Korku dağları bekler. #Atasözü

DİPTEN EN TEPEYE - 16. Bölüm: Çabalamadan Pes Etme


Elinde o kadar bitkiden yalnızca üçü bulunuyordu.

Ayrı yeten onları izinsiz kullanmazdı. Neyi bahane edeceğini bile bilmiyordu. "Kendime şifalı bir içecek yapıyorum." mu demeliydi onlara? İnansalar bile tatmak isterlerse? Anlamaz mıydılar? Başka yere gidip yapabilirdi ama öyle bir yer bilmiyordu. Herhangi bir restorana gidip "Ben iksir yapmak istiyorum mutfağınızı ödünç alabilir miyim?" diyemezdi. Ayrıca burada iksir denen garip bir bilim dalına -bilim dalı olduğundan emin değildi Alkar- giren bir şey yapacaktı ve ilk oturuşta büyük ihtimalle başaramayacaktı. Bunun için ne kadar ota ve zamana ihtiyacı olacaktı?

Başı şimdiden ağrımaya başlamıştı. Önünde uzun bir zaman dilime vardı büyük ihtimalle ve nedense her başarısız olduğunda bu heriflerin ortaya laf atıp onu delirteceğini düşünüyordu. Buna izin veremezdi. Elinde olsa ilk seferinde başarıp laf söyleme haklarını ellerinden alırdı.

"Sadece üç tane mi var kaldığın yerde? Bunlar kolay bulunan şeyler sizin orada herhangi bir simyacı yok muymuş?" Para hastası adam aşağılayıcı bir sesle konuştu. Alkar'ın bulunduğu yerdeki yaşamın bu kadar aşağıda olduğunu görünce sinirleri bozulmuş gibiydi. "Dostum en yakın zamanda buradan kurtulmalısın."

Alkar gözlerini devirdi. Çok sevdiği için burada kalıyordu sanki. Ayrıca... Gitmeden önce yapması gerekenler vardı. Eğer o da hissedebilenlerden biri olursa her şeyden önce kendisi için yapması gerekenler vardı. Yoksa ömrü boyunca o pişmanlığı kalbinde taşır, kendi hayatını kendine zehir ederdi.

"Sizin işiniz gücünüz yok mu?" Alkar meraklı bir sesle sordu. Cidden saatlerdi tartışan bu adamlar bir kere bile "Aaa işim vardı benim!" ya da "Çocuklarıma bakmalıyım." ya da hiç değilse. "Ailem beni çağırıyor!" diye söylenmemişti. Prens'in kağıt işleri ile uğraştığını biliyordu bir tek. O kadardı.

"İşlerimiz bittiği için burada zaman öldürüyoruz zaten." Küfür sevmeyen ama eden adam mırıldanınca diğerlerinden onaylayan mırıltılar çıktı.

Alkar gözlerini devirdi ve konuştu. "Ben bütün bitkileri toplayana kadar konuşmayın. Dikkatimi dağıtıyorsunuz." İlk başlarda nazlananlar ve başka işleri olmadığı için sıkıntıdan patladıklarını söyleyenler olsa da sonunda susmuşlardı ve Alkar da akşama kadar işine devam edebilmişti. Yarın diğer bitkileri de bulmayı düşünüyordu. Satın alamazdı çünkü herhangi bir maaş aldığı yoktu. Bu yüzden ormandan bulmak zorundaydı.

Kolay bulunduğunu söylerken yalan söylemiyorlardı. Cidden ormanda onları defalarca görmüştü ama bazıları ulaşamayacağı kadar tehlikeli yerlerde yetişiyordu. O yüzden bugün bu yorgunlukla halledemezdi. Yarın yapacağı işleri de halletmeye çalıştı. Kendine boş zaman yaratması gerekiyordu.

Akşam yemeğini diğer çalışanlarla birlikte yerlerdi. Sofra bütün çalışanlar olduğu için acayip kalabalık olurdu ve acayip dedikodu dönerdi ortalıkta. Alkar'ın işine geldiği için ses çıkarmadan yemeğini yer ve onları dinlerdi. Can sıkıcı olsalar da farkında olmadan ona yardımları dokunuyordu. O akşam yine herkesle beraber akşam yemeğini yiyordu kenarda.

"Hey Urn ailesinin varisi üç gün sonra nişanlanıyormuş duydun mu?" Kath bir kadına bakarak heyecanla konuştu. Kadın ona bakarken yüzünü buruşturdu. "Hey Tranj ailesini beşinci kızı ona aşık değil miydi? İntihar eder şimdi o." Etrafta bir kahkaha tufanı koptu. 

"Salak o kız ya. Daha o seviyede duruyor ve onunla evlenmek mi istiyor? Çöp parçası. Ayrıca Tranj ailesi o kadar güçlü değil bile." Bir erkek hizmetçi söylemişti bunu. Alkar tabağında pilavı yemeye devam etti. Lezzetliydi.

"Her neyse! Yarın ana gezegenden bazı baharatlar gelecekmiş pazara diye duydum. Bir de orduya yeni tür silahlar. Ana gezegendeki silah ustası yeni şeyler bulmuş ve denenip onaylanmış diye duydum. Savaş çıkması yakındır derken şaka yapmıyordum. Baksanıza silahlandırmalar bile olmaya başladı." Kath'ın dediklerinden sonra her bir ağızdan farklı cümleler çıktı. Tamamen ses kirliliğiydi.

"Savaşmak o kadar kolay mı ya?"

"Eee halka ne olacak peki? Ya ele geçirilirse bu gezegen?"

"Biz en yenisiyiz gözden çıkarma olasılığı en yüksek gezegen!"

"Böyle işin içine..."

Alkar onlara boş boş baktı. Yıllar önce onlar burada katliam yapmıştı halka karşı ve şimdi kendi canları için mi endişeleniyorlardı? Gözlerini açıp kapadı sinirlenmemek için.

"Ya katliam yaparlarsa! Biz masumuz değil mi?" Bu sözleri söyleyen kişinin yüzüne baktı birkaç saniye. Bir şey demedi. Aslında yüzlerine, "Yıllar önce aynılarını siz bize yaptınız!" diye bağırmak istiyordu. Ama görünüşe bakılırsa bunlar anlamazdı. Vazgeçti.

Yemeğini bitirdikten sonra kalkarken biri ona haber verdi. "Bayan Tiny'nin odasına gidecek ve el bavuluna birkaç giysi ve özel eşyasını koyacakmışsın ve sonra gelen şoföre vereceksin. Bir de bunu iletmemi istedi. "Kargalar seslerini kesince kuzey çağlayanı taşacak." Sen anlarmışsın."

Adamın söylediklerini dinleyen Alkar ifadesini bozmadan onayladı. Sözü düşünüyordu aslında. Kargalar onun görüştüğü kişilerdi büyük ihtimalle ve kuzey çağlayanı Bayan Tiny'nin siniriydi. Orada sinirlenme gibi bir ihtimali yoktu çünkü şuanda tahminleri doğruysa ana gezegendeki en iyi okulla görüşmedeydi. Sinirinin geçmesi için yaklaşık bir ay önce aldığı özel bir kolye vardı. Kolyedeki taş çok pahalıydı ve altı gezegende de bulunmuyordu. Çok uzaklarda olan bir gezegenden getirtmişlerdi ve büyük ihtimalle yanına alma gereği duymamıştı. Ne yazık ki şuan pişmandı. Tiny'nin odasına doğru giderken kutuyu en son nereye bıraktığını hatırlamaya çalıştı.

Bavuluna birkaç şey koyduktan sonra odaya bağlı banyoya girdi ve fayansları saydı. Ayrıca cebinden odaya girmeden önce aldığı bir şişe sıvı vardı. Otuz altıncı fayans durdu ve üstüne bir damla sıvıdan damlattı. Fayans bir dolaba dönüştü. Dolaptan çok küçük bir çekmece gibiydi. İçinde kutulardan en üsttekini aldı ve içindeki taşa baktı. Sonra üstüne bir damla daha damlatınca yeniden fayansa dönüştü. Otuz altıncı fayansa damlatmasının nedeni şuan altının katlarında olmalarından dolayıydı. Her gün yeri değişiyordu. Birin katlarından onun katlarına kadar bütün hepsini kullanıyorlardı. Yarın kırk ikinci fayansta olacaklardı mesela. Altmışa kadar devam edecek sonra yedinin katlarından yine yer değiştirecekti. Tiny bu büyü için çok uğraşmıştı çünkü onun alanı böyle büyüler değildi.

Çantasının gizli bölümüne bunu koyduktan sonra dışarıda bulunan şoförü bulmak için kapıya yürüdü. Ana kapıdan çıkınca çekirge sesleri etrafını doldurdu. Aslında burası çok güzel bir yerdi. Her yerde çiçekler, ağaçlar ve hayvanlar vardı. Binanın yapısı da çok moderndi. Sanki tatil pansiyonu gibiydi. Serin ve ferahtı. İçerdeki insanların aksine güzeldi.

Elinde bavul ile etrafa göz attı. İleride duran son model siyah arabayı görünce ona doğru yürüdü. Yaklaşında kapısı açıldı ve içeriden otuzlarının başında olduğu belli olan şoför ve arka koltuktan ise yirmilerinin ortasında gibi görünen güzel ve güçlü bir bayan çıktı. Bayan ona doğru yürürken topuklarının sesleri yankılanıyordu. Zengin ve asil olduğu yürüyüşünden belliydi kadının. Mor gözlerini Alkar'a ve elindeki çantaya dikti.

"Sen Alkar mısın?" Kadın sordu. Alkar "Evet." diye cevap verdikten sonra kadına uzattı çantayı. Kadın alırken şüpheci bir şekilde sordu. "Peki asıl istediği şeyi koydun mu?" Alkar buz gibi gözlerle ona bakarken onayladı. Kadının kibirli bakışlarından haz etmemişti.

"İyi. Eve girebilirsin." Sanki onun iznini beklermiş gibi bir de söz etmişti. Sinirlense de arkasından bakarak içinden sövmekle yetindi. "Aptal kadın."

"Aptal bir kadın ile mi karşılaştın? Bu arada artık konuşabilir miyiz? Buldun mu bitkileri?" Neden hep onları unutuyordu?

Alkar hemen konuştu. Bitkileri bulana kadar konuşmalarını istemiyordu. Gerçi onu neden dinlediklerini bilmiyordu ama belki de ölümlü olarak ona şans tanımak istiyorlardı. Alkar nedenini sorgulamadı ve onları başlamadan susturdu. "Hayır bulamadım, kes sesini ben malzemeleri toplayana kadar."  Adam homurdandı bir süre sonra yine sessiz oldu.

Eve girdiğinde saat dokuz buçuktu. Hava ne kadar ısınırsa geç yatma saati o kadar uzuyordu. On birden aşağıya seslerin olacağına emindi. Odasına girip çalışmalarına göz attı. Aksatma gibi bir ihtimali  yoktu. Sonra ormana doğru gitmek için bir hırka ve şapka geçirdi başına. Kimsenin görmediğine emin olunca her zamanki çalışma sahasına gitti.

Ellerine sardığı kumaşları sıktı ve yumruk çalışmasına başladı. Her yumruk attığında kasları şişiyordu. O kadar uzun zamandır çalışıyordu ki artık profesyonel olmuştu kendisi farkında olmasa da. Eğer kimsenin gücü olmadığı zaman böyle yeteneklere sahip olsaydı dünya dövüş turnuvalarında bu kadar genç yaşta herkesin pesitilini çıkarır herkes ona insan değil 'canavar' gözüyle bakardı. Ne yazık ki bu zamanda canavarlar gücü olanlara deniliyordu o yüzden kimse Alkar'ın yaptığı bu garip hareketleri umursamıyordu.

Oysa gerçekleri bilselerdi böyle yapmazlardı.

Daha Alkar bile gerçek dövüş sanatlarından bihaberdi. Yakın bir zamanda haberi olacaktı gerçi. Ne kadar kavrayabileceği ve nasıl kullanabileceği ise ona kalmıştı. Seçeceği yol geleceğini oluşturacaktı.

Birkaç gün sonra önünce çıkacak olan iki yoldan hangisi seçerse seçsin karanlık tarafın ve seviyecilerin arasına atacağı ilk adımını oluşturacaktı.

Henüz kimse bilmiyordu. Ama onun bu ilk adımı daha sonralarda başlayacak olanın ilk işaretiydi. Geriye kalan üç işaret de gerçekleştiği zaman...

Yedi alemde yer yerinden oynayacaktı.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1267

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1082

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 893

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 823

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 666

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 645

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 605

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 525

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 197

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15647 Üye Sayısı
  • 515 Seri Sayısı
  • 21158 Bölüm Sayısı


creator
manga tr