Donmuş Deniz Düşen Yıldırım - 8 - İlk Ders


Gan, sabah olduğunda gök mavisi dış saray üniformasını giymiş ve Sienna'nın odasının önüne gelmişti. Kapıdaki muhafız biraz beklemesini söylediği için kapının önünde dikiliyordu. Boş boş baksa da aslında  "Bio" içerisinde su veya yıldırım elementi elde edebileceği bir yöntem için bakınıyordu.

 

"Girebilirsin." Muhafızın sesiyle kendine geldi ve odaya girdi.

 

Sienna gülümseyerek masasının arkasından ona bakıyordu.

 

"Gel otur şöyle." Gan gösterilen yere oturdu.

 

"Seni neden çağırdığımı anlamışsındır. Bana neler olduğunu anlat." Sienna gülümseyerek konuşsa da sesindeki merak ve otoriterlik hala duruyordu.

 

"Neden bahsettiğinizi anlamadım efendim." Gan pişkin pişkin konuştu.

 

"Benimle dalga geçme çocuk. Yıllarca yeteneksiz bir embesil olup, son testinde inanılmaz bir yetenek sergilemek de ne demek ? " Sienna'nın kaşları çatılırken sesi de sertleşmişti.

 

"Niyetim dalga geçmek değil kıdemlim. 9 yaşında enerjiyi yoğunlaştırsam da saflığı yüksek değildi. Son ana kadar daha da saflaştırmaya çalıştım. Akademinin yüzünü kara çıkarmamak için bunu yapmalıydım." Gan mahcup bir ifadeyle kendini savundu.

 

Sienna'nın bakışlarından inanmadığı anlaşılsa da, kadının diyecek bir şeyi yoktu.

 

"Demek 5 yıl boyunca saflaştırma yaptım diyorsun. Üstelik kimseye çaktırmadan. Peki öyle olsun. Dış saraydaki durumunu göreceğiz. Kaybol."

 

Gan Sienna'nın odasından çıktıktan sonra hemen dış kaleye gitti. Dün Sea'ya söylediği gibi, kızı bulup sorularını cevaplaması gerekiyordu. Dış kalenin öğrenci yurdunda Sea'yı sorsa da yurtta değildi. Aklına nerede olabileceğiyle ilgili bir fikir gelmişti.

 

Küçük mavi saçlı kız uzaktan hemen göze çarpıyordu. Tersanenin biraz yüksek kalan kısmında oturmuş ve dalgın gözlerle liman olarak kullanılan yerdeki gemiye bakıyordu. Gan içinde bir burukluk hissetti.

 

"Seni burada bulacağımı tahmin etmiştim." Gan yavaşça Sea'nın yanına oturdu.

 

"Biraz bekledim ama gelmeyince kendimi burada buldum."

 

"Evet sabah erkenden gelemedim. Saray kıdemlisi odasına çağırmıştı."

 

"Anladım. " Kızın gözleri doluydu. Tersaneye bakarak konuştu. "Babam hep akademiye seçileceğimi ve o gün gururla tüm tersane ve liman çalışanlarına caka satacağını söylerdi. Sonra da annemin mezarına gidip neşeyle şarkı söyleyeceğini, kızının başarılarını anlatacağını. Ama seçildiğimi göremedi." Küçük kız artık ağlıyordu.

 

Gan içgüdüsel bir şekilde kızı kucakladı. Bu küçük kız da artık kendisi gibi bir öksüzdü. Hatta daha da kötü durumdaydı. Sonuçta o Sera'ya sahipti. Sarsılarak ağlayan kız biraz yorulup sakinleşse de dünkü soğukkanlılığı kaybolmuştu. Gan'ın üniforması da gözyaşlarıyla ıslanırken kızı kendisinden biraz uzaklaştırarak gözlerine baktı ve sordu.

 

"Babanın son anlarını anlatmamı ister misin Sea?" Küçük kız hızlıca kafasını salladı.

 

"Gemide keşfe çıkmıştık ve aniden bir fırtına patladı. Şimşekler ve rüzgar bizim gemimizi hedef alıyor, göz gözü görmüyor ve deli gibi yağmur yağıyordu. Baban, tüm tayfaya emirler vererek gemiyi sağlam tutmaya çalışıyordu. Başardı da. Çok uzun bir süre dayandı gemi. Fakat karşılaştığımız şey normal bir fırtına değildi. Sanki tanrı kendi eliyle gemiyi batırmaya çalışıyordu. Ben de artık kesin öldüğümü düşünerek çaresiz bir şekilde duruyordum. O sırada baban beni bir kenara çekti ve su damlası şeklinde bir koruyucu eşya verdi."

 

Sea aniden lafını kesti. "Damla şeklindeki eşya mı? O eşyayı annem ölmeden önce vermiş. Denizlerde babamı koruması için. Demek sana verdi."

 

Gan kafasını sallayarak onayladı.

 

"Aradan biraz zaman geçtiğinde ne kadar seslenirsem sesleneyim kimseye ulaşamadım. Göz gözü görmüyordu. Gemi yanıyordu ve batmak üzereydi. Kendimi suya attım ve eşyayı etkinleştirdim. 22 gün sonra ise tersaneye yakın bir yerde kendime geldim. O arada bilincim kapalıydı.Neler olduğunu ben bile bilmiyorum. Ama emin olduğum tek şey, babanın benim hayatımı kurtaran bir kahraman olduğu." Gan hikayeyi eksik anlatsa da samimiydi ve kaptanın eşyayı verirken, kendisini değil Sea'yı gördüğünden emindi.

 

Sea hikayeyi dinlerken yine ağlamaya başlamıştı. Babasını çok özlediği anlaşılıyordu. Henüz sekiz yaşındaydı.

 

"Babamın öldüğünü görmedin ama değil mi?" Küçük kız umut dolu mavi gözleriyle Gan'a baktı.

 

"Evet görmedim. Fakat yaşıyor olması düşük bir ihtimal." Gan dürüstçe cevapladı. Sea burnunu çekerek anladığını belli ediyordu.

 

Gan Sea'nın başını okşarken sordu. "Benim küçük kız kardeşim olmak ister misin?"

 

Sea şaşkınlıkla Gan'a baktı. "Benim de annem ve babam yok. Manevi bir babam var ve söylediğine göre gerçek anne babam daha ben bebekken ölmüşler. Şimdi de senin baban benim hayatımı kurtardı." Gan konuşurken biraz gözleri dolmuştu. Bu küçük kız için elinden geleni yapmaya hazırdı.

 

Sea ağlamaktan gözleri şişmiş ve kızarmış olsa bile güzel gözüken gülümsemesiyle " Teşekkür ederim abi." diyerek Gan'a sıkıca sarıldı. Gan da kıza sarılırken içinden, onu korumak için elinden geleni yapacağına söz vermişti.

 

Sea'yı en kısa zamanda tekrar geri geleceğini söyleyerek yurduna bıraktı. Sea hızlıca Gan'ı yanağından öperken neşeyle söyleniyordu. "Dış kale ve sarayın en yetenekli öğrencisi benim abim. Tüm dış kale öğrencilerinin idolü!" Gan bu övgüler karşısında tebessüm ederken Sea da kapının ardında kaybolmuştu.

 

Gan hızlıca ders işlenmek için kullanılan amfilerden birine gitti. Girdiği amfi, birçok amfi arasından sadece biri olsa da koca amfi olarak biliniyordu ve en büyükleriydi. Şu anda ilk defa dış saraya girmiş olan öğrencilere ders verilecekti.

 

Kalabalığın arasından Concor'u bularak yanına oturdu. Halini hatrını sorduğunda Concor'un gözleri parlıyordu. Odasını çok beğenmiş ve çok rahat uyumuştu. Dış kaleden sonra burasının cennetten bir parça gibi geldiğini söylüyordu.

 

"Heh işte üstat geldi." Concor Gan'ı dürterek sustu.

 

Hafif ve hızlı adımlarla karşılarına gelen üstat, değerlendirmelerdeki KeskinNefes lakaplı kadın üstattı. Minyon bir kadın olan KeskinNefes'i, testteki bilgilendirmelerinden herkes tanıyordu. Özellikle de Concor, ilk dersinde kendisini eleştiren üstadın gelmesine biraz bozulmuştu. Üstelik kadın sürekli yanında oturan Gan'a bakıyordu. Kendisini unutmuş bile olabilirdi.

 

"Dış saraya katılıdığınız için hepinizi tebrik ederim. Bugün sizlere temel bilgiler anlatacağım. Enerjinin saflık derecesini ve renklerini, dünkü değerlendirmede hepiniz öğrendiniz diye düşünüyorum. Ek bir bilgi olarak, enerjiniz ne kadar saf ise kullandığınız teknik o kadar etkili olacaktır." Kadının sorusu üzerine öğrenciler kafalarını sallamaya başlamışlardı.

 

"Güzel. Şimdilik enerjinizi yoğunlaştırıp basit seviyede kontrol edebiliyorsunuz. Dış sarayda ise bunu daha ileri seviyeye taşımayı öğreneceksiniz. Enerjinin ne olduğu hakkında derin bilgilere ulaşmaya çalışacaksınız. Mesela; enerjiyi sade ve saf haliyle kullanabildiğiniz teknikler olduğu gibi, elementlerden biriyle kaynaştırarak o elemente yatkınlığını arttırabilirsiniz." Amfide çıt çıkmıyordu. Öğrenciler pür dikkat üstadı dinliyorlardı. Gan da buna dahildi.

 

"Küçük ve basit bir örnek şeklinde göstereyim." KeskinNefes bunları söylerken ayaklarının altında parlak sarı enerji yoğunlaşmış ve yavaş yavaş rengini kaybederken KeskinNefes de on santim kadar yükselmişti.

 

"Benim yatkın olduğum element rüzgar. Gördüğünüz gibi ayaklarımın altında enerjimi topluyor ve rüzgara dönüştürüyorum. Bunu da yeri itmek ve kendimi yükseltmek için kullanabiliyorum."

 

Öğrenciler hayranlıkla kadının ayaklarının altına baktıklarında gerçekten de rüzgarı ve rüzgardan dolayı uçuşan tozları görebiliyorlardı.

 

"Vay canına. Uçmak gibi olmalı." Bazı öğrenciler hayranlıklarını gizleyememişti.

 

"Enerji Yoğunlaştırma üç aşamadır. İlk, Orta ve İleri seviye. Yoğunlaştırdığınız enerjiyi hızlı toplamak ve kontrol etmekte ustalaşmalısınız. Bunu başarmak her seviyede size avantaj sağlayacaktır. Şimdi , hepiniz enerji yoğunlaştırarak ilk seviyede kabul ediliyorsunuz."

 

"Orta seviyeye geçmiş olmak için, enerjinizi topladıktan sonra serbest bırakabilmelisiniz. Pratikle inanıyorum ki hepiniz orta seviyeye geçeceksiniz."

 

KeskinNefes sağ avucunda oluşturduğu parlak sarı enerjisini havaya doğru serbest bıraktı. Yavaşça yükselen enerji çok yükselemeden dağılarak kaybolmuştu.

 

"Bu orta seviye için bir örnekti. Enerjinizi biraz önce yaptığım gibi zayıf bir şekilde bile olsa serbest bırakabilirseniz ilk aşamayı geçmişsinizdir." Bu sözlerin ardından KeskinNefes'in iki elinde de yoğun sarı enerji toplanmaya başladı. Enerjinin rengi kaybolduğunda ise öğrenciler rüzgara dönüştüğünü anlamışlardı.

 

" Bir elemente yatkın olmayı başarıp, bunu yaptığınızda ise ileri seviye kabul edilirsiniz."

 

Üstat ellerini kendilerine doğru hızlıca uzatırken, amfideki öğrencilerin suratlarına güçlü bir rüzgar çarparak geçip gitmişti. Her birinin gözleri ışıldamaya başlamıştı. Dış sarayda olmak bunları öğrenebilmek anlamına geliyordu. Tüm seviyeleri gördüklerini düşünseler de KeskinNefes durmamıştı.

 

KeskinNefes'in şimdi elinde toplamaya başladığı enerji, dağınık değil hilal şeklideydi ve rengi kaybolduğunda ise KeskinNefes gülümseyerek öğrencilere baktı. "Şimdi göstereceğim şey ise iç kaleye geçmeniz için ulaşmanız gereken Enerji Biçimlendirme seviyesi ve benim de lakabımın kökenidir." Bu sözlerden sonra elindeki rüzgardan oluşan hilali yavaşça amfinin boş bir tarafına fırlattı.

 

"Bu bir üstadın gücü mü?" Öğrencilerden biri fısıltıyla konuştu.

 

"Sadece rüzgarla mı oldu bu?" Bir başkası da aptal bir ifadeyle konuşuyordu.

 

Dersi dinleyen tüm öğrenciler şaşkınlıkla amfide oluşan ince yarığa bakarken KeskinNefes'e karşı saygıyla karışık korku da hissetmeye başlamışlardı.

 

"Şimdi, seviyeleri anladığınıza göre orta seviyeye ulaşabilmeniz için birkaç ipucunu açıklamaya çalışacağım."

 

Seviyeleri gösterdikten sonra sıkıcı odaklanma ve konsatrasyon teknikleriyle devam eden dersi dinlerken, öğrencilerden uyuyanlar bile olmuştu. Gan ve Concor ise ellerinden geldiği kadarıyla dinlemeye çalışıyordu.

 

Geçen iki saatin ardından ise KeskinNefes yüksek sesle bağırdı ve amfide uyuyanları da uyandıran güçlü bir rüzgar estirdi.

 

"Ders bitti. Pratik yapmayı unutmayın ve buradan çıkınca, sonraki dersinizi göreceğiniz Elementler Salonuna gidin. "




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1489

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1220

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 1011

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 913

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 811

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 794

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 723

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 641

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 638

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 620

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 620

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 216

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 200

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 159

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 159

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 150

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 137

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 131

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 130

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 125

Site İstatistikleri

  • 17681 Üye Sayısı
  • 786 Seri Sayısı
  • 36272 Bölüm Sayısı


creator
manga tr