“Göklerin altında tek şeytan. Yeryüzünün üzerinde basit bir tavuk.. “ #Emperor’s Domination

DİPTEN EN TEPEYE - 112. Bölüm: Geç Kalan Birlik


Devasa bedeniyle son hız gezegenden yukarı çıkarken arkasında bıraktığı fırtınayı ve yıkımı umursamıyordu Börü. Kesinleştirmesi gereken bir şey vardı. O adamlar yalan söylemiş olabilirdi. Belki de kendisinin umutsuzluğa düşmesini istemişlerdi.

Neden Börü'nün umutsuzluğa düşmesini istesinler ki?

Dişlerini yalayıp daha da hızlandı. Ses hızını aşması yüzünden büyük bir patlama oldu, arkasından takip edenler tepe taklak olup yere doğru düşmeye başladılar.

Börü uzaya vardığı gibi telaşla etrafına baktı. Etrafta yoğun bir insan trafiği var gibiydi. Hepsi de Börü'nün düşmanıydı.

Börü'yü anında fark ettiler. Biri, "Hey!" dediği gibi kellesini kaybetti. Börü hiç gücünü kullanmadan direk pençe ve dişleriyle önüne çıkan herkesi parçalamaya başladı. Kürküne çarpan sert şeyler yok oluyordu. Üstündeki zırhımsı kürkü onların gücüne göre çok sağlamdı.

U.W.K.P'nin yaydığı o enerji kütlesi ne kadar uzakta olursa olsun kendini hissettiriyordu. İster istemez uluyarak başkasının kafasını parçaladı ve son hız oraya doğru yöneldi. Kendi gözleriyle görmeli ve onaylamalıydı.

Saçma geliyordu.

Bütün bu olaylar, saçmaydı.

Neden başta onu durdurmamıştı?

Börü'nün hayatı hep ihanet ve yalnızlıkla geçmişti. Gezegeninde elit bir ailede doğmuş, doğuştan güçlü olması nedeniyle herkes ona boyun eğmişti. Çok güçlüydü. Kendi ülkesinin kraliyet ailesinden bile.

Orduya generallik bile yapmıştı gençken. Ama sonunda, o kadar hizmetlerine rağmen... Tehlike olarak görülmüştü. İftira atılmıştı, bizzat kraliyet ailesi tarafından. Sonra hain damgası yapıştırılmıştı. Börü de damga boşuna gitmesin diye cidden ihanet etmişti.

Onları soymuştu ve birçok önemli kitaplarını yakmıştı. Bu onlar için büyük kayıptı ama Börü kadar kaybetmiş olamazlardı. Börü oradan yaşayarak çıksa da aslında hayatını kaybetmişti.

Sonra gücünü saklamış, normal bir alt seviye gezegene gitmişti. Orada yıllarca pineklemişti. Sonunda ölmek istediği bir zamanda bari boşuna olmasın diye insan çocuğu kurtarmıştı.

Bunun hayatını değiştireceğinden bir haberdi tabi.

Yıllar sonra ilk kez birine güvenmişti ve bu bir insandı. En güvenilmez canlılardandı. Ama ikili birbirlerine güvenmişlerdi. Hatta Alkar Börü'den daha çok güvenmişti arkadaşlıklarına. Bütün garip sırlarını Börü'ye söylemişti.

Börü ise... şu saçma geçmişini bile anlatamamıştı. Arkadaşlıklarına hak ettiği değeri verememişti.

"Şimdi olamaz." diye mırıldandı içinden. "Daha ona anlatacaklarım, gireceğimiz maceralar var."

Etraftan gök taşları geçerken Börü sinirle hırladı ve mümkünmüş gibi daha da hızlandı. Yarım saatlik mesafe on dakikaya indi.

Alkar şimdi ölemezdi. Özellikle saçma sapan bir kitap için. 

İntihar? Hayır, o intihar etmezdi. Daha kötü durumda bile intihar etmemişti.

En önemlisi o Börü'nün son dostuydu. Alkar da ölürse... Börü tamamen yapayalnız kalacaktı. Bu sefer bir gezegende pinekleyemezdi. Bunu yapamazdı.

U.W.K.P'nin alevleri görülürken kalabalığı umursamadı. Arasına daldı. Yerdeki cesedi gördü ama gözleri onu tanıyamadı o telaşla. Kenarda sinir krizi geçiren adamı göz ucuyla fark etti ama umursamadı.

Koşarcasına onları geçti ve kenara gitti. Yaklaştığı an alevler onu sıcaklatırken, "Hayır..." diye mırıldanıyordu. "Bu mümkün değil."

"Sen de kimsin?" diye sorar bir sesle U.W.K.P'den aşağıya bakmayı kesti. Sinirle parlayan gözleri ona adımlayan şahısa bakarken, "Siktirin!" diye bağırdı. Bir an herkes ona baktı. Kenarda sinir krizi geçiren adam bile.

"Neler oluyor?!" diye aksice mırıldanan adam sakallarını yolmayı bırakmıştı. Börü kısık gözleriyle ona bakarak, "Asıl size sormalı?!" diye hırladı. Nefreti ilik ilik damarlarına yayılırken, "Alkar nerede?" diye sordu.

Adını duymasıyla gözleri koyulaşan adamdan yayılan enerji o kadar kötüydü ki bazılarının midesi bulandı. Adam o çocuktan cidden nefret ediyordu.

"Geberdi!" diye bağırdı Börü'nün yüzüne bakarken. Gözleri sonuna kadar açılmış, bunu kabullenemiyor gibiydi.

"O küçük piç kitabımla birlikte atladı şuradan!" derken U.W.K.P'yi göstermişti. "Aşağılık orospu çocuğu!" derken yanındakine bir tane çakmıştı. Adam metrelerce ileriye savruldu ve U.W.K.P'den aşağıya düştü. Adamın çığlıkları her yerde yankılanırken iki saniye sonra kesilmişti. Sakallı adam, "Gördün mü?" diye sordu gözleri delilikle parlarken. Börü gittikçe daha çok kasıldı. "Böyle yanarak iki saniyede geberdi!"

"Seni or-" diye üzerine atlamak için hamle yapmışken başkaları geldi büyük bir gürültüyle. Sakallı adam sinirle ruh yaratığına bakmayı kesti ve gelenlere baktı. Gelenler, "Efendi Oplan!" diye bağırdılar adama doğru. "İki tane kaçağı yakaladık sonunda." 

Birinin elinde baygın Tae, diğerinde ise çırpınmakta olan Tong vardı. En güçlüsü olan bir adım öne geçti ve, "Birinci size saygılarını sunar." diye mırıldandı. Oplan'ın gözündeki nefret değişmezken onu görmezden geldi.

"Şu çocuğun arkadaşlarından mı?" diye sordu Tong'a bakarken. Tong'u tutan kişilerden biri, "Kurultaydaydı bu adam." dedi. "Bizi kandırmış."

Sesler artarken bazıları, "İhanet." diye fısıldadı. Oplan başarısızlığının kaynaklarından biri olan Tong'a baktı. Sonra Börü'ye. "Sen." dedi dikkatle Börü'ye bakarken. "Şu intihar edenin arkadaşlarından mısın?"

Börü nefretle ona baktı ve korkusuzca onayladı. "Evet." Oplan başını eğdi birkaç saniye sonra emir verdi. "Şunları bir araya getirip hareket etmelerini engelleyin."

Tong bitik durumdaydı ve Tae baygındı. Bir normal durumda olan Börü'ydü ama karşısındakiler diğerleri gibi güçsüz değildi ayrıca saldırsa tehlikeye giren yine kendilerinin hayatı olurdu. Her ne kadar mantıklı düşünecek durumda olmasa bile en azından az da olsa mantığı hala nefes almayı sürdürüyordu içinde bir yerlerde.

Onları ortada bir araya toplamasına izin verdi ve nefretle Oplan'a baktı. Oplan da zaten pek iyi durumda değildi. Yüzü kasılabileceği kadar kasılmış, yüzü iyice çirkinleşmişti. O kitabı kaybetmek Oplan'ın sandığından daha çok etkilemişti.

"Ben yıllardır uğraşıyordum..." diye mırıldanıyor, bir ileri bir geri yürüyordu.

Sonunda üçlüye döndü. "Sizin şu arkadaşınız." dedi iğrenç bir şey söylermiş gibi yüzünü buruştururken, "Onun yüzünden yıllarca çalıştığım planım yok oldu! Aradığım kitapla birlikte! Şimdi sinirimi kimden çıkarayım ben?!"

Börü ağzına gelen kötü lafları yuttu ve tip tip bakmaya devam etti. Tong gözlerini yere dikmiş diğerlerine bakmayı reddediyordu. Bir plan yapıyor olma ihtimali yüksekti. Tong asla burada ölemezdi çünkü oğlu yanındaydı ve yıllar sonra ilk defa kavuşmuştu.

Börü tek istediği şeyse karşısındaki şerefsizi öldürmekti.

"Sizi öldürmeliyim." diye mırıldandı Oplan dudağı seğirirken. İstediği şeyi kaybedince nereye saracağını şaşırmış gibiydi.

Börü sık sık nefes alarak sinirini sakinleştirmeye devam etti. Şimdi zamanı değildi. Onu bu haliyle bile yenemezdi. Daha da güçlenmeliydi.

Göz ucuyla yanan U.W.K.P'ye bir bakış daha attı. Ne yani Alkar yaklaşık bir saat önce buradan aşağıya atlayıp yok mu olmuştu?

Baştan beri buraya gelmesini söylemek hataydı. Kimse tahmin edemezdi çocuğun kitabı onlara vermemek için intihar edeceğini.

Bu kimin suçuydu? Börü erken gelseydi kurtulmuş olabilirler miydi? Neden daha önce güç kazanmamıştı ki?

Tüyleri sinirle kabarırken aralarında daha önceden bağ yapmış olmalarını diledi içten içe. Eğer bağ yapsalardı tehlikeli anlarda hissederlerdi. Ama Alkar arkadaş olmak için bu tür ilişkilerin pek de mantıklı olmadığını, bir tarafın istediği zaman gitme gibi şansa sahip olması gerektiğini söylemişti.

Alkar her ne kadar soğuk ve alışılmadık biri olsa da birçok insandan daha nazik ve düşünceli biriydi. Başkası onun yaşadıklarını yaşasa pislik biri olur çıkardı.

Börü kafasını kaldırdı. Karşısındaki adam bir şeyler diyiyor, elini kolunu sallayarak yaknıyordu. Börü'nün gözleri hafifçe kapanıp açıldı. Yeni yeni idrak ederken gerçekleri ruhu boşluğa düşmüş gibi hissetti.

Hey, o yoldaşını sonsuza kadar kaybetmiş miydi?

Buraya kadar mıydı?

Kafasını iki yana salladı ama boşluk geçmedi. Hayatında bir amacı olmayan kendisi tekrardan bir amaç bulmuşken tekrardan kaybetmişti.

Belki de bu Tanrı'nın 'Yaşamının sonuna geldin.' deme şekliydi. Hala oralarda bir yerlerdeyse tabi...

Tong'un hareketlenmeye başladığını kısık gözlerle izledi. Etrafı şuan pek iyi duyamıyordu. Birileri onu tutmaya çalışırken Tong nefretle karşısındakine bakıp bir şeyler diyordu. Ne diyordu?

Börü Oplan'a baktı. Yüzünde iğrenç bir sırıtma varken Tong'a cevap vermiş ve gülmüştü. Tong daha da sinirlenmiş, kendisini tutanlara gücüyle vurup metrelerce yuvarlanmalarını sağlamıştı ama başkaları anında onu yere sermişti.

Börü ifadesizce izlemeye devam etti. Kurtulmaları imkansızdı.

Çok fazlalardı.

Tae uyandı yavaşça. Tong oğluna bakarak, "Tae!" diye bağırdı. "Sakın gardını indirme." Yeni uyanmış Tae etrafını idrak edince anında dikleşmişti. Ne olduğunu anlamadığını haykıran bakışlar etrafta dolaşırken, "Ne oldu?" diye mırıldandı. "Bunlar da kim?"

Tong diğerlerine küfür edip direnmekle meşgul olduğu için Börü cevap verdi. "Alkar öldü." dedi düz bir sesle. "Buradan aşağıya atlayıp intihar etti."

Tae'nin yüzü şokla çarpıldı.

Kem küm etmesine aldırmadı Börü ve gözlerini yere dikti. Her şey son bulucaktı zaten. Gelen kişilere zarar verip, öldürülmeden önce birçok kişiyi de arkasında götürürdü. Tek yapabileceği şey bu gibiydi.

Sonra garip bir şey oldu. Kalabalığın arkasından yayılan enerji topluluğu hissettiler. Börü bile bir an oraya baktı.

Birileri geliyordu.

Oplan gözlerini oradan ayırmadı sonra ne hissettiyse, "Yok artık." diye fısıldadı. "Sauren."

Börü ona baktı birkaç saniye. Efsanedeki herif mi? Aklına Alkar'ın anlattığı şey geldi. 

Relian.

Gözünü bu sefer farklı bir hisle gelenlere dikti. Relian da orada mıydı?

Orada olmalıydı.

Sonunda Börü'nün gözleri geç kalmış olan çocukla buluştu. Relian Börü'yle göz göze gelince mutlulukla ve biraz zaferle gülümsedi. Ama Börü'nün ifadesinde bir şey değişmedi.

Relian'ın gülümsemesi soldu.

Börü kafasını iki yana salladı.

"Geç kaldınız."




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 979

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 921

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 761

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 723

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 604

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 531

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 519

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 496

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 447

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 426

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 213

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 195

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 159

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 159

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 132

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 96

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 74

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 71

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 63

Site İstatistikleri

  • 8872 Üye Sayısı
  • 223 Seri Sayısı
  • 13798 Bölüm Sayısı


creator
manga tr