“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

DİPTEN EN TEPEYE - 15. Bölüm: Fazla Dürüst


Onlara anlatmalarını isteyince çok heyecanlıydı Alkar. Köle olarak yaşlanıp öleceğine kendini o kadar inandırmıştı ki ona söylenen 'Sonradan hissetmek imkansız.' cümlesine inanmıştı. Şu işe bakın ki kim olduklarını bilmediği insanlar bir yol olduğunu söylüyor hatta neden hala onu kullanmadığını sorguluyorlardı.

Bilse bir dakika bile yerinde durur muydu ki sanki?

"Eh, gerçekten bilmiyorsun sen... Tarifi saklıyorlar mı sizden? Ne kadar şerefsiz varmış sizin orada ya..." Sinir hastası adam herkesin bildiği bir şeyi söylüyormuş gibi yorum yaptı. "Harbiden yani sizin oralar o kadar iyi değil gibi... Gerçi hala ölümlüler olduğuna göre gezegeniniz uyanalı kaç yıl oldu ki?" Alkar sabırsız olduğu için aksi bir şekilde cevapladı. " İki yüz yıl kadar oldu." Diğerleri nedenini anlamış gibi onaylayıcı sesler çıkardılar.

Alkar kendi aralarında konuşmaya başlayan adamlara bir süre ses çıkarmadı. Burada o iksirin bulunmadığını söylese miydi? Dürüst olmaya karar verdi. "Aslında sizin dediğiniz o iksirin tarifi..." Duraksadı. Herkes susup onu dinlemeye başlayınca gerilmişti. "Bizim burada henüz yok." Bazılarının abartılı tepki verdiğini duyunca yüzünü buruşturdu. Olamaz mıydı yani?

"Hadi anlarım siz daha yenisiniz de hiç mi başka gezegenden seviyeciler gelmedi sizin oraya? Bizim yerde genelde böyle olaylar yaşanınca, yani gezegenler uyanınca, oraya bir grup göndeririz ve orada yaşayanların daha rahat bir şekilde atlatmaları için ölümlü bedenlerinin iksirler sayesinde hissedebilen bir beden haline getirilmesini sağlarız. Sonra ise onu alt gezegenlerimizden biri yaparız." Alkar son cümleyi duyunca sinirlendiğini hissetti. Aklına yıllar önce Liwdaen gezegeninin Ykania'yı alt gezegeni yapmak için yaptığı katliamı geldi. Sinirli bir şekilde sözünü kesti.

"Ne yani siz alt gezegen yapmak için yeni doğmuş gezegenin üzerindekiler üzerinde soykırım mı yapıyorsunuz?" Alkar'ın sözlerinde ilk defa gözle görülebilecek bir şekilde duygu vardı. Altı kişi resmen onun öfkesini kendi bedenlerinde hissetmiş gibi irkildiler.

Bunu anlatan liderlik özelliği gösteren adamdı. Garip bir sesle konuştu. "Bu da ne demek oluyor? Burada asla ama asla öyle aşağılıkça bir şey yapılmaz. Güçlü olan hiçbir krallık bir gezegene sahip olmak için soykırım yapmaz. Bu kadar aşağılayıcı bir şeyi neden yapalım ki? Hele ben oranın prensiysem!"

Herkes adamın yaptığı itiraf ile şaşırmıştı. "Sen prens misin? Aramıza bir prens varmış beyler!" Parayı seven adam dalgacı bir ifade ile söylendi ama bu gerçekten hoşnut olmadığı belliydi. Belki de kraliyet aileleri ile kötü anıları vardı. Alkar'ın da vardı. O lanet olası kraliyet ailesinin halkını satması yüzünden bir çok kaçak bulunmuştu. Gergin olan kasları yüzünden rahatlayamadı bir türlü.

"Heh, bir zengin prens ha? Neden prens hazretleri buraya teşrif etmişler acaba?" Küfür sevmeyen ama eden adam da alaycı bir sesle mırıldandı ve arkasından devam ettirdi. "Prenslerden nefret ederim." Liderlik özelliği gösteren 'prens' böyle tepkilere alışıkmış gibi sakince konuştu. "Sizi anlamıyor değilim ama emin olun bizim krallıkta kraliyet ailesi özel ayrıcalıklarıyla halkı ezmiyor ya da kullanmıyor. Bunu size bizzat kanıtlayamam ama dediklerim gerçektir. Neye inanmak isterseniz. Bizimkine krallık demek az kalır aslında. Büyük bir imparatorluk desek daha iyi olur."

İmparatorluk sözünden sonra herkes hep bir ağızdan tartışmaya başladı.

"İmparatorluk derken! Neye dayanarak söylüyorsun bunu? İmparatorluklara gerçekten imparatorluk denilebilmesi için en az 20 tane sistemi yönetmeleri gerektiğini duymuştum bu da demek oluyor ki..." Yaptığı hesaplamalardan dolayı şoka giren kibar adam devam edemedi. Bir başkası cevap verdi onun yerine.

"En az yüz yirmi gezegenden bahsediyoruz burada. O kadar fazla gezegeni yönetmek! Sen ne biçim yerin prensisin be?"

"Yüz yirmi derken... Hadi be! Bu herif zenginliği aşmış, değişik bir seviye!" Sinir hastası adam şokla mırıldandı. Alkar da acayip şaşırmıştı. Liwdaen krallığı kendi gezegenleri ile beraber altı taneydiler. Onlar ise yüz yirmi tane... Belki de daha fazla. Aklını almıyordu bu büyüklük.

Prens isteksizce söyledi gerçek rakamı. "Aslında yaklaşık yüz kırk sekiz tane." Bazılarını harbiden tutamadı kendi.

"Eee yuh ama al beni de al."

"O kadar büyük imparatorluk gerçekten var mı? Ulan şimdiye kadar gördüğüm en büyük imparatorluk yüz on tane gezegeni himayesi altında bulunduruyordu. Dalga geçme! Bu kadar güçlü bir imparatorluk elbette duyulurdu!"

"Kardeş insan mıyız?"

"Al işte zengin bebe değil de ne?"

Alkar da onların aksine başka bir yer için yorum yaptı. "Yani herhangi bir soykırım sizin krallık için geçerli değil?" 

Prens cevap vermeden başkası aradan konuştu. "Abi biz burada kalp krizi geçiriyoruz adam krallık diyor ne diyeyim buna. Umursamızlık seviyene hayranım lan." Karı kız peşinden koşan adam şaşkınca konuşmuştu.

Alkar onu görmezden geldi. Prens sonunda anlaşıldığı için mutlu olsa gerek hızlıca cevapladı. "Kesinlikle söz konusu bile olamaz."

Alkar gözleri ile görmemiş olsa bile inanmayı tercih etti.

Bir süre sustu ve onların saçma salak dalgalarını dinledi. Asıl konuyu unutmuşlardı resmen.

"Bir durun bir durun! Konudan saptık. Hop! Kardeş bir sus ya!"

"Lan ne bağırıyorsun salak?" Karı kız hastası adam asabice konuştu para hastası adamın bağırması üzerine. Alkar yüzünü buruşturdu. Bu ikisi yeniden başlamasa iyidi!

"Ahmak asıl konumuz neydi unuttunuz hemen! İksir! 'Sonsuzluğla İlk Adım' dan bahsediyorum!" Alkar sonunda hatırlamalarına karşı göz devirdi. Başka konuya geçmeleri saniyelerini almıyordu resmen. İçinde biriktirmiş gibilerdi. 

"Ha, evet. Dur dur dur. Uzman burada açılın." Sinir hastası adam kibirle konuşsa da başkası hemen araya girdi.

"Sen sus burada ben varken. Şimdi ölümlü kardeş anlatıyorum yaz kenara." Küfür sevmeyen ama eden adam tam uzman havasına girmiş sayacakken başkası durdurdu.

"Kes ulan ben varken sen kimsin tipsiz." Yüzünü görmediği halde birine tipsiz demek de akıl isterdi. Para hastası adam konuştu ama Alkar'ın düşüncelerini diğerlerinden daha kibar takılan adam söyledi.

"Görmediğin birine hakaret etmek de ayrı zeka ister. Aferin. Kesseniz de sesinizi en uzmanımız anlatsa ya?" Birkaç saniye sessizlik oldu ama sonra sesler daha da şiddetlendi. Alkar yüzünü buruşturarak ellerinin arasına aldı kafasını. Bir doğru düzgün iş yapsalar da Alkar da rahatlasaydı ama adamlar tarifi en iyi ben bilirim, ben anlatacağım tartışmasına girmişlerdi.

"Yeter! En bilgili kişi kimse o anlatacak!" Prens sonunda sinirlenmiş olsa gerek bağırdı. Bağırışı o kadar yüksekti ki Alkar yerinde sıçradı. Başı ağrımaya başlamıştı. Bu kafayı üşütmüş şahıslarla daha ne kadar bu durumda kalacaktı?

"Prensliğin burada işlemez o yüzden sakın bana emir vermeye çalışma." Sinir hastası adam buz gibi bir sesle konuştu. Birden ortamın gerildiğini hissetti Alkar. Gözlerini az önce eline aldığı taşa dikti. Kavga mı çıkacaktı?

"Emir verdiğim yok. Şu saçma kavganız yüzünden daha önce verebileceğimiz tarif hala söylenmedi. Toparlanın." Prensin bu sözlerinden sonra sinir hastası adam geride durmamayı seçti.

"Hala emir veriyorsun prens. Karışma istersen, kaşırım."

Prensin de öfke sınırı dolmuş olsa gerek sinirle tısladı. "Sen kendini ne sanıyorsun da benimle böyle konuşabiliyorsun lan? Ben prens olabilirim ama hiç övündüm mü burada ben size? Laga luga yapma bana eğer güç bakımından benden daha üstte olduğunu düşünüyorsan teke tek savaştan kaçmam." Buz gibi sesi ile Alkar artık araya gireceği zamanı kaçırdığı anladı. Bunlar da mı para seven adam ve karı kız peşinden koşan adam gibi düşman olacaklardı? Şimdiden düşmanlıklar ortaya mı çıkmaya başlamıştı. Sinirle nefes aldı. Sadece tarifi söyleseler yeterdi.

"Harika imkanlara sahip olabilirsin ama sakın güç bakımından beni küçümseme." Sesi fırtına öncesi sessizlik gibiydi. Çok öfkeli gibiydi sinir hastası adam. Alkar şimdiye kadar kendini nasıl tuttuğuna şaşırdı. Bu herifin prenslerle özel bir sorunu vardı büyük ihtimalle ama gördüğü ilk kişiye saldırabileceği anlamına gelmiyordu. Prens ise farkında olmadan küçümseyen bir sesle konuşmuştu ve bu gerçekten hoş bir şey değildi. Aradaki uçurumun büyüdüğünü hissetti.

"Hey kesin şunu..." Kibar olan adam araya girmeye çalıştı. "Sen karışma." Sinir hastası ve prens aynı anda konuştu. Ortalık iyice karışıyordu. Alkar içinden şansına lanet etti. Tariften sonra kavga edebilirlerdi!

"Hey, senin sorunun ne tam olarak?" Prens sordu. Sinir hastası adam alayla güldü. Bu gerçekten sinir bozucu bir hareketti.

"Benim sorunum senin gibi heriflerle!" Prens öfkelenmişti. Alkar bu arada işine devam etti. Onlar kavgayı bitirene kadar işini hallederdi. "Pardon, her prens senin gözünde aynı mı?" Soruya karşı emin bir sesle cevap verdi.

"Sizin gibiler tartışmasız her zaman aynıdır. Şimdilik öyle görünmeyebilirisin ama eninde sonunda gerçek yüzün ortaya çıkacak. Şuan suçlu ben görünebilirim ama şimdiden söylüyorum." Kesin bir sesle devam etti. "Onun gibiler her zaman kendini bizim gibilerin gözünde batırır. Her zaman."

Ortamda derin bir sessizlik oldu. Alkar da bu arada son çuvalın ağzını düğümlüyordu. Böyle işlerde pek iyi değildi ama o anda tek yapışta başardı. İçinde saçma bir zafer duygusu hissetti.

"Bitti mi?" Konuşmaların durduğunun farkına varınca sordu. Açıkcası son sözü duymuştu ama pek takmamıştı. Yarası vardı ve başkasından çıkarıyordu. Diğeri ise kendi iradesine sahip çıkamayan biriydi. Kaç yaşındalardı bunlar yahu? Beş mi?

Parayı seven adam konuştu. "Bitti herhalde." Karı kız seven adam gülerek konuştu. "Kavga işi bizde değil miydi ya?" Parayı seven adam gülerek onayladı. "Canları çekti herhalde abisi izin ver." İkisi kahkaha atarken Alkar emindi ki kendisi dahil bütün herkes onların aptal olduğunu düşünmüştü.

"Artık tarifi verseniz?" Alkar araya daha fala konunun girmesine katlanamazdı. Bu şans eline gelmişken kaçırmayı göze alamıyordu.

"En iyisi ben vereyim tarifi." Kibar adam konuştu. Alkar içten içe memnun olmuştu. O adam en olgunları gibiydi onlardan küçük olsa bile.

"Uran otunu bilir misin?" Adam konuştu. Alkar biraz düşündü. Daha önce öyle bir ot duyduğunu düşünmüyordu. "Uran otu derken?" Merakla sordu. 

Adam düşünceli bir sesle konuştu. "Nasıl tarif etsem... Rengi yeşildir ve yaprakları incedir. Bir dalda sırasıyla dizili halde bulunur ve sapını koparınca daldan kırmızı bir sıvı çıkar." Alkar şaşırmıştı. O kalkamıştan mı bahsediyordu? Uran da neydi?

"O bahsettiğin yirkayu olmasın sakın?" Karı kız seven adam konuştu alayla. "Daha adını karıştırıyorsun."

Kibar adam sinirlenmişti. "Ne demeye çalışıyorsun sen? Şuan tam önümde duruyor ot ve adını doğru söylediğimden eminim." Alkar çuvalı yerine yerleştirerek otların olduğu bölüme doğru yürüdü ve kalkamışı buldu. Onun tarif ettiği gibiydi.

"Bırakın saçma saçma konuşmayı. Onun adı werakı'dır. En son yaklaşık iki gün önce kullanmıştım!" Küfür sevmeyen ama eden adam bilmişlikle mırıldandı. "Bu kadar cahillik size bile fazla be ezikler."

Alkar anlamıştı olayı. Oralarda aynı bitkilerin adı değişiyordu büyük ihtimalle. İlk önce bunun sorun olmayacağını düşündü ama şuan içinde bulunduğu gruptaki adamların gerçekten bir sorunu vardı. Çok fazla zamandır bir arada olmasalar da Alkar bir şeyden emindi.

Bu adamlar tartışmak için yer arıyorlardı.

"Hadi lan oradan senle aynı bitkiden bahsettiğimize emin misin?! Yuvarlak ve kırmızı küçük bir bitkide yetişen tohum kesinlikle trıykan'dır! Olewn de ne demek oluyor?" Sinir hastası adam kibar adama çıkıştı. Parayı seven adam oradan olaya atladı. Cidden artık gerçek anlamda tarifi verseler Alkar mutlu olacaktı ama adamlar isim tartışmakla meşguldüler! Bizim oranın ismi daha havalı da ne demekti!

Şimdiye kadar bahsettikleri kadarıyla iki tane bitkiyi anlamıştı. Kalkamış ve prusla. İkisi de bu evde bulunuyordu. Eğer biraz tartışma istekleri az olsaydı bu kadar beklemek zorunda kalmazdı. Onların anlaşmasının uzun süreceğini anlayan Alkar ambardan çıktı ve duvar kenarında çıkan dikenli bitkileri yolmak için aldığı eldiveni eline geçirdi. Duvar kenarına çökerken işine başlamıştı bile. Onlar ise tartışmaya devam ettiler. Alkar onlara odaklanmadığı için sesleri sinek vızıltısı gibi geliyordu. İşine geldi tabi. Kavgalarının bitmesini bekledi.

On beş dakika sonra hala kavgaları hala devam ediyordu. Altısı birden konuşuyordu. Ortalık iyice karışmıştı. Alkar karışmadı.

Yirmi dakika sonra hala devam ediyorlardı. Alkar bu arada iki tane daha bitkiyi öğrendi. Relin ve Karasu.

Yaklaşık yarım saat sonra hala susmamışlardı. Bu arada karı kız hastasının bir yerin velihatı olduğunu öğrenmişti. Ne alakaydı o da bilmiyordu.

Kırk dakika sonra üç bitki ve bir sıvı daha öğrenmişti. Glan, Syskun ve çoren bitkileri ile birlikte oranka bitkisinin özü gerekiyordu. Bir de kibar adamın ablasının harika bir simyacı olduğunu ve yaklaşık yedi yüz yaşında olduğunu öğrenmişti. 'Vay canına.' diye düşünmekten kendini alamadı. Dışarıdan ise yüzünde bir mimik bile oynamamıştı gerçi.

Yaklaşık bir saat olunca Alkar da işini bitirmişti. Galiba bütün bitkileri öğrenmişti. Bir saattir konuşmadığını fark etmeyen adamların kavgalarını umursamadan konuştu.

"Tek gereken malzemeler Kalkamış, prusla, relin, karasu, glan, syskun, çoren, uon, oranka, ürek değil mi? Siz söylemeden ben söyleyeyim evet dedikleriniz ile benim dediklerim örtüşmüyor ama gezegenden gezegene aynı bitkilerin isimleri değişebilir ve..." Kibirli bir sesle mırıldandı.

"Bu isimler sizinkilerden daha havalı."

Herkes aynı anda ona karşı çıktı.

"He bir akıllı sensin."

Alkar sırıttı. Bu adamlarla işi vardı gerçekten.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 977

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 919

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 760

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 722

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 603

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 531

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 516

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 492

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 446

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 426

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 213

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 195

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 159

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 159

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 132

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 96

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 71

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 63

Site İstatistikleri

  • 8843 Üye Sayısı
  • 223 Seri Sayısı
  • 13721 Bölüm Sayısı


creator
manga tr