Eğer hakim olsaydım, yapacağım ilk şey kölelik ve aristokratik sistemi değiştirmek olurdu. Eğer kanunun karşısında eşitsek, o zaman herkes her şeyde eşit olmalı ve sınıf farklılıkları olmamalı! #The Dark King

DİPTEN EN TEPEYE - 117. Bölüm: Amenta Aslında...


Gözlerine aniden ışık girdiği için açmaları uzun sürmüştü. Alkar garip olayları takip etmeyi bırakmıştı ama içten içe o karanlık yerden kurtulduğu için mutluydu.

Herkes farklı köşelerde kendine gelmeye çalışırken Alkar yeni yeni etrafı görebilmişti.

Vardıkları yer hiç tahmin edemediği bir yerdi.

Kocaman bir yemek salonu. Ortada upuzun bir masa ve üstünde çeşit çeşit yiyecekler. Bir sürü sandalye dizilmişti etrafına masanın ve her sandalyenin önünde servis açılmıştı.

Alkar oraya bakarken duraksadı. Her şeyi beklerdi. Bir mahkeme salonu, farklı bir boşluk, uzay, cehennem ya da herhangi onlara benzer bir şey. Ama bir yemek salonu? Hem de dolu dolu bir yemek salonu?

İşte bunu tahmin edememişti. Refleksle arkasına baktı ama gördüğü tek şey tablolarla donatılmış duvarlardı. Duvarların kenarında dolaplar vardı ve üzerinde süs eşyaları vardı.

"Ne oluyor...?" diye mırıldanan Mana masanın karşısından etrafa bakıyordu. Alkar'ın yanında Vitale vardı. O da masaya dikmişti gözünü. Kimse neler olduğunu anlayamıyordu.

Onları kendilerine getiren şey onlara ait olmayan tamamen başka birinin sesiydi. "Sonunda geldiniz." 

Herkesin gözü bir anda o adama döndü. Masanın başında oturan ve yemek yiyen biri vardı.

Alkar onu süzdü. Üzerinde hoş bir takım elbise vardı, hafif göbekliydi ama yaşlı gibi de durmuyordu. En azından saçları beyaz değildi. Ve... ondan hiç enerji hissedilmiyordu.

Adam ağzına bir tane kiraz attı. "Ne bakıyorsunuz öyle?" dedi kaşlarını kaldırırken. "Acıktıysanız yemeye ne dersiniz?"

Hepsi yeni yeni fark ediyordu ki orada kaybolmuş olan acıkma hisleri birden bire geri gelmişti. Günlerce tek lokma yememek her canlıyı etkiliyordu.

Ama herkes istemsizce Roald'a baktı. Nedense onun onayı olmalıydı ki başlamalıydılar. Mana bile hareket etmemişti. Sadece sert bir şekilde masanın başındaki adama bakıyordu.

Roald hareket etmedi. Kafasını bir kez iki yana olumsuz anlamda salladı. Bu yüzden kimse masaya yaklaşmadı.

"Yemeyeceksiniz galiba." dedi adam üzüntüyle koca sofraya ve yemeklere bakarken. "Oysa bu yemekleri sizin için getirmiştim." Yine kimse o adama tepki vermedi.

O da kimdi ve ne diye buraya getirtmişti kendilerini buraya? Ölmelerinin arkasındaki soru işaretlerinin cevabı bu adamda olabilir miydi?

"Hah." diye bıkkın bir nefes verdi adam ve temiz bir bezi alarak nazikçe ağzını sildi. Sonunda bezi kenara koyarken kendisine bakan gençlere gülümsedi. "Cevaplar istiyorsanız bence oturun." 

Herkesin istediği şey cevaplarken bu sefer dinlemek zorunda kalmışlardı. Herkes bir tane sandalye çekip otururken meraklı bakışlar adamın üzerine yoğunlaşmıştı. Aynı zamanda herkes tetikteydi. Her an her şey olabilirdi. Kimse artık bir şeye güvenemiyordu.

Roald söze giren kişi oldu. "Sen de kimsin ve burası neresi?"

Adam bakışlarını ona çevirdi. Birkaç saniye Roald'ı süzdükten sonra, "Grubunuzun lideri olmalısın." dedi hafifçe gülümseyerek. Roald'ın gözleri şaşkınca irileşirken arkadaşlarına bakış atmıştı. Sonra boğazını temizlemiş ve, "Arkadaşız. Bir lidere ihtiyacımız yok." diye cevap vermişti.

Adam, "Anladım." diye mırıldandı ama gözlerinde daha farklı bir ifade vardı. Alkar gözlerini adamdan çekip önündeki meyveli yoğurda baktı. Önceden burada olmadığına dair yemin edebilirdi.

Ne zaman geldiğini bilmiyordu. Ruhu bile duymamıştı açık konuşmak gerekirse. Vitale'nin de önüne bir kadeh şarap gelmiş olmalı ki Vitale onu görünce bir an yerinde sıçradı.

Roald da kendi önündeki içki bardağına göz attı ve adama cevap istercesine baktı. "Garip biriyim size göre, değil mi?" diye konuşan adam hafifçe gülmüş ve herkese göz atmıştı. Mana sinirle masa örtüsünü sıkarken bir şey söylememek için kendini tutuyor gibiydi.

"Aslında..." dedi sonunda hafifçe ciddileşen adam. Sandalyesinde doğrulmuş, yüzündeki güleç ifade yerini soğuk bir ifadeye bırakmıştı.

Sabredemeyen Garon, "Evet?" dedi sert bir sesle. Artık onun da takati kalmamıştı bu olaylara. Adam herkesi bir kez daha süzerken, "Hiç neden birdenbire birbirinizle bağlandığınızı düşündünüz mü?" diye sordu.

Dikkatle onu izleyen gençler soru karşısında duraksadı. Cevap veren Emest olmuştu. "Bu biraz saçma değil mi?" dedi sesinde hafif alay varken. "Düşünmediğimiz tek bir an bile yoktu sadece alıştık."

Adam doğru kelimeyi bulmuş gibi, "Alıştınız." dedi. İşaret parmağını Emest'e doğrultmuştu. Emest kendisine doğrultulan parmağa kötü bir bakış attı ama herhangi bir hamlede bulunmadı. 

Adam ellerini masanın üzerinde birleştirdi. "Bu zamana kadar birçok kez konuştunuz, yardımcı oldunuz hatta bazen geyik muhabbeti bile yaptınız."

Bunları nasıl bildiğini içten içe sorgulayan Alkar yutkunarak karşısında oturan Mana'ya bakış attı. Adam elinde hala masa örtüsünü sıkıyordu ama boğazındaki bazı damarlar sinirden ve stresten fırlamıştı.

"İlk başlarda cidden bunun ne olduğunu öğrenmek için çabaladınız. Sonra ise birbirinize alıştınız ve bağın kopmasını istemediğiniz için araştırmayı bıraktınız. Belki de tek çabalayan kişi..." Aniden bakışlarını Alkar'a çevirdi. "O'ydu."

Alkar düz düz kendisine bakan garip gözlere baktı. Diğerlerine bakarken ki ifade şuan gözlerinde yoktu. Bu rahatsız ediciydi.

İstemsizce rahatsızca ayağını bir kere yere vurdu ama bu küçük bir vuruştu. Sanki adam anlamış gibi gözlerini ondan çekti.

"Gerçi bağın kopmasını istediği için değil de merakını gidermek için yapıyordu. Bir amaca sahip olmak için. Değil mi?" Bu soruları sorarken bir yandan da sorarcasına Alkar'a bakmıştı. Alkar ağzını açtı. Bir nevi onaylarken, "Nereden biliyorsunuz?" dedi.

Bu soru 'Sen kimsin ve nasıl bilebiliyorsun?' anlamında söylenilmişti. Adam cevap vermedi, kafasını başka yere çevirdi. "Bunu sorgulamayı bıraktınız ve sanki normalmiş gibi devam ettiniz. Ta kii herkes teker teker kaybolana kadar. Sizce de garip değil miydi herkesin arka arkaya kaybolması? Ölmesi?"

Alvar, "Garip." dedi gözlerini önündeki parıldayan bardağa dikerken. "Bu yüzden cevapları arıyoruz zaten."

Adam gülümsedi. "Bugün birkaç sorunuza cevap bulabilecek gibisiniz..." Bilgiyle parlayan gözler, herkesten üstün olduğunu vurgulayan duruş ne kadar güzel ortamda olurlarsa olsunlar herkesi pek de iyi etkilemiyordu.

"Şimdi." dedi parmaklarını bir kez masaya vururken. Herkesin önünde sadece bir bardak su ve önlerine gönderilen yemekler kaldı. Alkar'ın önünde meyveli yoğurt kalmıştı kısacası.

"Artık konuşmaya başlayabiliriz."

Garon herkesin duyacağını bilerek Alvar'ın kulağına eğildi ve, "Biz şimdiye kadar ne bok yiyorduk lan?" diye sordu. Alvar ortamın ciddiliğine karşıt davranışlar sergileyen Garon'a alttan bir tekme savurdu ve, "Bir dur be." diye homurdandı.

Garon da ciddiydi sadece böyle ortamlara gelemiyordu işte.

Adam ikiliye düz bir bakış atınca susmak zorunda kaldılar. Adam derin bir nefes aldı ve, "Neyse." dedi.

"Her şeyi baştan konuşalım derken ciddiydim."

Vitale yerinde rahatsızca kıpırdandı ama bir şey demedi. Adam, "Size bir efsaneden bahsetmek isterim." dedi. "Ve bu efsaneyi bahsedebilmem için başka bir efsane bilmelisiniz."

Efsanelerden bıkan Alkar bir şey demedi. "Gerçi o efsaneyi biliyorsunuzdur. Tanrı'nın Laneti."

Tekrardan aklına gelen efsane Alkar'ın olaya daha da adapte olmasına vesile olmuştu. Her şey değişmeden önce duyduğu efsaneydi bu.

"Efsanede bir düşünce bile başka alemden başka aleme geçemeyeceğini vurgulama yapılıyor ama şu işe bakın ki siz bugün aslında tamamen farklı alemlere ait olduğunuzu öğrendiniz."

Sadece nefes sesleri duyuluyordu. "Ondan önce ise her biriniz ard arda öldünüz ve aynı yere toplandınız. Garip bir şekilde..." Adamın sesindeki esrarengiz bir ton herkesi etkisi altına alırken Alkar'ın kalbi tedirginlikle çarptı.

"Hiç düşündünüz mü bir amaç uğruna birbirinize bağlandığınızı?"

Herkes bir an birbirleriyle göz göze geldi. Bir amaç uğruna bir araya gelmek mi?

Roald boğazını temizleyerek, "Ne tür bir amaçmış bu?" diye sordu.

Adam ayaklandı. Herkes anında onunla birlikte ayaklanırken adamın bir şey yapacağını düşünmüşlerdi. Adam sadece gülümsedi ve, "Size bir şey göstereceğim." dedi.

Kimse bir şey anlamadan etraf karardı. Sessizlik her tarafa yayılmışken hafif bir ışık parlamaya başladı ve sonunda görüşleri açıldı.

Alkar'ın kalbi garip bir histen dolayı hızla çarpmaya başladı. Bu iyi bir his değildi.

 Sanki midesi bulanıyordu. Birden kendini hasta hissetmeye başladı ve başına ağrı girdi. Birden bire bu kadar çökmesinin nedeni sadece karşısındaki görüntüydü.

Herkes Alkar'la benzer hisler yaşarken adam bir hiçmiş gibi garip görüntüye bakmaya devam etti.

Görüntüde çok da bir şey yoktu. Sanki şuan boşluktaydılar ve oradaki şey kara bir maddeden başka bir şey değildi. Etrafa yaydığı aura sadece görüntü olsa bile onlara ulaşıyor ve kötü hissettiriyordu.

Vitale, "Bu da ne?" diye fısıldadı yüzünü buruştururken. Elleri sanki korkunç bir şey görmüş gibi titremeye başlamıştı. Gördükleri kara şey hafifçe büyüyor sonra eski haline geliyordu. Varlığı bir an kayboluyor sonra tekrardan beliriyordu. İçinde bir şeyler varmış gibiydi ama sonradan o his kayboluyordu.

O da neydi?

"Kafanızdaki soruları biliyorum." diye mırıldandı adam hala oraya bakmayı sürdürürken. "O ne ve bizim onunla olan alakamız nedir?"

Herkes başını ona çevirdi. Garip bir şekilde kimse yorum yapmıyordu. Adam ilk defa sıkıntılı görünürken, "Efsaneyi hatırlayın." diye fısıldadı. "İlk alemin yanında bir madde oluşmuş. Bu madde ilk alemin yapıtaşıyla neredeyse aynıymış. Ve sonra..." Gözleri parladı. "Patlamış."

Herkesin kalplerinin atış sesleri kulağında uğuldadı.

"Sizce bu nedir?" dedi adam onlara anlaşılmaz bir ifadeyle bakarken. Alkar cevap vermedi. Vermek istemedi.

Mana sonunda, "Bu..." dedi. "Korkunç." diye devam etti. "Eğer aklımdaki gerçekse bu korkunç."

Adam kafasını yana eğdi ve gözleriyle Mana'nın yüzünü eşeledi. "Fark ettiniz mi alemlerdeki karışıklığı?" diye fısıldadı adam. "Garip olaylar. Yapmaması gereken şeyi yapan türler. Eskisinden daha karışık olan duygular."

"Düzen bozuluyor." diye mırıldandı Alkar karşılarındaki görüntüye bakarken.

Roald konuştu. "Alemin üzerinde bir alem oluştu. Ona benziyordu ama tam olarak o değildi. Sonra o alem diğerlerine yıkım getirdi. Ta ki Tanrı duvarı örene kadar."

"Tanrı..." diye mırıldandı adam sesindeki garip bir tonla. Nefret miydi özlem miydi bu? 

"Terk etti bizi. Sadece ilk duvarı ördükten sonra gitti. Arkasında birkaç gücünü bırakarak."

Nefeslerini tutan grup bunun sonunun nereye gideceğini tahmin edemiyordu. "Sadece ilk duvar mı?" diye mırıldandı Alvar şaşkınca. "Diğer duvarlar?"

Kimse buna anlam veremiyordu ve bir çoğu karşılarındakinin basit bir yalancı olmasını istiyorlardı. Adam, "Evet." dedi histerikçe gülerken. "Neyse ki çok sevdiği bizlerin yok olmaması için duvarı örecek güçlerini geride bıraktı onlara miras olarak."

"Onlara?" dedi Emest merakla. Onlar da kimdi? Adam göz ucuyla Alkar'a baktı hafifçe. "Gardiyanlar." dedi sesinde bir tutam saygı bir tutam nefret varken. 

Alkar aklına gelen şeyle yüzünü ovuştururken içinden yeter diye bağırıyordu. Bu kadarı da fazlaydı. "Çok da şaşırmayın." dedi adam gülerken. "Ona bakarsan Turan Yedilisi'ni yapan kişi Tanrı değil Tanrı'nın parçasıydı."

"Haydaa.." dedi Garon iki elini başına koyarken. "Bu ne lan?"

"Yani tanrı gitmeden önce birkaç gücünü bıraktı ve öyle gitti?" diye sordu Roald anlaşılması için tane tane konuşurken. "İlk duvarı ören ve ilk yazıtı yazan da oydu?

Adam eliyle Roald'ı işaret ederken, "Aslında yazan Tanrı'ydı ama ulaştıran onun gücüydü. Arkadaşınız bilir." dedi Alkar'ı işaret ederken. "Amenta denir ona. Tanrı'dan kopan parçalardan biri. Canlı değildir ama bilinci vardır. Duvarlar örünmeye devam etti ama alemlerdekiler şüphelendiler. Sonra Tanrı uzun zaman sonra varlığını belli edip Amenta aracılığıyla Turan yedilisini gönderdi."

"...Amenta ne bir canlı ne de herhangi bir nesnedir. Bilince sahiptir ama yaşamaz. Her şeyi ayıran şeydir. Bir değil birden fazladır. Bütün canlıların ulaşmak istediği şeydir..."

"Turan yedilisi." dedi Alkar farkındalıkla. "O alemden diğerine geçmeye izin verecek tek şey. Uzun zamandır ortada yok ama o Alemleri duvardan sonra ayıran tek şey. Bir kapı."

Adam gülerek, "Evet." dedi. "Her Turan Yedilisinde Amenta bulunur."

"Bütün herkesin amacı Turan Yedilisini bulup diğer aleme geçmekti." dedi Alvar kafasını anladığını belli eden şekilde sallarken. "Amenta Turan yedilisi yani."

Adam dudağını büzerek onayladı. Ama bir sorun vardı. Bu karşılarındaki görüntüyü açıklamıyordu. "Peki o...?" dedi salağa yatan Emest. İlk başta istemese de anlamıştı zaten.

"Ah..." dedi adam asıl olaydan uzaklaştığını fark ederken. "Anladınız ama söyleyeyim..." 

İfadesizce onlara baktı. "Galiba bir alem daha geliyor."

"Ah siktir!" diye bağıran Garon, "Hadi ama!" dedi isyankar bir sesle. "Bir tane daha oluşuyor ve bizi bu yüzden mi öldürdün? Onun etkileri bizi öldürmeden önce mi?"

Adam gözlerini devirirken parmak şaklattı. Görüntü kayboldu. Yine yemek salonundaydılar. "Korkmayın." dedi homurdanırken. "Sadece Tanrı'nın gücünün seçtiğini gruplardan bir tanesiniz."

Herkesin bakışı anında ona döndü. Bu da ne demekti?

Tek grup onlar değiller miydi?




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1267

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1082

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 893

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 823

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 666

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 645

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 605

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 525

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 197

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15647 Üye Sayısı
  • 515 Seri Sayısı
  • 21158 Bölüm Sayısı


creator
manga tr