Bekleyin okuyun ve öğrenin... #Örkün

DİPTEN EN TEPEYE - 122. Bölüm: Yöneticinin Çocukları


Fullon gezegeni diğer gezegenler kadar dolu değildi. Ama bu değişik bir şekilde albenisi olduğu gerçeğini saklamıyordu.

Fullon gezegeni sistemin en sonundaki gezegenlerden biriydi. Dışarıdan bir bakış atıldığı zaman koca su kütlelerinin karalardan kat ve kat fazla olduğunu fark edebiliyordunuz. Ama kara parçasına ayak bastığın an etrafını saran temiz oksijen bu gezegene gelmeye değerdi.

Etrafta garip canlılar ötüyor, insanlar her zamanki gibi iş yapıyorlardı. Bazıları yolculukta olan kişilerdi. Dinlenmek için gezegene inmiş, yerel halk tarafından iyi karşılanmışlardı.

Gezegen her ne kadar büyük olsa da kara parçalarının azlığı yaşamı kısıtlıyordu. Bir de derin okyanuslarda bulunan deniz canavarları yerel halk için tehlike teşkil ediyordu. Neyse ki sistemin bir parçası oldukları için diğer gezegenlerden güçlü seviyiciler gönderiliyor, onların daha rahat yaşamasını sağlıyorlardı.

Alkar buraya ilk geldiğinde doğanın harikalığına hayran olmuştu. İnsanlar ve canavarlar doğayı diğer gezegenlerin aksine o kadar iyi korumuştu ki evler bile doğa ile bir olmuş gibiydi.

Yanlarından geçtiği her canlının içinde farklı sırlar bulunurken etrafta bazı haberleri duyuran aletler, koca bir ekranda duyuruları söyleyen bir teknoloji kalıntısı vardı. Bu gezegende diğerlerinin aksine biraz da olsa teknoloji kullanılıyordu.

Sakin kalabalığın arasında yürüdü ve kalacak bir yer için etrafı gözetlemeye devam etti. Fullon'a geldiği gibi harekete geçmek istese de ilk önce o deli şifacının nerede olduğunu bulması gerekiyordu.

Aslında buraya gelmek ile gelmemek arasında çok gidip gelmişti. En son yaşadığı olay söylenenlerin yalan olabilme potansiyelini aklında döndürüp duruyordu. Olmayan bir barmen efsanevi bir içecek vermişti ve ona burayı mı tarif etmişti?

Neden?

O kimdi ve neden ona yardım etmişti? Ondan gelen hissi anladığı zaman ister istemez ürpermişti. Ruqy'ler hakkında bilgi sahibi olabilmek için girdiği kütüphanedeki kızdan da gelen aura onu bu kadar çok irkiltmişti. Şimdi ona benzeyen birinin tekrardan ona yardım etmesi Alkar'ın hayatına bir tane daha gizem sokmaktan ileri gitmiyordu.

Alkar'ın hayatı zaten tamamen çöküşün eşiğindeydi. Her şeyi yaşamış hatta ölmüştü. Boğazındaki dövmeyi her gördükçe kalbindeki sızı artıyor, ister istemez endişeleniyordu.

Alkar şuana kadar hep hayatta kalmaya çalışmış, genellikle büyük savaş çıkartabilecek kişilerden kaçınmıştı. Yaptığı büyük savaşlar sadece zihnindeki evrende yaptığı savaşlardı. Bunun nedeni ise orada garip lekenin ona zarar verememesiydi.

Bir an vaz geçti otel aramaktan. Kalabalık meydana yürüdü ve zar zor bulduğu boş bir banka oturdu. Çimlerde insanlar oturuyor, konuşup gülüşüyorlardı.

Kafasını stresle kaşırken alnından terler akıyordu. Her an bir sorun çıkması onu daha da yorgun kılarken neden her sorunu çözdükten sonra başkasının belirdiğini düşünüyordu. Bunu istemiyordu. Normal bir hayata ne zaman başlayacaktı?

Börü yoktu. Belki mucize olur karşılaşırız diye her zaman tetikte beklemişti ama ruh yaratığından bir iz bile yoktu. O genelde olay çıkarırdı. Belki adı bir yerlerde geçiyordur diye bazen insanları bile dinlemişti.

Yoktu işte. Belki de bir daha asla karşılaşmayacaklardı.

Alkar'ın etrafı şuan çok kalabalıktı. Ama şu işe bakın ki etraf kalabalık olmasına rağmen yanında kimse yoktu.

O yalnızdı.

Her şeye rağmen.

Geçmişten bugüne olaylar ve anılar gözünün önünden geçerken kimi bulsa elinden kaydğını biliyordu.

Sonra aklına uzun zamandır gelmeyen kişiler geldi.

Kardeşleri.

Bir an şiddetli bir şekilde irkildi. Öyle ki bazıları ona dönüp baktılar. Alkar ise boş boş yere bakmaya başladı. Uzun zamandır onları aklına getirmemişti. Aklına güçsüzlüğünü getiriyordu. Ne zaman kötü durumda olsa her zaman onları düşünürdü.

Bu sefer düşünmemişti. Yüzleri geldi aklına. Sonra zihninde görüntüleri oluştu. Ama sesleri...

Seslerini hatırlayamadığı an gözlerini şiddetle açtı. Kalbi acıyla gümbür gümbür çarptı. Kalbinin göğüs kafesine her çarpışı içten içe onu yararken seslerinin aklından silinmesini sindiremedi Alkar. 

"Hayır." diye mırıldandı içten. "Bu olamaz. Onları unutmaya mı başlıyorum?"

O kadar korktu ki o an ne yapacağını bilemedi. Alkar neredeyse hiç korkmazdı. Zamanında çok şey yaşadığı için ölüm korkusu bile yoktu onda artık. Ama onları unutmanın verdiği o his...

Her şeyden daha korkunçtu.

"Aptal beynim." diye fısıldadı yavaşça. "Onlar hariç her şeyi unutabilirsin ama onlar olmaz."

Gözleri yanıyordu. Dudaklarını sertçe ısırdı. O an yanına bir gölge düştü ve bir kız sesi, "Merhaba." dedi.

Alkar ani sesle irkilerek kendisine seslenen kişiye baktı. Bir kız ve yanında onun erkek versiyonu kendisine bakıyordu. En fazla 12-13 yaşında gibilerdi. Enerjilerine bakınca büyük bir seviyeci olma olasılıklarını sildi. Ne kadar güçlü olursan bedenini istediğin kadar gençleştirebilme gibi bir özellik vardı.

O yüzden evrende en tehlikelilerden biri de çocuk bedenine sahip olanlardı.

Alkar sadece baktı. İkili bankın boş tarafına sıkıştırdılar bedenlerini. Kız elindeki dondurmayı yiyor, Alkar'a garipçe bakıyordu. Erkek olan ise orada durmak için durmuştu sanki. Kardeşi yalnız kalmasın diye.

"Sen de mi kayboldun?" diye sordu kız normal bir sesle. Bahsettiği şeyle davranışları çelişirken Alkar yine dönüp ona bakmadı. "Biz de kaybolduk. Ailemizi kalabalıkta kaybettik ama onlar bizi bulur." Kız kıkırdadı.

"Yabancılarla bu kadar samimi olmamalısın." dedi Alkar sadece. Kız tekrardan güldü. "Senden enerji gelmiyor. Ölümlü müsün?" Kızın gözleri parladı. "Hiç ölümlü görmedim."

Alkar olumsuz anlamda başını salladı. Kız üzgünce dudak büktü ama hemen toparlandı. "O zaman güçlüsün." Alkar yine cevap vermedi.

Kız onun duymayacağını sanarak erkek kardeşine, "Utangaç mı acaba?" diye fısıldadı. Alkar tepki vermemeyi seçti. Kız tekrardan konuşmaya başladı. "Neden burada yalnızsın? Arkadaşlarını mı bekliyorsun?"

Alkar cevap vermezse kızın buna devam edeceğini bildiği için kısa kısa cevaplar vermeye başladı. "Arkadaşım yok."

Kız sanki büyük bir olaymış gibi, "Yaa!" diye mırıldandı. Üzgün gibiydi. Oğlan ise sadece dinliyordu. Alkar bir an oğlana üzüldü. Kardeşi kesin durmadan başını belaya sokuyordu.

"Biliyor musun?" dedi kız çöpü yandaki çöp kutusuna atarken. "Benim var ama öyle çok değil. Yani okuldan okula. Ailem yüzünden kimseyle samimi olamıyorum."

Alkar tek kaşını kaldırdı ve çocukları süzdü. Şimdi fark ediyordu da üzerindeki kıyafetler normal halktan birinin giyebileceği kıyafetlerden değildi.

Oğlan ilk defa konuştu. "Bu konuyu konuşma." dedi homurdanarak. Kız erkek kardeşine sinirli bir bakış attı. Kız kardeşi onu takmadı. "Ne var?" dedi. "Babamız buranın yöneticiyse bizim hapis yaşamamız gerek gibi bir kural mı var?"

Erkek olan kızı zorla sustururken Alkar boş boş onlara baktı. Büyük ihtimalle gezerken kaçmışlardı ve meydana gelmişlerdi. Onları arayanlar ise sokaklara bakıyorlardı daha saklanılası yer olduğu için. Etrafı süzdü Alkar. Kimse onlara dönüp bakmıyorlardı.

"Sizi tanımıyorlar mı?" diye sordu. İlk defa o soru yöneltiyordu. Kız ona döndü ve erkek kardeşinin elini ısırdı. "Kimse yüzümüzü bilmediği için bence sorun olmamalı ama koruma önemli tabi!" 

Erkek olan, "Yeter Isan!" dedi. "Ya o da düşmanlardansa! Bu kadar vurdumduymaz olma!" Isan ona saçma bir bakış attı. "Biz geldik oturduk o bize gelmedi." derken sankş en büyük problemi çözmüş gibi mutluydu.

Alkar gözlerini devirdi. Isan devam etti. "Hem bak." dedi Alkar'ı gösterirken. "Bizi ifşa etmiyor."

Erkek olan cevap vermedi. Kız birkaç dakika sustu ama sonra yine konuşmaya başladı. "Buralı değil gibisin." dedi merakla Alkar'ı süzerken. "Neden bu gezegene geldin? Diğer gezegenler buradan daha iyi durumda."

Alkar göz ucuyla ona merakla bakan küçük kıza baktı ve kollarını göğsünde kavuşturup ileriye dikti gözlerini. Isan onu dürttü. Erkek olan onu geri çekmeye çalıştı. "Hadi ama..." dedi kız somurtarak. "Ben konuştum sen de konuş."

Alkar ofladı ve daha da rahat bir pozisyona geçerken, "Deli bir şifacı aramaya geldim." dedi. Çocukların anlamayacağını bildiği için rahattı. "Öyle mi?" dedi kız sanki anlamış gibi. Ama gözlerindeki ifade,'Bu ne diyor?' gibiydi. Alkar gülmek istese de tuttu kendini.

Sonra bir yarım saat kız dırdır etti Alkar oradan basıp gitmek istedi. Erkek kardeş de Alkar gibiydi. Kız kardeşine yorgun bakışlar atıyor bazen gidecek gibi bacaklarını yönlendiriyordu ama onu orada bırakamıyordu.

Bu koruma benzeri kişiler gelene kadar sürdü. "Küçük hanım! Küçük bey!"

Kalabalık bir anda şaşkınlık nidalarıyla dağılmaya başladı. Birilerine yol açıyorlardı. Korumaların ardında şık giyimli bir adam vardı. Yirmilerinin sonunda, otuzlarının başında gibiydi. Onun daha önünde olan kadın şık bir elbise giymişti. Altındaki topuklu ayakkabılar tıkırdıyordu ve endişeyle çocuklara bakıyordu. Sonra anında çocukların önüne gelip sarıldı.

"Tanrı'm!" dedi resmen hıçkırarak. "Neden böyle yapıyorsunuz?"

Erkek olan da gelirken Alkar ayaklandı ve uzaklaştı. Bazı kişiler, "Yönetici." diyordu. "Çocukları mı onlar?"

Alkar garipçe onlara bakarken, "Açığa çıkmadılar mı?" diye düşündü ama açıkcası pek de umurunda değildi. Kız olan sarılan annesinden ayrılıp babasına koştu. "Baba bize kızma!" dedi. "Sadece sıkıldık ve arkadaş bulduk!"

Elleriyle gitmekte olan Alkar'ı gösterdi. Alkar'ın alnında bir damar belirdi. Şu kız...

Yönetici ve karısı gözlerini kısarak Alkar'a baktılar. Kız çocuğu devam etti. "Garip biri ve beni dinledi! Hatta o yabancı! Buraya deli bir şifacı bulmak için gelmiş!"

Alkar'ın gözleri büyüdü. Keşke söylemeseydi...

Yöneticinin gözlerindeki ifade değişti ve birkaç dakika Alkar'a baktı. Sonunda gülümseyerek, "Çocuklarımın yanında olduğun için teşekkürler. Karşılık olarak evime gelip akşam yemeğimize katılmaya ne dersin?"

Hem yöneticinin hem de karısının gözlerindeki ifade deli şifacı lafından sonra daha da farklı bakıyordu. Adam gülümsemeye devam etti. "Hem sizin şu konu hakkında da konuşabiliriz."

Sözleri daha çok istek değil de emir gibiydi. Alkar ne olursa olsun oraya gitmek zorunda gibiydi. Ama karşı çıkmadı. Belki de onları bilgi için kullanırdı.

Neyse ki kendi gücüne güveniyordu.

Onları kafasıyla onayladı.

Kız çocuğu gülümsedi ve ailesine bir şeyler anlatmaya devam etti. Alkar derin bir nefes aldı.

Cevaplara yakındı.

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1008

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 930

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 768

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 735

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 617

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 542

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 531

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 500

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 462

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 429

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 228

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 161

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 160

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 134

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 111

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 94

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 67

Site İstatistikleri

  • 9261 Üye Sayısı
  • 245 Seri Sayısı
  • 14314 Bölüm Sayısı


creator
manga tr