Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

DİPTEN EN TEPEYE - 124. Bölüm: Sonuç Olarak...


İçkisinden birkaç yudum daha alırken kadın, "Soruyu duymadın herhalde?" diye homurdandı. "Neden onu arıyorsun?"

Alkar ağzındaki içkiyi yuttu ve, "İşim var." dedi sadece. Karşılığında aldığı şey alaycı kahkahalar, inanmayan ifadeler ve geçilmez duvarlardı.

"Hadi ama." dedi yönetici. "Şu gizemli tavrı bırak da artık konuşmaya başlayalım."

Alkar aslında açık olduğunu düşünüyordu ama bazı bilgiler insanlara yetmezdi ve her zaman daha fazlasını isterdi. "Dediğim gibi." dedi derin bir nefes alırken. "Onunla bir işim var. Çözmesi gereken bir şey var ve galiba o bunu yapabilir."

Yönetici kaşlarını kaldırdı ve, "Ne gibi bir iş?" dedi. Alkar adamın merakına karşı hafif yükselen sinirini hissetti ama adam da bir yerden haklıydı. Kendi yönettiği gezegendeki garip şeyleri göz ardı edemezdi. Yoksa bu onun ve ailesinin sonu olurdu.

"Sorun sizi etkilemez." dedi Alkar en sonunda derin bir nefes alıp adamın tam gözlerinin içine bakarken. "Bu benimle ilgili bir şey. Sonuçta o bir simyacı değil mi?"

Kadın ne zaman aldığını bilmediği bir içkiyi yudumlarken, "Deli bir simyacı." diye bastırdı. Sonra çakmak çakmak alev alan gözlerini Alkar'a dikerek, "Bizim onu ne kadar zor dizginlediğimizi biliyor musun?" diye mırıldandı. Sesindeki öfke her yeri yakıp yıkabilecekmiş gibi hissettiriyordu.

Yönetici karısının elinin üstüne elini koydu ve hafifçe okşadı. Bir an göz göze geldiler ve kadın sakinleşip içkisini yudumlamaya geri döndü.

Alkar merakla, "Olay mı çıkardı?" diye sordu. Artık açığa çıkmış bilgiyi saklamaya gerek duymayan yönetici, "Uzun zaman önce." dedi. "Beni onun yüzünden buraya atadılar. Onu dizginleyip hapsettim."

Alkar onun hapis durumunda olduğunu bilmiyordu. Açıkcası o kadar güçlü birinin nasıl olur da karşısındaki gibi bir adam tarafından dizginlenebildiğini kavrayamamıştı. Acaba şuan yöneticiyi fazla mı küçük görüyordu?

Onu her ne kadar süzse de gücü o kadar da abartılabilecek gibi durmuyordu ve enerjisi ise normal insanlardan birkaç tık daha üstündü.

'Aptal Alkar.' dedi kendi kafasına vurmak isterken. 'Kimse göründüğü gibi değildir. Kanma bunlara.'

Kendi kendini onu hafife almamaya çalışırken yönetici konuşmaya başladı. "Onunla görüşmene izin vermem." derken sesindeki ton pes et ve git der gibiydi. Alkar bunu çok iyi anladı çünkü vücut hareketleri de tam olarak bunu anlatıyordu.

"Bakın." dedi derin bir nefes alarak. "Kaç yıldır tutsak durumunda bu adam?" 

Yönetici sorunun altındaki manayı anlamaya çalışırken, "Seksen belki...?" diye sordu. Ne demek veya nereye varmak istediğini anlayamamıştı karşısındaki gezginin. Alkar gülümseyerek, "O kadar yıldır tutsak olan adam ne kadar güçlü durumda olabilir ki? Sadece, eğer tamamen aklını kaybetmediyse ona bir şey göstermek istiyorum. Göstermem gerek." dedi.

Sesindeki ciddiyet ve son şansı olduğunu düşüntürden ifade karşısında yönetici bir an bocaladı ama o sadece böyle bir sebebe karşı izin verecek değildi. Kendisi iyilik meleği değildi.

"Hayır." dedi. "Bunu yapmayacağım. Gezegenimiz seni iyi ağırlayacak ama lütfen yakın zamanda burayı terk edin."

Alkar adamın geri dönülmez bir ifadeyle ona baktığını ve tamamen reddetiğini biliyordu. 

Şimdi, kabul etmesi için ne yapabilirdi? Sonraki hamlesi ne olmalıydı?

İlk önce... ilgisini çekmeliydi. Herkes gizemi merak ederdi. Şuana kadar birçok şey görmüştü Alkar. Sadece ne olacağını merak ettiği için işi oluruna bırakan seviyeciler, izleyici kalıp katliamı izleyen canavarlar ve insanlar... Çok fazla şey vardı.

Şimdi, yönetici belli ki çok yaşamıştı ve her şeyden daha çok gezegenine ve ailesine önem veriyordu. O deli simyacı ise kesinlikle gezegene bir tür tehditti ve Alkar'a onay vermesi demek kendi çok önem verdiği gezegenini  tehlikeye atmak demekti.

 Ne yapmalıydı? Ne yapmalıydı?

Düşün Alkar. İnsanlar en çok neyi sever?

Gizemi.

Bir gizemi çözmek için canlarını tehlikeye atan birçok kişiyi görmüştü. Sadece meraklarını gidermek için fazlasıyla ileri giden kişilere de rastlamıştı.

Yapacağı şey tek şansıydı.

Alkar kadehindeki içkiyi bir dikişte bitirdi ve ayaklandı. Yönetici ve karısını ona bakışlarını yöneltti. Alkar'ın neden ayaklandığını anlamamışlardı.

"Tamam." dedi Alkar pes etmiş bir sesle. "Neden mi istiyorsunuz?" derken eline aldığı kadehi bırakmıştı. Gözlerindeki keskin ifade az sonra ne yapacaksa kendinden emin gibiydi.

Ceketini çıkardı ve gömleğinin düğmelerini açmaya başladı. Yönetici ve karısının gözleri şokla büyürken kadın, "Ne yapıyorsun sen?!" diye bağırdı. Alkar onu takmazken yönetici, "Kendine gel!" dedi. Bu arada yüzünde hafifçe dövme belirmeye başlamıştı ama sonra o dövme solmaya başladı.

Çünkü garip lekeyi görmüştü. İkilinin gözleri yarı açık gömleğin üzerinden lekenin üzerinde durdu. Kaşları çatılan kadın bir şey demedi. Çatlaklara benziyordu ama nedense ondan uzaklaşmak isteyen bir yanı vardı. Bir şey onu itiyordu.

Yönetici daha önce hiç böyle bir şey görmemişti. Merakla ona bakarken aynı karısı gibi uzaklaşmak isteyen bir yanı vardı. O asla böyle bir şeyden uzaklaşmak istemezdi, kendisi bir korkak değildi ama neden...?

"Bu da ne?" dedi sonunda hala dikkatle yarı açık gömleğin ardından gözüken lekeye bakarken. Alkar omuz silkti ve, "Çözülmesi gereken şey." dedi.

Kadın gözlerini kaçırdı ve merakla kocasına baktı. "Daha önce..." dedi sorarcasına kocasına ama kocası başını olumsuz anlamda salladı. "Daha önce böyle bir şey görmedim."

Sonra karısından Alkar'a döndü. "Bir tür lanet falan mı? Biri seni lanetledi mi?" Sorusunun altında yatan merak lanet olmamasını dileyen meraklı bir insanın tonuna sahipti. Uzun zaman sonra ilk defa böyle garip bir şey görüyor ve ister istemez merakla yerinde kıpırdanıyordu.

Alkar derin bir nefes aldı ve sıkkınca verdi. "Keşke." dedi sadece. "O zaman yapan kişiye gider sorunu çoktan çözerdim ama değil." Kadın, "O zaman?" diye sordu. Lanet değilse neydi? Bir çeşit yara falan mıydı?

"Ben..." dedi Alkar söylemekle söylememek arasında giderken. "Aslında ölümlü doğdum."

Ah, işte bu garipti. Karşısındaki çift uzun zamandır ölümlüden seviyeci olan biriyle karşılaşmıyordu. Devam etmesi için işaret alan Alkar doğru yolda olduğunu anladı. "Sonra ikinci metodla seviyeci oldum."

Gelen tepkiler yoktu. Sadece boş bakışlar. Umursamadılar mı yoksa şoktalar mı anlamadı Alkar. "Nasıl?" dedi sonunda kadın. "Bir ölümlü olarak nasıl dayandın o acıya?"

Şokta olduklarını anladı Alkar ve cevap vermedi çünkü kendisi de bilmiyordu. O günden kalan dinmeyen acı hala kalbinde varlığını sürdürüyordu. İstemsizce yutkundu.

"Peki bu da ne tam olarak?" dedi sonunda sessizliği bozan yönetici eliyle lekeyi gösterirken. Hala yaklaşmamıştı. Alkar, "Ondan kalma." dedi. Anlamsızca onlara bakan ikiliye bakarak devam etti. "Ben seviyeci olduktan sonra oluştu bu şey ve..." Söylemek istemeyen yanını dizginlemesi gerekiyordu. İstediğini alabilmek için fedakarlık etmeliydi. "...Ben güç kullandıkça daha çok canımı yakıp büyümeye başladı. Bütün vücuduma doğru..."

Kadın gözlerini kocaman açarak, "Bu şey canlı mı?!" dedi. Alkar bu şey karşısında anında kaşlarını çattı ve, "Sanmıyorum." dedi. "O metodla nasıl canlı bir şey vücuduma girebilir?"

Mantıklı açıklama karşısında sessiz kaldı karı koca. Alkar bu arada gömleğini ilikledi.

Sonunda, "Eee?" dedi. "Cevabınız nedir? O deli simyacıya bunu göstermeme müsaade edecek misiniz?"

Karı koca birbirleriye bakıştılar. Alkar ikisinin düşündüğünü ve hatta birbirlerine sorduklarını anladı. Dışarıdan belli etmese de baya gergindi şuan.

Bir süre daha geçti ve sonunda karar vermiş olacaklar ki ayakta dikilen Alkar'a baktılar.

Yönetici lafı alan kişiydi. "Biz..." dedi. Dikkatle Alkar'a baktı. "İzin veriyoruz anca ikimizden biri de sizin yanınızda olacak ve herhangi şüpheli bir harekette canını alabiliriz."

Alkar tuttuğu nefesi verdi. Onun için önemli olan izni kapmak ve düşündüğü gibi insan doğasını az da olsa anlamıştı.

Bazen merak birçok şeyi tehlikeye atmana neden olabilir.

Alkar ikilinin gözlerinde gördüğü şey ise saf meraktı.

Uzun zamandır yaşayan bu insanlar fazla aksiyon yaşamıyor olsalar gerekti.

Alkar onlara istediği gibi bir gösteri verecek miydi...

Orasını kimse bilemezdi.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1008

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 932

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 769

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 736

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 619

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 542

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 532

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 500

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 462

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 429

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 230

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 161

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 160

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 134

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 111

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 95

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 67

Site İstatistikleri

  • 9300 Üye Sayısı
  • 247 Seri Sayısı
  • 14333 Bölüm Sayısı


creator
manga tr