Bekleyin okuyun ve öğrenin... #Örkün

DİPTEN EN TEPEYE - 111. Bölüm: Arhancheil


Börü ahtapotumsu kollara sahip şahısla dövüşürken neden bu kadar karanlık yerde durmayı seçtiğini merak ediyordu. Sandığından daha derin olan bu yer iyice sinirini bozmaya başlamıştı. Hemen halletmeli ve buradan çıkmalıydı. Öyle eğlendiği falan da yoktu.

"Yeter artık." diye homurdandı kollardan bir tanesini tutup. Gözlerindeki sarılık parladığı gibi ahtapotun bütün vücudu yayılan elektrikten dolayı titredi. Pişmiş et kokusu Börü'nün burnuna gelirken öğürme isteğini zor tuttu.

Burnu diğerlerine göre daha hassastı maalesef.

Son lafı, "Olamaz..." olan koruyucu zımbırtısı hem kendi beklentilerini boşa çıkarmış hem de boşu boşu zaman kaybetmesine neden olmuştu. Belki farklı bir gücü vardır, ortaya çıkarır umuduyla bekleyişi fiyasko olurken üzerindeki garip sıvıları temizlemeye çalışıyordu.

Havaya bir bakış attı ve tırnaklarının uzamasını sağladı. Bir kenara bir diğer kenara zıplayarak tırmandı ve boşluktan dışarı çıktı.

"Şimdi..." diye mırıldandı seslice. "Onun yanına yardıma falan mı gitmeliyim?" Tong ve Tae'nin olduğu tarafa bir bakış atarken ayaklarının Alkar'ın olduğu tarafa yönlendirdi. Burada boş boş durmak kendisine yarar sağlamayacaktı.

Sonra iki tane enerjinin ona yaklaştığını fark etti. Tünelden.

Bakışlarını oraya çevirdi. Diğer yollardan gelen koruyucular olabilirdi. Alkar yine haklı çıkmıştı. Hafifçe sırıttı ve bir gardiyan gibi yolun ortasında durmaya başladı. Esnemesini zar zor engellerken bu sefer eğlenebileceğini umuyordu.

İki tane normal insan hızlıca gelip karşısında durdu. Börü başını hafifçe dikleştirip onları süzdü. Kızıl saçlı ikili kahverengi gözlüydüler. Yüzlerinde grinin açık tonunda dövmeleri vardı ve parlıyorlardı.

Kızın da erkeğinde saçlarının yanları kazıtılmıştı. Bol pantolonlarını dizlerine kadar kıvırmışlar, ellerindeki zincirli bilekliklerin ses çıkarmasını sağlıyorlardı.

Kız olan başını yana yatırdı. "Ruh yaratığı." diye konuştu normal bir şekilde. Börü bir şey demedi. Kızın yanındaki oğlan onu onayladı. "Evet, söylenen ruh yaratığı."

Söylenen?

"Benden mi bahsetti size birileri?" diye sordu Börü alayla. Eğer bütün her şeyden bahsetmiş olsalardı kesinlikle karşısında bu kadar rahat duramazlardı.

O bir arhant'dı akabinde. Kibirli sarıları ikilinin üzerinde dolanırken herhangi bir rahatsızlığını gösterecek ifade bulunmuyordu yüzlerinde. Börü buna şaşırsa da belli etmedi.

"Kimsiniz ve neden buradasınız?" diye sorabildi sadece. Kim oldukları çok da önemli değildi ama nedeni önemliydi. Engellemeye geldiklerini zaten anlamıştı ama yine de kendi prosedürleri gereği onaylama ihtiyacı duyuyordu.

Erkek olan baygın gözlerini ona dikmeye devam ederken ağzını açtı. "Seni durdurmalıyız." dedi. Kız hafifçe gülümsedi. Erkeği devam ettirmek adına, "Ve öldürmeliyiz." dedi. Börü bu kadar açık sözlü olmalarına bir ağız dolusu kahkahadan fazlasını veremedi.

"Beni..." dedi kendisini gösterirken. "O kadar kolay öldürebileceğinize inanıyor musunuz?" diye devam ettirdi cümlesine. Bu kadar kibirli olmalarının arkasında güvenebilecekleri bir gerçek olmalıydı ama Börü de kendisine güvenen bir ruh yaratığıydı sonuçta.

Kolay lokma olarak görünmek içgüdülerini şaha kaldırırken kanlı dilini dudaklarında gezdirdi. Oğlan ve kız birbirine bakış attılar. İkisinin de bileklerinde bulunan zincirli bileklik bir kez daha birbirine çarpıp ses çıkarırken sessiz kaldılar.

Börü, "Hadi ama." diye sızlandı. Kollarını göğsünde birleştirmişti bu sefer. "Cidden burada bekleyecek miyiz sadece?"

İçgüdüleri ona tehlike alarmı verse de geri durmadı. Her ne kadar bu davranışları garip ve sinir bozucu bir hal almaya başlasa da Börü bu duruma el atacak değildi. Tek istediği şey dövüşmekti. Güçlüler miydi? İyi olurdu. Uzun zamandır dişinin kavuğuna yetecek birileriyle karşılaşmamıştı.

"Bizimle dövüşmek istediğine emin misin?" diye sordu kız. Dikkatli gözlerini ruh yaratığına dikmiş, boydan boya süzmüştü. "Senin gibi ruh yaratığı görmeyeli uzun zaman oldu. En sonuncusunu..." Hala boş bakışlarla bakıyordu. "Öldürmüştüm."

Börü gözlerini ona dikti ve karşılık verdi. Asla ama asla rakibine ezilmezdi. "O kadar da güçlü değilmiş anlaşılan." derken sesinde herhangi bir alay veya küçümseme bulunmuyordu. Sadece gerçekleri söylemişti.

Buz gibi ortamda sanki olabilirmiş gibi daha da soğurken kız bir adım ileriye geldi. Sanki oğlan ve kız sessizce anlaşmışlardı. Börü yerinde durmaya devam etti.

"Emin ol güçlüydü." diye fısıldadı kız ona küçük adımlarla yaklaşırken. Börü kendisine yaklaşmasına izin verdi ama aynı zamanda gardını aldı.

Az sonra ne olacağını kestiremiyordu.

"Beni küçümseme." diye hırladı Börü kendisinden kısa kıza üstten bir bakış atarken. Kız ve oğlan bir şey yapmadı. Soğuk bir rüzgar esti, saçları hafifçe yana doğru yatırıldı.

Kız ağzını açtı, sonra kapadı. Bir şey demişti ama ses çıkmamıştı. Sadece ağzını kıpırdatmıştı. Börü zar zor okuyabildi.

"Yazık olacak."

Kaşları çatıldı ve geriye gitmek için hamle yapmaya çalıştı Börü. Geç kalmıştı. Kız sol elini kaldırdı ve Börü'ye yandan vurdu. Büyük bir basınçla Börü'nün vücudu yana doğru fırladı.

Mağaranın duvarını deldi. Basınçtan dolayı sürüklenmeye devam etti. Belindeki kemikler acırken pençelerini çıkarıp bir yere tutunmaya çalıştı. Tutunsa da orası da parçalandı ve Börü yuvarlanmaya başladı.

Mağaranın bütün duvarlarını delip dışarı uçarken nasıl tek bir darbenin kendisini böyle fırlatabildiğini düşünüyordu.

Sikeyim.

Sonunda bir tane ağacı devirip durabildi. Pençeleri yerde büyük izler bırakırken sinirden kuduruyordu.

Nefret dolu gözlerini kendisine ilerleyen ikiliye çevirdi ve hiçbir şey olmamış gibi ayaklandı. Oğlan olan bir şeyler diyordu.

"Evet." dedi gözlerini Börü'nün üzerinde gezdirirken. "Evet, anlıyorum." Kafasını salladı bir kez daha. Sonra yanındaki kıza bakış attı. Kız elini ovuşturuyordu. Börü fırlatılmadan önce eline pençe darbesi atmıştı.

Oğlan, "Mağaradan çıkardık." dedi gözlerini iyice Börü'nün üzerine sabitlerken. Börü dişlerini gıcırdattı. "Halledelim mi?" diye son kez sordu oğlan.

Karşıdan tek kelimelik cevap geldi. Bunu Börü de duyabildi.

"Halledin."

Galiba ölümüne dövüşmek zorunda kalacaktı.

Kafasıyla onaylayan oğlan boynunu kıtlattığı gibi üzerine doğru yürümeye başladı. Kemikleri yeniden kaynaşan Börü geri adım atmadı. Gözlerinde sarılık artarken, "Gel bakalım." diye hırladı. Zaten hırladığı gibi üzerine atlamıştı.

Pençelerin keskinliğinden kaçamayan oğlan sert yumruğunu Börü'ye gönderse de Börü çoktan pençelerinden yayılan elektriği oğlana göndermişti.

Büyük bir elektrik akımına maruz kalan çocuk birkaç saniyeliğine afalladı. Bunu fırsat bilen Börü sivri dişlerini boynuna geçirmek için atak yaptı ama kızdan beline sert bir şey indi.

Acıyla uluyup anında çocuğu bırakırken çocuk iki elinde oluşturduğu şeyi Börü'ye fırlatmıştı. Anında Börü'nün boynuna bir tasma gibi takılan şey yere eğilmesine neden alırken canını ölesiye yaktığı için yine istemsizce uludu.

Sert pençelerini boynundaki şeye götürüp koparmaya çalışırkan ayağına bir şey dolandı ve iyice yere yapışmasını sağladı.

Börü bütün vücuduna yaydığı enerjiyi silaha yönlendirirken silahı tutan kız elektrik akımına maruz kaldı.

"Ahh!" diye acıyla bağırarak kırbaçımsı silahını Börü'den ayırdı. Börü boynundaki şeyi bir türlü çıkaramadığı için umursamamaya kara verdi. Zorlukla ayağa kalkarken anında oğlana yöneldi.

"Haddini aştın insan." diye hırlarken aynı zamanda soyut olmaya çalışıyordu. Eğer fiziksel bedenini soyutlarsa o şey de düşebilirdi değil mi?

Sarı gözleri içindeki siyah lekelerle parlarken oğlan onun bu haline sadece gülebildi.

"Kötü durumdasın." derken elinde yeni bir gri şey oluşturuyordu. O gri şey vücuduna yapışmamalıydı.

Kız elektriğin yan etkisini yense de savaşa karışmadı ve yan tarafta izlemeye başladı. Saçları kabardığı için sinirli hissetse de partnerine bırakmayı tercih etmiş gibiydi.

Börü sinirle karışık gülerken boynunda artan acıyı umursamadı. "Sizi parçalayacağım." derken bedenini soyutlamıştı.

Şaşkınca Börü'nün boynundan düşen gücüne bakan eleman sinirle kaşlarını çattı. "Seni yormamız gerekecek anlaşılan." derken aynı zamanda, 'ruh yaratığı' adı altında küfür etmişti.

"Siz tam olarak kimsiniz?" diye sorarken ayağını yere vurmuş ve elini yukarı kaldırmıştı Börü. Havada bulutlar birikirken karşısındaki rakibi alayla gülmüştü.

"Geç sormadın mı?" diye sorarken elini iki yana açmıştı. İki elinde de gri şeyden belirirken gözleriyle Börü'ye meydan okuyordu. Börü sadece cevap ver gibi kafasını salladı.

Ağzını açan oğlan, "Dördüncü koltuk." diye mırıldandı. "Kurultayın bir üyesiyim." Kız da yan taraftan kendi yerini söyledi. "Beşinci koltuk." derken bu işleri pek de takıyor gibi değildi.

Börü şuan başa baş dördüncü koltukla dövüşebiliyordu.

Sadece 'Tch' dedi. "Hayal kırıklığı." derken adamdan önce kendisini yapmıştı hamlesini. Tek parmağını havaya kaldırdığı gibi saf elektrik bütün eline, vücuduna dolmaya başladı.

Küçük elektrikçikler etrafa yayılırken ikili elektrikten kaçmaya çalışıyordu. Sert elektrikler çarptığı yeri küle çevirirken Börü diğer elinin parmağını düşmanına yöneltti.

Diğer parmağından devasa bir elektrik akımı rakibine gelmeye başladı.

Engel koyan dördüncü koltuk enerjiden dolayı geriye sürüklenirken zorlanıyordu. Yan tarafa yerinde durabilmesi için silahını sapladı.

Büyük elektrik akımı azalmak yerine arttı.

Sarı gözlerinden dolayı gözlerinin beyazı kaybolmuş Börü kendisine atılan kızı hissettiği gibi diğer elini ona yöneltti. Kız da dördüncü koltuk gibi elektrik akımına kapılmamaya çalışırken geriye sürüklenmeye devam ettiler. 

Kibirle gülümseyen Börü, "Güzel dövüştü." diye mırıldandı. "Ama buraya kadarmış."

Dördüncü koltuk. "Hıh." diye bir ses çıkardı.

"Himaya!" diye bağırdı. Kız direk elektriğin kendisine çarpmasına izin verirken aynı zamanda bir şeyi çocuğa fırlatmıştı. Fırlattığı şey büyüdü büyüdü büyüdü...

