“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

DİPTEN EN TEPEYE - 123. Bölüm: Herkesin Doğasında Bulunan...


Evleri bir yöneticiye göre o kadar da şaşalı değildi.

Alkar onların teklifini kabul ettiği gibi onları takip etmişti. Şuan yönetici ve ailesiyle statüsüne göre gösterişsiz olan eve girerken kız çocuğu etrafında dolanıp konuşuyor, annesi onu uyarıyor ve erkek olan ise çoktan ortadan kaybolmuştu.

Yönetici erkek olanı bulması için bir hizmetçi görevlendirirken Alkar'a döndü. "Şanslısın." dedi gülümserken. Alkar onun bir tepkisini bile kaçırmamak için tetikdeydi. "Akşam yemeği yakında hazır olur. Hemen konuya girip sana ailem adına teşekkür edebileceğim."

Alkar cevap vermedi ama zorlu bir gülümseme gösterip başını salladı. Etraftaki görevlilerin yoğun gözlerini üzerinde hissediyordu.

Yönlendirildiği salon ne büyük ne de küçüktü. Birçok kişiyi içine alabilecek kadar geniş olsa da şuana kadar gördüğü gibi şaşalı değildi. Hafif tarihi bir hava yayıyordu.

Hizmetçiler yanına gelip yemeğe kadar bir şey isteyip istemediği sordu. Evin sahipleri daha iyi görünebilmek için ve tabi ki hazırlanmak için başka yere gitmişlerdi. Sonunda evin hanımı yanında kızıyla geldi ve zarif bir şekilde elini ona uzattı.

"Merhaba." dedi yüzüne koyabildiği en ışıldayan gülümsemeyle bakarken. "Doğru dürüst tanışamadık," Alkar dikkatle kadının yüz ifadelerini incelerken kadının arkasında durmuş kız çocuğu da dikkatle Alkar'a bakıyor, sonra sıkılmış olacak ki farklı bölmelere gözlerini gezdiriyordu. "Ben Fullon gezegeninin yöneticisinin eşi Garniel Klend. Bu da kızım Isan Klend." Annesi kızını dürtüp ilgisini o yönden çekmesini sağlamaya çalıştı. Kız yaptığının farkına varıp Alkar'a döndü ve kibar bir şekilde gülümsedi.

Soylu kuralları.

"Merhaba." dedi Alkar da ne yapacağını bilemez bir haldeyken. "Benim adım Alkar. Bu gezegende yaşamıyorum, bir tür gezginim." Garniel'in gözünde garip bir ışık parladı. Alkar kadının yanında dikkatli olmak için kendini tembihledi. "Ah." dedi kadın garip bir şey söylemiş gibi gözlerini kırpıştırırken. "Gezgin olduğunuzu fark etmedim."

Alkar sadece kibarca gülümsedi. Kadın daha da devam ederdi ama hizmetçi odaya girip, "Masa hazır efendim." deyince devam edemediler. Evin sahipleri önde Alkar arkada yemek odasına girdiler. Yönetici daha gelmemişti ama oğlan masada bir sandalye çekmiş, çoktan kurulmuştu bile. Annesinin geldiğini görünce sadece bir bakış attı. 

Herkes oturunca tek boş yer masanın başı oldu. Evin hanımı Garniel oğluna baktı ve Alkar'a yönelik, "Oğlumla tanıştınız mı?" diye sordu. Alkar hayır anlamında başını sallasa da pek umursamıyordu o an için.

Garniel Alkar'ın yanında oturan oğlunu gösterdi. "Bu da benim biricik oğlum Ethan Klend."

Alkar memnun oldum anlamında başını salladı ve, "Alkar." dedi sadece. Bu işten sıkılmıştı. Neyse ki imdadına yönetici koşmuştu. Tamamen farklı bir giysiyle odaya adımını attı ve sandalyesine oturdu. Her zamanki gibi gülümseyerek masadakilerle bir kez de olsa göz göze geldi ve o an hizmetçiler yemekleri getirmeye başladı.

"Ee." dedi yönetici Alkar'a bakarken. O an önüne bir kadeh şarap konulmuş ve koyan hizmetçiye teşekkür edip tekrardan Alkar'a dönmüştü. "Gezgin olduğunuzu söylemiştiniz değil mi?" Alkar sıkıntıyla başını salladı. Yönetici gülerek, "Bu arada adım Wael." dedi. "Bana adımla hitap edebilirsin. Böyle şeyleri takmam genelde."

Alkar sadece gülümsedi. Yemekler sonunda tamamen konulmuş, herkes yemeğe başlamıştı. Alkar da ayıp olmasın diye az az yemeğe başlamıştı. Adam hem yemek yiyip hem de konuşmaya başladı. "Nereden geliyorsunuz tam olarak?" derken sesinde gerçek olup olmadığını anlamadığı bir merak vardı.

Alkar omuz silkerek, "Çok uzaktan." dedi. Yönetici bu cevabına sadece kibarca gülümsedi ve, "Cevap vermek zorunda değilsin tabi." dedi. "Buraya birçok gezgin gelir ama çok kalmazlar. Sistemin sınırında olduğumuz için tamamen tehlikeli taraflara gitmeden önce genelde son kez burada dinlenirler. Aynı zamanda en çok tehlike altında olan gezegendir Fullon."

Alkar ağzına et parçasını atıp yavaşça çiğnedi ve ilgiyle yöneticiyi dinlemeye çalıştı. Asıl deli simyacı konusuna burada değil de başka yerde gireceği ya da çocuklar kalkınca gireceği belliydi.

Elinde şarap bardağını salladı hafifçe. Bu arada Bayan Klend de kocasına bakıp gülümsüyor, kızının ağzına yaydığı suyu temizlemeye çalışıyordu. "Yani, bir grup gelip sisteme saldırabilir, bir krallık bize savaş açabilir ya da en uçuk olanından leş yiyiciler bize saldırı başlatabilir." dedi yönetici şarabından bir yudum alırken. Ne düşünüyorsa yüzünü ekşitti. "O zaman en çok tehlikede olanlar bu gezegende yaşayanlar olur."

"O kadar kötüyse neden buranın yöneticisisiniz o zaman?" demeden duramadı Alkar. Bahsederken sesindeki hafif korku ve istememe tonunu anlayabilmişti Alkar. Yönetici hafifçe gülümsedi. "Birilerinin bu işi alması gerek." derken fısıldamıştı.

Sonra eski haline döndü tabi. "Ne kadar çok kendimizden bahsettik değil mi?" derken kocaman gülümsemiş, gözleri neredeyse tamamen kaybolmuştu. Alkar adamın neden bu kadar çok gülümsediğini bilmiyordu ama sinir bozucuydu onun için.

"Kendim hakkında çok bir şey yok." dedi aslında tamamen garip olduğunun farkında olarak. Yönetici bir şey demedi ama gözü bir an boğazındaki vezire takılmıştı. Gerçekten ilgi çekici olduğunu biliyordu Alkar.

"Boğazındaki şey nedir?" diye soran kişi yönetici değil kızıydı. Karşı taraftan ağzının etrafı yemek kalıntılarıyla doluyken büyük bir merakla vezir dövmesini soruyordu. Alkar bir an boş boş ona baktı ve cevap verip vermemeyi düşündü.

Bu arada bütün bakışlar ona yönelmiş, herkes Alkar'ın ağzından çıkacak cümlelere bakıyordu. Alkar derin bir nefes aldı ve, "Dövme sadece." dedi. "Şekli kafadan attık çizerken. Bir aralar uğradığın gezegende bu işler baya popülerdi."

Kız inanmış olacak ki, "Oraya gitmek isterdim." diye mırıldandı. Neyse ki neresi diye sormadı.

Yöneticinin gözündeki ifade pek inanmış gibi olmasa da üstelemedi.

Biraz daha konuştular, bu konular genelde normal konulardı. Sonunda çocukların karnı doymuştu ve ebeveynlerinden izin isteyip gitmişlerdi. Koca masada üç kişi kalmışlardı ve yemekleri de bitmişti.

Ağzını beyaz bir mendille silen yönetici boğazını temizledi ve, "Daha içki?" diye soru yöneltti. Alkar adamın ortam hazırlamaya çalıştığını kaptı ve ifadesiz bir yüzle onayladı.

Yönetici ve karısı ayaklandı. "Burada içmeyelim." dedi. "Balkona ne dersin, Alkar? Orada güzel bir masa ve manzaramız var. İçki eminim iyi gider." Bu sözleri söylerken tam olarak Alkar'ın gözlerinin içine bakmıştı. Gözlerindeki ifade parlıyordu ve dışarıdan gören biri onun iyi yürekli olduğunu savunurdu. Hizmetçiler çıktıktan sonra cümlesine devam etti yönetici.

"Ve konuşmamız gereken konuları konuşalım."

Garniel kocasının yanına giderken buz gibi bir sesle konuştu. "Mümkünse hemen."

Alkar bir şey demedi. Bu oyundan sıkılmıştı zaten. Koskoca en önemli ve savaş çıkınca ilk cephe olacak gezegenin yönetici ve ailesi iyi yürekli insanlar olmasının oranı çok ama çok azdı.

Gizli yılanlar, herkesi kandıranlar.

Bir balkona girdiler. Manzara yöneticinin dediği gibi gerçekten güzeldi. Bir masaya otururlarken bir hizmetçi Garniel'e rüzgarda üşümemesi için örtü verdi. Birkaç içki şişesi ve bardak da önlerine konulurken yönetici hizmetçilere ve korumalara yönelik, "Gidin." dedi. "Misafirimizle özel bir konu konuşacağız."

Şaşkın bir surat ifadesi yapan çalışanlar her ne kadar itiraz etmek, efendilerine hizmet etmek isteseler de emirlere karşı çıkamazlardı. Sonunda hafifçe eğilip dışarı çıktılar.

"Şimdi." dedi yönetici kendisine bir kadeh doldururken. "Asıl konuya gelmeye ne dersin?"

Alkar hiç bir içkiye dokunmadan sadece düz bir şekilde adama ve karısına baktı. Derin bir nefes alırken, "Bu kadar zaman boşuna beklemedim zaten." dedi. "İstediğim şeyi biliyorsunuz. Sadece... yerini söylenseniz?"

Kadın çocukların ve çalışanların yanındaki davranışlarının tam aksini Alkar'a gösterirken, "Haddini aşma." dedi. "Karşında normal biri yok."

Alkar gülümsedi. İçinden, "İşte." dedi. "İşte insanların gerçek doğası, doğuştan gelen maskeler."

Yönetici düz bir şekilde ona baktı. "Sen..." dedi gözlerinde Alkar'a karşı kurulan bariyerler varken. "Neden o deli simyacıyı arıyorsun?"

Alkar gülümsedi geçen zamanda defalarca yöneticinin yaptığı gibi ve içki şişesini eline alıp önüne çektiği kullanılmamış kadehe doldurdu.

Bir yudum alırken gözleri ikiliyi hapsetmişti bile.

Hadi, bütün bilgilerinizi dökün önüme.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1009

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 933

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 771

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 740

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 622

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 543

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 533

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 500

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 464

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 430

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 231

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 160

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 160

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 141

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 134

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 115

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 95

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 68

Site İstatistikleri

  • 9454 Üye Sayısı
  • 249 Seri Sayısı
  • 14424 Bölüm Sayısı


creator
manga tr