"Çok fazla eğilmek kişiyi kambur eder." #Swallowed Star

Donmuş Deniz Düşen Yıldırım - 13 - Kara Orman'a Giriş


Henüz daha sabahın ilk saatleri olmasına rağmen 3. Yurtta büyük bir hareketlilik vardı. Yurda girdikten sonra koridorlardan geçen bir çocuk herkesin ilgi odağı halindeydi. Çocuk 280 numaralı odanın önüne geldiğinde durdu. Bakışlardan rahatsız ve tedirgin olduğu belliydi. Odaya girerek kapıyı arkasından kapatırken izleyen kalabalıkta da fısıltılar dolanıyordu.

 

“Kukla testinde başarılı olarak buraya gelmiş. O kuklaların ilk seviyesine bile zar zor zarar veriyoruz.” Övgüyle konuşan bir kız eklemeden de duramadı. “Yakışıklı bir çocukmuş.”

 

“Eminim ki qi taşı falan özümseyerek teste girmiştir.” Bir başka erkek öğrenci biraz küçümseyerek etrafına ahkam keserken farklı yorumlar da vardı.

 

“Qi özümseyerek girmiş olsa bile başarı sayılır.”

 

“Muhafızların bu durumu fark etmeyeceğini sanmıyorum.”

 

“Bence de hile falan yapmıştır. Sonuçta uzun zamandır kimse bu yöntemle sıralamaya girememiş ki yeni biri hemen girsin.”

 

Fısıldaşmalar koridor boyunca yayılırken koridordan koşarak gelen bir çocuk bağırıyordu.

 

“Gan!”

 

280 numaralı odanın önüne geldiğinde ise hiç durmadan ve kapıya vurmadan bodoslama içeri daldı.

 

Gan odaya girdiğinde sırtını kapıya yasladı ve derin bir iç çekti. İstemediği kadar fazla dikkat çekmişti. Altı üstü 280. Sıralamaydı fakat bu bile tüm yurdun ilgi odağı olmasına yetmişti. Fakat bundan sonra dikkatli davranırsa çabuk unutulacağını düşünüyordu. Kendi adının bağırıldığını duyduğunda biraz şaşırsa da kapının neredeyse sökülerek açılmasından sonra gülmek zorunda kalmıştı.

 

Garyo neredeyse yere yuvarlanarak odaya girdiğinde Gan bu manzaranın komikliği karşısında gülmeden duramadı. Neşesi biraz yerine gelmişti.

 

“Gan! Sen Kukla Evi testine girecektin madem neden söylemedin? Beklerdik.” Garyo biraz kızgın biraz meraklı bakıyordu.

 

Gan omuzlarını silkerek cevapladı. “Başarmadan söylemek istemedim.”

 

“Peh! söylemek istememişmiş. Her neyse tebrik ederim dostum. Potansiyelinin korkunç olduğunu zaten farkındaydık fakat bu bizi bile şaşırttı.”

 

Garyo gerçekten samimi ve içten bir şekilde Gan’a sarılırken Gan’ın kendisini saran güçten dolayı gözbebekleri büyüdü ve kemiklerinin de kırılacağını düşünmeye başlamıştı.

 

“Öhhö öhhö” Bu sırada kapıdan gelen bir öksürük sesiyle Gan kendisini saran mengenenin gevşediğini hissetti ve nefes almaya başladı. Eğer biraz daha devam etseydi gerçekten güç kullanmak zorunda kalacaktı.

 

Kapıda Paurie duruyordu.

 

“Daha önce hiç bana böyle sarıldın mı acaba Garyo ?” Paurie biraz sitemli ve tripli bir şekilde Garyo’ya söylenirken Garyo da biraz kızarmış ve utanmıştı. Tam bir şeyler söylemek için kendisini zorlarken, Paurie gelerek Garyo’nun yanağına kondurduğu bir öpücükle sözleri çocuğun ağzına tıkmıştı.

 

“Bu seferlik affediyorum. Sonuçta Gan gerçekten muhteşem bir şey başardı. Fakat bu benim beklediğimden bile fazlaydı.” Paurie gerçekten mutlu görünse de açıklama bekleyerek Gan’a bakıyordu.

 

“Ee şey ben de beklemiyordum. Sadece bir şansımı denemek istedim ve oldu. Zaten en alt seviyede hasar verebilmişim.”

 

“Artık bir şey fark etmez. Uzun zamandır yapılmayan bir şeyi yaptın artık akademinin favorilerindensin.”

 

Beraber Gan’ın eşyalarını yerleştirmeye çalışırlarken 3. Yurdu gür bir ses doldurdu.

 

“Gan! Benimle Elementler Salonunun yanındaki amfide buluş.” SuYılanı’nın gür sesi 3. Yurdu doldururken Gan da apar topar birkaç parça eşyasını daha yerleştirerek Elementler Salonu’nun yanındaki küçük amfiye doğru yola çıkmıştı.

 

Amfiye geldiğinde SuYılanı çoktan oradaydı. Bir elinde mavi ve küçük bir bel çantası tutuyordu.

 

“Vay vay kimler gelmiş. Dış sarayımızın yeni favorisi, uzun yıllardır kimsenin geçmeyi denemediği testi geçen öğrencim.”

 

Gan hafif kızararak yaklaşırken SuYılanı’na nasıl tepki vereceğini bilemiyordu. Bu adam hem takdir ediyor hem de alay ediyordu.

 

Gan’ın sessiz kaldığını fark eden SuYılanı elini çocuğun omzuna koyarak elindeki çantayı uzattı.

 

“Bu çantayı al. Birkaç gün sonra yapılacak olan Kara Orman’daki malzeme toplama görevine su grubundan seni de göndereceğim.” Çantayı Gan’ın eline tutuşturdu. Gan bu akdar küçük bir çantayla ne kadar malzeme alacağını düşünmeye başlayamadan konuşmasına devam etti.

 

“Elindeki çanta boyut çantası diye bilinen değerli bir eşyadır. İçi göründüğünden çok daha fazlasını alabilir. Malzemeleri toplarken işine yarar, hem de üstadından küçük bir hediye gibi düşün. Görevden sonra sende kalabilir.” SuYılanı gülümsese de ardından hemen ciddileşmişti.

 

“Hediye desem de o çantaya gözün gibi bakacaksın. Çantayı kaybedersen seni boğarım.”

 

Gan merakla elini çantaya soksa da hala küçük bir çantaydı.

 

“Hahahaha. Çocuğum enerjini kullanarak aktifleştirmeyi dene. Elindeki büyülü bir eşya.”

 

Gerçekten de Gan enerjisini kullanarak çantayı açtığında içinin koca bir sandık kadar olduğunu fark ederek gözleri parladı.

 

“Teşekkür ederim üstat. Bu hediyenizi unutmayacağım.” Hafifçe başını eğerek minnettarlığını belli ederken devam etti. “Ormandan özellikle toplamamı istediğiniz malzemeler var mı?”

 

“Evet var.” Cebinden çıkardığı küçük bir listeyi Gan’a uzattı. “Bu liste su grubundan gidecek 3 öğrencide de var. Tamamını toplayıp gelebilene qi taşı hediye edeceğim. Şimdi bana biraz yeteneklerini göster.”

 

Gan bu ani istek karşısında şaşırmıştı.

 

“Hadi öyle şaşkın şaşkın bakma. Kukla testinin zorluğunu en iyi biz biliyoruz. Yeni bir öğrenci 1 ay içinde geçerse yeteneğini görmek istemem doğal değil mi?” SuYılanı kurnaz kurnaz sırıtırken Gan, elinden tazyikli bir su fışkırtarak en yakındaki tahta sırayı amfinin arkasına kadar uçurmuştu.

 

SuYılanı’nın gözleri parlarken övmeden duramadı. “Güzel! Gerçekten çok güzel. Eğer 2. Kattaki su elementi ile kaynaşırsan sana gerçekten buz konusunda da yardımcı olabilirim. Şimdi gidebilirsin. Görev sabahı Kara Orman kapısına gecikme.”

 

Gan amfiyi terk ederken arkasından bakan SuYılanı’nın ifadesi de ciddileşmişti.

 

“Demek gerçekten de Kukla Evi görevlisi Tarrano’nun dediği gibi kendini saklamak istiyorsun. İstediğin gibi olsun bakalım.”

 

Dün gece Tarrano durumu ve Gan’ın isteğini kendisine anlatmıştı. İkisi yakın dönemlerin öğrencileriydi ve o zamandan beridir arkadaşlardı. Özellikle de hasarın gerçek boyutunu öğrendiğinde SuYılanı’nın gözleri pörtleme seviyesine gelirken Tarrano ise gülmekten yerlere yatmıştı.

 

Gan SuYılanın'dan ayrılarak tekrar odasına geldiğinde Pauire ve Garyo odasını tamamen yerleştirmiş ve düzenlemişlerdi.

 

"Ağzının tadını biliyorsun kardeşim!" Garyo Gan'ın sırtına sert bir şaplak geçirirken yüzü hafif kızarıktı ve Paurie ile beraber oturduğu yerin kenarıda, Gan'ın meridyenlerini açmak için kullandığı alkol sürahisi göze çarpıyordu.

 

"Evet. Sen bunun için biraz küçük... Hıck!" Paurie de Gan'a öğüt vermek ister gibi olsa da hıçkırığını tutamadı. Alkolden dolayı pembeleşmiş yanakları ile ayaklanıp Garyo'ya arkadan sarılırken oldukça keyifli görünüyorlardı.

 

Gan sürahiyi de alarak ikiliye döndü. " Hadi Concor'u da alıp devam edelim."

 

Concor'u derse girmeden yakalayıp dış kaleye çıktılar. Gan'ın dış kalede olduğu süre boyunca kullandığı sentella ağacının yanındaki küçük kulübesine geldiklerinde yanlarında Sea da vardı. 5 genç saatlerce eğlenip vakit geçirirken Gan şarabı elinde tutmuş ve Sea ile Concor'un sadece tadımlık içmesine izin vermişti.

 

Kukla testinden kazandığı qi taşını da Concor'a verirken Concor'un gözleri dolmuş ve ağlamaklı olmuştu. Taşı alırken de en kısa zamanda sıralamaya gireceğine söz verip durmuştu.

 

Gece yarısı olmadan önce dağıldıklarında Gan direkt Elementler Salonu’na giderek 2. Katına çıktı. Bu sefer odanın ortasında, ince bir şerit şeklinde su sütunu duruyordu. Nedense Gan’a biraz tanıdık gelmişti ve bunun ne olduğunu üstada soracağım diye içinden geçirdi.

 

İlk kattaki su küresine yaptığı gibi enerjisini ince şeridin içine aktardıktan birkaç saniye sonra aktardığı enerji bedenine geri döndü. Gan hem hayretle hem de sevinçle artık Mavi Sazan’ın suyu diye bilinen 2. Kat elementini kullanabileceğini biliyordu. Su elementi daha güçlü bir hale gelmişti.  

 

..........

 

"Kara Orman'a ben de geliyorum."

 

Yemeklerini yerken Garyo sonradan gelerek oturdu.

 

"Neden?" Pauire şaşırarak sormuştu. Garyo karşılık olarak omuzlarını silkerken yemeğine gömüldü. Bİr yandan da kaçamak bakışlarla Paurie'ye bakıyordu.

 

Paurie biraz düşündükten sonra hafifçe gülümseyerek " Yoksa Feng yüzünden mi?" diye sordu.

 

"Olabilir." Garyo'nun cevabı kısaydı.

 

Gan, Garyo'dan Feng hakkında henüz yeni bir şeyler öğrenmişti. Feng ve Paurie'nin ikisi de 15 yaşındaydı. Paurie'nin ailesi güzel kokulu bitkiler toplayıp satan bir tüccar ailesiydi. Feng'in ailesi de bu kokulu bitkilerin kavanoz veya şişe gibi saklandığı aparatları üretiyordu. İki aile arasında sıkı bir iş ilişkisi varken bu ilişkideki denge 5 yıl önce bozulmaya başlamıştı. Feng'in ailesi başka kazanımlar da sağlayarak Paurie'lerin hisselerini de almaya başlamış ve üstün taraf olmuşlardı.

 

Çocuklar büyürken Feng ve Paurie dışında akademiye katılabilen kimse olmamıştı. Paurie'nin daha yetenekli olduğu belliyken, Feng'in Paurie'ye olan bakışları ise büyüdükçe derin anlamlar taşımaya başlamıştı. Paurie Feng'in ilgisinden rahatsız olmaya başlasa da bardağı taşıran son damla bundan 2 sene önceki bir gece, izinli ve ailelerinin yanındayken olmuştu.

 

Feng'in Paurie'ye olan saplantısını fark eden babası bir gece Paurie'nin babasını ziyarete giderek konuyu dillendirmişti. O sırada etrafta olan Paurie kendisinin Feng'e cariye olması karşılığında yüzde 10 hisse teklif edildiğini duyduğu anda kızgınlıkla parlattığı alevleri, herkesi kaçıştırmış ve uzun bir süre de söndürülmekte güçlük çekilmişti.

