"Çok fazla eğilmek kişiyi kambur eder." #Swallowed Star

DİPTEN EN TEPEYE - 7. Bölüm: Gerçek Dibi Görmek


Kız sinirle eve girdi. Ailesi ise arkasından. Üstlerinde şık elbiseler vardı. Ailesi endişeliydi. Bir davetten geldikleri belliydi. Graysn Knaey kızına bakarak konuştu.

"Tiny... Lütfen sakinleş." Tiny ateş saçan gözlerini ona çevirdi. Gücünü açığa çıkardığı an babası duvara yapışmıştı bile. Adam kendi gücünü açığa çıkarsa da kızı ondan güçlüydü. Kemiklerinin kırılmaması için savunmasını arttırdı sadece Graysn Knaey.

"Sakinleş mi?" Dövmeli yüzüyle kahkaha attı. "O orospu çocukları kim olduğunu sanıyor da bana deli diyor? Hiç bir erkek beni istemez mi? Kim onlar? Ne sanıyorlar kendilerini?" Sesi binada yankılandı. Enerjisi her yere yayılmıştı. Yakındaki hizmetçiler bilinçlerini kaybettiler. "Onları öldürmediğim için şanslılar!"

Genç neslin canavarı Tiny Gnaey korkunç biriydi. Öldürmeyi seven ve şiddet uygulamaktan zevk alırdı. Kendisine yeni bir oyuncak aldığını herkes duymuştu. Sinir hastası olduğunu ve kimsenin onunla evlenmek istemeyeceğini söyleyen birkaç kişiye karşı sakin durmak istese de durduramamıştı kendini. Eskiden olsa öldürürdü ama yeni kölesi aklına gelince onu kullanmak aklına gelmişti. Eve hemen geri dönmek istemişti. Kölesiyle bir randevusu vardı.

Ona uygulayacağı şiddeti hayal edince gülümsedi. Şimdiye kadar birçok kişiyle böyle anlaşmalar yapmıştı. Ama kan en çok onun yüzüne yakışıyordu.

Babasını bıraktı ve odasına çekildi. Gitmeden önce onu getirtmelerini söyledi. Elleri kaşınıyordu.

Alkar enerjiyi hissetmişti. Çok korkunçtu enerjisi. Zamanının geldiğini anladı. Biri onu almaya gelince karşı çıkmadı. Üzerinde bir gömlek ve pantolon vardı. Birkaç gün önce saçları kısaltılmıştı. Gerçi Alkar'a zaten kısa saç yakışıyordu. Ama artık yakışıklılığının bir önemi kalmayacaktı. Bir ceset yakışıklı olsa bile ne işe yarardı?

Odaya girdi. Kız yatakta oturuyordu. Sessizdi. Yüzü pencereye dönüktü. Giysileri hala aynıydı. Alkar bir şey demeden ona baktı.

"Ay ne kadar güzel değil mi?" Kız mırıldandı. Sanki sinirli bir deli gibi değil de hüzünlü bir kız gibi görünüyordu. İyi bir oyuncuydu Alkar'a göre.

Ayağa kalktı ve ona döndü. Yüzünde bir ifade yoktu. Birkaç adım attıktan sonra ona birkaç adım kala durdu. "Bugün çok sinirliyim." Ellerini sıktığını görebiliyordu. Cevap vermedi. "Neden diye sorsana."

Alkar kısık bir sesle cevapladı. "Neden?" 

"Çünkü bana manyak dediler. Onlara göre manyak bir psikopatmışım. Ben manyak mıyım sence Alkar?" Kız ilk defa ismini kullanmıştı. Alkar cevap vermemek için çabaladı ama ağzını açmıştı bir kere.

"Evet. Siz bir manyaksınız." Kız duraksadı. Gözleri hafifçe irileşmişti. Alkar darbeyi bekledi. Kız sadece arkasını dönüp pencereye ilerledi. Gökyüzüne bakarak mırıldanmaya başladı.

"Ben... bir deliyim? Ben bir deli miyim?" Bu cümleleri tekrarlamaya başladı. Hava ağırlaştı. Ayın önünü bir bulut kapattı. Kızın mırıldanan sesi yükseldi. Ve sonra ışık saçan lamba patladı.

İlk darbe direk kaburgalarına gelmişti. Bu o kadar şiddetliydi ki ağzından çıkan kan bütün parkeyi ıslattı. Etraftaki eşyalar patladı.

"Sen kimsin ki bana deli deme cüretinde bulunuyorsun pis köle!" Yere düşmüş olan Alkar'ın yakasından tutup ayağa kaldırdı. Yumruğu yüzüne geçirirken kaşından kan süzülmeye başlamıştı. Bir tekme de bacaklarına geldi. Sonra onu bir duvara fırlattı. Bel kemiğinden garip bir ses geldi. Ağzından bir avuç dolusu kan geldi.

Alkar birkaç darbeye ölecekti ama kız ağzına bir hap tıktı. Alkar anında iyileşirken başka bir darbe yedi. Omzuna gelen darbe ile kolu içeri göçtü. Çığlık atmamak için kendini tutmaya çalışsa da ölmekten beter bir histi bu. Acıyla inledi.

"İnle orospu çocuğu!" Zevkle kahkaha attı. Alkar gözlerini dehşetle açtı. Korkuyordu.

Bu manyaktan korkuyordu.

Ayağa kaldırdı yine. Sonra ayaklarına sert bir tekme attı. Kırılma sesi bütün odada, hatta binada yankılandı. Evdeki bütün herkes bir yere saklanmış bunun bitmesini bekliyordu. Enerji o kadar korkunçtu ki bazıları panik atak geçirmeye başlamıştı. Alkar'ın nasıl olduğunu düşünemiyorlardı bile.

"Ahahahha, bu aptallar da böyle oldu işte. Bana durmam için yalvardılar! Öldürmeden durmak zorunda kaldım. Daha sinirimi çıkaramamıştım bile!"

Duvara fırlattı. Fırlatıldığı duvar içe göçmüştü. Oyuncak bebek gibi yere yığıldı Alkar. Sinirle dişlerini sıktı. Bu orospuyu öldürmek istiyordu. Ama o normal bir ölümlüydü. Bıçak saplasa bile derisine girmezdi. Aradaki fark aklına gelince adaletsizliğe küfür etti bir kez daha.

Kız ona doğru yürüdü. Kafasına bir tekme geçirdi. Alkar'ın kulakları çınladı. Bir an ne bir şey gördü ne de bir şey duydu. Duyu yetileri yeniden gelince yakasını tutan kızı gördü. Eğilmiş ve yakasını tutarak ona bakıyordu. "Neden yalvarmıyorsun?" 

Ona bakarak hiç bir şey demedi Alkar. Kız yüzüne bir yumruk daha attı. Diğer kaşı da patlamıştı. O gece bir kaç saat daha dövdü. İyileşip iyileşip dövülen Alkar başlarda acıdan dolayı inlese de sonra alıştı ve ses çıkarmadı. Ona karşı çıkmadan dayak yedi. Sonra kız ilkindeki gibi huzurla uykuya daldı.

Son dayaktan sonra hap içmemişti. Gerçi son dayağında o kadar sert darbe yememişti. Pili bitmişti büyük ihtimalle. Sadece bacağından biri kırılmış ve kaşı yarılmıştı. Kollarında ve gövdesinde bir çok morluk vardı. Yerde cenin pozisyonundaydı. Tamamen uykuya dalınca ilk defa sevinçle gülümsedi Alkar. Bu gece her şey bitiyordu.

Ayağa kalkamadığı için gözüne kestirdiği bir cam kırığına doğru süründü. Ses çıkarmıyordu. Temkinli bir şekilde kıza baktı. Uyuyordu.

Cam kırığına ulaşınca sağ eliyle kavradı ve duvar kenarına doğru süründü. Pencere tam önündeydi. Ayın önündeki bulut çekildi ve Alkar'ı aydınlattı. Sırtını duvara yaslayan Alkar'ı dışarıdan gören biri onu yıllarca yaşamış ve hayattan bıkmış biri olarak düşünebilirdi. Gözlerinin altı mordu. Elindeki cam kırığına bakıyordu. 

Gözlerini hafifçe çevirerek uyuyan kıza baktı. Son gördüğü insanın bu kız olması büyük şansızlıktı ona göre. Sonra ise parlayan aya baktı. Bu gece her şey son buluyordu.

Kafasını duvara dayadı ve elindeki cam kırığını boğazına dayadı. Aya doğru gülümsedi.

"Sonunda size kavuşacağım kardeşlerim."

Cam kırığı ile boydan boya boğazını kesti. Tereddüt bile etmemişti. Kanlar anında fışkırırken Alkar yan gözle kıza baktı. Kafası bedeni ile beraber yere düştü. Kan çok büyük hızla fışkırıyordu. Yerdeki kafasıyla kıza baktı. Kız birden uyandı.

Ama geç kalmıştı. Alkar ilk defa zaferle sırıttı. "Geç kaldın, kaltak."

Sonra gözleri karardı.

Tiny Gnaey sinirliydi. Hem de çok sinirliydi.

Köle onun lafına karşı gelmiş ve en savunmasız olduğu anda intihar etmişti. Oysa canı ona aitti. Ne hakla ondan izinsiz gebermeye çalışıyordu?

Köle ona bakarak söylediği laf beyninde yankılandı. Açıkcası ilk defa biri ona küfür ediyordu. Deli, manyak gibi tabirlere alışık olsa da kaltak kelimesini söyleyebilecek biri daha görmemişti. Ama bu köle ona 'Kaltak' demişti. Sinirle ayağa kalkarak kanlar içindeki köleye yaklaştı. Gözleri çoktan kapanmıştı.

"Sanki gebermene izin verirmişim gibi! O laflardan sonra..." Kızın gözleri korkunçtu. Sinirli miydi değil miydi belli olmuyordu. Envanterinden bir hap aldığı gibi kanlar içindeki oğlanın ağzına attı. Yara kapansa da oğlan uyanmamıştı.

"Öldü mü yoksa?" Kız kendi kendine mırıldandı. Sinirle gözlerini kıstıktan sonra herkesin duyabileceği bir sesle bağırdı. "Odama hemen uzman bir doktor getiriyorsunuz! Hemen!"

Ailesi bir şeylerin yanlış olduğunu anlamıştı. Babası Graysn emri yerine getirmelerini söyledikten sonra kızının odasına adımladı. Nasıl bir manzara ile karşılaşacağını bilmediği için tedirgindi. Sonra odaya girdi.

Kızı kucağında bir çocuk tutuyordu. Büyük ihtimalle kölesiydi. Her yerde kan vardı. Ölümlünün kanı olduğunu tahmin etti. Kızı yere çökmüş nefes almayan köleyi kucağına yatırmıştı. Başını eğdiği için yüzünü göremiyordu. Bu arada köleden herhangi bir yaşamsal faaliyet almamıştı. Ölmüş müydü?

"İyi dayanmış gerçi..." Diye düşündü. Ama neden doktor çağırdığını anlamamıştı.

"Kızım...?" Ona yaklaştı. Kızı hareket etmedi. Bu arada dışarıdan doktor getirmelerini söyleyen insanların sesleri geliyordu. Ona yaklaştı. Hareket etmemesi endişe vericiydi. Diz çökerek kızının yüzünü görmeye çalıştı.

"Bırak onu. Çoktan öldü." Kızını ilk defa böyle gördüğü için nasıl davranacağını bilemiyordu. Bir yüzünü görse... Belki anlardı.

Kızı cevap vermeyince omzuna dokundu. Tiny yavaşça başını kaldırdı. Yüzünü gören Grayn'ın yüzü şokla gerildi. Donup kalmıştı adam.

Kızı gülümsüyordu. Hayır hayır... Tamam o hep gülümserdi ama sahte veya kibirle olurdu genellikle. Küçüklüğünden beri hep böyle olmuştu. Ama şuan gerçekten gülümsüyordu. Gözleri parlıyordu ve yanakları pembeleşmişti. Kızı şuan masum ve güzel görünüyordu. Tabi bir cesede sarılması ortamı biraz bozuyordu ama gülüyordu. Adam ne yapacağını bilemedi.

"Baba..." Adam bir kez daha şoka girdi. Kızı ona baba diye pek hitap etmezdi. Sinirli olunca ya da bir şey isteyince öyle hitap ederdi. Ama şuan bir çıkarı olmadan ona baba demişti. Biraz duygulansa da geçirdiği şok ağır bastı.

"O ölmemeli." Tiny devam etti hala gülümsüyordu. Graysn ne diyeceğini bilemedi. Çocuk ölüydü. Tamam hala geri getirebilirlerdi ama bir köle için çabalamaya ne gerek vardı? Yüzüne bakarak sordu Graysn. "Neden... Neden onun ölmemesi gerek?"

Tiny, Alkar'ın kafasını göğsüne yaslayarak biraz doğruldu. İki eliyle de onu tutuyordu. Graysn anlayamadı. Tiny ise gülümsemeye devam ederek başını cesedin başına yasladı ve yanağını saçlarına sürttü. Sonra mutlu olmuş gibi kıkırdadı. "Onu seviyorum." Graysn bugün kaç kez daha şok geçireceğini bilmiyordu. "Seviyorum derken?"

Kızı dişleri gözükecek şekilde sırıttı. "O farklı. Bana özel davranmıyor. Onu seviyorum. Bakma bana öyle, aşk değil bu. Daha özel. O ölmemeli. O özel." O an babası kızının bu tatlı gülümsemesinin ardındaki canavarı gördü. O çocuk geri gelince ona yapacaklarını düşünemiyordu. Ama gelmezse onlara yapacakları... İrkilen Graysn kafasını salladı. Bu çocuk ölmemeliydi. Tanrı bilir ölürse kızı onlara neler yapardı.

Kızı gücünü kullanarak 14 yaşındaki köleyi yatağına yatırdı ve yanına oturdu. Cesede bakarak gülümsüyordu. Kapının yanından izleyen babasının ona bir canavarmış gibi baktığını bilmiyordu. Karısı ve oğlu da geldi. Karısı kızlarının bu halini görünce şok geçirse de sesini çıkaramadı. Böyle bir şeyin ondan nasıl çıktığını düşünüyordu. Abisi ise kız kardeşinden korktuğu için kendinden tiksinse de canını seven korkağın tekiydi. Üçü kızlarını uzaktan izlediler.

Doktor geldi. Cesede bakarak yatağa doğru ilerledi. Tiny ise talimatları vermişti bile. "Onu geri getir doktor. Parası neyse alacaksın. Yaklaşık 20 dakikadır ölü. Yarım saat sınır dolmadı yani. Çabuk ol." Doktor Tiny tanıdığı için söz etmeden dediklerini yaptı. O da canını seviyordu. Zor bir iş olsa da yarım saat olmadan ölüleri geri getirmek mümkündü. En azından o doktor için. Bunu herkes yapamazdı.

Şifacılık yeteneği üst seviye olan doktor bunu yaparken çok zorlanmıştı ama yaşama isteği ile başarmıştı. Cesedin kalbi tekrar atarken herkes derin bir nefes almıştı. Tiny ise mutlulukla gülümseyip para için ailesine yönlendirmişti. Birkaç hizmetçi istedi. Ortalığın toparlanması gerekiyordu.

Alkar'ın uyanması birkaç gün sürecekti. Tiny o ara uyarmasına rağmen öldüğü için cezasını hazırladı. Alkar cezayı görünce intihar etmemiş olmayı dileyecekti. "Ama cezasını çekmelisin."

Tiny yatağındaki uyuyan bedenin yanında uzanarak mırıldandı. "Kimse bana karşı gelemez. Hiç kimse." Kollarıyla hafifçe doğruldu ve Alkar'ın yüzüne eğildi. Dudağına bir öpücük kondururken aklından korkunç planlar geçiyordu. O gerçek bir canavardı.

Alkar gözlerini açtı. Beyaz ışık gözlerini yakmıştı. Nerede olduğunu anlamak için etrafına baktı. Aynı yerdeydi. Bir dakika...

"Ölmüş olmam gerekiyordu."

"Ölmüş mü olman gerekiyordu?" Kızın sesini hemen tanıdı. Üstünde günlük kıyafetler vardı. Saçları salıktı. Yüzünde bir ifade yoktu. Ne yapacağını bilemedi. Ölmeyi bile becerememişti. Oysa öleceğinden emindi.

"Öldün zaten." Alkar gözlerini konuşan kıza dikti. "Ama yeniden dirildin." Alkar'a göre bu imkansızdı. "Yüklü miktar karşılığında üst seviye şifacılar yarım saat dolmamış olan normal insanları diriltebilirler." Kız hala ifadesizdi. Alkar da ifadesizdi. Kızın ona ne yapacağını bilemiyordu. Kalbindeki ağırlık daha da ağırlaştı. Korkusu arttı. Ne olacaktı?

Kız hızla ona gelip kolundan tuttu. Ayağa kaldırırken Alkar direnmedi. Üstünde gömlek ve pantolon vardı. Ayakları çıplaktı. Odadan sürüklenerek çıkarılırken evde birilerini göremedi. Yoklar mıydı?

Dışarı çıkarıldı. Bazı hizmetçiler oradaydı. Gözlerine baktı Alkar. Onların gözlerindeki dehşeti görünce kaşlarını çattı. Ona ne yapacaktı? İlk defa hizmetçilerin gözlerinde böyle bir ifade görüyordu. Dayak yemeye giderken bile böyle değillerdi.

Küçük bir kulübeye girdiler. Merdivenlerden aşağıya sürüklenirken etrafa göz attı. Etrafta lambalar olsa bile aydınlatma iyi sayılmazdı. Alkar böyle bir yer olduğunu bilmiyordu. Aşağıya inince yan yana birkaç kapı olduğunu gördü. Kapıların üst taraflarındaki demirli yerden bakarsan ardını görebilirdin sadece. Bir kapının önünde onu satın alan adamı ve daha önce hiç görmediği birini gördü. O adam pis pis gülerek ona bakıyordu. İstemsizce kaşları seğirdi Alkar'ın. Burada ne oluyordu?

Kız onu hafifçe ileri itti. Alkar ani hareketle sendeledi. Tanımadığı adam mırıldandı. "O mu efendim?" Kız üstten kibirli bir bakış attı. "Evet. Konuştuğumuz gibi. Dört saat boyunca sizindir."

Alkar bu konuşmaya bir anlam veremedi. Kapı açıktı ama içini görebilecek bir konumda değildi. İçeriden değişik sesler geliyordu. Erkek sesleriydi bunlar. Kaşları çatıldı.

"Bizimle iş yaptığınız için teşekküler Bayan Tiny." Adam yağcılık yapmaya başlamıştı. Kız yüzünü buruşturarak adam baktı. "Bana adımla seslenme böcek." Adamın gülümsemesi bozuldu. Gnaysn araya girdi. "Bay Luther. Lütfen işinizi iyi yapın..." Rahatsızca mırıldanmıştı. Yüzü beyazdı. Alkar'ın kalbi bir an korkuyla hopladı.

Luther denilen herif Alkar yaklaştı. Alkar birkaç adım geriye çekilerek ona dokunmasını engellemek istedi. Adam koluna yapıştığı an apış arasına tekme attı. Adam sinirle gücünü açığa çıkardı ve odaya doğru sürükledi. Odaya girmeden önce manyak kıza bir bakış attı. Kollarını birleştirmiş bomboş gözlerle ona bakıyordu. Gözlerinin arkasındaki zalim yaratığı görünce gözleri irileşti. Ona... ne olacaktı?

Odaya girince içeride birkaç adam vardı. İçeride loş bir ışık vardı. Etrafta işkence aleti aradı Alkar. Ama yoktu. Sadece bir zincir vardı. Kalbindeki ağırlık arttı. Adamlar onu görünce sırıttılar. Çok çirkinlerdi. Hayduta benziyorlardı. Kolunu ondan kurtarmaya çalıştı. "Bana ne yapacaksınız lan!"

Sesi yankılandı. Adamlar daha çok güldü. "Zevk alacağın bir şey olacağı kesin güzellik." Bir tanesi gülerek söylemişti. Alkar dehşetle gözlerini açarak kaçmaya çalıştı. Adamın elini ısırınca adam bağırarak onu bıraktı. Tam koşarak çıkıyordu ki biri onu belinden tuttu. Biri gücünü açığa çıkarmıştı. "Kapıyı kapatın." Adamlardan birinin sesi yankılandı. Alkar kızın gözlerine baktı. "Kapı kapanmadan önce gördüğü son şey kızın sırıtan dudaklarıydı.

Biri onu yere attı. Bir tane fermuar sesi duydu. Alkar'ın korkudan midesi bulanmıştı. Siktir! Tecavüze mi uğrayacaktı? Elinde kalan tek şey bakirliği idi. Yaşamadığı tek şey ise tecavüzdü. O orospu ceza olarak tecavüze uğramasını mı sağlayacaktı?

Birinin yüzüne tekme attı. Adam geriye sendeledi. Sinirle Alkar'a bir tokat attı. "Sessiz dur kaltak. Susarsan sende zevk alırsın." Elleri zincirlendi. Yüzlerindeki dövmeler açığa çıkmıştı. Biri bezle ağzını bağladı. Ağzı bağlanmadan önce bağırdı. "Sakın bunu yapmaya cüret etmeyin!"

Sonrası ise... Alkar en dibi gördü.

Kapı açıldı. 4 saat geçmişti. Bazıları sigara içiyor ve sohbet ediyorlardı. "Cidden şimdiye kadar geçirdiğim en harika 4 saatlerden biriydi." Bir tanesi sigara içerken güldü. Adamın omzuna vurarken konuştu. "Zaten üstünden bir inemedim çocuğun ha! Bize yer bırakmadın. Hoşlandın galiba? Erkekçi misin lan sen?" Dalga geçerken aslında içten içe o da hoşlanmıştı bu durumdan. Zaman bitmese devam ederdi ama maalesef bitmişti.

"Siktir lan farklısın sanki." Adam da güldü. Ve sonra sigarasını yere atarak söndürdü. Yerdeki çocuğa bakarken mırıldandı. "Hey, sen de zevk aldın mı köle çocuk?" Etrafta kahkaha tufanı oldu.

Çocuk elleri zincirli köşede yatıyordu. Kıyafetleri çoktan yırtıldığı için çıplaktı. Üzerinde bir sürü sıvı ve kan vardı. Başı eğikti. Ceset gibi duruyordu.

Biri ona yaklaştı ve kafasını kaldırdı. Gözleri açıktı. Kahve gözlerinin içinde kızıllık belirginleşmişti. Adam çocuğa sırıtarak baktı. "Harbiden çok yakışıklısın lan! Yaşın da genç. Off ne şanslıyız oğlum ya! Bir daha asla böyle bir fırsat edemeyeceğiz. İnsanın seni kendisine alası geliyor."

Bir başkası adamı tekmeledi. "Sırnaşma piç. Zaman bitti. Gelirler birazdan." Adam "Hıh."sesi çıkartarak Alkar'ın yüzünü bıraktı. Çocuğun yüzü yine düştü.

Sonra kapı açıldı. Kapıda evin kızı Tiny ve birkaç muhafız vardı. Yere oturan birkaç haydut ayaklandı. Bazıları pantolonlarını ilikledi. Tiny yan gözle Alkar'a baktıktan sonra haydutlara döndü. "Gelin. Paranızı alacaksınız."

Adamlar sırıtarak odadan çıktılar. Bazıları çıkmadan "Tekrardan görüşelim!" diye Alkar'a laf attı. Alkar tepki vermedi.

Kapı kapanmadı. Dışarıdaki yoğun ışık kapkaranlık odayı daha çok aydınlattı. Bazı muhafızların Alkar'ın halini görünce yüzleri beyazladı. "Hey, bu çocuk yaşıyor mu?" İçlerinden geçen düşünce buydu.

Kız onlara baktı ve sonra muhafızlara bir işaret verdi. Açık kapıdan Alkar'a yaklaştı ve diz çöktü. Zincirleri çözerek serbest kalmasını sağladı. Alkar'ın bedeni kızın üstüne yığıldı. Tepki vermedi.

Kız onun kafasını kaldırdı. Boş gözlere baktı bir süre. Sonra gülümseyerek saçlarını okşadı. "Bak, ceza alacağını söylemiştim değil mi?" Kızın gülümsemesi sıcaktı. Sanki başkasının tecavüze uğramasını sağlamamış gibiydi. Alkar ölü gözlerle kıza baktı. Görüp göremediğini kimse bilmiyordu.

Kız kafasını kapıya doğru çevirmesini sağladı. Muhafızlar ve haydutlar oradaydı. Haydutlar bir şeyler söylüyordu. Alkar boş gözlerle oraya baktı. Muhafızlardan birinin gözleri Tiny'nin üzerindeydi. Bir şey bekliyor gibiydi.

"Bu ağırdı değil mi?" Kız yere oturdu. Alkar'ı daha da göğsüne çekti. Alkar direnmedi.

Kulağına yaklaştırdı ağzını. "Sana ne ceza vereceğimi çok düşündüm. Sevdiklerin hep ölmüştü ve birçok şeyi yaşamıştın zaten. Yani tek seçenek buydu..." Kız mırıldanmaya devam etti. "İlk ve sondu bu. Artık bana karşı gelirsen ne olacağını biliyorsun değil mi?"

Kızın sesi öfkeliydi. Çok çabuk duygu değişimi yaşıyordu. "Şimdi... Karşına iyi bak Alkar." diye mırıldandı. Alkar zaten başka yere bakamıyordu. Tecavüzcülerinin yüzü beynine kazındı. Tiny arkasında muhafıza bir işaret verdi.

Sonrası ise kan gölüydü. Haydutlar ne olduğunu anlamadan kellelerini kaybettiler. Alkar gözünü bile kırpmadı. Kan ayaklarına kadar geldi. Kıpırdaman ona doğru yuvarlanan kelleye baktı.

"Her ne kadar ceza olsa da sana dokundular değil mi?" Kızın sesi yükseldi. "O böceklerin sana dokunduktan sonra yaşayacaklarını düşünmeleri aptalca değil mi?" Kız kafasını ona çevirdi.

"Artık benden gidemezsin. Korkma, seni temizleyeceğim. Mutlu olacaksın."

Alkar kızın gözlerine baktı. Önündeki şeytan onu öldürmüştü. Alkar'ın elinde ne kalmıştı? Hiçbir şey.

Aklına kardeşleri geldi. Oysa ki tek isteği onlara kavuşmaktı. Görünüşe göre bu imkansızdı. Bundan sonra asla eskisi gibi olamayacaktı. Ne yapacaktı. Şuan hiçbir şey düşünmüyordu. Kendini bez bebek gibi hissetti. Ne bir öfke, ne bir nefret. Ne olmuştu ona? İlk geldiği zamanlarda daha kötü olmaması için tanrıya yalvardığı zamanı hatırladı.

"Galiba tanrı benden nefret ediyor."

 

Not: Heh, adının hakkını veren bir bölümdü ha? Ben ilk veya ikinci bölümde uyarmıştım okuyucuları ama yine de böyle durumlardan etkilenen kişiler varsa özürlerimi sunarım ve aynı zamanda fantastik ögeleri çıkarırsak böyle olayların şuan gerçek dünyada da yaşandığını belirtmek isterim. Bu bölümle birlikte her anlamda dibi gören Alkar artık tamamen farklı bir şekilde karşımıza çıkacak. İlk bölümle alakası yok, değil mi?

Bu kadar acımasız olduğum için ben de üzüldüm ona ama oradaki hayat acımasız...

Bu arada bu kadar kötü olayları yaşayan karakteri ilk kez görmüş olabilirsiniz, şaşkınlık içinde olabilirsiniz... Olun efendim. Bundan daha dibi Alkar için şimdilik yok, şimdi asıl konuya yavaş yavaş geçebiliriz. Daha gerçek konuya girmedik bile. İyi okumalar efendim.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1301

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1108

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 916

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 843

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 732

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 683

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 660

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 561

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 423

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 74

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16609 Üye Sayısı
  • 452 Seri Sayısı
  • 22373 Bölüm Sayısı


creator
manga tr