Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

DİPTEN EN TEPEYE - 14. Bölüm: Yalan Sanılan Gerçekler


Her geçen saniyelerle birlikte Alkar daha çok geriliyordu. Gerçeği söyleyeli neredeyse iki dakika olmuştu ama şimdiye kadar herhangi biri ses çıkarmamıştı. En azından biri yorum yapsa daha iyi hissedecekti ama konuşmuyorlardı.

"İnanmıyorum." İlk yorum liderlik özelliği gösteren adamdan geldi. Alkar gözlerini kıstı. İnanmıyorum mu demişti? Sert bir nefesi dışarıya bıraktı. Zaman ilerledikçe canı daha da sıkılıyordu. Bir de onları gerçekten normal bir ölümlü olduğuna mı ikna etmesi gerekecekti?

Bunla uğraşabileceğini sanmıyordu.

"Maalesef ben de inandığımı söylemeyeceğim. Normal bir ölümlü ne zamandan beri başka bir insanın beynine girebiliyor? Hem de üstün bir seviyecinin beynine? Az salla biraz." Kaşlarının seğirdiğini hissetti Alkar. Şimdiye kadar gereksiz yere hiçbir zaman yalan söylemeyen kendisi ne oldukları belirsiz seviyeciler tarafından yalancılık ile suçlanıyordu. Yorum yapmamaya çalıştı. Diğerleri fikrini söyleyince son noktayı koyacaktı zaten.

Parayı seven adamın yorumundan sonra onaylayan mırıltılar geldi. Bir kişi bile ona inanmamıştı. Biri söze girdi. "Bizimle dalga geçmenin nedenini anlamadım ama burada ciddi bir konuyu tartışıyoruz." Alaycı bir ses çıkardı Alkar. Ciddi bir konu mu? Ne zamandan beri gerçek anlamda bir konu tartışıyorlardı? O konuya girmese saçma salak tartışmalarına devam edeceklerdi. Acımasız olacağını bilse de yüzlerine vurdu gerçekleri.

"Ciddi bir konu mu tartışıyoruz? Benimle dalga geçmeyin. Ben konuya girmesem o saçma konuşmanıza devam edecektiniz. Hanginizin kim veya ne kadar güçlü olduğu benim umurumda değil. Beni yalancılıkla mı suçluyorsunuz? Suçlayın, size kendimi inandırmak zorunda değilim. Kendimi kanıtlayacak da değilim. İstediğinizi düşünebilirsiniz, hatta bunun inandırmak için kullanılan bir yöntem olduğunu da düşünebilirsiniz. Sadece... Şu işi çabuk halledip beynimden çıkın. Ben istesem de çıkamam çünkü dediğim gibi ben enerji hissedemeyen normal bir ölümlüyüm."

Alkar açık açık konuşmaktan çekinen biri değildi. Bunun bedelini birçok kez ödese bile bu huyundan vazgeçemiyordu. Yanlış ya da doğru her neyse bundan kaçmazdı ve kaçanlardan da nefret ederdi. Böyle bir saçma durumun içinde olan tek onlar değildi ve konuyu hala kavrayamamışlardı. Gerçi kendisi de kavrayamamıştı ama kendisinden yıllarca büyük olan bu adamların olayı çözmesi uzun sürmezdi. Sadece normale dönmeleri gerekiyordu. Bu kışkırtmayı da Alkar üstlenmişti.

"Tamam, hadi ölümlüsün diyelim. Bu işin de odhue ile alakası yok. Nasıl bu durumu açıklarsın?" En gençleri olduğunu düşünen adam aralarında en olgun düşünenlerden biriydi. Sorusuyla sessizliğini korudu. Aklına gelen tek seçenek az önce tuzla buz olmuştu zaten. Söyleyecek sözü yoktu. 

"Sessizliğin en doğru cevap. Bu imkansız." Sözünü devam ettirdi kibar olan adam. Parayı seven adam araya girdi. "Odhue enerjisi olmadan bu olay imkansız, evet. Ama o ölümlü olduğunu savunuyor ve gayet ikna edici. Gerçeği söylemek gerekirse... Doğru söylüyor olabilir." Ona karşı çıkan sesleri duysa da umursamadan devam etti. "Yani demek istediğim, o öyle düşünüyor."

Alkar kaşlarını çattı. Ne demek istemişti?

"Açık konuş." Sinir hastası adam mırıldandı. Sesinde rahatsız olduğu belli olan bir tını vardı. Alkar ortamın daha da gerildiğini hissetti. Bu arada iş saatine yaklaşık on dakika kalmıştı. Sabırsızlıkla ayağını yere vurdu. İşini aksatamazdı.

"Demek istediğim o kendini ölümlü sanıyor ama aslında değil." Alkar gözlerini devirirken diğerlerinin mantıklı ya da saçma olduğunu vurgulayan konuşmaları geldi. "Kafayı mı yedin? On dokuz yılda adam kendinin ne olduğunu anlayamaz mı?" Onu onaylayan sesler geldi. Alkar araya girme ihtiyacı hissetti.

"Ben normal bir ölümlü olduğumdan eminim. Bunu hem kendim hem de etrafımdakiler onayladı. O yüzden... boşa çabaya gerek yok." Daha fazla kimse konuşamadı. Adam aslında o sözlere kadar farklı tahminlerde bulunabilirdi ama başka seviyeci onda herhangi bir enerji hissedememişse diyecek başka bir şey yoktu. Sonuçta bir seviyecinin yerini onun enerjisinden bulurdunuz. Eğer hissedebilen biri olsaydı herkes anlardı.

"Eee, ne yapacağız?" Küfür sevmeyen ama eden adam meraklı bir sesle mırıldandı. Gerçekten ne yapacaklardı?

"Çıkmaya çalıştınız mı?" Otoriter bir sese sahip olan adam mırıldandı. Kim diyebilirdi ilk başlarda egolu manyağın böyle otoriter olabileceğini? Şaşırmıştı açıkcası Alkar. "Yok, şimdiye kadar sadece sohbet ediyorduk. Elbette çalıştık! Bir bok yapabildiğimiz yok. Kendi isteğimiz ile çıkamıyoruz! Lanet kapanı kim yaptı bilmiyorum ama onu doğrayacağım." Sinirli bir sesle homurdanmıştı. Gözlerini ovdu Alkar. Bugün erken kalkınca daha da yorulacağını anlamıştı. Lanet etti. Zaten az uyuyordu...

"İşimiz gücümüz var bizim. Normal hayatımıza devam edelim ve olabildiğinde konuşmamaya çalışalım. Bir şey bulan söylesin lütfen." Otoriter sesle mırıldandı liderlik özelliği gösteren adam. Dedikleri mantıklı olsa gerek herkes onayladı. Alkar ses vermedi. Kendisinin yapabileceği herhangi bir şey yoktu sonuçta. Herkes kendi hayatına çekildi. Alkar gibi.

Kafasını dağıtmaya çalışarak üstünü değiştirdi. Boğazı ağrıyordu. Dün gece üstünü örtmediği için hasta olacaktı muhtemelen. Gözlerinin altı daha da kötü olmuştu. Bedeninin günden güne çöktüğünü hissediyordu. Buna bildiği halde engel olamaması daha kötüydü. Gözlerini kapatarak derin bir nefes aldı.

"Her şey daha iyi olacak. Pes etme."

Kendi kendine mırıldandı yine. Bunu derse kendini inandırırdı ve kolayca yılmazdı. Şimdiye kadar yaptığı bu telkinler olmasa ayakta kalamazdı. Nasır tutmuş elleri ile kapı kolunu tuttu. On dokuz yaşında olsa da bedeni ruhu çok yaşlıydı. Belki onlardan bile daha yaşlıydı ruhu. Kim demiş yaşlanmak sadece yıllar geçtikçe olur diye. Yaşanmışlıklar öyle bir çöküyordu ki Alkar'ın üzerine kendisi artık dedelerden farksız gibiydi. Binadan çıkarken ormanın ve kuş cıvıltılarının sesini dinledi bir süre. Onlardan zevk almayı bırakalı ne kadar zaman olmuştu?

Kafasını salladı iki yana ve mutfağa girdi. Kath oradaydı. "Otur şuraya iki dakikaya hazır olur kahvaltı. Sonra bahçedeki dikenleri yolacaksın ve yeni gelen baklagillerin torbalarından ayrım yapacaksın. İşin bitince bugün duvarlarla ilgilenecek işçilere yardım et." İşleri yine sıralanmış ve dinlenecek zamanı bile yoktu. Onlar en azından yemek yaparken veya temizlik yaparken dinlenebiliyorlardı ama Alkar'ın öyle bir şansı yoktu.

Kendisi küçük kahvaltısını ayak üstü yaparken Tiny'nin kahvaltısının hazır olmasını bekledi. Aynı zamanda etraftaki hizmetçilerden hadiseleri dinledi.

"Orlatanya ile savaşa girme ihtimalimiz varmış." Bir erkek hizmetçi titrekçe mırıldandı. "Onların ne kadar güçlü olduğunu biliyorsun..." Kadın olanı elindeki süpürgeye yaslanıp rahatça konuştu. "Ne olmuş yani? Liwdaen güçsüz mü sanıyorsun? Altı gezegene sahip olmalarını geçtim bizde ana gezegende olan Khal var! Onun gücünü unuttun mu?" Erkek hizmetçi yüzünü hoşnutsuzca buruşturdu.

"Birkaç yıla tahtı sallanır onun. Görmüyor musun? Bayan Tiny'nin gelişimi çok hızlı. Adını altı gezegende duyurmayı başarmış." Erkek olanın söylediklerinden sonra orada bulunan herkes adama baktı. "Ne dedin sen? Ne zaman?" Alkar da göz ucuyla onlara baktı. İlk defa duymuştu. Ne zaman olmuştu bu olay?

"Bilmemeniz doğal tabi. Dün gece finaller vardı turnuvada. Bu turnavaya ana gezegenden önü açık bir öğrenci de gelmiş akıl hocası ile birlikte. Finalde Bayan Tiny elbette yenmiş ve ona meydan okumuş. Kibirli olan diğer kız onu reddetmemiş. Kazanacağından eminmiş. Ağır bir yenilgiye uğramış. Sonra söylentile o kadar hızlı yayılmış ki bütün gezegenlerin konuştuğu şey Bayan Tiny."

Odada gürültü oluştu. Hepsi farklı farklı yorumlar yapıyordu. Alkar ise kaygılanmaya başlamıştı.

"Lanet kız daha da güçlenmiş ha? Sinirlenince tek vuruşu ile öldürmese bari. Neden orada öldürülmemiş ki?"

Alkar önce ona B2 seviyesinde dese bile artık emin değildi. Çok hızlı güçleniyordu ve bu Alkar'ın onu takip etmesini zorlaştırıyordu. Onun gibi pislikler hep doğuştan gelen bir yetenek, şansla doğuyorlardı ve Alkar'ın en çok sinirini bozan şey ise bunu bilmesine rağmen elinden bir şeyin gelmemesiydi.

Bu çaresizlik anlatılamazdı. Kendi güçsüzlüğünü her gün onunla yüz yüze gelince hissediyordu. Şimdi odasına kahvaltısını götürünce de hissedecekti. Bu his ne zaman bitecekti?

Kath ona tepsiyi uzattı. Alkar onu iki elinde sabitlerken diğerlerinin bakışları arasında mutfaktan çıktı. "Aslında şu köle çocuk acayip şanslı ama farkında değil. Kim onun gibi birinin koruması altında olmak istemez ki?" Alkar uzaklaşmadan önce biri bu cümleyi kurdu. Bir anlığına, sadece bir anlığına vücudu duraksadı. Sonra devam etti. Bunu ne hakla söylerdi?

Ne cürretle böyle bir cümle kurabilirdi?

O cümleyi kuran dilini kesmek ve ateşe vermek istedi. Her şeyi yok etmek istiyordu. Olanları bildikleri halde böyle bir yorum yapabilmelerine şaşırmıştı. Görmüyorlarmıydı? Yıllar önce dehşetle ve acıma ile baktıkları çocuğu ne olmuştu da kıskanır hale gelmişlerdi?

"İnsanlar, lanet açgözlü insanlar..."

Cevap belliydi. İnsanlardı işte. Kötüyü unutup iyiyi kendilerine isterlerdi. Şuan olduğu gibi.

Odanın önüne geldiğinde kapıyı çaldı ve girdi. Kız uyuyordu. Tepsiyi her zamanki gibi çalışma masasına bırakırken perdeleri açtı. "Uyanın efendim." Kız her zamanki gibi mızmızlandı ama kalktı. Üstünde üstünkörü giymiş olduğu gecelik vardı. Yatak başlığına sırtını yaslarken gözlerini ovdu. "Bugün okula gitmeyeceğim. Birileri ile görüşmem gerek. Bana normal ama şık giysi çıkarsana. Bir de şu tepsiyi uzat."

Alkar dediğini yaparken herhangi garip bir tepki vermedi. Her an tetikte bekliyordu. Kız iyi modunda görünüyordu. Şanslı günündeydi. Tepsi içindeki yemekleri yerken Alkar da dolaptan birkaç kıyafet çıkarmakla meşguldü. Kız konuşmaya başladı. "Haberleri duydun mu bilmem ama ana gezegendeki bir numaralı okula gitme ihtimalim var." Giysilerinin ütülerini bozmadan yatağa bırakırken duraksadı. Bu ne demek oluyordu.

Kız devam etti. "Yani buradan gitme ihtimalim var diyorum." Alkar hemen düşündü. O giderse şu saçma anlaşma da biterdi değil mi? Artık normal bir insan gibi yaşayabilecek miydi? İçten içe mutlu olduğunu göstermedi.

"Aslında hazırlanman için söylenmiştim. Ne olur ne olmaz." Alkar duraksadı. Neden o hazırlanıyordu? "Öyle bakma bana. Neden seni arkamda bırakayım ki? Sen benim kölemsin sonuçta. Ben gidersem sen de gelmelisin." Alkar hayal kırıklığına uğradığını saklamaya çalıştı. Ellerini sıkarken boş gözlerle ona baktı. "Orada benden daha iyi köle bulursunuz efendim." Kız güldü, hatta kahkaha attı. "Çok komiksin Alkar. Sanki yaparmış gibi." Ona göz kırptı. "Seni başka kölelerle aldatmam, korkma."

Alkar içinden düşünmeden edemedi. "Keşke aldatsan."

Kahvaltısını küçük konuşmalarla bitirdi. Alkar o kahvaltısını bitiremeden ayrılamıyordu. Boş tepsiyi aldı ve kapıya doğru yürüdü. Kız da giyinmişti bile. Onla birlikte kapıdan çıktı. Alkar mutfak tarafına doğru yürürken Tiny onun kolunu tutup durdurdu. "Sana dediğimi unutmasan iyi edersin."

Alkar onun gözlerine baktı bir süre. Artık ona diyecek bir şey kalmamış gibi hissediyordu. Başıyla onayladı. Kız ise bu hareketine gülümsedi ve çıkışa doğru yürümeye başladı. Aynı zamanda emir veriyordu. "Hemen arabayı getirin. Şoföre söyle Aksan Şehrine gidiyoruz." Sesi yavaşça azalınca uzaklaştığını anladı. Kafasını iki yana sallayarak mutfağa gitti ve tepsiyi bıraktı.

Çalışmaya başladığı an beynindeki bütün her şeyi boşaltmıştı. Düşüncelerden kurtulmanın bir yolu da çalışmaktı. En çok kullandığı yoldu. Daha rahat hissediyordu. Tabi harika bir yol değildi. Vücuduna çok yük bindiriyordu. Resmen işkenceydi bu.

Çuvalların ayrılması işinin sonuna gelmişti neredeyse. Anlındaki teri hafifçe sildi ve yere oturdu. Ambarda tek başına çalışıyordu. Zaman geçtikçe kimse onla çalışmak istememişti. Bir yanlış hareketlerinde Alkar'ın onları Tiny'e şikayet edeceklerini düşünüyorlardı. Alkar öyle biri değildi ama. Kendi pislik düşüncelerini her zaman Alkar'a yakıştırmaya çalışıyorlardı.

Yorgunluktan hızlı atan kalbini yavaşlatmaya çalışırken "Çok yorulmuşum." diye düşündü.

"Çok mu yoruldun?" Ani sesle irkildi. Lanet olsun ki sabahtan beri başını işten kaldırmıyordu bu yüzden onları tamamen unutmuştu. Gözlerini devirdi sorusuna. "Duymuşsun zaten, sorgulama."

Onu söyleyen parayı seven adamdı. "Neden böyle yapıyorsun ki? Acayip kabasın. Merak etmiştim sadece. Ben hayatımda hiç yorulduğumu hatırlamıyorum." Alkar kaşlarını kaldırdı ister istemez. Seviyeciler yorulmaz mıydı? Bazılarının nefes nefese kaldığını görmüştü Alkar.

"Seviyecilerin yorulabildiğini sanıyordum." Adam Alkar'ın sorusuna karşı hevesle karşılık verdi. Çok sıkılmış olsa gerek konuşacak birini arıyordu. Yanlış adama gelmişti. "Eh iki saniyelik bir tepkiden başka bir şey değil." Cümlesine devam edemeden başkası girdi araya. Bu sinir hastası olan adamdı. "Yaklaşık daha bu işlere girmeden önce yorulduğum, çok acıktığım ve durmadan tuvalete gittiğim zamanları hatırlıyorum da... Zor işler." Alkar dudağını dişledi. Adam haklıydı bir yerde.

"Tabi bu iyi yanları olduğunu değiştirmez. O zamanlar her gece uyur ve rüya denen şeyden görürdük." Kadınları seven adam da konuya daldı. Ortam yavaş yavaş kalabalıklaşmaya başlamıştı. Bu anı falan mı bekliyorlardı. Alkar gözlerini devirdi. Emindi ki diğerleri de pusuda bekliyorlardı ve konuşacaklardı.

"Rüya denen şeyleri unutmamız da cabası tabi. Hep hatırlamaya çalışırdım ama hiç hatırlayamazdım lan." Küfür sevmeyen ama eden adam da konuştu. Rüyalarla ilgili güzel anıları olmasa gerekti. Alkar sert yerin üstünde ayaklarını uzatırken onları dinlemeye devam etti. Sıkılarak oturmak yerine saçma sohbetlerini dinlemeyi tercih ederdi.

"Eğlencesi oradaydı zaten. Ne gördüğünü tahmin etmek benim için eğlenceliydi. O zamanlarda sekiz yaşında falandım zaten. Yapacak işim yoktu." Kibar olan adam da mırıldandı. O bitirdikten hemen sonra konuşmayan son kişi de konuştu. Herifler bu anı bekliyordu galiba?

"Anılar anılar... Yaşlı hissettim bir an kendimi. Burada oturmuş karşımdaki belgelere bakarken neden sizinle konuşuyorum ki?" Liderlik özelliği gösteren otoriter sesli adam da yorumunu yaptı saçma bir şekilde. Birisi eksik kalsa şaşıracaktı. "Of, sormayayım sormayayım diyorum ama merak ettim. Hey çocuk. Sen mazoşist misin?" Alkar ani soru ile ne cevap vereceğini bilemedi. Adam ona neden böyle bir soru sormuştu ki? Sinir hastası adam sormuştu soruyu. Şaşkın olduğu için konuşamadı.

"Hey, dostum. Hemen sorulur mu? Alıştırmalısın önce!" Lider vasıfı gösteren otoriter sesli adam çıkıştı ona. Alkar neden bahsettiklerini anlayamıyordu. Parayı seven adam sözü aldı. "Sordu bile. Sizin de bunu düşündüğünüzü biliyordum. Neyse daha açık bir şekilde sormak gerekirse sen manyak mısın?" Onun sorusu ile dili tutulmuş gibi hissetti Alkar. Ne olmuştu da birden bu herifler tarafından soru sormak bahanesi ile hakaret yiyordu? Yanlış bir şey söylememek için dilini ısırdı.

"Ya da deli misin desek?" Karı kızları seven adam da konuştu. Ne oluyordu ulan. Sinirleri gerildi. Konuşmasa başkası devam edecekti büyük ihtimalle.

"Bana hakaret etmeyi kesin ve açıkça söyleyin. Ne demeye çalışıyorsunuz?" Gözlerini kısarak sinirli gözlerini duvar kenarında çıkmış olan çiçeğe dikti. Zavallı çiçeğin suçu yoktu ama Alkar'ın ölümcül bakışlarına maruz kalmıştı. Alkar bir an boynunu büktüğünü sandı çiçeğin.

Parası ile övünen adam mırıldandı yavaşça. "Diyoruz ki neden ölümlü bedenin ile acı çekmeye devam ediyorsun?" Alkar anlamamıştı. İntihar et de kurtul demeye mi getiriyorlardı?

"Anlamadım?" Asabi bir sesle mırıldandı. Yanlış anlaşıldıklarını anlayan adamlar hemen açıkladılar.

"Yani, hissedebilmen için yapılan basit iksirler var. Neden içmiyorsun? Pahalı olduklarını düşünmüyorum. Sizin orada pahalı mı yoksa? Malzemeleri kolay bulunuyor biz sana söyleriz sorun değil yani. Yok paran var ama ben ölümlü olmayı seviyorum, acıdan zevk alıyorum diyorsan başka tabi..." Alkar boş boş karşıya baktı. Ne diyordu bu adamlar? Hissedebilmek için iksir derken? Alkar bir an yutkunamadı.

"Yani tabi senin seçimin. Ama geç başlarsan işin zorlaşır." Sinir hastası adam öneride bulundu. Alkar hala konuşmuyordu. Onun bu fikri sevmediğini düşünenler hemen geri çektiler kendilerini. "Galiba özel bir nedenin var. Sormak bizim hatamızdı ama merakımıza ver. Sonuçta daha önce bir çoğumuz ölümlü ile konuşmayı bırak görmedik bile." Alkar aniden konuştu.

"Sonradan hissedebilmek mümkün mü?" Adamlar onun birden konuşması ile irkildiler. Kadın hastası adam konuştu. "Ehehhe, elbette mümkün ne saçma soru bu böyle? Şu ustam ile iksir dersindeyken en basit olarak bu iksiri yapmakla başlamıştık. Basit ama en önemlilerinden biri." Düşünür gibi ses çıkardı. "Uzun zaman oldu ama adını hala hatırlıyorum galiba... 'Sonsuz Yaşam İksiri' gibi bir şeydi. Saçma olduğu için gülmüştüm." Liderlik özelliği gösteren adam bıkkın bir sesle konuştu. "Onun adı 'Sonsuzluğa İlk Adım' aptal." Kadınları seven adam umursamadığını belirtti.

Tabi o an Alkar şok geçiriyordu. Sonradan hissedebilmek mümkündü ve bu adamlar o iksirin kolayca yapılabileceğinden bahsediyordu.

Aklına sonradan hissedebilmenin mümkün olmadığını savunan seviyeciler geldi. Sonra hafifçe sırıttı. O çok sırıtmazdı. Ama o an sırıttı. Dili ile dudağını ıslatırken kararlı bir sesle konuştu.

"Bana daha açık bir şekilde anlatmaya ne dersiniz?"




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1216

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1052

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 871

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 688

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 642

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 598

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 545

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 517

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 342

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 191

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 178

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 96

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14762 Üye Sayısı
  • 449 Seri Sayısı
  • 19429 Bölüm Sayısı


creator
manga tr