Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

DİPTEN EN TEPEYE - 114. Bölüm: Çözüm Üretmeye Çalışmak


Yanı başında kendisine 'Alvar' diye hitap eden kişiye bakarken kafasının karışmasına mani olamamıştı Alkar. Baştan beri seslerinde bir tanıdıklık vardı ama bunu kabul edememişti.

En son ölmüştü. Teknik olarak ya tamamen yok olması ya da her yerde ölü ruhların olduğu yerde olması gerekiyordu... Değil mi?

Onlar ne alakaydı?

"Ah." dedi ağrıyan başını tutarken. Arka planda hala bir takım boğuşma sesleri geliyordu ve bu Alkar'ın başına pek de iyi gelmiyordu.

Alvar endişeyle ona bakarken biri görüş alanına geçti. O kişiyi ilk defa görüyordu. Koyu sarı saçlı, kahverengi gözlü biri hemen yanında diz çökmüştü.

"İyi misin?" dedi Alkar'ın elini yüzünden çekerken. Alkar sesinden tanımıştı onu. Vitale'ydi. Aniden gözlerini açması ve karışıklık yüzünden pek de iyi durumda değildi. Yalan söylemedi. "Pek de iyi sayılmam." derken doğrulmaya çalışıyordu. Ona yardımcı oldular.

"Normal bu." dedi Vitale bilgili bir sesle. Alkar kısık gözleriyle ona anlamsız bir bakış attı. Vitale hala diz çökmeye devam ederken, "Buraya gelen ikinci kişi bendim." diye mırıldandı.

Alkar birkaç saniye toparlanmak için oturdu. Arkada hala, "Kesin şunu!" bağırışları ve, "Bana vurmayı kes!" nidaları vardı. Alkar cidden böyle bir yerde uyanmayı beklemiyordu.

"Buraya gelen?" dedi sonunda başındaki ağrı azalınca. Alvar yanında otururken rahatsızca kıpırdandı. Vitale de ona ciddi bir bakış attı. Alkar onlara sorgulayan bir bakış atarken ne ara bu kadar rahatladığını bilmiyordu.

Beyni farkında mıydı bilmiyordu ama şuan yıllarca beyninden konuştuğu adamlar karşısındaydı. Baya da rahatlardı. Kendisi gibi. Hatta bazıları aşmış direk fiziksel şakalara kadar ilerletmişlerdi kendilerini.

Vitale de derin bir nefes verdi arkadaki karmaşaya bir bakış atarken. Sonra Alvar gibi o da Alkar'ın yanına oturdu. Diğerlerinin aksine bu olayın ciddiyetini vurgulamaya çalışıyordu gözlerindeki ifade.

"En son ne hatırlıyorsun, Alkar?" diye sordu rahatlatıcı bir sesle. Sesindeki ufak ton Alkar'ın panik yapıp şoka girmesini istemiyor gibiydi. Alkar her şeyi hatırlıyordu. Neyse ki iradeli biriydi ve paniğini geri plana atabilmişti.

"Şey..." dedi cümlelerini toparlamaya çalışırken. Sonra bir kez daha alnını ovdu. Kısaca, "Ben öldüm." diye başladı. Onlara hala bakamazken, "Cidden öldüm." dedi. "Yalan değil. İntihar ettim... ben intihar etmek zorunda kaldım. Öldüğümü hissettim."

Açıkcası bunun en az bu durum kadar delice olduğunu biliyordu ama söylemesi şarttı. Gözlerini yerden kaldırıp onlara çevirdi. Ne Vitale ne de Alvar şaşırmıştı. Alkar rahatladığını aynı zamanda tedirgin olduğunu hissetti. Neden şaşırmamıştı bunlar?

"Aynısı." dedi Vitale sonunda. "Sen de ölmüşsün."

Alkar gözlerini kocaman açarak karşısındaki adama baktı. "Sen de derken?"

Alvar bir şey dememeyi tercih ederken anlatıcı rolünü Vitale üstlendi. "Biz de öldük. Yani gelen herkes bir şekilde öldü. Tabi herkes intihar değil ama..."

Alvar ekleme ihtiyacı hissetti, "Aslında sen hariç kimse değil." Meraklı gözleri Alkar'ın üzerindeydi. "İntihar mı ettin?" derken en son konuştuklarında intihar edilesi psikolojiye sahip olan Alkar değil Alvar'dı.

Bunu beklemediği kesindi.

"Zorunda kaldım." diye ekleme ihtiyacı hissetti ölmeden önceki garip hislerini hatırlarken. "Aslında baya saçma davrandım. Sanki düşünceler bana aitti ama aynı zamanda değildi..."

Vitale sakalını düşünceyle kaşıdı. "Biz de farklı değiliz. Yani... Ben de öleceğimi bile bile bu davaya neden girdiğimi bilmiyorum."

Alkar davayı biliyordu. "Şu tarikat mı öldürdü seni?" derken bu sohbetin saçma olduğunu düşünüyordu. Hadi ama! Ölümlerini konuşuyorlardı!

"Evet." dedi sıkıntıyla Vitale. "Baya acılıydı. En son içimden ölmek için yalvarıyordum. Amaçları ruhumun leş yiyiciye dönüşmesi gibi bir şeydi. Anladınız öldürüp kalıntıdan taptıkları yaratık çıkacak ama işe yaramadı." Eliyle kendisini gösterdi. "Burada olduğuma göre?"

Alvar' baktı Alkar kafasıyla Vitale'yi onaylarken. "Sen?" dedi merakla. "Nasıl öldün?"

Alvar sadece alayla güldü ve, "Aradığım bitki parçaladı beni." dedi. Çok zoruna gitmiş olsa gerek sinirli bakışları yerdeydi.

"Hmm..." dedi sadece. Kendisi zaten söylemişti. Ama diğerlerine yeterli gelmemiş olsa gerek, "Neden intihar ettin?" diye sordular. Bir an arkadaki tartışma sesini dinledi.

"Lanet olsun!" diye bağırdı Garon. Yerden üstünü silkerek kalkıyordu ama yerde toz yoktu. Yani üstünü silkelemesi saçmaydı. "Ben yumruk torbası falan mıyım Mana?" derken sesi ilk defa sinirliydi.

Mana bir an duraksadı. Kazıtılmış tarafını kaşırken ileri gittiğini düşünmüş olacak ki ağzını açtı, "Üzgünüm." dedi samimi bir sesle. Garon ciddiyetle birkaç saniye ona baktı ve sonra kahkaha attı. "Emest!" dedi mavi saçlının omzuna yumruk atarken. Mavi saçlı somurtuyordu. "Bana borçlusun! Hani demiştin özür diletemezsin diye!"

Garon ya aptaldı ya da umursamaz. Sinir hastası olan Mana bunu duyunca tekrardan dellenmişti ve şuan ciddi anlamda öldürücü bir aura yayıyordu. Garon o an gülmekle meşguldü. Emest orayı gösterene kadar sevgi gösterisine devam etti.

Mana ona doğru yürümeye başladı. Alkar, Vitale ve Alvar hala garipçe olayı izlerken Garon'un aptal olduğuna karar verdiler. Mana ciddi anlamda kızınca korkunç oluyordu.

Sonraki sesler pek de dinlenilesi değildi o yüzden sohbete geri döndüler.

"İntihar etmemin nedeni..." dedi arka plandaki sesleri yok sayarken. Garon'un acı çığlığı pek de harika değildi çünkü. Kulaklarının kapatmak istedi. "Kitabı vermek istemediğimdendi."

Vitale merakla kaşlarını çatarken, "Kitap?" diye sordu. Alkar gözlerini oturdukları simsiyah yere dikerken, "Amenta." diye fısıldadı. Yine içinde bir yerlerde farklı hissederken devam etti. "Birçok kişinin istediği bir kitapmış. Ben onu isterken değerinden bir haberdim. Sadece... istedim işte."

Bu diğer ikisine de garip gelmişti. "Sadece istedin ve ölümüne korudun?" derken Alvar bunun mantıksız olduğunu savunmuştu. Alkar sadece iç çekip onaylayabildi.

Vitale, "Okudu mu peki?" diye sordu. Alkar aklına okuduğu kısımları getirirken sinirle gözlerini kıstı. Okusa da bir şey anladığı yoktu ki.

"Yazarın adı bir garipti." dedi en çok kafasını karıştıran yeri söylerken."İlk Gardiyanlardan Gyouta Hammerdalie"

Alvar şokla ağzını açarken, "İlk gardiyan da ne?" dedi. Alkar bilmiyorum anlamında omzunu silkti. "Ben de anlamadım ki. Kütüphanenin falandır dedim ama içeriği öyle küçük birinin yazabileceği kadar basit değil."

Vitale hala konuşmuyor sadece Alkar'ı dinliyordu. Alkar hatırladığı kadarını söyledi. 

"...Amenta ne bir canlı ne de herhangi bir nesnedir. Bilince sahiptir ama yaşamaz. Her şeyi ayıran şeydir. Bir değil birden fazladır. Bütün canlıların ulaşmak istediği şeydir..."

Hiçbir şey anlamayan ikili sadece kendisine baktılar. Alkar da anlamayacaklarını biliyordu ama söylemeye devam etti.

"...Sen onu bulamazsın. Görmek istemen önemli değil. Güç sende değil ondadır...."

"Güç sende değil ondandır?" diye sordu şaşkınca Alvar. "Tanrı'dan mı bahsediyor yoksa?"

Vitale direk karşı çıktı. "Bir değil birden fazla dedi Alkar. Yani tanrı bildiğimiz kadarıyla tek."

Stresle dudağını yerken içindeki şeyi paylaşmanın mutluluğunu yaşıyordu. En azından tek başına tartışmayacaktı.

Ama kimseden öneri çıkmadı. Bu sessizliği bozan şey birden bire yanlarına seslice kurulan Garon'du. Kolunu Alkar'ın omzuna attığı gibi, "Ne konuşuyorsunuz siz?" diye sordu merakla. Alkar gözlerini devirirken Garon'a alttan bir bakış attı.

Garon ona sırıtırken, "Naber çömez?" dedi. Alkar lakabla yüzünü buruşturdu. Ergen, velet bitmişti bir de çömez gelmişti. 

"Ölü biri ne kadar iyiyse o kadar iyiyim." dedi dalgacı bir sesle sonunda. Garon'un bir an yüzü düştü. Sonra tekrardan sırıtmaya çalıştı ama başaramadı. "Ah." dedi yeni farkına varıyormuş gibi. "Öldük mü lan biz?"

Arkadan alkış sesi gelirken, "Aferin gerizekalı sonunda fark ettin." diye bağırma sesi duydu. Garon Alkar'ın omzundaki elini çekti ve resmen çöktü. Ona şokla bakarken adam sanki yeni yeni farkına varıyor gibiydi.

Bir süre yere bakarak sustu. Diğerleri de sessizlik içinde onu izlediler. Garon sonunda kızıl saçlarını karıştırarak, "Hassiktir." dedi. Kafasını iki yana salladı ve, "Bu olamaz." dedi. "Bu şekilde ölemem."

Böyle garip bir tepki beklemeyen topluluk şaşkınca ona baktı. İleride duran Mana bile bir an duraksayıp şaşkınca ona bakmıştı.

Yüzünü sıvazlayan adam, "Geri dönmem gerek." dedi. Kararlı çıkan sesi herkesi şaşırttı. En son ciddi olması gereken kişi Garon'du. Neden birden bire böyle davranmaya başlamıştı?

Alkar kaşlarını çatarken, "Nasıl öldün?" dedi merakla. Bu davranışının nedeni kesinlikle ölümüyle doğrudan bağlantılıydı.

Yüzünü eline gömmüş adam bir süre ses çıkardı. Vitale gergince ona bakarken her şeye kendini hazırlamış gibiydi. Ani davranış bozukluklarına en çok aşina olan Vitale'ydi. Birçok davranışı bozuk canlı görmüştü.

Garon sonunda, "Çok kötüydü." dedi. Sesi elini yüzüne bastırdığı için boğuk geliyordu. Emest ve Mana da yaklaştı hafifçe. Garon belli ki tam olayı anlatmamıştı.

"Ben." dedi kendini toparlamaya çalışırken. Emest adamın omzuna elini koyup sıktı hafifçe. Bunun gibi birini bu hale getiren ölüm kim bilir nasıldı?

"Kardeşlerimle canavar avına çıkmıştık. Yani denetim işte. Aynı zamanda eğlencesine avlanırdık. Onlar benden küçüktü. Ben ailenin en güçlüsüydüm. En büyüğü değildim ama en güçlüsü kesinlikle bendim."

Geçmiş zaman ekini bastırarak söyleyen Garon kesinlikle iyi görünmüyordu. "Sonra..." dedi hafifçe nefes verirken. "Biraz dikkatsizdim ve onun bölgesine girdim. Oranın canavarı benim boyumu aşardı ama kaçabilirdim. Yalnız olsaydım."

Sesi sona doğru kısılırken Alkar hala neden böyle aşırı tepki verdiğini anlamaya çalışıyordu. Garon elini yüzünden çekti ve onlara çaresiz bir bakış attı. "Kardeşlerimi kurtarmak için geride kaldım ama nedense ilk defa tek değildi canavar..."

Vitale farkındalıkla kaşlarını kaldırdı ve Garon'a üzgün bir bakış attı. Diğerleri hala anlam verememişti. "Ben... kaçamadım. Beni yavaşça parçalamaya başladılar ama kardeşlerimi korumuştum. Onlar kaçmıştı. Ama... ama..."

Hafifçe yukarıya baktı ve gözünden akan yaşı sildi. "Ölmeden önce orada oturup sırıtarak parçalanmamı izleyen kardeşlerimi görmeyi beklemiyordum. Ben... bilerek... Onlar bilerek beni oraya attılar ve canavarlar tarafından parçalanmamı izlediler."

Alkar duyduklarıyla sıkıntıyla gözlerini yumarken herkesin sorunlu olması sinirini bozuyordu. Hadi ama! Öz abisini öldürtmek de ne demekti! Hem de öyle bir şekilde!

Vitale bir şey demeden ona baktı. Diğerleri de susmuştu. Bu olayın üzerine ne denilebilirdi ki?

Bir süre kimse konuşmadı. Sonunda yine farklı konuya geçen bu olayın sahibi Garon'du. "Sadece... demek istediğim geri dönmeli ve hesap sormalıyım. Anlıyor musunuz?"

Herkes onaylarken içten içe onu onaylasalar da daha kötü olmamasını istiyorlardı. Şuan nefret doluydu ve geri dönerse daha kötü olabilirdi. Gerçi ölmüşlerdi. Geri dönemezlerdi ki...

"Herkes geri dönmek istiyor." dedi Alkar tek tek onlara bakarken. Yerinde dikleşti. "Arkada bıraktıklarım var ve şuan pişmanım. En azından Börü bunu hak etmiyordu." derken herkese önceden Börü'yü anlattığı için şanslıydı.

Bazıları, "O ruh yaratığı mı?" diye sordu. Alkar onları onaylarken sıkıntıyla başını ovdu. 

Emest, "Ben de devriyede arkadan karanlık enerji sızan bir boşluğa itildim." dedi alayla. Her ne kadar alayla ve gülerek söylese de gözünün ardında nefret vardı. "İş arkadaşımdı bunu yapan. Onunla her gün kahve içerdim. Biraz koydu tabi."

En sonunda kendisi de oturmuş onlar gibi yere. Ayakta bir tek Mana vardı. O da ağzını açarken, "Benimki de berbat." dedi. Alvar'ın yanında boşluğa oturdu ve bir dizini kendisine çekti. "Grup görevi işte. İçinde sevdiğim kız bile vardı ve ben bilirsiniz..." Kendisini gösterdi beğeniyle. "Güçlüyüm  yakışıklıyım işte. Dedim ki bu kızı tavlarım ama onlar grup arkadaşlarıyla plan yapmış beni ortadan kaldırmak için. Bilerek tuzağa düşürdüler. Bir saat boyunca kıvrandım. Yavaş yavaş vücudum yok oldu."

Bazıları acıyı hissetmiş gibi yüzünü buruşturdu. "Berbat." diye mırıldandı Garon gülerken. "Kız da orada mıydı?" diye sordu Alvar merakla. "Belki de haberi yoktu."

Mana histerik bir kahkaha attı. "Tabi herkesin haberi var bir tek onun yok. Hangi mal buna inanır?" Alkar bilmişçe kaşlarını kaldırırken, "Yani orada değildi." diye mırıldandı.

Mana yüzünü buruşturarak Alvarla Alkar'a baktı ve, "Veletler konuşmasın lütfen." dedi. İkili anında Mana'ya gözlerini devirdi. "Sütünüzü için siz." diye devam ettiren Garon ortamın gerçek anlamda değişmesini en çok isteyen kişiydi.

Alkar ve Alvar cevap vermedi. Kafaları ergen seviyesinde olan kişilere cevap veremezlerdi.

Sonunda ortam azıcık düzelince Alkar birinin yokluğunu fark etti. "Hey." dedi gruba bir kez daha bakarken. "Yeni fark etmem berbat ama Roald nerede?"

Mana yüzünü buruşturdu. Alkar buna şaşırmadı. Mana ondan nefret ediyordu sonuçta.

İlk giden Roald'dı. Yani... ilk gelen de o olmalıydı. Etrafa bakarken Vitale ona bir yeri gösterdi. Biraz uzakta biri daha vardı. Alkar daha önce oraya bakmadığı için görememişti.

O kişi yerde oturuyordu ve hiç kıpırdamıyordu. Alkar ağzını açıp, "Hey Roald-" diyecekti ki Vitale onun omzunu sıktı. "Boşuna uğraşma." dedi sıkkın bir bakışla ilerideki Roald'a bakarken. "Tepki vermiyor."

Alkar şokla, "Nasıl?" dedi. "Öldü mü yoksa?" Gerçi teknik olarak ölüydüler ama...

"Hayır." dedi Vitale. "Galiba onun ölümü daha sarsıcıydı. Ondan sonra ben gelmiştim ve inan çalıştım ama sadece yere bakıp durdu."

Mana alayla gülerken, "Kesin kız bir şey yaptı." dedi. "Aptal işte."

Alvar hemen karşı çıkarken, "Aptal deme." diye homurdandı. "O bizim arkadaşımız."

Mana eliyle kendisi hariç herkesi işaret ederken, "Sizin." dedi vurgulayarak. "Benim değil."

Emest ellerini çırptı. "Her neyse!" dedi. "Bir ara çözülür. Donmuş olacak değil ya? Önemli konuya gelelim. Biz neredeyiz ve bu durumdan nasıl kurtulacağız?"

Kafaları karışık ve içleri travmalarla doluyken pek sağlıklı düşünemeyen grup birkaç dakika da olsa çabaladı.

Alkar derin bir nefes verdi sonunda. "Belki de..." diye mırıldandı Roald'a bir bakış atarken. "Onu normale döndürmekle başlamalıyız."

Mana'dan direk itiraz gelirken etrafta bir uğultu oluştu. Herkes aynı anda konuşurken Alkar içinden isyan etti.

Bu kolay olmayacaktı.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1323

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1123

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 939

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 861

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 745

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 696

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 676

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 618

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 573

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 450

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 147

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 116

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 88

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17393 Üye Sayısı
  • 465 Seri Sayısı
  • 23448 Bölüm Sayısı


creator
manga tr