“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

Donmuş Deniz Düşen Yıldırım - 14 - Kara Orman I


Concor Elementler Salonu'nun ilk katındaki rüzgarın karşısındaydı. Alnı kırışmış ve canı sıkılmış görünüyordu.

 

"4 saat oldu fakat bir hareket yok."

 

Arkadaşları Kara Orman için yola çıktıkları gün Concor da element ile kaynaşmayı denemeye başlamıştı. Bir süredir Gan'ın talimatlarıyla eğitim yaparken orta seviyeye girmiş ve enerjisini kendisinden ayırmaya alışınca da sıra elementle kaynaşmaya gelmişti. Diğerlerine kıyasla güçsüz olmak istemiyordu ve canını dişine takmaya karar vermişti.

 

Enerjiyi elementin içine yönlendirdikten sonraki aşama asıl yıpratıcı kısımdı. Enerjinin elementle kaynaştığında geri özümsenmesi için yakınlarda olmak zorunluydu. Aksi takdirde enerji asıl sahibine geri gidemez ve tekrar element tarafından özümsenirdi. Concor da bu sebeple her gün gelip uzun süre boyunca bekliyordu.

 

3. günü olmasına rağmen henüz bir ilerleme yoktu. İlk gün beklerken Gan'dan aldığı qi taşını kullanmış ve pratik yapmıştı. Şimdi de qi taşıyla özümsediği fazla enerjiyi saflaştırmaya devam ediyordu. Enerji saflığının rengi soluk iken yavaş yavaş daha parlak bir turuncuya doğru ilerliyordu.

 

Elementle kaynaşma konusunda moralini bozmuyordu. Konuşurlarken Garyo elementle kaynaşabilmek için tam 4 ay boyunca Paurie de 1 ay boyunca her gün Elementler Salonu'na gittiklerini söylemişlerdi. Garyo'nun saflığı parlak turuncu, Paurie'nin ise soluk sarıydı. Concor düşününce bunun çok uzun sürebileceğini fark ederken çok güçsüz hissetmişti.

 

3 gündür akademide onun için kimse yok gibiydi. Gan'ın isteğiyle bu sabah Sea'ya uğramış ve bir ihtiyacı olup olmadığını kontrol etmişti. Arkadaşlarını tekrar görmek için kalan günlerin de hızlıca geçmesini istiyordu.

 

.............................

 

Garyo ve Paurie Gan'dan ayrılarak doğuya doğru ilerlerken Kara Orman'ın ağaçları ve sessizliği karşısında ürpermişlerdi. İlk gün birkaç parça malzeme bularak sıkıntı yaşamayınca biraz rahatlayarak gezintiye çıkmış iki aşık gibi dolanmaya başladılar.

 

Aslında Paurie Kara Orman'dan fazla ürkmüyordu. Sahip olduğu güç seviyesi ile 1. yurda bile meydan okuyabilirdi. Her ne kadar 3. yurtta olsa da Garyo ile beraber yükselmek için fazla çabalamamıştı. İkisini de koruyabileceğini düşünüyordu. Fakat bunu Garyo'ya belli etmemek için her harekette korkmuş gibi yaparak çocuğun koluna yapışıyordu.

 

İkinci günün gecesinde kalacak yer aramaya başladıklarında ikisinin de suratı asıldı. Feng ve takipçisiyle karşılaşmışlardı.

 

"Bakıyorum da birkaç parça malzeme bulmuşsunuz." Feng sırıtarak konuşurken çok uğursuz bir görüntüsü vardı.

 

Paurie suratını ekşiterek cevapladı. " Evet senle karşılaşana kadar her şey çok güzeldi. Hadi Garyo gidelim." derken Garyo'yu da kolundan çekiştiriyordu. Garyo Feng'e donuk bir bakış attıktan sonra Paurie'nin peşinden hareketlendi.

 

Henüz arkalarını dönmüşlerdi ki Garyo göz ucuyla Feng'in alevlerini fark ederek Paurie'yi de kucakladı ve kenara atladı. Biraz daha geç kalsaydı alevlere hedef olmamak işten bile değildi.

 

Paurie suratında şok ifadesiyle Feng'e bakarken Feng'in sırıtması daha da büyümüştü.

 

"Bugün zor kullanarak istediğimi alacağım. Yıllarca seni arzuladım fakat karşılık alamadım. Sonra bir de gittin bu aptala aşık oldun." Feng konuşurken sırıtması kaybolmuş ve Garyo'ya bakışları ölümcül olmuştu.

 

Feng'in tekrar ateş parçası fırlattığını fark ettiğinde Garyo çoktan toprak kaplı bir katman haline gelmişti. Becerilerinin biraz daha iyi olmasını Gan'a borçluydu. Hareketleri yavaşladığı için alevlerden tamamen kaçamasa da alevler savunmasını aşamadı.

 

"Seni leş köpek!"

 

Paurie'nin güzel yüzü sinirle çarpılırken yoğun bir ateş parçasını Feng'e gönderdi. Feng'in böyle bir saldırı beklemediği belli oluyordu. Suratı korkuyla değişirken kendisini savunmak için bir ateş parçası gönderse de Paurie'nin ateşinin yanında sönük kalıyordu. İkilinin alevleri çarpışmadan önce bir ateş parçası daha belirdi. Feng'in yanındaki çocuk da yardım etmek için alevlerini göndermişti.

 

Garyo, Paurie'nin saldırısını gördüğünde kızın ne kadar yetenekli olduğunu bir kere daha anlamıştı. Saldırısını iki kişi zor karşılıyordu. Bunu fırsata çevirmek istediği için toprak katmanlarını dağıtarak sadece ellerinde bıraktı.

 

Son hızıyla Feng'in yanındaki çocuğa yaklaşırken çocuk Paurie'nin alevlerine odaklandığı için geldiğini fark edememişti. Garyo tüm gücüyle sağ çeneye yumruğunu geçirdi. Çocuğun etrafını saran zayıf ateş savunmasını da kolayca aşmıştı. Bir metre kadar savrulan çocuğun ağzından sızan kanları görünce birkaç dişini kırdığından da emin olmuştu.

 

"Ich! Aptal herif gardını indirmesene!" Feng arkadaşının düştüğü durumu görünce bağırsa da Paurie'ye tek başına karşı koyamıyordu. Alevleri Paurie'nin karşısında zayıf kalarak yok olmuştu. Kendisini güç bela yana attı. O sırada yanından geçen Paurie'nin alevlerinin sıcaklığını hissedebiliyordu.  

 

Yanındaki öğrencinin daha tekrar kalkamadan Garyo'nun bir yumruğuyla daha bayıldığını görünce Feng'in suratı düştü. Yanına bu kadar güçsüz birini verdiği için Terra'ya lanet ediyordu.

 

"Seni geberteceğim piç kurusu." Garyo tepesi atmış bir şekilde Feng'e ilerlerken yumruklarını birbirine tokuşturuyor ve toprak katmanlarından dolayı ortaya tok bir ses çıkıyordu.

 

Paurie de üstünlüğü ele geçirdiklerini fark edince biraz yatışarak etrafını kaplayan alevlerini söndürmüştü.

 

İkili Feng'e yaklaşırken Feng cebinden çıkardığı üç qi taşını hızla ağzına attı. "Hey napı.." Garyo daha sözlerini bitiremeden Feng'in etrafında birden parlayan alevlerin etkisiyle geri savruldu.

 

Paurie endişeyle "Garyo!" diye bağırarak yanına koşuyordu.

 

Savunmasını indirdiği için kıyafetleri yer yer yanmış ve vücudunun ön tarafıyla yüzü de biraz su toplamaya başlamıştı. Yüzünü acıyla buruştururken yerden kalkmaya çalışıyordu. Paurie kalkmasını engelleyerek oturur pozisyonda bir kütüğe yaslanmasını sağladı.

 

Feng, qi taşlarını özümsemek için bile uğraşmadan direkt yutmuştu. Etrafında kalın ve yoğun bir ateş katmanı oluşurken vücudundaki damarlar da belirginleşmişti. Kanlanmış gözleriyle çıldırmış gibiydi.

 

"Sana sahip olacağım!" Arzuyla Paurie'ye bakarak konuşurken diş etlerinden sızan kanlarla adeta bir yaratık gibiydi.

 

Paurie korkusuzca Feng'e doğru ilerlerken bir yandan da bağırıyordu. "Aptal herif bedenin bunu kaldıramayacak öleceksin! Ölmesen de ben seni öldüreceğim!"

 

Bu sırada ormandan yükselen müthiş bir kükreme sesi ile herkes donakaldı.

 

Garyo, Feng'in durumunu ve yaydığı alevleri görünce zaten bir şeylerin ters gideceğini düşünmeye başlamıştı. Kendi durumu kötüydü. Paurie de bu güç patlamasına karşı koyamayabilirdi. Şimdi de ormandan yükselen korkunç kükreme eklenmişti. Cebinde duran madeni parasını aktifleştirirken tekrar odaklanarak Feng'e yaklaşmakta olan Paurie de aynı şeyi yapmıştı. Önce bu belayla ilgilenecekti fakat işleri zordu.

 

Orman şu anda ikisi için çok tehlikeliydi.

 

Paurie pür dikkat Feng'i izlerken birbirlerine bakarak daire çizmeye başladılar.

 

Sessizliği Feng bozmuştu. "Aptal baban cariyem olmana izin vermeliydi.En azından biraz kibar davranırdım. Fakat şimdi kölem olacaksın!" Konuşurken kanlı gözleriyle tam bir deli gibiydi. Ellerinde topladığı alevlerden bir ateş parçasını Paurie'den uzakta bir yere fırlatırken Paurie donup kaldı. Çünkü alevler Garyo'yu hedef alıyordu.

 

Garyo ateş parçasının kendisine geldiğini fark edince tüm çabasıyla etrafına toprak katmanı çekti. "Aaarghhh!!" Oluşturduğu katman darbeyi biraz emse de hepsini engelleyemeden parçalanmıştı. Garyo acı dolu bir çığlık atarken vücudundaki yanıklar daha da kötü görünmeye başlamışlardı. Sırtını yasladığı kütük ise kömür karasına dönmüştü.

 

Paurie'nin gözleri yaşla dolarken "Garyo!" diye bağırarak elinden gelen her şeyiyle Feng'e ardı arkasına ateş parçaları fırlatmaya başladı. Fırlattığı alevler Feng'in etrafındaki kalın ateş katmanını aşamıyor ve Feng ise kendisine her an avcuna düşecek bir avmış gibi bakıyordu. Paurie giderek soğukkanlılığını kaybederken kendisine sakin kalmasını söyleyen Garyo'yu ise duymuyordu.

 

Paurie kendisini Garyo'nun önüne konumlamıştı ve bir daha aynı şeyin olmasına izin vermek istemiyordu. Üzerine gelen ateş parçasını savuştururken nefes alışverişi düzensizleşmişti.

 

Feng'in kollarında kısmi yanıklar varken pantolonunun da diz kısımları yanmıştı. Yuttuğu qi taşları ani bir güç verse de kontrolsüzdü. Bazen etrafını saran ateş katmanını tutamıyor ve dağılıyor bazen de gönderdiği ateş parçaları Paurie'ye ulaşamadan dağılıyordu. Fakat buna rağmen Paurie tükenmeye başlarken Feng hala enerjikti.

 

Paurie hızla kendisine yaklaşan Feng'i görünce kaşlarını çattı. Uzun menzilden vazgeçen Feng çoğunlukla ellerinde yoğunlaştırdığı ateşlerle Paurie'ye doğru atılmıştı. Kız karnına doğru gelen bir yumruktan geri adım atarak sıyrılırken yoğun bir ateş parçası püskürterek Feng’i geri uçurdu.

 

Geri doğru savrularak yere düşen Feng ayağa kalkarken gülüyordu. “Hahahaha işte böyle. Elinden geleni yap. Bakalım ne kadar dayanabileceksin.”

 

Paurie içine yerleşen korkuyu bastırmak için çabalasa da suratından okunuyordu. Bu manzaraya daha fazla dayanamayan Garyo feci yanıklarına rağmen ayağa kalkmaya çalışıyordu. Henüz daha dizlerinin üstüne bile doğrulamadan Feng Paurie’ye doğru tekrar atılmış ve kızdan sıyrılarak Garyo’nun yanında bitmişti. Garyo karnına gelen ateş yüklü ağır tekmeyle birlikte iki büklüm yere kıvrıldı. Tepesinden Feng’in kendini beğenmiş sesi geliyordu.

 

“Oturduğun yerden Paurie’yi nasıl zeptettiğimi izle aptal. Seni her şey bittikten sonra öldüreceğim acele… Öhhö Öhhö!” Feng üstünlük taslayarak konuşsa da kan öksürürken konuşması bölündü. Hemen ardından da yan taraftan gelen alevli bir tekmeyle Garyo’dan uzaklaştırıldı. Paurie Feng’İn istikrarsızlığını fırsat bilerek yüklenmeye başlamıştı. Kalan son gücünü de bu fırsata harcayacaktı. Feng’in kendisine gelmesine izin vermeden arka arkaya birkaç ateş parçası daha gönderdiğinde artık yorgunluktan dizleri titriyordu.

 

Yere kapaklanmış olan Feng’in vücudunda yanıklar oluşsa da çok ciddi değillerdi. Qi taşlarından aldığı enerji sayesinde etrafında oluşturduğu ateş katmanı onu iyi koruyordu. Fakat vücudunun bazı yerlerinde sanki damarlar parçalanmış gibi kan sızıyordu. Bakışları ise bu sefer gerçekten korkutucuydu.

 

“Bu iş yeterince uzadı.” Feng Paurie’ye doğru atılarak karnına sert bir tekme geçirdi. Artık sınırlarında olan kız tepki vermek için geç kalmıştı. Yüzü acıyla buruşurken dizlerinin üstüne çökerek karnını tutuyordu. Feng’i geri püskürtmek için etrafında ateşlerini toplamaya çalışırken Feng saçlarından tutarak suratını kaldırdı ve sert bir tokat geçirerek tepki vermesini engelledi. Arka arkaya gelen tekmelerle Paurie’nin zaten sınıra dayanmış gücü tamamen baskılanmıştı.

 

Suratında iğrenç bir sırıtmayla Feng kıza doğru eğildi. “Sonunda tükendin ve benimsin. Sana fazla zarar vermemek için çok uğraştım.”

 

Paurie üstündeki gömleğin yırtılmasını ve eteğinin kaldırılmasına engel olmak için çabalasa da başarılı olamadı. Vücudunun mahrem yerleri önemli ölçüde ortaya çıkarken düzensiz nefes almasından dolayı göğüsleri de hızla inip kalkıyordu. Kollarında ve bacaklarında hafif yanıklar oluşmuştu.

 

Feng kızı sırt üstü yatırarak üzerine otururken Paurie çığlık çığlığa direnmeye çalışarak yardım için bağırsa da Garyo biraz önceki tekmeyle bayılmıştı ve yardım edebilecek kimse yok gibiydi.

 

“Kaçıııııııııın! Sakın durmayın kaçıııın!”

 

Paurie, giderek yaklaşan bağırışları duyduğunda üstündeki ağırlığın da kalktığını hissetti. Kulağının yan tarafından Feng’in şiddetli yumruğunu yiyip bayılmadan önce ise onlara doğru koşan 2 korkmuş rüzgar öğrencisini ve arkalarındaki dört kollu devasa şeyi hayal meyal görmüştü.




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1487

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1217

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 1011

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 913

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 812

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 796

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 723

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 641

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 620

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 620

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 216

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 159

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 159

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 137

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 131

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 130

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 125

    Site İstatistikleri

    • 17499 Üye Sayısı
    • 783 Seri Sayısı
    • 36094 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr