"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Donmuş Deniz Düşen Yıldırım - 6 - Enerji Yoğunlaştırma Testi


“Testin kurallarını açıklıyorum. Enerjiyi yoğunlaştırdığınızı anlamamız için önce vücudunuzun dışına yaymanız gerekiyor. Bir dakika süreyle enerjiyi vücudunuzun etrafında tuttuktan sonra ise seçim sizin olacak şekilde, sırayla herhangi iki bölgenizde yoğunlaştırmanız gerekmektedir. Öneri olarak, önce sağ el sonra sol el olabilir.”

 

Enerji Yoğunlaştırma testinden sorumlu olan muhafız, kuralları kısaca açıkladıktan sonra ilk sıradaki Yato’yu platforma çağırdı.

 

Platforma çıkan 9 yaşındaki çocuk biraz konsantre olduktan sonra vücudunun etrafında soluk sarı bir ışık belirmişti.

 

“Vaay soluk sarı parlaklık. Enerjisinin saflık seviyesi oldukça yüksek sayılır. Bu yaşta böyle bir enerji uyandırmak fena değil. İleride parlak sarıya kadar saflaştıracaktır.” Enerji yoğunlaştırma testinin değerlendirmesinden sorumlu olan iki saray üstadından kadın olan üstat, övgüyle konuştu. Erkek olan üstat ise başını sallamakla yetinmişti.

 

Aradan bir dakika geçtikten sonra, Yato’nun etrafındaki parlama yok olarak sadece sol elinde ortaya çıktı. Aradan geçen bir dakikadan sonra ise sağ elinde ortaya çıkmıştı.

 

“Enerji kontrolü de gayet iyi. Sanırım onu öğrenci olarak almak için dış saray üstatları birbiriyle yarışacaklar.” Kadın üstadın sözlerinden Yato’yu öğrenci olarak almak istediği belli oluyordu.

 

Üstadın pek de sessiz olmayan övgülerinden sonra ise, sırada bekleyen diğer öğrencilerin gözlerinde kıskançlık belirtileri görülmeye başlamıştı.

 

Gök akademisi seçmelerinde hava yavaşça kararmaya başlarken yeni gelen öğrencilerin seçmeleri bitmişti. Alandaki tezgahlar da yavaş yavaş toplanıyor, başarısız olan öğrenciler ve aileleri gitmek için hazırlanıyordu. İnsanların yavaş hareket etmesine neden olan şey ise Enerji Yoğunlaştırma testinin henüz devam etmesi idi. Meraklı gözlerle platformda hünerlerini göstermeye çalışan gençleri izliyorlardı.

 

“Sıradaki. Connor Mcnan.”

 

Connor, ismi okunduğunda hızlıca platforma çıkmıştı. Gan arkadaşının alnındaki soğuk terleri görebiliyordu. Enerjiyi yoğunlaştırdığını bilse de kontrolde nasıl olduğunu sormamıştı. Connor’a güveni tamdı.

 

Connor konsantre olmak için biraz bekledi. Ardından etrafını saran soluk turuncu renkli bir katman oluşturdu.

 

“Saflığı düşük. Parlak turuncu seviyeye saflaştırsa dahi, sıradan bir öğrenci” Ayağa kalkan kadın üstat öğrencilere dönerek Concor’u acımasızca eleştirdi. Öğrencilere henüz dış saraya geçmeden enerji hakkında temel bir şeyler öğretebilmek için fazla konuşkan davranıyordu.

 

“Enerji ilk yoğunlaştığında saflık seviyesi en düşükten yükseğe doğru, soluk turuncu - parlak turuncu - soluk sarı - parlak sarı - soluk beyaz - parlak beyaz ve son olarak da renksizdir. İlk uyandırdığınız saflık seviyesini gök kılavuzundaki teknikler ile daha da saflaştırabilirsiniz. Aynı rengin daha saf haline geçmek nispeten kolay sayılsa da bir renkten diğer renge saflaştırma yapmak çok zordur. Örnek vermek gerekirse soluk turuncudan parlak turuncuya saflaştırmak nispeten kolay sayılabilirken, parlak turuncudan soluk sarıya saflaştırmak oldukça zordur. Çoğu kişi ömrü boyunca ilk yoğunlaştırdığı renkte kalır.” Bu sözlerinden sonra kadın üstat yerine geri oturmuştu.

 

Üstadın sözleri bittikten sonra Concor’un yüzünden biraz bozulmuş olduğu anlaşılabiliyordu. Üstadın o  kadar öğrenci içinden kendi testi sırasında mı konuşası gelmişti? Yavaşça etrafındaki topladığı enerjiyi yok ederek önce sağ elinde sonra da sol elinde tekrar topladı. Biraz önceki eleştirilere rağmen artık bir dış saray öğrencisi olarak seçilmişti.

 

“Peh, sıradan bir dış saray öğrencisi daha!” İzleyicilerin tarafından gelen yüksek sesli yorumun sahibi dış saray öğrencisi Terra’ydı.

 

“Dış saraya girdikten sonra adamım ol. En azından o sıradan varlığın benim gibi parlak sarı saflığa sahip birinin yanında biraz değerli hale gelir. Seni sarayın zorluklarından koruyabilirim. Eğer dikkatli olmazsan oldukça zor bir yer haline gelebilir.” Yüzünde uğursuz bir sırıtışla Terra önce Concor’a sonra da Gan’a bakıyordu.

 

İzleyen kalabalık, bu öğrenciler arasında bir şeyler olduğunu anlasa da muhafızlar da dahil kimse bu sözlere bir şey diyememişti.

 

Concor, suratı asılmış bir şekilde başını öne eğdi. Anlaşılan dış sarayda hayat onun için pek de kolay olmayacaktı.

 

Terra’nın söylediklerini ve kendisine bakışını gören Gan’ın ise ifadesi değişmemişti.

 

Concor’dan sonra platforma çıkan öğrenciler arasında çoğunluk, soluk veya parlak turuncu saflıklarında kalırken küçük bir kısmı da soluk veya parlak sarı enerji yoğunluğu göstermişlerdi. Enerjiyi yoğunlaştırsa da istenen kontrolü gösteremeyen öğrenciler bir sonraki seçmelere kalırken, Gan gibi son senesi olduğu için artık akademiden atılanlar da vardı. Fakat hiç yoğunlaştırma yapamayan kimse olmamıştı. Sahayı izleyen tüm saray üstatları ise, sarı renk saflık göstererek testi geçen öğrencileri gözlerine kestirmişler ve tartmaya başlamışlardı.

 

“Yato adlı çocuğu öğrenci olarak istiyorum. Çok genç ve potansiyeli var.” Bu sözleri söyleyen orta yaşlı adamın lakabı “SuYılanı” idi. Biraz önceki yeni öğrencilerin değerlendirmesinden sorumlu üstattı. Bir yandan kendi kendine konuşurken, bir yandan da elinde kahverengi kurbağaya benzeyen tatlılardan yiyordu. “Mmm, bunlar bayağı lezzetli. Tabi bunları yapan ellerin sahibi öyle çok tatlı olursa…” Yüz ifadesi biraz yumuşarken etrafını farkederek kendisini toparladı.

 

“Sıradaki. Gan.” Muhafız Gan’ın ismini söylediğinde Gan’ı tanıyan herkes platforma kilitlenmişti.

 

Platforma göre biraz daha yüksekte kalan bir balkondan, Sienna da testi izliyordu. Gan’ın çağrıldığı sırada  Sera da Sienna’nın olduğu balkona yaklaştı. “Öhöm. Öhöm. Sienna şu test bittikten sonra seninle biraz konuşabilir miyiz ?” Sienna Sera’ya tepeden bakarken, bakışları buz kaplı hançer gibiydi. “Ne konuşacağını biliyorum. Cevabım hayır. Şimdi, çocuk bu testi geçemeyecek ve akademiden atılacak.” Cevap karşısında Sera kaşlarını çatarken derin bir iç çekti ve konuştu. “O halde yarın istifamı vermeye odana gelirim.” Arkasını dönerek platformu daha iyi göreceği bir yere doğru ilerlemeye başladı. O sırada onu takip eden Sienna’nın bakışları ise kararsızlık ve tereddüt doluydu.

 

Gan yavaş ve emin adımlarla platforma çıkmaya başladı. Kendisini izleyen Sienna ile göz göze geldiğinde tüm dişlerini gösterecek kadar sırıttı. Bu sırıtışı beklemeyen Sienna’nın ifadesi çarpılırken, çocuğun atılma korkusundan aklını kaçırdığını düşünmeye başlamıştı.

 

Sera Gan’ın platforma çıkmasını engellemek istese de bu teste karışamayacağını farkındaydı. Çocuğun ne yapmak istediğine bir türlü anlam veremiyordu. Sakin ve aklı başında davranabilen bir çocuk olmasına rağmen bu yaptığı oldukça tuhaftı. Platforma çıkarken göz göze geldiklerinde kendinden emin bir şekilde gülümsemişti. Enerjiyi yoğunlaştırmış olabilir miydi?

 

Concor’un düşünceleri de Sera ile benzerdi. Arkadaşının yapmaya çalıştığını anlamasa da kalede kalacağını söylemiş olması onu rahatlatıyordu.

 

Gan platforma çıktığından bu yana birkaç dakika geçmişti.

 

“Hey çöp parçası. Eğer gösterecek bir şeyin yoksa neden oradasın ?” Kalabalığın içinden Terra yine bağırdı. “Pardon unutmuşum sen enerji yoğunlaştıramayan bir son sene öğrencisisin. Akademiden atılmamak için yalvarmaya çıkmış olmalısın.” Terra’nın bu sözlerinden sonra etrafındaki öğrenciler gülüşürken, izleyicilerde hafif bir homurdanma olmuş ve kalabalık yavaş yavaş dağılmaya başlamıştı.

 

“Hadi yalvarmaya başla artık.” Terra biraz daha sözlü taciz etmek isterken, değerlendirmeyi yapan kadın üstat müdahale etmek zorunda hissetti. “Kes artık.” Terra biraz bozulsa da tacizlerine devam etmeyi kesmişti.

 

Kadın üstat bu sefer Gan’a dönerek “Enerji Yoğunlaştırmak için son bir dakikan var. Sonra seçmeleri bitireceğim.” Diyerek tekrar yerine otururken seçmelerin başından beri sessiz ve ifadesiz kalan, yanındaki erkek üstat gülümsüyordu. “Neye gülüyorsun ÇılgınAteş?”

 

Kadın üstat daha sorusuna cevap alamadan Gan konuşmaya başladı.

 

“Ben zaten enerjimi yoğunlaştırdım üstat KeskinNefes.” Kadın dikkatli bir şekilde Gan’a baktığında yüzü şokla çarpılmıştı.

 

“Neye güldüğümü anladın sanıyorum KeskinNefes. Hahaha.” ÇılgınAteş lakaplı üstat alkışlayarak ayağa kalkarken küçük bir kahkaha da atmıştı.

 

“Öğrenci Gan’ın enerji saflığı o kadar yüksek ki renksiz olarak kabul edilen seviyede. İzleyiciler dikkatle bakarsa etrafının enerjiden dolayı bulanık ve çarpık olduğunu görebilirler. Kimse böyle bir manzarayı beklemiyordu. Sıra kontrol becerisini görmekte.” ÇılgınAteş sözlerini bitirerek tekrar otururken KeskinNefes dili tutulmuş bir halde hala oturuyordu.

 

Balkondan izleyen Sienna’nın yüz ifadesi korkunç derecede batmıştı. Durumu anlamak için ÇılgınAteş’in izahatine ihtiyacı yoktu. Çocuğun platforma çıktıktan bir iki dakika sonra yoğunlaştırdığı enerjiyi fark etmişti ve bunun nasıl olabileceğini hala aklı almıyordu. “Bu çocuk gerçekten yetenekliydi de bizden mi sakladı acaba?” Kendi kendisine sormadan edemedi.

 

Sera da Sienna ile benzer durumda idi. Yıllardır büyüttüğü çocuğun artık sırları olduğunu düşünmeye başlamıştı. Fakat bir yandan da dolan gözyaşlarına hakim olmaya çalışıyordu. Akademiden ayrılmayacaklardı. Onun manevi oğlu çok yetenekliydi. Beklentileri boşa çıkarmamıştı ve tüm Gök Akademisi ise buna şahitti.

 

Concor da dahil olmak üzere yetişim konusunda uzman olmayan izleyiciler ve öğrenciler ÇılgınAteş’in açıklamasından sonra dikkat kesilmiş ve Gan’ı çevreleyen renksiz enerjiyi fark etmişlerdi. Concor’un duygulanarak gözleri dolarken Terra’nın ise ifadesi korkunç bir şakınlık ve nefrete dönmüştü. Dağılmaya başlayan kalabalık ansızın tekrar toplanmaya başlarken, meraklı bakışların hepsi Gan’ın üzerindeydi. Şahit oldukları olay Gök Akademisi ve belki de Düşmüş Diyar için bir ilkti ve belki de son olacaktı.

 

Gan, üzerine çevrilmiş tüm bakışların farkındaydı. Başarı hissinin tadını çıkarıyordu. Yıllardır hayalini kurmaya bile cesaret edemeyeceği bir konuma çıkmıştı. Gülümseyerek, etrafına yaydığı enerjisini geri çekti ve sağ eline yoğunlaştırarak sağ elini havaya kaldırdı.

 

ÇılgınAteş ile KeskinNefes ilk bir dakika dolduğunda başlarıyla onayladılar. Sıra diğer elinde yoğunlaştırmaktaydı. İzleyen tüm kalabalık, çıt bile çıkarmadan bu eşsiz nadirlikteki yeteneğin dış saraya seçilmesini bekliyordu.

 

Sağ elindeki enerjiyi geri çeken Gan’ın yüzünde kötü bir sırıtış ortaya çıktı. Gözleriyle kalabalığı taradıktan sonra Terra’yı buldu.

 

“Hey Terra!”

 

Terra Gan’ın kendisine seslendiğini duyunca irkildi. “Ne var seni çöp pa..!” Terra daha lafını tamamlayamadan, gördüğü manzara karşısında dişlerini gıcırdatarak arkasını döndü. Hızlı adımlarla kalabalığı terk ederken öfkeden ve utançtan morarmıştı. Terra’nın gidişini izleyenlerin kimi sesli kimi ise sessiz bir şekilde gülerken yanındaki öğrenciler ise asık suratlarla peşinden geliyordu.

 

Platformun ortasında ise Gan sırıtarak sol eliyle iki bacağının arasını işaret ederken, mahrem yerinde ise renksiz bir enerji bulanıklığı göze çarpıyordu.

 

Üstatların bu hareketi görmezden geldikleri belliydi. Vücudunun  herhangi bir yerinde enerji yoğunlaştırmak kurallara aykırı değildi. Bir dakikalık süre dolduğunda ÇılgınAteş yerinden kalkarak sonucu bildirdi.

 

“Gan, kontrol aşamasını da geçti. Artık dış sarayın bir öğrencisidir.” Sonucu ilan ederken Gan’a da göz kırpmıştı.

 

Platformdan biraz daha uzakta, elindeki tatlı paketinin hepsini bitirmiş olan SuYılanı lakaplı üstat parmaklarını yalarken gözleri parlıyordu. “Tarzını sevdim çocuk. Yato’dan vazgeçtim. Seni öğrencim olarak alacağım!”

 

Üstat KeskinNefes de istekli gözlerle Gan’a kilitlenirken sadece o değil izleyen tüm üstatların Gan’ı öğrenci olarak istedikleri anlaşılıyordu.

 

Bu sırada akademinin iç taraflarından bir kahkaha ses yükseldi. “Hohohahah! Bu çok ilginç oldu. Nasıl bir geleceği olacak merak ediyorum.” Gök Akademisinin kıdemli üstatlarından DenizAtı da Gan’ın testini izlemişti.




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1487

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1217

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 1011

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 913

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 812

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 796

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 723

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 641

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 619

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 619

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 216

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 159

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 159

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 137

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 131

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 130

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 125

    Site İstatistikleri

    • 17486 Üye Sayısı
    • 783 Seri Sayısı
    • 36094 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr