Üç kuruşluk eşeğin beş paralık sıpası olur. #Atasözü

Donmuş Deniz Düşen Yıldırım - 9 - Elementler Salonu


Elementler Salonu, dış sarayın özellikli yerlerinden biriydi. Dışarıdan bakınca daire şeklinde ve üç katı olan bir binaydı. Elementler Salonunun hemen yanında ise benzer daire şeklinde ve 3 katlı kütüphane bulunuyordu. İki yapının üzerinde de sanki bir sanatçı tarafından oyulmuş büyük desenler var gibiydi.

 

Gan hayranlıkla bakınarak Elementler Salonu'na girdi. Öğrenciler binanın ortasında kümelenmişlerdi. Kenarlarda ise soyunma kabinine benzer yapılar ve yanında da üstatlar vardı.

 

Üstatlardan ÇılgınAteş ciddi bir yüz ifadesiyle öne çıktı ve dikkatleri üzerine topladı.

 

" Elementler Salonuna hoşgeldiniz. Burası akademinin önemli yerlerinden biridir. Sizlere biraz bilgi vermek için ben öne çıktım." Ardından boğazını temizleyerek devam etti.

 

"Bildiğiniz üzere çevrenizde yatkınlık sağlayabileceğiniz pek çok elementsel güç var. Fakat bu güçlerin çoğunun çıkış noktası sayılabilecek 5 temel element var. Akademi bu 5 temel elemente çalışabilmeniz için bu salonu oluşturdu. Örnek vermek gerekirse rüzgar ve suya biraz yatkınlık gösterebilirseniz, Sisli Vadi'ye giderek sise yatkınlık kurmayı deneyebilirsiniz. Fakat birden fazla elemente yatkın olmak kolay bir iş değildir uyarayım. "

 

ÇılgınAteş kendisini göstererek " Ben ateş elementi üstadı ÇılgınAteş'im."

 

Orta yaşlı ve saçları tepeden topuz yapılmış bir adamı işaret ederek " Su elementi üstadı SuYılanı."

 

Öğrencilerin biraz önce dersinden çıktığı minyon kadını göstererek "Rüzgar elementi üstadı KeskinNefes."

 

Kollarından güç fışkıran, kısa ama geniş gövdeli bir adamı göstererek "Toprak elementi üstadı SertDuvar"

 

Uzun yeşil sakalı ve yumuşak bakışları ile orta yaşlı başka bir adamı gösterek "Ahşap elementi üstadı AğaçSakal" 

 

diyerek beklemekte olan element üstatlarını tanıtmıştı.

 

" Elementler Salonu'nun her katında öncekinden daha güçlü ve kaynaşması zor element enerjisi bulunur. Kendi katımdan örnek vereyim. İlk katta çalışmak için sıradan bir alev göreceksiniz. Eğer kendinizi ispatlayıp sıralı yurtlardan birine geçerseniz 2. kata çıkma hakkı kazanarak Dil Semenderi'nin ateşinden bir parçayla çalışma imkanı bulacaksınız."

 

Bu sırada kalabalıktan dil semenderini duyanlar heyecanla fısıldaşmaya başlamıştı. Kendisi küçük olsa da ateşi güçlü bir yaratık olarak biliniyordu.

 

"Eğer sadece ilk 50 öğrencinin kalabildiği Konak adlı yurda geçebilirseniz de 3. kata çıkmanıza izin vereceğim. Ne göreceğiniz ise şimdilik sürpriz olsun."

 

 "Çalışmak istediğiniz elementin üstadını seçtikten sonra yanlarındaki kabinlere gireceksiniz. Kabinden gideceğiniz yer, seçtiğiniz elementin ilk katıdır. Elinizden geldiği kadar kaynaşmaya çalışmalısınız. Elementler Salonu her zaman çalışmanız için açık olacaktır."

 

ÇılgınAteş’in söylediklerinden sonra öğrencilerde heyecanlı konuşmalar ve kıpırdanmalar başlamıştı. Hangi elementi seçmeleri gerektiğini düşünüp tartışıyorlardı. Şimdiden ateş elementi kabinine birkaç öğrenci arka arkaya girmişti bile. Ateş elementi her zaman oldukça popüler bir elementti.

 

Gan ve Concor da ayakta dikilmiş kalabalığın hareketlerini izliyorlardı. Kenarda bekleyen üstatlar ise sadece Gan’ı izliyorlardı. Özellikle SuYılanı’nın ifadesi biraz bozuktu. Gan’ı almak için Terra’yı yem olarak kullanacaktı fakat ÇılgınAteş dersten önce bir toplantı istemiş ve bu planını baltalamıştı. Öğrenciler Elementler Salonu’na gelmeden önce bütün üstatlar toplanmış ve bir karara varmışlardı. Yeni sürpriz dâhinin aklını çelmek için kimse bir şey vaat etmeyecekti. Seçim çocuğa bırakılacaktı.

 

“Ee kardeşim, hangi elementi düşünüyorsun ?” Concor merakla Gan’a sordu.

 

“Su elementini seçeceğim.” Gan fazla düşünmeden cevapladı.

 

“Su mu !? Ateş gibi güçlü ve yıkıcı bir element varken neden suyu seçiyorsun ? Su nasıl kullanılır ki hem?” Concor şaşkınlıkla sordu.

 

Gan omuzlarını silkti. “Suyu seviyorum. Üstat SuYılanı da nasıl kullanacağımı öğretir herhalde.” Böyle söylese de asıl planı “Donmuş Deniz Düşen Yıldırım” kitabını kullanmanın bir yolunu bulmaktı. Öyle bir kitabın zayıf olacağını sanmıyordu.

 

“Ben de mi suyu seçmeliyim?” Concor hayal kırıklığıyla düşündü.

 

“Hayır! Ne istiyorsan onu seç. Farklı elementlerde olsak da hala arkadaş olacağız sonuçta.” Gan ciddi bir şekilde arkadaşını teşvik etti.

 

“O zaman rüzgarı seçeceğim. Uçmak ve keskin rüzgar atmak ilgimi çekti. Hem de KeskinNefes’e sıradan bir öğrenci ne demekmiş göstereceğim.” Concor’un gözleri kararlılıkla parlamıştı.

 

Gan da gülümsedi. Arkadaşının şimdiden bir hedef belirlemesi güzeldi. Zaten bu süreçte ona da elinden geldiği kadar yardım edecekti. Kendisi güçlenirken Concor’u zayıf bırakmak olmazdı.

 

Concor KeskinNefes’in yanına ilerlerken KeskinNefes’İn de gözleri parladı. Eğer Concor geliyorsa muhtemelen Gan da gelebilirdi. Concor kabine girip gözden kaybolduktan sonra alanda da fazla öğrenci kalmamıştı.

 

Gan SuYılanı’na doğru ilerledi. Yaklaşırken SuYılanı’nın ifadesi önce şaşkınlık gösterirken ardından felaket bir sırıtmaya dönüşmüştü.

 

“Üstat Suyılanı lütfen bana yardımcı olun.” Gan başını hafifçe eğerek selamladı ve kabine girdi. Kabinin içi bir insanın gireceği kadardı fakat zemininde yuvarlak bir sembol vardı. Görüşü bir anlığına çakan beyaz ışık yüzünden kayboldu. Tekrar görebildiğinde ise hala aynı kabinin içindeydi. Fakat kabinden dışarı çıktığında ilk katta olduğunu anladı.

 

Gan gözden kaybolduğunda SuYılanı da yüksek sesli bir kahkaha patlattı.

 

“Hahahahah. Bu çocuk ya üstattan anlıyor olmalı ya da yakışıklılığımdan etkilendi. Durup dururken bu yaşta bir çocuğun su elementini seçmesi başka türlü açıklanamaz.”

 

Diğer üstatların aptalca bakışlarından herkesin şaşırdığı anlaşılıyordu. Özellikle ÇılgınAteş’in bakışları tam bir hayal kırıklığıydı. Aniden sinirle sordu. “SuYılanı sen kesin bir şeyler çevirdin değil mi? Anlaştık sanıyordum.” ÇılgınAteş'İn sözlerinden sonra SuYılanı ellerini de kaldırarak birini kalbine koydu ve ciddiyetle konuştu. “Kalbimin üzerine yemin ederim ki hiçbir şey yapmadım.” Bu hareketten sonra ÇılgınAteş daha fazla uzatmak istemedi. Kalbin üzerine yemin etmek akademi içerisinde onur meselesi sayılırdı.

 

“O zaman kolay gelsin SuYılanı. Biliyorsun, Terra benim öğrencilerimden ve oldukça iyi bir yetişimi var. Gan için birçok zorluk çıkaracağından eminim. Eğer çocuk benim takımımdan olsa bir şeyler yapabilirdim fakat artık elden bir şey gelmez.”

 

ÇılgınAteş söylediklerinde haklıydı. Aynı elemente sahip öğrenciler kendi aralarında rekabet etse de farklı elementlere sahip öğrencilerle rekabetleri daha azılıydı. Ateş elementi ise su elementinin aksine geniş bir öğrenci kitlesine sahipti. SuYılanı’nın ifadesi biraz buruştu. Bu öğrencisi için sıkıntı olacaktı.

 

Gan girdiği odayı incelemeye başladı. Kendisinden başka kimse yoktu. Demek ki her öğrenci aynı özelliklere sahip farklı odalara ışınlanmıştı. Odanın tam ortasında ise, havada asılı duran bir su küresi vardı. Gan biraz hayranlıkla küreyi izledi. Neredeyse küçük bir gölü dolduracak kadar su, havada küre şeklinde asılı duruyordu.

 

Yaklaştı ve biraz çekinerek küreye dokundu. Beklediğinin aksine dirençle karşılaşmamış ve eli çabucak suya girmişti. Hayranlığı biraz daha arttı.

 

Kürenin önüne bağdaş kurarak oturdu. Kıdemlilerin demesine göre kendi enerjisi ile suyun enerjisini kaynaştırması gerekiyordu. Enerjisini sağ elinde yoğunlaştırdı ve suya doğru uzattı. Bir saatten fazla süre denemesine rağmen, suyun enerjisini hissetse de bundan öteye gidememişti. Daha sonra denemeye karar vererek kabine gitti ve girişe ışınlandı.

 

Girişte SuYılanı'nı hala orada beklerken gördüğüne şaşırmıştı.

 

"Nasıldı evlat ?"

 

"Suyun enerjisini hissetmekten fazlasını yapamadım üstat SuYılanı."

 

"Hissederek zaten gereğinden fazlasını yapmışsın." SuYılanı gülümseyerek Gan'ı tebrik ederken katlarda kalan öğrenciler de zorla geri ışınlanmıştı.

 

Gan Connor'un zorla ışınlanmadan sonra yaşadığı şaşkın ifadesine gülerek yanına gitti.

 

"Nasıldı ?"

 

"Ha.Gan. İçinde sürekli rüzgar esen bir küre vardı. İçine kendim girmeyi bile denedim fakat değil kaynaştırmak, rüzgar enerjisi diye bir şey var mı ondan bile şüpheliyim."

 

Geri ışınlanan öğrenciler birbirlerine yaşadıklarını anlatırlarken Gan elementin enerjisini tek hisedebilenin kendisi olduğunu anladığında yüzünde hafif bir sırıtış belirdi.

 

"Öhöm.Öhöm." SuYılanı ileri çıkarak kuvvetlice öksürdü ve dikkatleri kendine topladı.

 

"Biraz önceki başarısızlığınız sizi üzmesin. Elementi hissetmeniz ve kaynaştırma yapabilmeniz için önce Enerji Yoğunlaştırmanın orta seviyesine gelmelisiniz. Daha sonra kaynaştırmak istediğiniz elementin içine enerjinizi bırakarak kaynaştırmayı deneyebilirsiniz. Eğer yetişim hakkında yardım almak isterseniz yan binadaki kütüphaneyi de kullabilirsiniz. Dağılabilirsiniz." SuYılanı konuşmasını bitirdiğinde Gan'a göz kırptı ve diğer üstatlarla birlikte salonu terk etti.

 

"Ne hayal kırıklığı ama. Şimdi elementle kaynaşmak için orta seviyeyi başarmak zorundayız." Salonu terk ederlerken Concor da söylenmeye devam ediyordu.

 

"Ben bir kütüphaneye bakacağım gelmek ister misin?" Gan teklif etse de Concor kafasını iki yana sallayarak cevapladı. "Bana bugünlük bu kadar yeter dostum." Ardından da yurda doğru yürümeye başlamıştı.

 

Gan kütüphaneye girdiğinde içeride kalan az sayıda öğrenci vardı. Akşam olmuştu ve öğrenciler yurtlarına gidiyorlardı. Bugün element enerjisini tek hissedebilen kendisi olduğu için gaza gelmişti ve orta seviyeye bir an önce geçmek istiyordu.

 

Girişteki genç ve güzel bir kadın olan kütüphane muhafızı Gan'ı görünce yanına geldi. " Genel kitaplar 1. katta, ileri seviye element ve enerji teknik kitapları ise 2. kattadır. 3. kata çıkmak için ise özel izin gerekir. Aldığın kitapları ise bu giriş katında okuyabilirsin. Dışarı çıkartamazsın. Çıkartmak için sıralı yurtlardan olmalısın." Donuk bir ifadeyle kısaca bilgilendirdikten sonra hızlıca arkasını dönerek gitmişti.

 

Gan 2. kata çıkması için erken olduğunu farkındaydı. Hızlıca 1. kata çıkarak enerji kontrolü ile ilgili kitapları aramaya başladı. Kendisine yardımcı olacağına inandığı birkaç kitap ile birlikte giriş katına indi.

 

Giriş katında bir masaya otururken etrafındaki az sayıda öğrenci de Gan'ın masaya koyduğu birbirinden kalın kitaplara bakarak gülüyordu. Yeni gelen çömezlerden muhakkak birkaçı gaza gelerek bu kitapları alırlardı fakat birkaç sayfa bile okumaya dayanamayıp geri bırakırlardı. Kitaplar çok kalın oldukları gibi çok ayrıntılı ve sıkıcı bir anlatımları da vardı.

 

Gan bunlardan habersiz bir şekilde "Enerji Kontrol Pratikleri" adlı kitabı açarak okumaya başladı. Kitabı okumayı bıraktığında suratı asıktı. İki saate yakın süredir uğraşıyordu ve daha 2. sayfadaki ilk pratiklerde bile zorlanmaya başlamıştı. Etrafında kendisine bakarak gülüşen öğrencileri duymak da sinirlerini bozmuştu. Bir süre boş boş etrafa bakarak kafasını toplamaya çalıştı. Kütüphaneden çıkarken kitapları alamaması da oldukça kötüydü. Halbuki o kafasındaki iki kitap gibi olsalardı.

 

"Acaba?" Aklına o günkü yaşlı adamın söyledikleri geldi. Okuduğunu hemen anlayabilmesini sağlayacak "Hızlı Kavrama" diye bir yeteneği, adam kendisine aktarmıştı. O gün sadece kitaplara avucunu koyarak kavramak istemişti.

 

Eliyle alnına bir şaplak vururken gülüyordu.

 

"Tabiii yaaaa! Kitapları taşırken kavramaya çalışmıyordum. Okurken de hiç avucumla dokunarak kavramaya çalışmadım. Sadece masanın üstüne koydum ve bakarak kendim pratik yapmaya çalıştım."

 

Aklına geleni denemek için kitapları koltuk altına alarak 1. kata çıktı. Gözlerden uzak bir yer ararken kör noktada kalan iki sıra rafın arasına geldi. Biraz önce çalıştığı kitabın üzerine avucunu koydu ve tüm kitabı kavramak istediğini düşündü.

 

Yaşlı adamın kitaplarında olduğu gibi değişik şeyler olmamıştı. Sadece zihnine sürekli dolan bilgiler dolayısıyla ani bir baş ağrısı hissetmiş ve o da hızlıca kaybolmuştu. Zihnini yokladığında suratında bir gülümseme belirdi. Kitap kavranmıştı. Elindeki diğer kitapları da aynı şekilde kavradıktan sonra yerlerine bıraktı.

 

Gan sırıtarak kütüphaneden çıkarken, diğer öğrenciler de Gan'a bakarak, kitaplardan dolayı biraz kafayı sıyıran ilk çömez olduğunu düşünmeye başlamışlardı.           




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1487

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1217

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 1011

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 913

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 812

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 796

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 723

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 641

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 620

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 620

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 216

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 159

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 159

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 137

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 131

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 130

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 125

    Site İstatistikleri

    • 17500 Üye Sayısı
    • 783 Seri Sayısı
    • 36094 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr