"Ben Li Qiye'yim ve bu tek başına yeterli." #Emperor's Domination

Donmuş Deniz Düşen Yıldırım - 12 - Kukla Testi


Gök akademisinde dış sarayın iç kaleye en yakın kısmında etkileyici görünüme sahip bir konak vardır. Bu konağın içindeki büyük bir odada kalabalık bir grup bir şeyler konuşuyordu.

 

“Patron Terra’yı 2. Sıraya yükseldiği için tebrik ederim. Her zaman beklediğimiz gibi artık ateş elementinin patronu sizsiniz.” Konuşan çocuk dalkavukluğunu en üst seviyeye çıkarmak için secdeye gidiyordu.

 

“Kardeş Feng doğru kelimeleri seçmekte çok iyisin. Hahahah! Kaldır artık kafanı.” Terra gülerek yanındaki kızlardan birinin yanağını okşamaya başladı.

 

Sıralamada 2. Ve 3. Sırada bulunan iki ateş öğrencisi iç kaleye katılmak isteyerek gitmişlerdi. Terra da fırsattan istifade o sırada 4. Sırada olan ateş öğrencisine meydan okuyarak kazanmış ve hem 2.liğe yerleşmiş hem de ateş grubunun sıralamadaki en iyi adamı olmuştu. Bir süredir de farklı ateş grubu öğrencileri kendisini ziyaret ediyordu.

 

Feng yerden doğrulurken devam ediyordu. “Dış saray kıdemlisinin yeğeni olmanıza şaşmamak gerek. Potansiyeliniz korkutucu. Eminim ki en kısa zamanda iç kaleye geçeceksiniz.”

 

“Tabiki geçeceğim. Konaktaki herkes enerjisini biçimlendirmiş öğrencilerdir. Sadece en iyi durumlarına geldikten sonra iç kaleye geçmek için bekliyorlar. ÇılgınAteş benim de geçmem için baskı yapıyor fakat seni çağırdığım sebepten ötürü biraz daha bekleyeceğim.”

 

“Tabiki patron Terra. Şimdi ne yapmamı istersiniz ?” Feng sırıtarak sordu.

 

“Hahahah. Bu çok hoşuna gidecek eminim. Sana 2 hafta önce verdiğim qi taşlarını kullanarak güçlendin mi ?

 

“Evet patron. Qi taşları sayesinde enerjim tükenmeden çok uzun süreler pratik yapabildim. Fakat gücümü arttırsam da saflaştıramadığım için pek istikrarlı değilim.”

 

“Normaldir. Qi taşlarıyla yetişim yapmak enerjin tükenmeden devam etmeni sağlar. Kısa sürede bolca pratik ve çalışmayla enerji yenilenmesini beklemeden hızlı yol alırsın fakat enerjiyi saflaştırıp özümseyemediğin için istikrarsız olur.”

 

Terra biraz duraksayarak kaşlarını çattı ve devam etti.

 

“Sıralaman 146. Acaba 43. Sıraya kaymış olan Paurie’yi zaptedebilir misin ?” dedikten sonra dudakları kıvrıldı ve devam etti. “Yani akademi dışında bir fırsatın olsa. Yanında da her ihtimale karşılık birkaç qi taşın olsa?”

 

“E-evet tam istediğim gibi olurdu. Fakat nasıl olacak ki ?” Feng cevap verirken gözleri parlamıştı.

 

“Artık ateş grubu patronuyum. Bir hafta sonra saraydan bir öğrenci kafilesi Kara Orman’a akademi için işe yarar malzemeler bulmak amacıyla gönderilecek. Ateş grubundan gidecek 3 öğrenciyi de ben seçeceğim. Sen de Paurie de ateş grubunda değil misiniz?” Terra uğursuz bir şekilde sırıtıyordu.

 

Patron olmak için uğraşırken Gan’ı boşlasa da hakkında bilgi toplatmıştı. Hala orta seviyeye geçememiş ve Paurie ile Garyo denen iki öğrenciyle yakındı. Özellikle seçmelerin olduğu gün herkesin ortasında yaptığı o hareketi çok feci ödetecekti. Önce çevresindekileri perişan edecek ve onu yalnız bırakacaktı. Daha sonra ise bir daha yetişim yapamayacağından emin olacaktı.

 

“Evet patron. Kesinlikle Paurie’yi zaptettiğimden emin olacağım.” Feng eğilerek odadan çıkarken içi gıdıklanıyordu.

 

Kukla Evinde enerjisini saflaştırmaya çalışan Concor yorularak durdu ve Gan’a bakarak sordu. “Dostum sen bu kadar şeyi hangi arada öğrendin?”

 

O sırada Gan elinden yukarıya parça parça su fışkırtıyordu. Garyo ve Paurie ise takdir dolu bakışlarla üstlerine yağan küçük yağmurdan kaçınıyor ve gülüşüyorlardı.

 

“Gece gündüz çalıştım. Hadi dostum devam et en kısa zamanda parlak turuncu saflığa ulaşman gerek. Sana gösterdiğim pratiklere de sürekli çalış. Emin ol orta seviyeye en hızlı onlarla geçeceksin.”

 

Bu sırada Garyo durmakta olan kuklaya büyük bir toprak parçası fırlattı. Bu seferki fazla dağılmadan kuklayı vurmuştu.

 

“Bravo Garyo. Concor’a göre daha hızlı ilerliyorsun.” Gan Garyo’yu överken Concor da somurtarak saflaştırmasına dönmüştü.

 

“Kardeş Gan çok yetenekli. Benim bilgilerim bile senin yanında sönük kalıyor. Ne zaman sıralamaya gireceksin ?” Paurie bir süredir bunu soruyordu. Gan’ın gelişimi korkunçtu ve sıralamaya girse kesinlikle ilk 200’e meydan okuyabilirdi. Fakat bunu sadece dördü biliyordu. Gan özellikle kendini saklıyor gibiydi.

 

“Bu hafta içerisinde meydan okuyacağım. Bir önerin var mı ?”

 

“Hmm şimdilik yok fakat bir düşünelim karar veririz.” Pauire güzel bir gülümsemeyle Garyo’ya yardımcı olmak için uzaklaşırken Gan da düşünceliydi.

 

Geçen iki haftada düzenli olarak meridyenlerini açmıştı. Önceden açtığı 9 ana meridyenin bütün orta ve küçük meridyenlerini açmıştı. Ek olarak da kalan diğer 7 ana meridyenini açmıştı. Şu anda sahip olduğu hissiyat muazzamdı.

 

“Küçük Göl” ve “Su Küresi” tekniklerini okuduğu gibi kavramış ve düzenli olarak zaman ayırarak “Bio”yu da tamamen öğrenmişti. Fakat “Bio”daki çoğu malzeme, bitki, hayvan ve terimlere yabancı olduğu için kütüphaneden bitkiler, hayvanlar ve şifacılık üzerine kitaplar toplayarak onları kavramak için de zaman harcamıştı. “Bio”da gördüğü çoğu şeyin ismini bu kitaplarda öğrenmişti. Sanki “Bio” çok eski zamanların diliyle yazılmıştı da bu zamana kadar kitapta yer alan şeylerin isimleri değişmiş gibiydi.

 

Yapabileceklerini düşünürken yüzünde bir gülümseme oluştu. Yakın zamanda yapılacak olan saraya malzeme toplama görevine katılacaktı. Yapmayı denemek istediği şeyler için malzemeye ihtiyacı vardı.

 

“Hey dostum daldın gittin yine neye gülüyorsun?” Concor gözünün önünde elini sallarken Gan da irkildi.

 

“Heh dalmışım. Pardon. Sea’yı düşünüyordum. En son iki gün önce gördüm. Tekrar bi ziyaret etmem gerek.”

 

“Tamam biz yurtlara dağılıyoruz.” Derken Concor yorgun bir şekilde geriniyordu.

 

“Tamam. İyi geceler.”

 

Gan kuklayla baş başa kaldığında yavaşça ayağa kalktı. Arkadaşlarına orta seviyeden biraz daha ileri gibi davransa da gerçekler farklıydı. Neredeyse iki haftadır sarayda gelebileceği en üst noktaya gelmiş ve tamamen başka şeylerle uğraşıyordu. Şu haliyle Konak’ın ilk 10’una gireceğinden emindi.

 

Sağ elinde oluşan su küresi sıradan gözükmüyordu. Su bir küre şeklinde olsa da kürenin içindeki su sürekli dönerek dalgalar oluşturuyor ve küreyi parçalamaya çalışıyor gibiydi. Boyutu ise kuklanın kafası kadardı.

 

Elindeki su küresini tüm hızıyla kuklanın kafasına fırlattı. Küre kuklanın kafasını yok edip geçmek üzereyken patladı. Kuklanın üst gövdesi tamamen yok olmuştu.

 

“Ich! Daha kaliteli bir su elementine çalışmalıyım. Tam anlamıyla delip geçemiyor hala. Gerçi içinde patlaması da oldukça iyi.”

 

Bir süredir kukla üzerinde de denemeler yapıyordu. Biraz önce “Su Küresi” tekniğinin en iyi saldırısını kullanmıştı ve artık su elementinin 2. Ve hatta 3. Katındaki elementlerle kaynaşmadan daha ileri gidemeyeceğinin farkındaydı.

 

“Dış saray için malzeme toplamaya çıkmam lazım. Bunun için de sıralamaya girmem gerek. Sonrasında SuYılanı’nın istediği gibi 2. Kattaki element ile kaynaşacağım. Fakat arenada görünmek istemiyorum.”

 

“Eh yapacak tek bir şey kalıyor o zaman. Biraz dikkat çekecek olsa da göz önünde olmaktan iyidir.” Gan ellerini esneterek yürürken Kukla Evi’nin görevlisini buldu.

 

“Teste girmek istiyorum.”

 

Köşeli çenesiyle güçlü bir adama benzeyen görevli muhafız, Gan’a biraz küçümseme ile bakıyordu. Belli ki bu yeni öğrencinin bir ayda teste meydan okumasını aptalca bulmuştu.

 

“Sağdan devam et.”

 

Gan sağ taraftaki kabine girdi. Çıktığında ise daire şeklinde bir odadaydı. Ortada ise biraz önce yok ettiği ile aynı tip bir kukla duruyordu.

 

Testi hızlı bitirmesi dikkat çekebilirdi. Odanın kenarına oturdu. Oturduğu yerde sıkılarak ellerinde su küresi oluşturdu. Bu su küreleri biraz öncekinin aksine hırçın bir şekilde dönmüyordu. Durgun bir su küresiydi.

 

Su küresini fırlatarak kuklayı tam kafasından vurduktan sonra yüzünde hafif bir gülümseme oluştu. Kuklanın yüzü biraz göçmüştü. Düşününce Garyo’nun tüm gücüyle bile ancak bu kadar hasar verebildiğini hatırladı.

 

Biraz daha zaman geçirirken kuklanın da kendini onarmaya başladığını fark etti. Öğrencilerin bu sınavı geçememe sebebi belliydi. Eğer belli bir sürede kuklayı yok edecek kadar güçlü değilsen kendisini onarıyordu.

 

Yeterince zaman geçtiğini düşündükten sonra sağ elinde oluşturduğu su küresini kuklanın gövdesine gönderdi. Su küresi gövdenin ortasına kadar giderek patladıktan sonra kuklayı da ayakları dışında tamamen parçalamıştı.

 

Kuklanın imhasının ardından karşı duvarda aniden bir kapı açıldı ve öncekinden biraz daha büyük, etrafında ince bir enerji tabakası da olan yeni kukla yavaşça ilerleyerek eski kuklanın yerini aldı.

 

Gan yeni kuklayı saldırmadan önce hayranlıkla inceledi. Gerçekten güçlü biri tarafından enerji ile işlenmiş ve hareket kazandırılmıştı. Etrafındaki enerji tabakası ise normal bir enerji değil sanki savunmasını güçlendirmek için katılaştırılmış bir enerjiydi. Element değildi.

 

“Demek ki enerjinin farklı kullanım şekilleri de var.” Gan’ın gözleri ileride öğrenebileceği şeyleri düşünerek parlamıştı.

 

“Bakalım benim gücüme ne kadar karşı koyabilecek.” Oluşturduğu su küresini kuklanın tam gövdesine gönderdi.

 

“Eh! Öncekine kıyasla daha güçlü olduğu açık.”

 

Biraz önceki kuklanın sadece ayaklarının aksine bu kuklanın bacakları duruyordu.

 

Gan testten çıktığında soluk soluğaydı.

 

“Of! Bir an o kuklaya hasar verebilmek için yorgunluktan bayılacağımı sandım.”

 

Görevli muhafız testten çıkan Gan’a şaşkın bakışlarla bakarken ciddi bir ifadeyle kendisini takip etmesini söylemişti. Gan bir terslik olduğunu düşünmeden edemedi. Görevli muhafız ile beraber ilerlerken küçük bir odaya geldiklerinde durdular. Muhafız anahtarıyla kapıyı açtıktan sonra Gan’ı da davet ederek odaya girdi.

