Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

Donmuş Deniz Düşen Yıldırım - 1 - Keşif Gezisi


Etrafı kapalı küçük kulübeden gecenin geç saatleri olmasına rağmen titrek bir ışık görünüyordu. Kulübenin içinde yere bağdaş kurarak oturan, alnında ter damlaları birikmeye başlamış 13 yaşında bir çocuk vardı. Çocuk tek eliyle alnındaki terleri sildi ve önündeki kitaba doğru eğildi.

 

" Gözlerini kapat ve meridyenlerine odaklan. Meridyenlerindeki gücü deveran ettirdikçe seviye atlamaya yaklaşacaksın. Hiçbir şeyi yanlış yapmıyorum fakat olmuyor. " 

 

Gan neredeyse ağlamak üzereydi. Tam 5 yıldır Enerji Biriktirme aşamasında takılıp kalmıştı. Yaşıtlarının çoğu çoktan Enerji Yoğunlaştırma aşamasına geçerek eğitimlerine başlamışlardı.

 

"Tekrar deneyelim." diyerek bağdaş kurdu ve meridyenlerindeki güce odaklandı. İçindeki gücü belli belirsiz hissederek deveran ettirdi. Bİr tur, iki tur derken 10 tur döndürmesine rağmen çok yorulmuştu ve bir değişiklik hissedemiyordu. Gözlerinden damlamaya başlayan yaşlar artık yılların verdiği çaresizlik ve başarısızlığın sonucuydu. "Uaaaaarrghhh!" İçten gelen bir feryat gecenin sessizliğini bölse de kimsenin dikkatini çekmemişti. Ne de olsa Gan buraya dış kalenin basit görevlerinden olan odun toplama görevi için gönderilmişti ve tek başınaydı.

 

Sabah ışıkları kulübeden içeri girerken Gan'da yavaşça yerdeki şiltesinden doğruldu. Eski bir güğümden su dökerek yüzünü yıkadıktan sonra bir iki parça havuç ve ekmek kemirdi. Fazlasıyla yerinde olan iştahı sayesinde getirdiği erzakları çoktan tüketmiş ve havuca kalmıştı. Odunları taşırken kullandığı uzun kıyafetlerini giydi ve baltasını da alarak dışarı çıktı.

 

" Hava her zamanki gibi mükemmel, taşımam gereken odunlar var, doymadım ve benim dış kalede kalıcı olmak için son bir ayım kaldı." Sesli düşünürken bir yandan da kesmiş olduğu odunları halatlarla parça parça birleştiriyor ve bir bölgeye doğru taşıyordu. Yetişim konusunda pek başarılı olamasa da bu angarya işleri yapabilecek kadar gücü vardı. 

 

Odunları toparlamayı bitirmek üzereyken gittikçe yaklaşan adım sesleri kulağına gelmeye başladı. Önünde iki öküzün bağlı olduğu bir kağnı arabası ve onu süren 10 yaşlarında bir çocuk odunları yığdığı yerde durmuşlardı.

 

" Hey Gan! Bakıyorum da odunları çoktan toplamışsın. Çok çalışkan adamsın dostum. " Çocuk suratında gülümsemeyle Gan'a yardım etmek için arabadan indi.

 

" Sen de çok dakiksin Concor. Her zaman söylediğin anda geliyorsun." Gan Concor'un sırtına hafifçe vurarak son odun parçalarını da sırtlandı.

 

" Yetişim antremanı nasıl gidiyor Gan ? Fazla vaktin kalmadı değil mi ? " Concor'un yüzünden üzüntüsü belli oluyordu. Kendisi 2 yıldır Enerji Bİriktirme aşamasında sıkışmış olsa da daha çok vakti vardı. Fakat Gan için durum böyle değildi.

 

" Elimden geleni yapıyorum. Benim için hala on tur döndürmek bile çok zor. Meridyenlerimin sıkıntılı olduğu konusunda daha da emin olmaya başladım. "

 

" Belki Enerji Yoğunlaştırmaya geçemesen de buradaki işleri yapmaya devam etmen için seni dış kalede tutmaya devam ederler ha ne dersin ? "

 

Gan iç çekerek Concor'a baktı. Concor geleli koskoca 2 sene olmuştu. Her çocuk gibi Concor da Azure şehrine bağlı köylerin birinden 8 yaşında Gök akademisine gönderilmişti. Çocuklar geldiklerinde enerjileri test edilirdi ve test sırasında enerjilerini uyandıranlar dış kaleye öğrenci olarak alınırlardı. Dış kaleye giren öğrencilere Gök Akademisi Kılavuzu verilir ve 5 sene içerisinde Enerji Yoğunlaştırma aşamasına geçmeleri beklenirdi. Başaramayanlar akademiden atılır, Enerji Yoğunlaştırmanın büyük döngüsünü tamamlayabilenler ise iç kaleye terfi ederdi. Gan'ın durumunda ise küçük bir istisna vardı. Henüz daha bebekken korucu Sera tarafından Azure ormanlarında bulunmuş ve akademiye getirilmişti. Bebekliğinden beri Sera'nın gözetiminde dış kalede yaşıyordu. Aslında Gök Akademisi dış kalesi onun evi sayılırdı.

 

" Ben kendimi bildim bileli dış kaledeyim. Belki de dediğin gibi olur. Zamanı gelince Sera bana ne olacağını söyleyecektir. "

 

Dış kalenin girişine yaklaştıkça Gan hüzünlü gözlerle surlara ve etrafa bakıyordu. Düşünmekten en korktuğu şey bu bir ayda da başarılı olamazsa evim dediği yerden atılma ihtimaliydi.

 

Kapının hemen girişindeki derme çatma bir çadırın yanında durdular. Concor arabadan atlamadan bağırdı. " Hey yaşlı adam senin malzemeler hazır! "

 

Çadırdan çıkan cüssesi iri ve yapılı adamın kırışık yüzü ve beyaz saçları olmasa herkes Concor'un dalga geçtiğini zannederdi. Yaşlı adam arabadaki odun parçalarını saydı ve başıyla onayladı.

 

" Gan her zamanki gibi fazlasıyla toplamışsın. Sera'nın çırağı olmana şaşmamak lazım. "

 

" Teşekkür ederim Wud. Sonra görüşürüz. " Gan arabadan inip kaleye doğru yönelirken Concor arkasından seslenmişti.

 

" Gan! Az kalsın söylemeyi unutuyordum. Tersanebaşı seni sordu. Yanına uğraman gerekiyormuş. "

 

Dış kalenin denize bitişik olan yerlerini çocukluğundan beri çok severdi. Tersanenin etrafında bir hayli zaman geçirmiş ve yüzmeyi de burada öğrenmişti. Tersanebaşı da kısa boylu kel bir adamdı. Pala bir bıyığı ve yorgun gözleri vardı. Çok cana yakın biri olmasa da Gan'a her zaman iyi davranırdı.

 

" Beni sormuşsunuz efendim ? " Tersanebaşı, Gan'ı duyup başını yavaşça masadaki haritadan kaldırdı.

 

" Evet Gan. Birkaç saat sonra bir keşif gemisi çıkartacağım. Sen kale dışındayken akademinin uçurum tarafından görülen garip bir fırtına oldu. Bütün bir gece boyunca gök gürledi kara bulutlar dolandı. Bir şey çıkacağını düşünmesem de, akademi bir şeyler olma ihtimaline karşı keşif yapılmasını istiyor. "

 

" Benim de mi keşfe katılmamı istiyorsunuz ? " Gan heyecanlı bir şekilde sordu. Çocukluğundan beri gemilerden biriyle yolculuk yapmak hayaliydi.

 

" Evet. Gemilerden birine binmenin hayalin olduğunu biliyorum. Fazla vaktin kalmadığını da. Bİraz şansın gülsün çocuk. " Gan için görülmemiş bir sahne gerçekleşmiş ve tersanebaşı hafifçe gülümsemişti.

 

Tersaneden sonra hemen kaldığı odaya geçti ve küçük bir çanta hazırladı. Sahip olduğu en eski ve farklı şey küçük mavi taşlı eski bir yüzüktü. Sera'nın söylediğine göre kendisini bulduklarında yanında ailesi olduğunu tahmin ettikleri iki ceset vardı fakat tamamen yanmış oldukları için kimlikleri belirlenememişti. Bulabildikleri tek şey Gan'ın sımsıkı tuttuğu bu yüzük olmuştu.

 

Gan yüzüğe tekrar dikkatlice baksa da farklıbir şey keşfedemedi. Ailesine veya kimliğine dair hiçbir iz yoktu. Yüzüğü parmağına geçirdikten sonra çantasını alıp odadan çıktı.

 

Tersaneye vardığında gemi çoktan hazırlanmış kalkacak tayfayı bekliyordu. Yavaşça rampaya doğru ilerlemeye başladı.

 

" Hop dur bakalım senin ne işin var burada ? " Kontrol görevlisi Gan'ı elinin tersiyle durdurdu.

 

" Tayfada ben de varım. İsmim Gan. "

 

" Evet ismini biliyorum fakat sen daha çocuksun. Phil'in böyle bir şeye izin vereceğini sanmıyorum. "

 

Gan omuzlarını silkerek arkadan yaklaşan kısa boylu tersanebaşı Phil'i işaret etti. " İstersen ona sorabilirsin. "

 

Görevli arkasını dönerken Phil yanlarına gelmişti. " Çocuğu engellemeyi kes. Bugünkü keşifte o da var. " Phil Gan'a kendisini takip etmesini işaret etti. Geminin güvertesinde yürürlerken Gan'ın yüzünde aptal bir gülümseme oluşuyordu. Yıllardır merak ettiği bir şeyi gerçekleştirmek keyfini yerine getirmişti. Phil güverteden aşağı kamaralara inip koridorun sonundaki küçük bir kamarada durdu.

 

" Burası senin odan. Keşif bitene kadar burada kalacaksın. Senden istediğim bir şey yok. Tatilde gibi düşün ve birkaç günün keyfini çıkar. Eğer bir sorunun olursa gemi kaptanına söylersin. Ben yolculukta olmayacağım. "

 

Gan hemen hızlıca başını sallayarak " Tamam efendim. Çok teşekkür ederim efendim." diye sayıklarken Phil çoktan gitmişti.

 

Odanın ortasında bağdaş kurup Enerji Yoğunlaştırma için çalışsa da başarılı olamadı.En sonunda pes edip biraz hava almaya güverteye çıktı. Akşam güneşi batmak üzereydi. Her yerde hafif bir kızıllık vardı. Geminin işlerine koşuşturan tayfaların bağırışları ve komutları küçük bir curcuna oluşturuyordu.

 

" Hey şu yelkeni doğru dürüst çekin.Eğer bu rüzgarı kaçırırsak size ekmek parası bile vermem! " Phil'in görevlendirdiği kaptan her tarafa emirler yağdırıyor düzen sağlamaya çalışıyordu.

 

Gan geminin kıç tarafında yerleşebileceği hafif bir yükseklik buldu ve yerleşti. Hava kararmış gece çökmüştü. Gemi artık siyah görünen suları yararak ilerliyor ve beyaz köpükler sıçratıyordu. Son bir ayı olduğunu düşünürken yıldızları izlemeye daldı.

 

Ani bir sarsıntıyla uyandığında ne olduğunu anlayamamıştı. Kaptanın " Yelkenleri indiiriiiiiiiiinnn!"  bağırışıyla beraber tüm tayfalar koşuşturmaya başlamıştı. Gökyüzü, yıldızları yok etmiş. Yıldızların yerini koyu gri bulutlar kaplamış ve sürekli olarak çakan şimşeklerle dolmuştu.

 

" Küçük yelkeni de indiriiiiinnn! " Kaptan var gücüyle bağırırken küçük yelkene müdahale etmeye çalışan tayfalardan biri güverteye düştü. Gan korkuyla adama bakıyordu. Neredeyse 6 metreden düşen adamın kolu ters dönecek kadar kötü kırılmıştı.

 

" Gemide şifacı var mı ? " Tayfalardan biri bağırdı. " Keşif gemisi olduğu için şifacı yok. Bir iki hap var sadece. " Kaptan acı gerçeği gizlemeden söylemişti. " Herkes görev yerlerine. Fırtınayı atlattıktan sonra çaresine bakacağız! "

 

Yelkenleri inmiş gemi sandal gibi sallanırken şiddetli bir yağmur da başlamış gök gürültülerinin de ardı arkası kesilmez olmuştu. Gan kamarasına sığınmış korkuyla otururken koridordan geçen bir tayfa " Merak etme çocuk. Biz çok fırtına atlattık. Bunu da atlatacağız. Sağ salim döneceksin korkmana gerek yok. " diyerek hızla merdivenlere doğru koşmaya başlamıştı.

 

Kamarasının bir köşesinde ellerini dizlerinin önünde kavuşturan Gan'ın aklına ölüm fikri çöreklenmişti. " Burada ölecek miyim? " Küçük pencereden bile dışarıdaki kabusun boyutu anlaşılıyordu. Aralıksız gelen bağırış sesleri küçük direğin kırılma sesiyle biraz hafiflemiş olsa da ardından daha gür çıkmaya başladı. Gan kulaklarını tıkadı ve gözlerini kapattı.

 

Korucu Sera'yı ve kendi küçüklüğünü hatırladı. Sera onu ormanda bulduğunu fakat ailesinin yanarak ölmüş olduğunu anlatırken hissettiği yalnızlığı hatırladı.Sadece 5 yaşındaydı. 5 yaşındayken enerjiyi uyandırdığı için tüm dış kale şaşkınlığa uğramıştı. Sera da vakti geldi diye düşünerek gerçek hikayesini anlatmıştı. Sera bu yaşına kadar ona manevi babalık yapsa da aralarında her zaman belli bir mesafe vardı. Kurallara bağlı ve sabit fikirli biriydi Sera. Gan'a dış kaledeki diğer öğrencilerden daha ayrıcalıklı davranamazdı. Ayrıca hala Enerji Biriktirmede kalarak onu büyük hayal kırıklığına uğrattığını da farkındaydı. Ama burada ölürse de en çok Sera üzülürdü.

 

"Çatırrrtttt!!" " Hayıııııır ana direk parçalandııııııııı!! " Küçük gemi fırtınaya daha fazla dayanamayıp parçalanmaya başlarken tayfalar da bağrışarak suya atlamaya başlamışlardı.

 

Gan kamarada oturarak ölümü beklemektense etrafa bakmak için güverteye çıktığında gözlerine inanamadı. Tayfaların bir kısmı koruyucu eşya etkinleştirip suya atlarken bazıları da kıyılara sığınmış dua ediyordu. Artık gemiyle ilgilenen kimse kalmamış gibiydi. Geminin ortasında yaşlı bir tayfa kekeleyerek " şi-şi-şimşekleğ bi-bizi vuruyoor!" diye pörtlemiş gözleriyle tekrarlayıp duruyordu. Gan adamın şok geçirdiğini ve akli dengesinin yerinde olmadığını anlamıştı. Tam o anda geminin kıç tarafına düşen küçük bir yıldırımla sarsılarak dengesini kaybetti. Yere düşecekken kolunu biri sıkıca kavradı. Başını çevirdiğinde kaptanı gördü.

 

" Çocuk benimle gel. " Kaptan Gan'ı da alıp hızlı bir şekilde kamaralara koşarken Gan artık geminin iskeletindeki çatlaklardan suyun dolduğunu da görüyordu. Batıyorlardı.

 

" Şunu al. " Kaptan boynundan çıkardığı küçük su damlası şeklinde bir kolyeyi Gan'a verdi.Hızlı şekilde konuşmaya devam etti. " Bu geminin kurtulması mucize artık. Burada böyle bir fırtına mümkün değil. Üstelik garip fenomenin olduğu yere daha 1 günlük mesafe var. Verdiğim kolye koruyucu bir eşya. Suya düşünce boynuna bastır ve etkinleştir. Enerji kullanabiliyorsun değil mi ? " Gan afallamış bir şekilde hızlıca evet anlamında başını salladı. " Tamam. Kolye seni en azından 1 gün suyun içinde güvende tutar. Bu bölgede vahşi yaratık da olmaz. Akademi de çok yakın olduğu için şimdiden kurtarma hazırlıklarına başlamıştır. Geminin tamamen batmasına yakın kendini suya at ve kolyeyi etkinleştir. "

 

" Kaptan peki ya sen ? " Gan adamın ne yapacağını merak etmişti. Tek güvencesini kendisine vermiş olamazdı.

 

" Ben Enerji Yoğunlaştırmanın orta aşamasındayım. Su elementini çalışıyorum. Yani kendimi idare edebilirim çocuk. Endişelenme. " Hafifçe gülümseyerek Gan'ın başını okşayan kaptan tekrar güverteye koşmuştu.

 

Gan bir süre boyunca su damlası kolyeyi incelerken arkasındaki cam kırıldı ve buz gibi su üzerine hücum etti. Sırılsıklam bir halde hızlıca kamaraya dolmaya başlayan suya bakakalmıştı. Koşarak güverteye çıktı. Artık göz gözü görmeyecek bir boyuta ulaşan fırtınaya kara bir sis de eklenmişti. Aniden çakan bir şimşekle beraber Gan'ın bir metre önüne yıldırım saplandı. "Hah!!" Gan korkuyla geri sıçrarken geminin alev alev yandığını fark etti. Etrafı göremediği için başta dikkatini çekmese de sisin yanı sıra kara bir duman yayılıyor ve is kokuyordu. Tuhaf bir yanık kokusu daha burnuna geldi. Yanmış et olma ihtimaliyle midesi bulanmaya başlamıştı.

 

" Heeeeey!! Kimse var mıııı ? " Gan avazı çıktığı kadar bağırdı. Ardından gelen sessizlik korkutucuydu. Gemide sadece o mu kalmıştı ? Kendisini suya atmalı mıydı yoksa beklemeli miydi bilmiyordu. Hızla yayılıp olduğu yere sıçramaya başlayan alevlere bakarken kararını verdi. Üstündeki kıyafeti ve ayakkabılarını çıkartıp kendisini güvertenin kenarından suya bırakırken kalbi deli gibi çarpıyordu.

 

Suya girdiği anda iliklerine kadar soğuğu hissetmişti. Tamamen alev alan gemiden yüzüne yansıyan sıcaklık ve suda kalan gövdesinin soğukluğu tezat oluşturuyordu. Kısa sürede kollarının yorulduğunu fark ederek şaşırdı. Kendi kondisyonuyla en azından bir iki saat su yüzeyinde kalabilmesi gerekiyordu. " Acaba bu Sera'nın bahsettiği enerjinin yoğun olduğu bölgelerden mi ? " Elementlerin enerjilerinin yoğun olduğu bölgelerde rahat bir şekilde hareket edebilmek için enerji kontrolünün iyi olması gerekirdi. Sera bunun hakkında bir şeyler söylemişti. Eğer burası öyle bir bölgeyse enerji biriktirme aşamasındaki Gan için durum çok kötü demekti.

 

Kollarındaki güç tamamen tükenmeye yaklaşmıştı ve Gan kesik kesik soluyordu. Sadece 20 dakika geçmesine rağmen sanki iki gün boyunca odun kesmiş kadar yorgundu. Kafası suya batıp çıkarken bir iki sefer su yuttu. " Öhhö öhhö şu eşyayı denemem gerek artık. " Gan panikleyerek kolyeyi boynuna bastırdı ve etkinleştirdi. Mavi su damlası yok olurken Gan'ın boynunda ince bir katman oluşturdu. Sanki mavi bir tasma gibiydi fakat şaşırtıcı bir şekilde suyun içinde nefes alabiliyordu. Bu tarz eşyalar çok nadir ve pahalı olmalıydı. Kaptanın neden ona verdiğiyse daha da şaşırtıcıydı.

 

Gan nefes alabilmenin verdiği rahatlıkla etrafına bakınmaya çalıştı. Fakat suyun altı, üstünden de karanlıktı. Belli belirsiz ışıldayan küçük balıklar görse de boşlukta gibiydi. Dibe batıyordu. Daha korkuncu ise battıkça artan enerji yoğunluğu yüzünden hareket edemez olmuştu. Gan gemide bile bu kadar çaresiz hissetmediğini fark etti. Şu anda tamamen kaderine teslim olmuştu.Daha önce hiç böyle bir ölüm korkusu yaşamamıştı. Daha yiyecek çok yemek vardı, görecek de çok şey. Gözyaşı yanağına akamadı. Her yer suydu. Üzerine çöken yoğun enerjiyle Gan'ın bilinci kapandı.




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1487

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1217

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 1011

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 913

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 812

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 796

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 723

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 641

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 620

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 620

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 216

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 159

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 159

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 137

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 131

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 130

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 125

    Site İstatistikleri

    • 17493 Üye Sayısı
    • 783 Seri Sayısı
    • 36094 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr