Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

DİPTEN EN TEPEYE - 115. Bölüm: Kendine Getirmek


"Cidden o düzelince hemen çözüm bulacakmış gibi düşünmeyi kesin!" diye homurdanan Mana sinir bozucu ses tonunu saklamamış ayrı yeten yüzünü buruşturup kafasını iki yana sallamıştı. Gruptaki diğer elemanlar onun bu davranış tarzına alışmış olsa da arada bir sinirlerinin gerilmesini engelleyemiyorlardı.

"Senin sorunu ne onunla bir türlü anlayamadık." diye homurdanan Vitale ona üstten bir bakış atmıştı.

Şuan yerde oturmayı bırakıp Roald'ın oraya yönelmiş, etrafında toplanmışlardı. Mana bilerek biraz uzakta duruyordu. Dediğine göre tipi bile onu hasta ediyordu.

Alkar ayakta durmuş Roald'ı inceliyordu. Hayalini bile kuramayacağı imparatorluğun varislerinden biri olan Roald gerçekten de prens gibi görünüyordu.

Altın sarısı saçları sanki parlıyordu, gözleri ise saçlarıyla aynı oradan altın gibiydi. Üstündeki elbise ancak zenginlerin giyebileceği kadar asil ama abartılı gösterişten uzaktı. Yerde oturup gözünü tek bir yere odaklasa bile hala asilliğinden bir şey kaybetmiş değildi.

Birkaç saat önce -birkaç saat geçtiğini tahmin ediyordu. Sonuçta zaman kavramı yoktu- Alkar ortaya isteğini söylemişti ve geniş çaplı bir tartışma yaşanmıştı. Bu arada bir fiziksel darbelere dönüşse de beşe bir olan Mana sonunda yenilgisini kabul etmişti.

Mana'ya göre o olmasa da çözüm bulabilirlerdi. Daha bir ölüm karşısında kendini tutamayan biri onlara yardım edemezdi. Diğerleri ise böyle düşünmüyor ve ne yaşadığını öğrenmeden karar vermenin yanlış olacağını vurguluyorlardı.

Alkar biraz uzakta hala put gibi duran Roald'ı izlerken üzüldüğünü hissetti. En kötü olduğu zamanlarda bile onun verdiği akıllar sayesinde güç bulmuştu ve istemsizce ona yakın hissediyordu. Onun için diğerlerinden daha farklı bir figür oluşmuştu beyninde ama buna bir ad koyamıyordu.

Garon da yanında durmuş boş boş onun bedenine bakıyordu. "Belki de tekmelemeliyiz?" diye saçma sorusunu yineledi ama bu sefer kimse onu takmadı. Grup ne Mana'yı ne de Garon'u takıyorlardı bu durumda. Önerileri saçma ve geçersiz olduğu için geride durmalarını söylemişti Vitale. Mana zaten dünden razıydı.

"Güçlerimiz olsaydı iyi olurdu." diye konuştu Alvar yere çökmüşken birkaç saattir sadece Roald'ın yüzüne bakıyordu ve bazen ani hareketler yapıp adamın tepkilerini ölçüyordu.

Burada maalesef kimse güçlerini kullanamıyordu.

Ama garip bir şey vardı. En azından Alkar için garip bir şey vardı. Herkes gibi kendi güçleri de gitmişti ama bir ara kontrol edince lekenin hala durduğunu görmüştü.

En son bedeni tamamen yok olmuştu ve şuan büyük ihtimalle ruh durumundaydı. Sonuç olarak korkutucu bir şey çıkıyordu ortaya.

Bu leke ruhuna sinmiş olabilir miydi?

Bunu sormak istese de daha önemli bir durumdaydılar ayrıca en çok Roald'ın düşüncesini merak ediyordu. O bu metodu söyleyen kişilerden biriydi sonuçta.

Bıkkın bir nefes alan Emest, "Belki de cidden fiziksel bir şekilde saldırmalıyız. Belki ölüme yaklaşırsa tepki verir."

Vitale, "Bu riskli." diyerek katılmadığını belli etti. Alkar artık risk olsa da bu durumda ilerleme kaydedemeyeceklerini düşündüğü için Vitale'ye yaklaştı. "İşe yaramıyor." derken tam önünde durmuştu. Vitale düşünceli bir şekilde ona baktı.

"Peki önerin ne?" derken Garon'a bir bakış atmıştı. Kızıl saçlı adam Roald'ın önünde çökmüş garip garip hareketler yapıyordu. "Ona ciddi anlamda fiziksel zarar versek bile dönmezse ne olacak? Belki de biz yokken başka bir şey olmuştur ve tek gereken şey zamandır."

Alkar bunu düşünmüştü ama beklerlerse gerçek hayatta birçok şeyin değişmiş olacağını biliyordu. Her ne kadar Vitale için geri dönmek o kadar önemli görünmese de buradaki birçok kişi trajedik bir şekilde ölmüştü ve yapmaları gereken şeyler vardı.

Fark ettirmeseler bile içten içe geri dönüp adaleti sağlamak istiyorlardı.

"Sadece." dedi Alkar aklındaki fikrin delice olduğunu bilse de. Mana'ya bakmamaya çalıştı. Adam hala uzakta somurtuyordu.

"Belki de hepimizin ona saldırması gerekmez. Bilirsin..." Yutkundu. Vitale ona dikkatle bakarken ifadesiz durmak zordu. "Sadece onun tepki vereceği biri yapsa ve damarına basacak sözler söylese zihni yerine gelebilir."

Mana şu ana kadar bir kez bile yaklaşmamıştı ve Alkar onun Roald'ı uyandırabileceğini düşünüyordu. Vitale anlamış gibi yüzünü buruşturarak Mana'ya baktı. "Hadi ama." dedi inanmayan bir ses tonuyla. "Kesinlikle ona yarar sağlayacak bir şeyi kabul etmez."

Alkar ciddi bir şekilde bakmaya devam etti. "Ama devam etmesi gerek." diye üsteledi. "O da en az bizim kadar geri dönmek istiyor ve gerekirse ona bile yardım eder. Sen ikna edici birisin."

Kendisinden uzun olduğu için hafifçe başını kaldırmak zorunda kaldı Alkar. "Cidden, seni dinleyebilir."

Vitale ofladı ve birkaç saniye başka bir yere baktı. Garon'a, Emest'e ve Alvar'a baktıkça başka seçeneğinin olmadığının farkına varan Vitale Alkar'ın omzuna bir kez vurdu ve Mana'nın yanına yürümeye başladı.

Alkar uzaktaki ikiliye gergince bakarken içinden işe yaramasını diledi. Cidden Mana Roald'ın damarına basarsa adam delirip ona saldırabilirdi ve bu sayede kendine gelmiş olurdu. Fiziksel zarara da gerek kalmazdı.

Mutlu son.

Dikkatle hararetle konuşan Vitale ve Mana'ya baktı. Vitale ne istediğini söylemiş olacak ki karşı çıkar gibi kafasını iki yana sallıyor, el kol hareketleriyle yapmayacağını vurguluyordu. Uzaklaşmak için arkasını dönen Mana'yı Vitale omzundan tuttu ve bir şeyler dedi.

Mana artık Vitale ne dediyse durulurken birkaç saniye duraksadı. Ciddiyetle Vitale'nin gözüne bakarken Alkar yerinde ter döktü resmen. İşe yaramasını kalpten umuyordu.

Sonunda pes etmiş gibi başını eğen Mana ilk defa Roald'ın hareket etmeyen bedenine yaklaştı. Onun geldiğini gören Garon hayret nidası bırakırken etrafında toplanan kişiler istemsizce uzaklaşıp Mana'ya yer açmışlardı.

Alkar hala yerinde dururken kollarını göğsünde bağladı ve olacakları izlemeye başladı. Vitale de yanına geldi.

Mana baygın gözlerle yerdeki adama baktı. "Ne kadar da acınasısın." derken yüzünü buruşturmuş ve ayağıyla onu dürtmüştü. Baya baya aşağılayıcı bir şekilde yapmıştı.

"Hop!" dedi ne diyeceğine karar veremeyen Mana. "Artık kendine gelmeye ne dersin?" derken kafasını yana eğmişti. "Sadece sesimiz varken konuşmak kolaydı tabi. Bir ölümde bile böyle kalakalan biri gerçek hayatta nasıl pısırıktı kim bilir?"

Roald'dan herhangi bir tepki gelmedi.

Mana alaylı bir ses çıkardı ve Roald'la aynı hizaya geldi. "Var ya..." derken gözlerindeki sinir belliydi. "Senden cidden hoşlanmıyorum. Şu her şeyi bilirim tavırları ve güven verici sözler söylemen tamamen sahte geliyor bana..."

Roald'dan tepki gelmedi. Mana da zaten tepki beklemiyor gibiydi. Direk içindekileri yüzüne söylemeye başladı. "Prens gibi asillerden nefret ederdim ama sana ayrı bir nefretim var. Şu güven verici tavırların ve istemsizce liderlik özelliği göstermen benim sana olan nefretimi arttırmaktan başka bir işe yaramıyordu." Nefes aldı.

"Bir gün karşılaşacağımıza hiç ihtimale vermiyordum ama karşılaştık! Ve şu işe bakın ki aslında aciz herifin tekiymişsin." Roald'ın omzunu dürttü hiddetle.

"Kendinden büyük laflar ederken rahattın ama şimdi o kadar acınasısın ki benim gözümde... Biliyor musun? Neden bu durumda olduğunu biliyorum galiba." Mana'nın yüzünde oluşan hain gülümseme biraz sonra acayip aşağılayıcı sözler söyleyeceğinin habercisiydi.

"Şu kız mıdır nedir kesin ihanet etti sana. Sonra yaptıkları şeyleri gördün ve inanamadın. Salak gibi inkar ettin en sonunda senin bile kaldıramayacağın bir şey yaptı ve orada geberdin değil mi?"

Kahkaha attı. Mana şuan Roald'a bakmıyordu bile. Ama diğerleri bakıyordu. Roald tepki vermişti. "Aşağalık piçten fazlası değilsin sen Roald!" diye mırıldanıp kahkaha atan Mana kesinlikle bir şeyi umursamıyordu. Ta ki yüzüne yumruk yiyene kadar.

Anında harekete geçip ikisinin arasına giren kişiler sinirli Mana'yı ve altın gözlerini nefretle Mana'ya dikmiş Roald'a bakıyorlardı.

"Hey hey hey!" dedi Garon Roald'ı tutmaya çalışırken. "Sakin gençler!"

Vitale de Mana'nın yanına gitmiş ve, "Tamam becerdin işte." diye söyleniyordu. Mana nefret dolu gözlerini Roald'dan çekmedi.

Bu arada Alkar hiç hareket etmemiş sadece, "Biliyordum." demişti yüzünde yamuk bir gülümseme oluşurken. Şuan kendi egosunu biraz tatmin etmiş olabilirdi.

Bir yarım saat iki tarafı sakinleştirmekle geçti. Sonunda herkes kendi yerini bulmuştu. Bu arada Garon yumruk ve tekme yemişti ayrıca Emest'te arada kaynamıştı ve en kötü bölgesine tekme yemişti. Zaten o acıyla bağırınca durmuşlardı.

Bir on dakika da onu sakinleştirmekle uğraşmışlardı.

Sonunda ise yerde çember oluşturmuşlardı. Roald ilk kez gördükleri konuşma arkadaşlarına bakarken inanamıyor gibiydi. "Bunu beklemiyordum." derken herkesi süzdü teker teker. "Öldüğümü biliyorum ama sizinle bir araya gelmek?" Aklının ucundan geçmediğini mırıldanırken alayla gülmüştü.

Derin bir nefes veren Alkar bir şey demedi. Sadece artık ciddi anlamda bir şeyler yapmalılardı.

İlk önce şu lekeyi göstermeliydi. "Hey." dedi ona yaklaşırken. Altın rengi gözlerini ona çeviren adam gülümsedi. "Vay be." dedi gülümsemesi büyürken. "İlk konuştuğumuzda ölümlüydün şimdi ise..." Düşünür gibi yaptı. "Sesin olgunlaşmış." 

Alkar gözlerini devirdi. "Evet evet." dedi tam önünde dururken. Aynı anda diğerlerine de seslenmişti. "Bir gelsenize size bir şey göstereceğim." Herkes merakla birbirlerine yaklaşırken Alkar ortada kaldı.

Derin bir nefes alan Alkar, "Şu leke." dedi. "Hala vücudumda."

Garon, "Bedenin yok olmadı mı senin?" dedi merakla ona bakarken. Alkar onu onayladı. "Galina sadece bedenimde değil." derken tereddütle Roald'a bakmıştı.

Gömleğini birazı görünecek şekilde indirirken, "Buyrun bakın." dedi. "Bu ilk başta küçücüktü." derken son kelimeyi bastırmıştı. Çünkü şuan neredeyse bütün karnına yayılmıştı. Bazı dalların uçları sırtına kaymıştı hatta.

"Bunu anlayamıyorum." diye mırıldandı sonunda Roald. Vitale de onu onaylarken, "Böyle bir şeyi hiç duymamıştım. O metoddan sonra çıkan lekenin büyümesi... Nedeni bile belli değil."

Alkar hafifçe yutkunurken, "Bilinçli bir şey olmasından korkuyorum." dedi. Bazıları nefesini tuttu. Düşünsenize bilinçli ve bilinmeyen bir şey vücudunuza büyüyor...

Garon ortamı yumuşatmak için, "Bu şeye benziyor...." dedi gülme isteğini tutarken. "Hani diyelim vücudunda bilinçli bir şey taşıyorsun ya... Bir nevi hamile falan mı oluyorsun?"

Herkes ona git geber bakışı atınca susmak zorunda kaldı. Tamam, berbat bir espriydi. 

"Tamam buna bir çözüm bulamadık." diyen Alkar zaten böyle bir şey beklediği için çok da üzülmedi ve yere bildiğin çöktü. "Bari şu anki duruma çözüm bulalım."

Herkes de bulundukları yere çöktüler. Bir nevi daire oluşturdular. Garon herkese tek tek baktı ve neşeyle, "Hey Vitale." dedi. "Tokmak olsa vur derdim de yere falan vur da hakim gibi tartışmayı başlat!"

Vitale onu takmadı. Garon ısrar edince, "Üf yeter be adam." diye homurdandı Vitale. "Şu çocuklardan daha çocuksun yemin ederim." derken ciddiye almak zorunda kalmıştı.

Garon omzunu silkerken Vitale'yi bekledi.

Vitale ciddi bir şekilde herkese baktı ve yere üç kere vurdu.

"Artık tam takım olduğumuza göre tartışma başlasın."

  ♕  ♕ ♕ 

Yazar Notu:

Arkadaşlar merhaba öncelikle. Bu aralar baya aksattığımı biliyorum. Önceden günde en az bir bölüm atardım hatta birden fazla da olurdu bilen bilir. Duraksama nedenini anlatayım önce. Çok da yabancı olduğunuz bir şey değil. Ülkenin durumundan dolayı açık konuşmak gerekirse. Dolar aştı zaten kendini ve benim de baya yüklü parayla işlerim vardı çözümü var ama bu sinir bozucu olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Yazma isteği denen şey bırakmadı ve bazı bölümleri zorlanarak yazdım. Oysa ki önceden bu bölümleri yazmak için heyecanla beklerdim. 

Herkesten daha çok etkilenmemin bir diğer nedeni de büyük ihtimalle yaşımın küçük olmasındandır. Daha lise öğrencisiyim ve geleceğimi şekillendirmiş bile değilim. Önümde saçma sapan bir sınav var. (11'e geçtim daha) Bu da aylardır kendimi sorgulamama neden oldu.

Şu son durumlar sağ olsun her şeyi silmeyi düşündüm. Hala düşünmüyor da değilim. Aklımda bir yerlerde var bu. Yapma diyebilirsiniz ama bir bölüm bile en az bir saatte yazılıyor. Siz beş dakika da okusanız bile bu işler o kadar kolay değil ve ben karşılık bile beklemiyordum bunu yaparken. Açıkcası tutulmasını da beklemiyordum. Bir iki bölüm atıp silmekti ilk amacım.

Sonuç olarak okullar açılana kadar bölüm atmaya devam edeceğim. O zamana kadar düşünme süreci falan. Büyük ihtimalle okullar açılınca ya çok seyrek gelir bölüm ya da tamamen silerim. (Üzülerek söylemek zorundayım ama hala karar vermiş değilim.)

Zaten başta da öyle uzun seri değildi bu. En az 300'e kadar gelirdi. Hala da öyle gibi. Benim aklımda bir olay akışı var ve oradan gidersem asla uzatmam. Bu noveli cidden bitirmek istiyorum ama hayat adil değil. Keşke geçen sene yazsaydım diyor insan. O zamanlar baya boş zamanım vardı ve şuana kadar bitmiş bile olurdu.

Dediğim gibi hala karar verilmedi ve okullar açılana kadar yapabildiğim kadarını yapacağım. Sonra bölümler seyrekleşebilir, sadece haftada bir toplu atabilirim (en iyi şey bu galiba) ya da bir notla ara verebilirim en kötüsü ise silinebilir.

Özür dilerim, bu en çok beni üzüyor. Umarım sadece bir duygu patlamasıdır ama daha yolun başında biri olarak maalesef şu 'Geleceği düşünmek' adı altındaki ağırlığı sırtlamış bulunmaktayım. Ve novel denen şey baya zaman alıyor.

Okuduysanız teşekkür ederim. Bu hikayeyi takip eden herkese teşekkür ederim.  




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1257

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 890

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 822

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 659

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 644

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 602

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 523

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 375

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 195

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 98

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15554 Üye Sayısı
  • 507 Seri Sayısı
  • 20922 Bölüm Sayısı


creator
manga tr