Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

DİPTEN EN TEPEYE - 121. Bölüm: Kokteyl


İki gün boyunca yoldaydı. Defalarca farklı yerlerde durmuş, binbir farklı canlının ağzından laf bulmaya çalışmıştı. Aradığı konunun ana sorusu ise şuydu;

"Gelmiş geçmiş en iyi simyacı kim ve nerede?"

O kadar çok ad duymuştu ki Alkar'ın kafası patlayacak duruma gelmişti. Şimdi bir gezegenin otelinde durmuş, yatakta uzanarak ne yapabileceğini düşünüyordu. Gezegenin adı Gyon'du. Sebebi ise burada gyon adında canavarın insanlardan fazla olmasıydı. Hayır, yanlış anlaşılma olmasın. O canavarlar cidden çok içten canlılardı ve yardım etmekten zevk alıyorlardı.

Derin oflama bahşetti boş tavana bakarken. Şu son günlerde hayatı o kadar çok değişim geçirmişti ki ipin ucunu tutamamış, sanki hayatının efendisi kendisi değilmiş gibi hissetmeye başlamıştı. Şimdiye kadar doktorlardan birine karar vermeli ve yönelmeliydi ama hepsinin hikayesinde bir absürtlük vardı ve Alkar ya abartı ya da uydurma olduğunu düşünüyordu.

İstemsizce vezir dövmesini kaşıdı. Bu dövmenin kendisine neler getireceğinden emin değildi. Şu vücudunda büyüyen siyah lekeyi engellemek istemesinin nedenlerinden biri de zaten bu dövmeye layık olabilecek kadar güçlü olmaktı. 

O kadar meşguldü ki artık her istediğinde antreman bile yapamıyordu. İstese uyurken oraya gider, antremanını yapardı ama direncinin kırıldığını hissettiği için bunu yapmaktan kaçınıyordu.

Seviyeciydi. O yüzden fazladan uykuya ihtiyacı yoktu ama onun da bir sınırı vardı ve artı bu kadar yorgunluk eklenince birkaç saat uyuması gerekiyordu.

Bu da Alkar'ın hayatında zaman kaybı olarak adlandırılıyordu.

Ayaklandı. Kafasındaki kişilerin işleri şuan başından aşkındı bu yüzden konuşmuyorlardı. Arada Roald'a seslenseler de çoğunlukla cevap alamıyorlardı. Adam onlara cevap vermekten kaçınıyordu. Alkar bazen neden onun grubun şahı olduğunu sorguluyordu. Biraz sorumsuz gelmişti onun gözüne şu aralar.

Ya da garip olan Alkar'dı. Belki de empatiden yoksundu. O bir ordu komutanı falan değildi ve zaten kendileri de birer asker değillerdi. İllaki şahın lider olması mı gerekiyordu.

"Ama şah korunması gereken. Ve liderler korunur." diye mırıldandı kendi kendine. Gerçek bir oyunun içine sürüklenmiş bu yedi kişi şuan kendi özel meseleleriyle uğraşsalar da eninde sonunda biri tarafından gerçek olaya girmelerine neden olunacaktı. 

Peki gerçek olay neydi?

Alkar bunu çok ama çok fazla düşünmüştü.

İlki; Birden fazla grup vardı ve bu grupları Tanrı'nın gücü seçmişti. Buna tamam. Tanrı'nın gücü herkese rastgele olmayacak şekilde dövmelerini vermişti. Buna da tamam. Ve o gruplar eninde sonunda birbirleriyle karşılaşıp son grup kalana kadar savaşacak.

Bu kesinlikle en olası olandı.

Diğer olasılıklardan biri kendi içlerinden birinin şizofren olması ve bunların hepsinin gerçek olmamasıydı.

Bunun doğru olmadığını düşünüyordu.

Bir diğeri ise Tanrı sıkılmıştı ve aslında yeni alemleri o yaratıyordu. Ve kendi yarattıklarıyla böyle dalga geçiyordu.

Bu... Alkar bunun doğru olmamasını umdu. Belkide gerçekten başka gruplarla savaşacaklardı ve en sonunda önlerinde Tanrı belirecek ve, "Beni eğlendirdiniz aferin, şimdi ölün." diyecek. Alkar hayalinde bile öfkelendi. Eğer bunun doğruluk payı varsa ciddi anlamda Tanrı'nın yüzüne küfür ederdi. Ona yaşattıkları için...

Son ihtimal ise en kaçıkça olanıydı ve bunun en az bir önceki kadar doğru olmamasını diliyordu. Alkar çok kitap okuyan biri olarak birçok kurgu da okumuştu. Böylelikle insanların hayalindeki fantezilerini de görmüş olabilirdi. Her neyse, bir kurguda her şeyin yalan olabileceği ve bunların hepsinin deney olabileceğini düşünen bir grup insan vardı ve sonda harbiden deney çıkıyordu. Baş rol hepsinden intikam alıyordu ama en sonunda yalnız kalıyordu.

Yani... Bunların hepsi gerçek hayattaki bedenlerine ve zihinlerine yapılan bir tür deney olabilirdi. Kurgu ilk okuduğunda kaçıkça gelse de yaşadıkları da kaçıkça olunca her şey olur gibi geliyordu artık ona.

Ama nedense son ihtimalin gerçek olmadığını hissediyordu.

Tabi öyle bir şey olursa o deney yapanları bulur öldürürdü.

Düşüncelerle odadan çıktı ve sokaklara girip yürümeye başladı. Her zamanki gibi bir bar tarzı yere girecek ve her şeyi bilen birini bulacaktı. Sonra onun konuşmasını sağlayacaktı. Belki bu sefer bir şeyler çıkardı. Çıkmalıydı.

Etrafı süzerek yürürken birçok bar gördü ama hiçbirine girmek istemedi. Yürümeye devam etti. Bir şeyler bulmalıydı.

Ne aradığını bile bilmiyordu. Sadece bir mekana girmeliydi işte.

Yürümeye devam etti. Kalabalıkta birçok insanlar, canavarla çarpıştı. Bazılarına özür diledi bazılarını ise görmezden geldi. Sonunda kalabalık azaldı ama hala birkaç kişi vardı. Canlılar sohbet ediyor, kahkaha atıyor ve birbirlerine kadeh kaldırıyorlardı. 

Alkar sokağa baktı. Etrafta birçok mekan vardı. Her birinden farklı farklı müzik geliyordu. Bazılarında güzel ve yavaş bir ezgi varken bazılarında yerinde duramamanı sağlayacak kadar hareketli bir ritim vardı.

Alkar parlak binalara ve sanatsal dizilmiş yerdeki taşlara bakarken birden durdu ve sağına baktı.

"ERNORTA"

Mekan büyük değildi. Bir bar bile sayılmazdı. Sanki arada içmek için ve sohbet için gelinen bir mekandı. İçinden diğerlerinin aksine şehvet değilse de huzur ve eğlence aurası geliyordu

Oraya girmek istedi. Diğerlerinden daha güzel görünüyordu.

Girdi de. Yavaş bir müzik vardı. Masalar doluydu. Boş bir tane bulmak zordu. Her bir masada bir grup vardı ve içip gülerek sohbet ediyorlardı. Bir tane garson önüne geldi. Yüzünde pullar vardı. "Hoşgeldiniz." dedi gülümseyerek. "İsterseniz terasa çıkabilirsiniz. Orada boş masa var mı emin değilim ama bar tarafında kesin boş sandalye vardır. Bu arada buranın momka'sı* çok güzeldir. Tatmanızı tavsiye ederim."

Alkar birden bire mekanın tanıtımını yapan kişiye boş bir bakış attı ve kafasını salladıktan sonra yukarı tırmanmaya başladı. Arkadan onun ve yanına gelen başka garsonun, "Gördün mü?" diye fısıldadığını gördü. "Enerjisini hissedemiyorsun. Çok güçlü olmalı."

Alkar bir şey demedi. Bu tür tepkileri nedense uzun zamandır almıyordu.

Merdivenlerden çıktı çıktı ve sonunda gecenin karanlığına adım attı. O zamana kadar havanın karardığını görmemişti. Yeni yeni fark ediyordu.