 

Oda küçük fakat rahattı. Kenarda bir yatak, çalışma masası, ileride banyo olduğu belli bir kapı ve değişik koleksiyon parçalarıyla doluydu. Kişisel odası olduğu çok açıktı.

 

Muhafız çekmecesini açarak bir qi taşı çıkardı ve Gan’a uzattı.

 

“Testi %80 hasar barajını aşarak bitirdiğin için bu qi taşını kazandın. Üstelik çok uzun zamandır ilk defa bu şekilde sıralamaya giren öğrencisin. Bu test başarısıyla 3. Yurdun ilk sırasına yerleştin. Tebrik ederim.”

 

Muhafız Gan’a takdirle bakarak gülerken Gan ise şok olmuş bir şekilde kalmıştı.

 

Aptallığın yanıyordu. Testi hiç araştırmadan bodoslama dalmıştı. Kuklayı neredeyse tamamen yok ettikten sonra ise 3. Yurda en alttan girileceğini zannederek büyük bir hata yapmıştı. Şimdi olması gerekenden çok daha fazla dikkat çekecekti.

 

“E-e şey qi taşı için çok teşekkür ederim.” Gan qi taşını alırken mahcup bir ifadeyle konuşmaya devam etti. “Acaba sıralamamı 400 yapamaz mıyız ? Ben dövüşmekten pek hoşlanmıyorum ve ilk sırada olmak bana bayağı sıkıntı çıkartabilir. Hasar yüzdemi ona göre kaydetsek?” Bu sözlerin ardından muhafız dikkatle Gan’ı süzerken yüksek sesli bir kahkaha attı.

 

“Hahahahaha! Uzun zamandır böyle düşük profilde takılan bir ejderha görmemiştim. Şimdi testten çıkınca neden yalandan solumaya çalıştığın anlaşıldı.”

 

Gan aniden irkildi. Bu adam yalandan soluduğunu bile anlamıştı. Bir daha muhafızları hafife almayacağına dair kendisine söz verdi.

 

“Tamam istediğin gibi olsun. İlk kuklaya %25, ikinci kuklaya ise %20 yazıyorum. Bunlar en alt sınırlar. Sıralaman ise 280. Üzgünüm ama bu testi en alt sınırda bitirmen bile oldukça etkileyici. Aksi takdirde ben de dikkat çekerim. Yarın sabah 3. Yurttaki odana taşınabilirsin. İyi geceler.”

 

Gan hafifçe eğilerek selam verdi. “Teşekkür ederim efendim. İyi geceler.”

 

“Önemli değil genç adam. Acaba iç bölgeye geçince de böyle düşük profilde takılabilecek misin?” Fakat söylediği sözler Gan tarafından duyulmadan Gan odadan çıkmıştı.

 

Gan aldığı qi taşını incelerken odasına doğru gidiyordu. Qi taşlarının da saflık dereceleri vardı. Elindeki qi taşı turuncu parlayarak pek saf olmadığını belli ediyordu. Gece ilerlemiş ve gökyüzü yıldızlarla kaplanmıştı. Qi taşının ne kadar değerli olduğunu bilse de kendisi için bir şey ifade etmiyordu. Hele bir de turuncu saflığa sahip taş. Ayrıca kendisinin çalışmak için pratik ihtiyacı ve dolayısıyla da ekstra enerji taşı ihtiyacı olmuyordu. Hile yapıyor gibi olsa da bundan şikayetçi değildi.

 

Bu taşı Concor’a verecekti. Eğer böyle bir enerji takviyesine ihtiyaç olursa da “Bio” sayesinde kullanabileceği birkaç metot biliyordu. Odasına geldiğinde yatağına uzandı ve gözlerini kapattı. Uzun zamandır ilk defa biraz uzun uyuyacaktı. Yarın sabah ise 3. Yurttaki odasına taşınacaktı.

 

Bu sırada 3. Yurtta ise, son sırada ve aktif olan öğrenciye de yeni bir sıralamaya giren olduğu ve ertesi sabah yurdu terk etmesi söylenmişti.




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1487

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1217

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 1011

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 913

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 812

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 796

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 723

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 641

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 620

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 620

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 216

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 159

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 159

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 137

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 131

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 130

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 125

    Site İstatistikleri

    • 17516 Üye Sayısı
    • 783 Seri Sayısı
    • 36099 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr