk duyduğunda yaralandığı için öldüğünü sanmış fakat Garyo’nun hikayesini dinleyince qi taşlarının yan etkisinden olduğunu düşünmüştü.

 

“Qi taşlarının yan etkisinden dolayı değil mi?”

 

“Hayır. Senden biraz önce gelen Paurie de aynı şeyi söyledi. Qi taşlarından dolayı ölmesi kuvvetle muhtemeldi. Zaten gorille de savaştığı için kritik durumda olmalıydı. Fakat sebep bu değil. Senden biraz ötede tamamen parçalara ayrılarak öldürülmüş. Anlattıklarınız birbirini tutsa da sen daha uzun süre ayaktaydın. Neler olduğunu görmedin mi ?”

 

“Hayır efendim. Ben de gorille savaşmak için dahil olduğumda Feng fırsattan istifade kaçtı. Yani en son gördüğümde hala yaşıyordu.” Gan kısa bir duraksamadan sonra buz gibi bakarak devam etti.

 

“Eğer hala yaşıyor olsaydı da hayatını cehenneme çevirirdim.”

 

SuYılanı halden anlasa da bir üstattı.

 

“Feng’in kalkıştığı eylem iğrençti. Fakat akademi üstatları olarak bir öğrencinin ölümünü aydınlatmak zorundayız. Dövüştüğünüz gorilin, bir insanı böyle temiz bir şekilde parçalayabilmesi pek mümkün değil. Feng daha çok kılıçla parçalanmış gibiydi. Bu da şüphelerimi haklı çıkartıyor. Şu korkunç auranın sahibi bunu yapmış olmalı.”

 

“Feng onu gördüyse şahit bırakmak istememiş olabilir.” ÇılgınAteş fikrini söylerken çoğunluk da hak verircesine kafasını sallıyordu. SuYılanı da bir anda aydınlanmış gibi gülümsedi. “Çok doğru. Bu güçlü bir ihtimal. Eğer akademi ile bir derdi olsa başka buna benzer ölümler de olurdu.”

 

Sienna Gan’a gitmesini işaret ederken üstüne basa basa arkasından ekledi. “Hala şüphelisin çocuk. Hareketlerine dikkat et.”




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1487

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1217

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 1011

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 913

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 812

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 796

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 723

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 641

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 619

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 619

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 216

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 159

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 159

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 137

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 131

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 130

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 125

    Site İstatistikleri

    • 17484 Üye Sayısı
    • 783 Seri Sayısı
    • 36093 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr