Donmuş Deniz Düşen Yıldırım - 7 - Seçmeler Bitiyor


Enerji Yoğunlaştırma testi de sona erdiğinde yüksek bir "Gong!" sesi akademiyi doldurdu. Henüz dağılmamış olan kalabalık, sesin kaynağı olan gök kuleye doğru dönmeye başladı. Gök kuledeki çan, bu sefer de seçmelerin bitiş konuşmasının yapılması için çalmıştı. Havanın da kararmasıyla birlikte kuleden hafif bir turkuaz ışıltısı yayılırken, kalabalık da büyük bir hayranlıkla kuleyi izliyordu.

 

Kürsünün olduğu kulenin tepesinde havada süzülen bir lamba belirdi. Lambanın ışığı o küçük kürsünün etrafını gün ışığıyla doldururken, Sienna da kürsünün başına geçmişti.

 

"Bugün Gök Akademisi için birçok yeni yetenek seçildi. Ben dış kale kıdemlisi olarak bugünkü seçmelerin bittiğini bildiriyorum. Yeni seçilen öğrenciler, yurt odalarına götürecek olan muhafızları takip etsinler. Dış saraya seçilen öğrenciler de saraydaki yurtları için rehberlik edecek muhafızları takip etsinler. Herkese iyi geceler diliyorum."

 

Sienna kapanış sözlerinden sonra kürsüyü terk ederken avucundan birkaç taşı gökyüzüne fırlattı. Birkaç farklı renkteki taş sabit bir hızla gökyüzüne yükselmeye başlarken izleyicilerin gözlerinde pırıltılar oluşuyordu. Taşlar yaklaşık 50 metre kadar yükseldikten sonra yüksek bir "Bam!" sesi eşliğinde patlayarak müthiş bir görsel şölen başlattılar. Gök Akademisi'nin gökyüzünde kükreyen bir kaplanın ardından kanatlarını açan bir ejderha süzüldü. Onların peşinden aya karşı uluyan bir kurt ve korkmuş görünüp koşmaya başlayan bir tavşan geldi.

 

"Bu gösteriye bayılıyorum. Sırf bunun için bile her sene gelmeye değer." Tezgahını toplamış olan bir adam hayranlıkla konuştu.

 

"Böyle, havada patlayan taşları sadece büyük uzmanların yapabildiğini duymuştum. Belki bizim çocuğumuz da yapabilir." Çocukları yeni seçildiği için mutlu olan bir anne de umutlarını dillendiriyordu.

 

"Hmm.. Acaba böyle taşlar yapabilen biriyle anlaşsam da tatlılarımın reklamı olarak kurbağa falan mı çıksa." Ellerini çenesine dayamış Rosie de düşünceli bir şekilde işini arttırmanın yolunu arıyordu.

 

Gökyüzünde 15-20 dakika boyunca patlayan taşlar durduğunda, kalabalık da hızlıca dağılmaya başladı.

 

"Dış kale öğrencileri beni takip edin." Yeni öğrencilerden sorumlu muhafızlar, öğrencileri toparlamaya başlamışlardı.

 

Gan, etrafında Sera, Concor ve kaleden kendisini biraz yakından tanıyan herkes tarafından kuşatılmış bir durumda gökyüzündeki şöleni bile izleyememişti.

 

"Hey millet! Biraz sakin olun. Dediğim gibi ben henüz 9 yaşındayken enerjimi yoğunlaştırdım. Fakat kılavuzda tarif ettiği gibi, yapabildiğim kadar saflaştırmak istedim. Bu yüzden son ana kadar bu testleri geçmedim ve beklediğime de değdi. En iyi yoğunlaştırmayı yaptım. Şimdi herkes beni öğrencisi olarak isteyecek. Küçük dahiniz geri döndü." Yüzünde parlak bir gülümseme ve sahte mahcup bakışlarla, özellikle de Sera'ya kendini affettirmek istiyordu.

 

"Eğer bir daha manevi babanı kandırmaya cesaret edersen seni evlatlıktan atarım. Ne kadar üzüldüğüme dair bir fikrin var mı senin?" Sera hala kızgın gibi davransa da içten içe mutluydu. Gan da bunu farkındaydı.

 

"Vay be! Benim arkadaşım şu an akademinin en popüler dış saray öğrencisi oldu. Hem de Terra'ya yaptığın hareket şahaneydi dostum. Suratı morardı. Resmen içimin yağları eridi." Concor da rüyada gibiydi ve Gan'a hayranlıkla bakıyordu.

 

"Evet Terra'ya yaptığın şey Concor'un düşündüğünün aksine hiç hoş değildi Gan." Sera bu sefer de buradan kızmaya başlamıştı.

 

"Bunu tamamen hak etti babalık. Hem ortada kurallara ters bir şey de yok. Ben sadece enerjiyi orama yoğunlaştırdım ve arkadaşım Terra'nın da görmesini istedim." Yüzünde büyük bir sırıtışla cevaplarken Sera'nın da bir an güldüğüne emindi.

 

Açıklamalarından sonra kendisini bunaltan kalabalık da dağılmaya başlamıştı.

 

Gan, Concor'u da alarak dış sarayın yurtlarına eşlik edecek olan muhafıza katılmak için harekete geçtiğinde isminin söylendiğini duydu.

 

"Gan! Gan!"

 

Seslenen tersanebaşı Phil'di. Gan Phil'i kazadan beridir görmemişti. Öğrendiğine göre adam kendisini suçlu hissediyordu. Şimdi ise yanında mavi saçları ve mavi gözleri olan tatlı küçük bir kız ile Gan'ı arıyordu.

 

"Burdayım Phil." Elini kaldırarak adamın kendisini bulmasına yardımcı oldu.

 

Phil yanına gelir gelmez, kısa ama güçlü kollarıyla Gan'a sarılırken kemikleri çıtlamıştı.

 

"Seni görmeye daha önce gelmeliydim. Özür dilerim çocuğum. Fakat o felaketten sonra kendimi suçladım ve bir süre ortalıklara çıkamadım. Basit bir keşif gezisi olsa da daha yüksek tedbirler aldırabilirdim." Phil konuşurken sesi kısık ve kötü çıkıyordu.

 

Gan bu yapısı sert adamın böyle gözükmesine üzülmüştü. " Özür dileyecek bir şey yok Phil. Akademi büyüklerinin bile müdahale edemediği bir felaketmiş. Diğer tayfalara ne olduğunu bilmesem de en azından ben, kaptanın verdiği eşya sayesinde hayattayım."

 

"Ben de tam olarak o sebeple buraya geldim Gan. Tanıştırayım, bu küçük kızın adı Sea. Kendisi senin hayatını kurtaran kaptan Paras'ın kızı ve sekiz yaşında. Biraz önceki seçmelerde dış kaleye katıldı."

 

Gan bir anda başından aşağıya kaynar su dökülmüş gibi olmuştu. Zorlukla konuştu.

 

"Me-merhaba Sea."

 

"Merhaba. Babamı son gören sizmişsiniz. Neler olduğu hakkında bize pek bir şey söylemediler. Acaba siz anlatır mısınız?" Küçük kız konuşurken gözleri dolup sesi de titremeye başlamıştı.

 

"Ta-tabiki anlatırım!" Gan hızlıca cevapladı ve devam etti. "Muhafızlar birazdan sinirlenmeye başlarlar. Sen bu gece yurt odanı bul ve dinlen. Yarın ben seni bulurum ve konuşuruz."

 

"Peki. yarın görüşürüz." Küçük kız artık son öğrenciler için seslenen bir muhafızın olduğu yere yürümeye başlamıştı.

 

"Şu küçük kız odama gelene kadar bir daha dışarı çıkmayı düşünmüyordum. Babasıyla ilgili bir şeyler öğrenmek istedi. Ben de sana getirdim." Phil dalgın bir şekilde kızın gidişini izledi.

 

"Kaptan Paras iyi bir adamdı. İşinde de iyiydi. Buraya çok yakın olan BerrakGöl köyünde sadece kızıyla beraber yaşıyordu. Söylemesine göre bünyesi güçsüz olduğu için eşini doğumda kaybetmiş."

 

Phil kasvetli bir yüz ifadesiyle cebinden küçük bir kutu çıkardı. İçindeki sigaralardan bir taneyi dudaklarına yerleştirirken kutuyu da kapatarak geri koydu. Baş parmağının ucunda küçük bir alev peydah ederek sigarasının ucunu aleve yaklaştırdı ve derin bir nefes çekti.

 

Gan Phil'in saldığı dumanın içinde kalırken hafifçe öksürdü. Tersanebaşı su ve ahşapla iç içe olmasına rağmen, elementi ateşti.

 

"Ben gidip bir duş alayım. Kendime geleyim. Sonuçta ölenle ölünmüyor. Kendine dikkat et evlat. " Phil Gan'a veda ederek yavaş yavaş tersane tarafına doğru yürümeye başladı.

 

"Biz de dış saraya doğru geçelim mi Gan ? Ortalıkta kimse kalmadı gibi." Arkasından gelen sesle irkildi. Concor'un onu beklediği tamamen aklından çıkmıştı.

 

“Evet geçelim.” Gan dış saraya doğru ilerlerken dış kaleye tekrar bir göz gezdirdi. Burası onun eviydi ve evinde kalmanın haklı gururunu yaşıyordu.

 

İkili dış sarayın giriş kapısına geldiklerinde kapıdaki muhafız Gan’a takdir eden bir şekilde bakıyordu. “Hızlı olun. Yoksa odanızı öğrenemeyip avluda yatarsınız.”

 

Dış saray, dış kalenin diğer yarısı sayılırdı. Genel büyüklüğe bakınca tüm kaleleri ve saraylarıyla birlikte akademi çok kocamandı. Küçük bir şehir kadar büyük sayılabilirdi. Yarısının denize kıyısı vardı. Bu kıyının bir kısmını tersane oluştururken akademinin iç tarafına doğru olan bölge ise denize kıyısı olan uçurum şeklindeydi. Diğer tarafında ise dış kalenin ana giriş kapısını oluşturan seyrek ağaçlardan oluşan bir orman ve dış saray tarafına doğru da sık ağaçlarla kaplı bir orman bulunuyordu. Etraftaki köyler, çoğunlukla ormanın seyrek olan bölgelerinde olsa da ormanın derinliklerini tercih edenler de vardı.

 

Dış kalenin surları fazla yüksek değildi ve denize kıyısı vardı. İçinde sivil halk, öğrenciler ve muhafızlar ağırlıklıydı. Yerleşim de buna göreydi. Öğrenciler için büyük bir yurt alanı, ticaret için geniş bir pazar, tersane, sivil halkın evleri, iş yerleri ve gök kule olmak üzere birçok yapıyı da içinde bulunduruyordu. Akademinin, Düşmüş Diyar halkıyla olan bağını oluşturuyordu.

 

Dış saray ise akademinin gerçekten başladığı yerdi. Burada üstatlar, öğrenciler ve muhafızlar ağırlıklıydı. Surları yüksekti ve içindeki yapılar ise çoğunlukla yetişimcilerin eğitimleri içindi. Kozlarını paylaşabilmeleri için arena bile vardı. Yan tarafta yer alan sık ve büyük ormanın derinlikleri de eğitime uygundu.

 

Gan ve Connor öğrenci yurdunun içine girdiklerinde afalladılar. Burası dış kale gibi değildi. İçeri girer girmez rahatlıkla oturabilecekleri ve yayılabilecekleri koltuklar ve döşekler vardı. O sırada ayakta olan öğrencilerden birkaçı Gan’ı görünce dikkatlice süzmeye başlamışlardı. Gan bazılarını hatırlıyordu. Dış kalede geçirdikleri zamanlardan yabancı gelmemişlerdi. Kendisini hala sevmedikleri ise bakışlarından belli oluyordu.

 

“Odalarınızı biliyor musunuz ?” Saçı ve sakalı ağarmış, ince ve kuru bir adam Gan ve Concor’un boş boş dikildiğini fark etmişti.

 

“Hayır efendim.”

 

“İsimlerinizi söyleyin.”

 

“Gan. Connor Mcnan.”

 

İhityar adam isimleri duyduktan sonra Gan’a dikkatlice baktı.

 

“Demek bugün skandal yaratan öğrenci sensin. En üst seviye saflık için tebrik ederim.” İhtiyarın buruşuk suratını bir gülümseme kaplamıştı.

 

Gan kibarca teşekkür etti ve ihtiyara adını sordu.

 

“Bana YaşlıYurt diyebilirsiniz. Yıllardır bu öğrenci yurdunun işleriyle ilgileniyorum. Evet şimdi bir bakalım. Connor Mcnan 1. Kat 457 numaralı odada. Gan ise 5. Kat 320. odada. Dış saray üniformalarınız odanızda hazır. Yurtla ilgili bir şeye ihtiyacınız olursa bana gelirsiniz.” YaşlıYurt odalar hakkında gerekenleri söyledikten sonra eliyle biraz daha beklemelerini işaret etti.

 

“Bilmeniz gereken birkaç şey daha var. Dış sarayda kalabileceğiniz tek yurt burası değil. Buradan farklı olarak 5 tane daha yurt var. Bu yurtlar, sıralama yurtlarıdır. Dış sarayda önemli bir öğrenci haline geldiğinizde bu yurtlara geçerek daha fazla imkandan yararlanabilirsiniz. Ayrıca kıdemli Sienna yarın sabah seni odasına bekliyor Gan. Şimdilik ikinize de iyi geceler.”     




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1489

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1220

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 1011

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 913

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 811

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 794

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 723

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 641

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 638

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 620

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 620

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 216

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 200

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 159

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 159

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 150

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 137

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 131

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 130

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 125

Site İstatistikleri

  • 17683 Üye Sayısı
  • 786 Seri Sayısı
  • 36286 Bölüm Sayısı


creator
manga tr