Eğer hakim olsaydım, yapacağım ilk şey kölelik ve aristokratik sistemi değiştirmek olurdu. Eğer kanunun karşısında eşitsek, o zaman herkes her şeyde eşit olmalı ve sınıf farklılıkları olmamalı! #The Dark King

DİPTEN EN TEPEYE - 119. Bölüm: Kim ve Ne


Boğazındaki yanma zar zor geçerken Alkar derin derin nefesler almaya devam ediyordu. Vezir dövmesini gördüğünden beri acıyı geriye atıp olayı kavramaya çalışıyordu ama bu şuanlık mümkün değil gibiydi.

Bir kez daha yutkundu ve aydınlık gökyüzüne baktı. Burası Hypoiron değildi. Bu belliydi. Ama yakınlarda olduğunu hissediyordu.

Adamın dediğine göre altı gün geçmiş olmalıydı. O zaman savaş çoktan bitmiş olmalıydı. Acaba neler olmuştu? Börü neredeydi? Onu tutsak almış olabilirler miydi? En kötüsü ölmüş olabilir miydi?

Yeni bedenine bakarken yavaşça ayaklandı. Her yeri ağrıyordu. Hafifçe otururken elini suya sokup kendisine serpiştirmişti. Sonra aklına gelen şeyle gövdesini açtı ve leke var mı diye baktı.

Leke hala vardı. Gözlerini yenilmişlikle yumarken kısacık umudu anında sönmüştü. O kara şey ona resmen yapışmıştı.

Üzerindeki giysiye bir bakış atarken yavaş olmasına özen göstererek ayaklandı. Bir ormanlık alanın kenarındaydı. Buralar baya sessiz gibiydi. İstemsizce vezir dövmesini kaşırken yüzü haricinde her yerinde başka şekiller olduğunu düşündü.

Oysa tek dövme olması gereken yer yüzüydü.

İçinden homurdanırken kafasını toparlamaya çalıştı. Tamam şu son geçen altı gün baya tuhaftı. Ölmüş sonra kafasındaki kişilerle buluşmuştu. Bir adam onlara garip bir hikaye anlatmıştı ve bir alemin daha geldiğini söylemişti. Tanrı'nın gücünün seçtiği gruplardan biriydiler ve büyük ihtimalle o gruplarla savaşmak zorunda kalacaklardı. 

Oysa kimse 'İstiyor musun?' diye sormamıştı. Gözlerini sıkıntıyla kapatırken bir de Roald'ın durumunu düşündü. Burada halledeceği herhangi bir intikamı yoktu Alkar'ın. Tek yapması gereken şey Börü'yü bulmaktı. Sonra onunla birlikte efsanelerdeki Turan Yedilisini ararlardı. Amenta belki onlara acır de birinci aleme geçmelerine izin verirdi.

"Ne kadar da kaçık bir düşünce... Büyüdükçe düşüncelerim daha da manyaklaşıyor." diye mırıldanan Alkar sonunda gerçek anlamda hiç ağrısı yokmuş gibi ayaklanabildi. Odhue'yi derinden hissederken oradaki halinin ne kadar kötü olduğunu kavrayabilmişti.

İlk önce hala onlarla kafa bağlantısı var mı kontrol etmeliydi.

"Hey." diye seslendi gür bir sesle. "Oradaysanız ses verin."

İlk birkaç saniye cevap gelmedi. Alkar tamamen bağlarının koptuğunu düşündü ama sonradan cevap geldi.

"Lanet olsun." diye acıyla mırıldanan Garon nerede uyandıysa pek de memnun değil gibiydi. "Omzumda bir at dövmesi var!" diye bağırdı sonra. "Tanrı bana at mı demek istiyor?!"

Alkar onların zaten oyunu bilmesini beklemiyordu. Oyun kendi alemindeki bir gezegende yapılan bir şeydi ve kendisinin bilmesi bile büyük bir şanstı.

Herkesten garip homurtular gelirken, "Bende de at var." dedi ağlak bir sesle Emest. "Neden seninle aynı kefeye konuldum ki şimdi?" Kırmızı kafa ve mavi kafanın aynı grupta olması Alkar'ı şaşırtmadı. Ama neden at olduklarını da anlamadı. Garip hareketlerinden dolayı da olabilirdi.

"Ben de kale var." diye düşünceli bir sesle mırıldandı Mana. Garon buna hitaben, "Neyse." dedi. "En azından canlı bir şeyi temsil ediyorum. Kale ne ya?" derken gülmüştü. Bir tek ona Emest katıldı.

Mana cevap vermedi. Şuan bir yerleri tekmeliyor olabilirdi. Vitale, "Ben anlam veremedim." dedi. "Şekil hiçbir şeye benzemiyor."

Alkar neyse ki biliyordu. Ama onlara çaktırmamalıydı. Ya da... Çaktırsa ne olurdu ki? Artık grup oldukları ciddi anlamda tescillenmişti.

"Tarif etsene bana." dedi Alkar sonunda. Vitale ilk başta anlam veremedi ama Alkar, "Bir bildiğim var." deyinde tarif etti.

Alkar düşünceyle, "Fil." dedi ona karşı. "Sen filsin."

Garon daha gür bir kahkaha atarken, "Oğlum ya!" dedi. Sesinden çok eğlendiği belli oluyordu. "Sana fil dedi. Senden beklemezdim!"

Vitale bile yanlış anlamıştı. "Alkar?" diye sorarcasına mırıldandı. Alkar hemen düzeltti. "Dur. Bu bir hakaret değildi. Açıkcası acayip havalı bir şey ama hepinizi anlayayım bir sona açıklarım."

Vitale cevaptan memnun olmasa da onayladı. Roald da söyledi kendisininkini. Alkar ne olduğunu hemen anlamıştı. "Şah." dedi. "Korunması gereken kişi."

Mana, "Korunması gereken derken?!" diye hiddetlice sordu ama Alkar, "Sonra." dedi taviz vermeyen bir ses tonuyla. Sona zaten Alvar kalmıştı. Alkar içten içe onunkini tahmin ederken yine de tarif etmesini istedi.

Alvar şaşkınca hemde biraz merakla söyledi. Alkar doğru tahmin etmenin verdiği mahmurlukla, "Piyon." dedi. "Seninki piyon."

Herkesin dövmeleri farklı yerlerdeydi. Alkar'ınki boğazında, Emest ve Garon'unki omuzda, Mana'nınki dirseğinin altında, Vitale'ninki bileğinde, Roald'ınki sırtında ve Alvar'ınki ensesindeydi. Yerlerinin önemli olup olmadığından emin değildi ama şuan yapabileceği şey neye göre bunların verildiğini kavramaktı.

Tanrı'nın gücü tam olarak ne yapmıştı ve onlardan beklentisi neydi? Tek grup değillerdi...

Yani ondan başak vezirler, şahlar, filler mi vardı?

Başka bir grup başka bir vezir demekti.

Vezirin neye göre seçildiğinden emin değildi ama vezirler en güçlüleriydi.

Alkar bu grubun en güçlüsü müydü?

Kesinlikle cevabı hayır oldu.

Ama şöyle bir gerçek vardı ki... Belki de o en çok potansiyele sahip kişiydi. Dövüş sanatları denen olaya girdiği an önündeki yolun çok uzun olduğu belirlenmişti zaten. Dövüş sanatlarının gerçekliğini kavrarsa belki de... Vezir koltuğuna layık olabilirdi.

O böyle düşünürken diğerlerinin ona seslendiğini fark etmedi. "Hey!" dedi Roald sonunda. "Açıkla artık şu olayı. Nedir bunlar?"

Alkar bir yerde durdu ve birden bire uçmaya başladı. Gezegenden dışarı çıkması çok da uzun sürmezken uzaya varmıştı bile. Hareket etmeye başlarken aynı zamanda anlatmaya başladı. "Ben geçmişte bir kitap okumuştum. Kitapta bir oyundan bahsediyordu. Oyunun adı da 'Satranç'tı."

"Oyun zamanı mı şimdi?" diye mırıldandı Mana agresif bir sesle. Alkar anında ona, "Bir sus moruk." diye cevap verdi. "Bekle de devamını getireyim."

Mana, "Ne m-moruk mu?" dese de cevap vermeden devam etti Alkar. "O oyunda iki taraf vardı. Siyah taşlar ve beyaz taşlar. Hepsindeki elemanlar aynıydı ama sadece renkleri farklıydı. İki sıralı halinde dizilirlerdi. Önde piyonlar. Arka köşelerde kaleler onların yanlarında atlar ve onların yanındaysa filler. Kalan iki yerde ise vezir ve şah bulunurdu. Amaç kendi şahını korumak ve karşı takımın şahını alabilmekti."

Herkes ilgiyle onu dinlerken ne diyeceklerini bilemiyor gibilerdi. "Bu dövmeyle uyandığımda ilk önce adlandıramadım ama vezir dövmesini hatırlayabilmiştim. Satrancı hatırlayabildim. Onu zamanında çok oynamak istemiştim ama etrafımda ne bilen vardı ne de oyunun kendisi." Etrafa bir bakış atarken devam etti. "Şunu eklemem gerekir. Bu bir strateji oyunudur. Yani beynini çok iyi kullanman gerek. Taşlar her zaman kurban edilir. Her şey şah için gibi görünse de bu bakış açısına göre değişir. Bazılarına göre şah sadece bir yemden fazlası değil."

"Peki..." dedi Vitale kabullenmiş bir sesle. Artık garip şeyleri normal görüyordu. "Taşların görevi ne?"

Alkar şuan bir oyun tahtası üzerinde olmadıkları için nasıl açıklayacağını bilemedi. O yüzden kolay yoldan anlatmaya karar verdi. "Şah korunması gerek. Oyun tahtası siyah beyaz karelerden oluşurdu. Mesela fil siyahsa sadece siyah karelerin üzerinden çapraz giderdi. Kale yanlamasına veya ileri gider, kare sınırı yok. At ise..." Yüzünü buruşturdu nasıl anlatacağını bilemezken. "L şeklinde işte. Baya garipler. Mesela diğer taşlar ileri gitse de önlerinde başka taş varsa durmak zorunda kalıyorlar ama atlar üzerinden atlayabilir..."

Garon ve Emest anında böbürlenmeye başladı. "Bu bir iltifattı değil mi?" dedi Emest sesinden sırıttığı belli olurken. Garon ise, "Teknik olarak Tanrı bize iltifat mi etti şimdi?!" diye heyecanla sordu.

Kimse onları takmadı. "Piyon..." dedi onu anlatmaya gelince. Nasıl anlatacağından emin değildi. Piyonlar ilk sırayı kaplardı ve herkesin gözden çıkarabileceği bir taştı. Sayıca en fazla olanlardı ama bir sırları vardı.

'Eğer karşı takımın son karesine gelirlerse istedikleri bir taşa dönüşebilirlerdi. Şah hariç tabi ama bu çok garip bir güçtü. Bir vezire bile dönüşebilirdi.'

Belki de bunu söylemeliydi yoksa Alvar kendisini değersiz hissedecekti.

"Piyonlar ilk sırayı tamamen kaplar. Sekiz tanedirler ve genellikle ilk hamleyi onlar yapar. Eğer ilk hareket ederlerse iki kare gitme özellikleri vardı ve genellikle çok oldukları için karşı taraf onları alır, gözden çıkarılma oranları baya yüksek..."

Tam da onların özelliğini söyleyecekken garip hissetti. Nedense herkesin içinde söylemek doğru değildi. 'Ona özel söylemeliyim.' hissi her tarafını sararken Alkar terlediğini hissetti.

Devam etmedi. "Bu kadar." derken çocuğun hayal kırıklığına uğradığını biliyordu. Ama... ona özel olarak söylerdi zaten. Eninde sonunda tekrardan buluşacaklardı, değil mi?

"O zaman sen de vezirsin?" diye soran Roald tam da üstüne basmıştı. "Evet." dedi Alkar. "Vezir dövmesi bende."

Güçlerini söylemedi çünkü onları ilgilendirmiyordu. Kendisinin sorunuydu.

Ayrıca en güçlü taşın dövmesine sahip olmakla suçlanmak istemezdi. Onlar yapmazdı ama insanlar garip varlıklardı...

"Neyse." dedi Vitale. "İşi olan halletsin. Ben uğraşmayacağım. Direk Turan Yedilisini aramaya çıkıyorum."

Herkes onu onaylarken Alkar ve Vitale hariç herkesin küçük de olsa bir işi olduğu ortaya çıktı.

Gerçi Alkar'ın da vardı ama uzun sürmezdi herhalde. Tek yapması gereken Börü'nün nerede olduğunu öğrenmek, onu bulmak ve yolculuğa onunla birlikte çıkmaktı.

Evet, onunla birlikte diğer aleme gitmek istiyordu. Bu delilik olsun ya da olmasın istediği şey buydu ve o istediğini almaya kararlıydı.

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1216

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1052

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 871

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 688

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 642

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 598

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 545

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 517

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 342

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 191

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 178

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 96

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14760 Üye Sayısı
  • 449 Seri Sayısı
  • 19429 Bölüm Sayısı


creator
manga tr