 

Babası tarafından sakinleştirilen Paurie hala ağlarken iki ailenin arasındaki iş ilişkisi de o gece son bulmuştu.

 

Gan bu hikayeyi ilk dinlediğinde fazla absürd gelmemiş olsa da Garyo'nun eklediği son bir bilgi yeterli olmuştu. Şimdi de Garyo'nun neden ormana gitmek istediğini anlayabiliyordu.

 

Çünkü Paurie ve Feng'in babaları kardeşti.

 

Gan, Terra’nın ateş grubu patronu olduğunu öğrenmişti. Paurie’nin söylediğine göre de grupları seçen Terra’ydı. Feng’in de seçildiğini öğrendikten sonra zaten tetikte olması gerektiğini düşünmeye başlamıştı. Garyo’nun da gelecek olması ise üstündeki yükü hafifletecekti.

 

Sabah Kara Orman Kapısının orada hazır vaziyette bekleyen 15 öğrenci, üstatlarının gelmesini bekliyorlardı.

 

Gan elindeki madeni paraya benzeyen renkli yuvarlaklardan kırmızı bir tane Paurie’ye sarı bir tane de Garyo’ya verdi. Kendisinde ise mavi vardı.

 

“Bunları dış kaleden aldım. Olur da başımıza bir şey gelir birbirimize ihtiyacımız olur. Bunları enerjiyle aktif ederseniz diğerlerinin paraları da sizin elinizdeki renkle yanıp sönmeye başlayacak. Böylece kimin yardıma ihtiyacı olduğunu anlayıp harekete geçebileceğiz.”

 

Gan açıklamasını bitirdiğinde öğrencilerden biri bağırdı.

 

“İşte geliyorlar.” Dağınık duran öğrenciler tekrar toparlandılar.

 

“Günaydın çocuklar.” SertDuvar kısa boyundan beklenmeyecek kadar gür sesiyle herkesi selamladı ve devam etti.

 

“Hepinizin elinde üstatlarınızdan aldığınız listeler olmalı. 5 gününüz var. Listesini tamamlayarak getiren öğrenciler qi taşı kazanacak. Fakat bilmeniz gereken şeyler var. Kara Orman, akademinin ana kapısından görülen orman gibi değildir. Tehlikelidir ve tetikte olmanız gerekir. Zaman zaman ölümler olduğunu da söylemeden edemeyeceğim. Dikkatli olun ve kolay gelsin!”

 

Üstadın açıklamasından sonra iki görevli muhafız kapıyı açarak beklediler. Kapıdan dışarı çıkarlarken Gan kanının kaynadığını hissediyordu. Yıllardır bu akademideydi ve ilk defa bu Kara Orman tarafını görecekti.

 

Kapı arkalarından kapandığında 2 kız ve 1 erkekten oluşan ahşap elementi öğrencileri hiç durmadan hızla kayboldu.

 

“Ich! Ormanda avantajlı olduklarını falan mı düşünüyor bunlar ?” Rüzgar grubundan bir çocuk alayla konuşurken yanında kendisinden küçük iki arkadaşını daha alarak peşlerinden hızla uzaklaştı.

 

“Hadi gidelim.” Feng yanlarındaki sinsi görünümlü bir oğlana baş hareketi yaparken Paurie’nin de kolundan tuttu. Kolundan tutulmasıyla aniden irkilen ve silkelenen kız, hızla Garyo’nun yanına geçerken Feng’e iğrenerek bakıyordu.

 

“Sizinle geleceğimi düşünmediniz herhalde. Ne halt yerseniz yiyin ben Garyo ile beraberim.”

 

Garyo Paurie’yi iyice kendisine yakınlaştırdı ve Feng’e pis bir bakış attı. Feng’in de gözleri kısılırken dişlerinin arasından konuşuyordu. “Pişman olacaksınız.” Yanındaki çocuğa dönerek başıyla işaret etti ve gözden kayboldular.

 

Gan, yanında kendisine beraber gitmeyi teklif eden iki su grubu öğrencisine devam etmelerini söylerken Garyo da toprak grubuna aynısını yapmıştı. Kendi grupları tarafından satılmaktan hoşlanmasalar da öğrenciler kendi yollarına gitmişler ve üçlüyü baş başa bırakmışlardı.

 

“Eee napıyoruz şimdi?” Garyo yürürken Gan’a sordu.

 

“Listelerinizi gösterin.” Gan ikisinin de listeleri hafızaya attıktan sonra devam etti. “Ben tek dolanacağım. Bitkiler ve malzemeler konusunda biraz bilgim var. Buranın doğusunda kalacak şekilde dolanın ben de batısında olacağım. Sizinkilerden de bulabildiklerimi toplarım. Ne de olsa üstadın hediyesi büyük.” Bir yandan SuYılanı’nın verdiği mavi küçük çantaya vururken bir yandan da sırıtıyordu.

 

Garyo ve Paurie’nin tepki bile vermesini beklemeden hızla uzaklaşmıştı. Etrafını pür dikkat izleyerek dolanırken sürekli duraksıyor ve yerlerden dikkatini çeken bitkileri topluyordu. “Bio” sayesinde müthiş bir bilgi dağarcığı olmuştu.

 

Geçen 2 saatte dolanırken birçok malzeme toplasa da çeşitlilik ve işe yarar şey çok fazla değildi. “Bio”da tarifi olan en düşük seviyeli şeyleri dahi bu malzemelerle zor yapabilirdi. Bu biraz canını sıksa da listelerdeki malzemelerin çoğunu bulmuştu.

 

Etrafını görebilmek için gerçekten çaba sarf etmesi gerekiyordu. Ağaçların sıklığı ve yüksekliği çok fazla olduğu için orman gündüz bile pek aydınlık değildi. Normalde böyle bir yerde olmak kendisini ürpertebilecekken şu andaki güç seviyesiyle kendisine bayağı bir özgüveni vardı.

 

“Pasifla otu mu ?” Gözleri heyecanla parlarken sarı ve ince çiçeklerden oluşan bir kümeyi incelemye başladı. Gerçekten de pasifla otuydu. Birçok tarifte kullanılabilen bir ottu. Özellikle de saflaştırmayı kolaylaştıran bir tarifte kullanılabiliyordu. Hızla toparlarken şimdiye kadarki en iyi ganimetini bulmuştu. Bununla yapacağı bir tütsü yetişimciler için çok kıymetli olurdu.

 

İlk günün gecesinde kendisini sağlama almak için yüksek bir ağaca tırmanarak uyumayı tercih etmişti. Sabah olduğunda tekrar dolanmaya başlamış ve listelerdeki malzemelerin tamamını toparlamıştı. Pasifla otu gibi değerli birkaç malzeme daha bulurken keyfi yerine gelmiş ve sandığı neredeyse doldurmuştu. Dolanırken “Bio” sayesinde edindiği bilgi ve tecrübe gözünden hiçbir şeyin kaçmamasını sağlıyordu. Yolculuğunda tehlikeli olabilecek yerlere girmek için çok zorlamasa da gözüne çarpan bir iki mağaraya girmiş ve şansına tehlikeli bir durumla karşılaşmamıştı. Fakat şimdiye kadar hiçbir hayvana denk gelmemek oldukça garibine gidiyordu.

 

2. gecesinde de ağaca tırmanıp uyumayı tercih ederken geceyi müthiş bir kükreme sesi doldurmuştu.

 

“Gharrrrrrrrrrrrr!!!” Gan irkilerek sıçrarken az kalsın oturduğu daldan düşecekti

 

…………………

 

Gan’ın gece uykusu kaçmadan yaklaşık yarım saat kadar önce ise SuYılanı öfkeyle yumruğunu masaya vururken, yanındaki element üstatlarının da yüzleri beyazdı.

 

“Kara Orman’daki köylerden gelen raporlar gecikti ve ancak şimdi mi haberimiz oldu?! Kara Orman’da bir 4 kollu goril var ve biz oraya 15 tane öğrenci gönderdik!”

 

SuYılanı’nın sözlerine yetişen dış saray kıdemlisi Sienna da acil durumu anladığı gibi ormana gitmesi için üç muhafızı görevlendirse de yüzünden düşen bin parçaydı.    




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1487

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1217

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 1011

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 913

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 812

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 796

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 723

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 641

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 620

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 620

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 216

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 159

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 159

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 137

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 131

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 130

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 125

    Site İstatistikleri

    • 17486 Üye Sayısı
    • 783 Seri Sayısı
    • 36094 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr