Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

DİPTEN EN TEPEYE - 8. Bölüm: Amaç Bulmak


Güneş gezegeni aydınlatırken kuşlar ötmeye başlamıştı. Evlerdeki hayat başlamıştı. Hizmetçiler evleri temizleyip kahvaltıyı hazırlarken sahiplerini memnun etmek derdindeydi.

Knaey ailesinin evinde de durum aynıydı. Erkenden kalkan hizmetçiler bütün işleri halledip azar yememek için sıkı çalışıyorlardı. Uzun zamandır bu ev de diğer evler gibiydi. Artık ölüm haberi gelmediği için hizmetçiler içten içe rahatlardı.

Güneş genç hanımlarının odasını aydınlattı. Tiny Knaey sarıldığı adama biraz daha yapıştı. Üzerinde hiçbir şey yoktu. Yanındaki adam gibi. Saçı dağılmıştı. Yorganın altından bir tane bacağı dışarıda kalmıştı. Güneş ışığı yüzünden homurdanarak gözlerini açtı ve yanındakine bakarak gülümsedi.

"Günaydın Alkar." Boş gözleriyle ona bakan köle robotik bir sesle cevapladı. "Günaydın efendim." Kızın gülümsemesi büyüdü ve çıplaklığını umursamadan ona sarıldı. Oğlan tepki vermedi.

"Ah, yine aynısın." Kız somurtarak konuştu. Bir başkası bu sahneyi görse böyle bir kızın somurtmasını sağladığı için onu yumruklardı. Ama kimse gerçeği bilmiyordu. 

"Çalışmam gerek. Şu lanet okul... Zaten en iyisiyim! Neden gitmek zorundayım ki?" Yanındakinin tepkisizliğini takmadan konuşmaya devam etti. Sonra gözlerini alttan alttan Alkar'a dikti. O duvara bakıyordu. Kız hafifçe kolunu sıktı. Oğlanın omzunda garip bir dövme vardı. Oğlan ona dönünce o dövmeyi öptü ve gülümsedi.

"Benimle ilgilenmeye ne dersin köle'm?" Gülümsemenin arkasında bir uyarı vardı. Alkar gözlerini ona çevirerek mırıldandı. "Hazırlanıp okula gitmelisiniz efendim." Kız hiçbir şey olmamış gibi somurtarak yakınmaya devam etti. "Şu lanet okul! Seninle geçirdiğim zaman azalıyor onun yüzünden!" Bir şey demeden kıza bakmaya devam etti. Kız çıplaklığını umursamadan ayağa kalktı ve dolabı açtı. İç çamaşırlarını üzerine geçirirken yan gözle Alkar'a bakarak konuşmaya devam etti.

"Senin işler nasıl gidiyor peki?"

"Normal."

"Heh. Bugün eski evden gelen kitapları düzenleyeceğini duydum."

"Doğru duymuşsunuz efendim." Kız ona bakarak mırıldandı.

"Ama söylemedin?" Alkar anında cevap verdi. "Bildiğinizi tahmin etmiştim. Söyleme gereği duymadım." Okul üniformasını üzerine geçiren kız yataktaki çıplak adam yürüdü. Çenesini tutarak hafifçe kaldırdı ve sırıttı. "Sen yine de söyle tamam mı?" Alkar onu başıyla onayladı.

Alkar'ın belinden bir ter süzüldü. Bunu kız fark etmemişti tabi. Çantasına doğru giderken saçını topladı. Omzuna attığı çantasıyla masaya doğru yürüdü. Bir kitabı daha çantasına attı. Sonra Alkar'a döndü yeniden.

Gözleri ilk önce kölenin gözlerine baksa da sonra kaslarına takıldı. Yıllar geçtikçe daha da yakışıklı oluyordu. İlk başlarda kölesiyle yatmak gibi bir düşüncesi yoktu. Onunla gayet eğlenebiliyordu sonuçta. Ama bu çocuk dayanılmazdı. Kendisi kendine sahip çıkabilen bir kızdı ama erkekler yapabiliyorsa o da yapabilir mantığı kurmuştu kendi kafasıyla. Başka birini arayacağına onu kullanmaya karar vermişti. Şimdi bakıyordu da iyi ki öyle bir karar vermişti.

16 yaşında birine göre daha olgun gözüküyordu. Çok çalışmaktan mı yoksa yaşadıkları yüzünden mi bilemiyordu ama gerçekten yakışıklıydı. Onun beyaz tenini seviyordu. 2 yıldır onu kullanıyordu. Ailesi elbette bir şey dememişti. Kölesinin ne istediğini de umursamamıştı. Güçlü bir kız olsa da duygusal zekası ölçülse aptal çıkardı büyük ihtimalle. Alkar'a tecavüz ettiğini bile fark etmiyordu. İstekli sanıyordu karşısındakini. Oysa ki o sadece onun için canavardan fazlası değildi. Onunla iki yıldır sevişmemiş, tecavüz etmişti.

Bunu bilmesine imkan yoktu tabi.

Kız ona son kez bakarken odadan çıktı. Alkar içten içe derin bir nefes verdi. Yüzünde ifade olmasa da o kızdan ürküyordu. Şeytan gerçek olsa Alkar için o kız olurdu muhtemelen. Kafasını yere eğerken dudağını kanatacak kadar ısırdı. Midesi bulanıyordu. Hemen banyoya koştu ve kusmaya başladı. Aralarındaki ilişki bu boyuta geldiğinden beri her o gittikten sonra kusuyordu. Kız bilmiyordu. Bilse ona hakaret olarak sayar ve Alkar'ı cezalandırırdı. Gerçi daha ne yapabilirdi ki?

Duşa girdi ve sıcak suyla yıkanmaya başladı. Her yerini temizlemeye çalıştı. Ne kadar başarılı oldu bilinmez.

Üzerini giyindikten sonra iş için kütüphaneye yürüdü. Kahvaltısını yapmamıştı ama şuan başkasının karşısına çıkabilecek gibi hissetmiyordu. Utançtan değildi bu. Zaten gerçek anlamda herhangi bir duygu hissedemiyordu. Sadece öyle iğrenç bir geceden sonra başkasının karşısına çıkmak istemiyordu.

Kolilerdeki kitapları çıkarmaya başladı.

Bu oda yeni yapılmıştı. Etrafta kimse yoktu. Bu iş bir tek ona verilmişti. Bir sürü kitap vardı. Oda büyüktü. Kutuları açarak içindeki kitapları türüne göre ayırmaya başladı. Adlarını bir kağıda nor alıyordu. Ona söylenen şey yeni kitapları ve gerekli kitapları ayırması diğerlerini çöpe atmasıydı. 2 yılda birçok şey öğrenmişti. Ayırt etmesi kolay oluyordu.

Biri kapıya tıklattı ve tepsiyle içeri girdi. Alkar başını ona çevirerek ona baktı. Hizmetçi kız kızarmış yüzü ile ona bakıyordu.

"Kahvaltı yapmak zorundasın." Boş gözlerle getirdiği tepsiye baktı. Hizmetçi kız masaya koydu. "Hanımımız duyarsa bize kızar." Alkar başıyla onayladı ve işine geri döndü. İlgisiz tavırları hizmetçiyi kızdırsa da umursamadı kız odadan çıktı.

Bir şeyler yerken işine devam etti. Zaman çabuk geçmişti. Öğle yemeğini yedikten sonra devam etti. Bitmek bilmiyordu.

Son kutulardan birini açtı. Kitapları ayırırken biraz eski bir kitap gördü. Diğerlerinden farklı olarak siyah beyazdı. İnsanlar bu zamanlarda hep renkli yapardı kapakları. Bu kapak siyah beyaz olmasının dışında el çizimi gibiydi. Üstünde ise aşina olmadığı bir şey yazıyordu.

"Dövüş Sanatları." Alkar kaşlarını çattı ve kitabı açtı.

İçlerinde resimli anlatımlar vardı. İlk sayfasına baktı ve cümleyi okudu.

"İnsanın hiçbir gücü yokken üstünlüğü belirleyen yegane sanat."

İnsanların gücü yokken üstünlüğü mü belirliyordu?

Şimdiki zamanda üstünlüğü belirleyen şey bildiğin teknikler ve enerji hakimiyetinin ne kadar harika olmasına dayanıyordu. Enerjiyi hissedebilsen bile kullanılması zordu. Çok zordu.

"İnsanın gücü yokken..." lafı ona kendini çekmesi için yeterdi. Alkar'ın gücü yoktu sonuçta. Güçlü olup intikam alma arzusu yoktu. Teknik olarak hiçbir şeye karşı bir arzusu yoktu. Tek temennisi o kızın kendisinden bıkıp öldürmesiydi. Ama sonra karşısına bu kitap çıkmıştı.

Alkar'ın şimdiye kadar inandığı şey enerji hakimiyeti güçlü olanın üstün olduğuydu. Tabi bu enerji hakimiyeti ile bitmiyordu. Genler de önemliydi. Bazıları doğuştan uzman doğuyorlardı. Ve kendilerine uygun tekniklere sahip olurlarsa... Sizden üstününü bulamazdınız. Sonra ise karşısına bu kitap çıkmıştı... 

Alkar onu gerekli mi yoksa gereksiz mi diye yazacağına bir an karar veremedi. Sonra gereksize yazdı ve diğerlerinin yanına attı.

Akşam olmuştu çoktan. Bugün sadece ayırabilmişti. Yarına dizmeyi bırakarak ayağa kalktı. Kendini esnettikten sonra gözü yine o kitap takıldı. İşini yaparken aklına hep o kitap gelmişti. Onu merak ediyordu ama saçma bir kitap olup hayal kırıklığına uğrayacağından şüphe ediyordu.

Dik dik baktı bir süre kitaba. Sonra dayanamadı. Kaptığı gibi hırkasının iç cebine koydu. Böyle bir kitabın eksikliğini kim hissederdi ki? Odadan çıkarken anahtarla kitledi. Kimseye görünmeden odasına giderken bu kitabı hemen okumak istiyordu. Uzun süre sonra ilk defa bir şey için istekliydi.

Odasına girdiği an kapısını sıkıca kapattı ve üstünü değiştirdi. Hazır olduğuna inandıktan sonra yatağına belini yaslayarak oturdu. Kitabı kucağına koyarak açtı. İlk sayfadaki cümleye uzun uzun baktıktan sonra çevirdi. Dövüş sanatlarının ne olduğunu anlatıyordu. Kaşlarını çatarak okumaya devam etti. Bu şeyin türleri olduğunu öğrendi. İyice ilgisini çekti.

Sonra ise basit hareketleri anlatan kısma geldi. Yumruk, tekme, kaçınma, savunma, gücünü ayarlamak hatta insanların zayıf noktaları. Her şeyi hem yazılı hem de görsel olarak anlatmıştı. Öyle ki Alkar mest olmuş gibiydi. İçinde yıllardır uyuyan bir ateş harlandı.

"Olabilir mi?"

Seslice mırıldandı. Şuan odhue enerjisini hissedenlerin hepsinin öyle ahım şahım güçleri yoktu. Çoğunun fiziksel güçlerini yükseltiyordu sadece. Buna onlar da dahildi.

Bir an donup kalsa da kendine gelebildi Alkar. Ona tecavüz eden heriflerin güçleri sadece fiziksel güçlerini biraz da olsa arttırmasına yetiyordu. Alkar'ın tekmeleri onları biraz geriletmişti hatta. 

"Eğer bunu bilseydim onlardan kurtulabilir miydim?"

Alkar'ın kafasındaki çarklar çalışmaya başladı. Hissedemediği halde hissedenlere üstün gelebilme gibi bir seçeneği var mıydı?

Denemeye değerdi.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1257

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 890

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 822

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 659

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 644

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 602

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 523

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 375

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 195

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 98

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15554 Üye Sayısı
  • 507 Seri Sayısı
  • 20922 Bölüm Sayısı


creator
manga tr