Yine her masa doluydu. Dolu dolu yemekler bulunan masalarda gülüşler eksik olmuyordu. Birçok aile ve arkadaş grubu diğerlerinin kahkahalarını takmadan kendi konularına dalmışlardı. Alkar onlara baktı bir süre.

Daha önce hiç böyle bir ortamda bulunmamıştı. Öyle bir masaya ait olmamıştı.

Kafasındaki saçma düşünceleri dağıtıp bar tarafına yöneldi. Garsonun dediği gibi orada kimse yoktu, herkes masalardaydı. Bir tane barmen bardakları siliyor içkilere göz atıyordu. Birkaç tane kokteyl hazırlıyor, gelen garsona verip müşterilere götürülmesini sağlıyordu.

Alkar sandalyelerden birine oturdu. Barmen başını eğmiş halde olduğu için onu göremedi. Alkar elini masaya koyunca biraz ses çıktı ve barmen eğmiş olduğu başını kaldırabildi.

Siyah saçları hafifçe uzundu barmenin ve bu yüzden toplamıştı. Ama garip olan ise sarı olan gözleriydi. Ve parlıyordu. Alkar onun insan olup olmadığını sorguladı içinden ama dışarıya bir şey yansıtmadı.

Barmen bir süre ona baktı ama hemen toparladı kendini. "Merhaba." dedi gülen bir yüzle. "Ne içmek istersiniz?"

Alkar geçen garsonun söylediği şeyi hatırlarken, "Momka." dedi garip bir telaffuzla. "Öyle bir şeyiniz varmış."

Barmen güldü ve başını salladı. "Evet baya iyi bir kokteyldir. Alkolsüz ama isterseniz alkol de katabiliriz?"Alkar elini, 'İstemiyorum.' dermiş gibi salladı. Canı alkol istemiyordu.

Adam sanki az önce koymuş gibi çok küçük bir şişe aldı. Bir bardak çıkarıp kokteyli hazırlarken Alkar arada bir garip hareketleri ve etrafı izledi. Barmen konuşkan biri çıkmıştı. "Bunu aşağıdaki garson söyledi değil mi?" diye sordu hala gülümserken. "Hıhım." dedi Alkar sadece ona dönüp bakarken. Barmen yine gülümsedi.

Alkar işi gereği hep böyle gülümsemek zorunda olduğu için bir an onun adına üzüldü. Belki de içten içe acı çekiyordu ama müşteri memnuniyeti öncelikliydi.

"Çok konuşkan değilsin galiba." dedi barmen sonunda kokteyli hazır bir şekilde önüne sunarken. Bardaktaki kokteyl hafifçe parıldıyordu. Alkar'ın kaşları hafifçe çatılsa da bir yudum almadan duramadı. 

Sonra gözleri büyüdü hafifçe. Bu... Çok ama çok güzel bir tattı. Böyle bir yerde nasıl bunun gibi bir kokteyl bulunabilirdi? Sanki... en harika içecekler arasında ilk ona girebilecek kadar güzeldi tadı. 

Şaşkın bir bakış attı istemsizce barmene. Adam ise elini yüzüne yasladı ve her zamanki gibi gülümsedi. "Momka gerçekten güzeldir." dedi sıvıya bir bakış atarken. "Tabi benim elim değdiği için daha da güzel oldu."

Alkar istemsizce adamın egosuna güldü. Tabi hemen sonra eski haline döndü. Adam bardakları silmeye devam ederken konuşmasına devam etti. Alkar içinden, "Cidden çok seviyor konuşmayı." diye düşündü. Eğer normal bir çocukluk geçirseydi o da böyle olur muydu?

"Bu benden olsun." dedi barmen gülümserken. "Pek de iyi görünmüyorsun. Dertlerin fazla gibi." Alkar gözlerini kaçırdı ama başını salladı. "Herkes kadar benim de derdim var işte."

Kaşlarını kaldıran barmen gözlerini vezir dövmesine dikti. Gözlerinde garip bir ifade belirirken, "Vay." dedi. "Bu da ne böyle?" Alkar istemsizce elini oraya götürdü. Tam boğazında kabak gibi ortadaydı. Onu istese de kapatamamıştı.

Normal davranırken, "Dövme." dedi Alkar. "Pek de albenisi yok ama..." Barmen güldü. "Bence güzel." Alkar sadece omuz silkti. Belki de istediği soruyu sorabilirdi bu barmene. Bilgili gibiydi. Yani barmenler bilgili olurdu değil mi?

"Hey." dedi bu sefer Alkar seslenirken. Adam sarı gözlerini ona çevirdi. Kendisine odaklanınca Alkar söze girdi. "Ben aslında bir şey arıyorum." dedi ifadesi geçit vermezken. Adam bardağı silmeye devam ederken sadece ona baktı. "Bir doktor veya simyacı. Aynı şey. Çok iyi ve her şeyi bilen biri olmalı. Bir imkansızı başarabilecek kadar mesleğinde iyi olmalı."

Barmenin eli birkaç saniye durdu ve düşündü. Yandan bir garson gelip iki tane kokteyl siparişi verince araya biraz zaman girdi. O arada barmen işini halletti, Alkar konuşan insanları izledi.

Sonunda barmen ona döndü. "Hasta mısın?" dedi ona bakarken. Alkar 'Sanane' diyebilirdi ama demek istemedi. Sadece, "Başka bir şey." dedi. Barmen dudaklarını büzerek temizlenmesi gereken bardaklara baktı ve derin bir nefes aldı.

"Aslında var." dedi sesi fısıltı olarak çıkarken. "Ama ne kadar sağlıklı emin değilim." Alkar bütün ilgisini adamın ağzından çıkacak sözlere yöneltti. "Bu sistemin en sonunda Fullo adında bir gezegen var." dedi barmen gözlerini ona dikerken. Sarı gözler Alkar'ı rahatsız etti. Bu adamda Alkar'ın daha önce gördüğü bir şey vardı ama adını koyamadı.

"Efsaneye göre orada binlerce yıldır yaşayan bir seviyeci varmış. O seviyeci bir simyacıymış. Dalındaki en iyilerinden biriymiş. Bir gün ise..." Sesi mümkünmüş gibi daha da kısıldı. "Delirmiş."

Alkar alayla ona bakmadan tutamadı kendini. "Hadi ya." dedi. "Peki neden delirmiş?"

Barmen bilmem dercesine omuz silkti. "Emin değilim ama şifa için ona gidenleri öldürdüğü söylenir. Git şansını dene kendine güveniyorsan."

Alkar bunun zaman kaybı olabileceğini düşündü. Ne yapmalıydı? Deli bir şifacıya gitmeli miydi? Peki neden bu barmene inanmalıydı ki?

Sorgularcasına barmene baktı. Barmen gözlerinin ağırlığını üstünde hissedince Alkar'a baktı. "Ne?" dedi. "Sadece söyledim. Hatta bana kalsa güçsüzsen gitme. O adam binlerce yıldır yaşıyor. Ne kadar güçlü olduğunu tahmin bile edemezsin."

Alkar bir an vücudundaki lekeye dokunmak istedi ama kendisini tuttu. "Fullon." dedi. "Değil mi?"

Barmen evet anlamında kafasını salladı. Alkar'ın momka'sına bakış atarken, "Bir bardak daha ister misin?" diye sordu. Alkar içeceği ne ara bitirdiğini bilmiyordu. Canı bir kez daha o güzellikten istese de hayır anlamında kafasını salladı. Cebinden biraz para çıkarıp koydu barmenin önüne ayaklanırken. Barmen ona şaşkınca baktı. "Bizden demiştim?" dedi sorarcasına. Alkar ona bakmadan, "Bilgi içindi zaten." dedi. Sonra barmeni arkasında bırakıp aşağıya indi.

Barmen cidden garipti ve nedense daha önce gördüğü bir tanıdıklık vardı.

Aşağıya, çıkışa doğru yürüdü. Biri ona çarpınca durmak zorunda kaldı. Ondan biraz kısa adam ona dönüp, "Üzgünüm!" dedi. "Arayı fazla uzatınca koşmak zorunda kaldım."

Alkar ona garipçe bakarken ilk geldiğinde onunla konuşan garson geldi. "Ah." dedi. "Bir de barmen olacaksın." Alkar duraksadı.

Barmen mi?

Garsona şaşkınca bakarken, "Üst katın barmeni o mu?" diye sordu. Garson soruya şaşkınca bakarken, "Evet." dedi. "Seni çok bekletmiş olmalı. İstersen şimdi çıkabilirsiniz. İlk içki müessesemizden olur."

Alkar anlam veremiyordu. "Yukarıda diğer barmen bana bir içki verdi." dedi sonunda. Ne tür bir tepki vereceğini kestirememişti. Barmen ve garson ona garipçe baktı. "Ne?" dedi barmen sonunda. "Buradaki tek barmen benim dostum."

Alkar garip bir tepki vermemek için kendini kastı. O zaman... o kimdi?

Sonunda garsona döndü. "İlk başta geldiğimde..." dedi kelimeleri toparlarken. Gerilmişti. Hem de fena... "Bana bir içki önerisinde bulunmuştun ya..."

Garson 'evet' der gibi kafasıyla onayladı onu. "İşte momka denen kokteyli bile yaptı bana."

Garson tek kaşını kaldırırken, "Momka mı?" dedi. "O da ne? Ben sana madalna demiştim. Bizim favori içeceğimiz." Eliyle bir yeri gösterdi. Posterdi madalna adında bir içki tanıtılıyordu. "Momka da ne?" dedi en sonunda.

Alkar kalakamıştı resmen. Bu garson kesinlikle momka demişti.

Cevap verecekti ki masalardan birinde içki içen biri hemen atladı ortaya. Çok içmiş olmalı ki saf içki kokuyordu ama bilinci yerinde gibiydi. "Momka mı dediniz?" dedi heyecanla ama peltek çıkan bir sesle.

"Evet?" dedi gerçek barmen garipçe içkiciye bakarken. Masadaki arkadaşları içkici herife güldü ve biri, "Bundan bahsetmeyin." dedi.

İçkici, "Ah!!" dedi. "Ondan içmeden geberemem!"

Alkar, "O da ne?" dedi merakla. Burada bilmediği şeyler dönüyordu. İçkici kolunu Alkar'ın omzuna attı. Alkar adamın kolunu itmek istese de bir şey yapmadı. "Momka!" dedi adam hülyalı bir sesle.

"Efsanevi Ölümsüzlerin içtiği kainatın en harika ilk beş kokteylinden biridir! Ah be! Ne kadar güzeldir kim bilir tadı."

Arkadan biri, "Efsanevi Ölümsüz!" dedi. "Sen yanlarından bile geçemezsin mankafa!"

Nasıl yani, efsanevi ölümsüzlerin içebildiği bir kokteyli bir nevi az önce içmiş miydi?

Kaşı seğirdi. Cidden, bilinmezlik ve kandırılma hissi her yerini sarmıştı. Ama nedense şaşırmadı. O kokteyl o kadar güzeldi ki bu gerçek onu o kadar da sarsmadı.

Çıkışa doğru yöneldi. Öyle bir barmen yoktu ve öyle bir içkinin burada bulunması imkansızdı.

Vezir dövmesini kaşımak istedi ama elini durdurdu.

Arkadan garson seslendi ona. "Hey! Bir şeyler içmeyecek misin?"

Alkar sadece, "Hayır." dedi. Ve mekandan çıktı.

Birkaç dakika o tanıdık şeyin ne olduğunu düşündü. Düşündü ve düşündü.

Sonra durdu.

Gözleri hafifçe büyürken. "Hassiktir." dedi karanlığa doğru.

O his kütüphaneci kızın verdiği o korkutucu hisse benziyordu.

  ♕ ♕ ♕  

Momka: Efsanevi ölümsüzlerin ve onlara denk olabilecek canlıların içmeyi tercih ettiği bir tür içkidir. Yapısındaki maddelerin bulunması zordur bu yüzden baya pahalıdır. Çoğu kişinin hayallerini süsler.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 953

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 898

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 740

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 705

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 583

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 517

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 491

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 478

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 433

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 423

Popüler Orjinal Seriler

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 191

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 187

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 156

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 152

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 135

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 129

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 81

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 69

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 53

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 52

Site İstatistikleri

  • 8331 Üye Sayısı
  • 197 Seri Sayısı
  • 12939 Bölüm Sayısı


creator
manga tr