Sonunda kocaman bir kalkana dönüştü. Börü'nün yıldırımı kalkana çarptı ve geri tepti. Börü anında işini bırakıp kenara kaydı ama dördüncü bırakmadı.

Çok enerji harcadığından dolayı fiziksel bedenine giriş yapan Börü'ye iki tane gri şeyden fırlattı. İkisi de el bileğine yapıştı ve yere yapışmasını sağladı.

Dişleri büyüdüğü gibi onları koparmak için hamle yapacakken çok hızlı bir şekilde boynuna gri şeyden yapıştı ve kafasını yere çarpmasını sağladı. Acıyla istemsizce uluyan Börü bir anda değişen pozisyonların şokundaydı.

Ayaklarına ve gövdesine de yapışan şeyler tamamen yere mıhlarken kendi dişlerini bile çıkaramıyordu çünkü ağzını bile kapatmıştı.

Kendisine terler ve kanlar içinde yürüyen adam yanda yarı bilinçli yatan kadına bir bakış attı. Çok büyük voltajda elektriğe maruz kalmıştı.

Börü'ye eğildi.

"Fazla kibirli olmaman gerekiyordu ruh yaratığı." derken ağzından akan kanı silmişti. Börü sarı gözleriyle ona nefretle bakarken elini çekiştirdi ama yerinden bir milim bile kıpırdayamadı.

Oğlan ondan bakışlarını ayırmadan, "Ruh yaratığı hapsedildi." diye bir yere haber verdi.

Karşı tarafı dinlerken ne memnundu ne de memnuniyetsiz. Sonunda yüzü buruşurken, "Ahmak." diye mırıldandı karşı tarafa.

"Onların kaçmasına izin mi verdiniz?" derken Börü Tae ve Tong olduğunu anladı. Demek ki adam ortalığın karışacağını anladığı an oğlunu da alıp kaçmıştı. En azından sözüne sadıktı.

Alkar ne alemdeydi? Kütüphaneye girmiş miydi? İstediğine ulaşmış mıydı? Şuan kendisini o kadar güçsüz hissediyordu ki siniri zıplamıştı.

Mağaradan çok da uzakta olmasa da savaş seslerini duyuyordu. Kimler savaşıyordu?

Dördüncü Börü'nün bakışlarını fark edince açıkladı. "Canavarlar sizin tarafta." derken pek de önemsemediği belliydi.

Börü yine kıpırdandı ama yeniden yere yapışmaktan ileri gidemedi.

Bir süre geçti. Bu arada adam sadece etrafa bariyer örmüş, dışla bağlantıları gizlemişti. Kadın bu ara uyanmıştı. Börü'yü hala neden beklettiklerini bilmese de Börü o ara sadece enerjisini toplamaya odaklanmıştı.

Dışarıda neler olduğunu bilmiyordu. Şuan bağlı olduğu şey gücünü kullanmasını bir şekilde engelliyor gibiydi. O yüzden acilen enerji toplaması gerekiyordu. Buradan çıkmalı ve Alkar'ı bulmalıydı.

Bir süre daha geçti. Sonra dördüncünün kaşlarını çattığını gördü. Gözlerini oraya yönlendirdi. Birileriyle konuşuyor gibiydi. "Haberler nedir? Neler oluyor?" diye aksi şekilde konuşan kişi bir şeylerden memnun değil gibiydi. Kız da onun yanına gitti ve merakla beklemeye başladı.

Dördüncü dinlerken yüzündeki ifadeler değişti.

"Ne?!" dedi şokla. "Doğru mu bu?" derken kabullenemiyor gibiydi? Börü neler olduğunu öğrenmek için tutuşuyordu. Alkar kaçabilmiş miydi?

"U.W.K.P'nin yanında mıydınız?!" derken o kadar hiddetliydi ki sesi normal biri olsa irkilirdi. Börü adı duyunca bahsi geçen kişilerden birinin Alkar olduğundan emin oldu. Sinirli olduklarına göre Alkar kaçabilmiş olmalıydı.

Börü yine de kötü hissetti.

"Kafayı mı yedi?" derken stresliydi dördüncünün sesi. "Kafayı mı yemiş o?"

Karşı taraftan birkaç cevap daha geldi. Dördüncü saçlarını karıştırırken, "Emin misiniz?" diye sordu. "Çocuk ve kitabın yok olduğuna emin misiniz?"

Börü'nün gözleri şokla açıldı?

Yok olmak?

Neden bahsediyordu bu adam?

Burnunun kemiğini sıkan adam elini salladı hiddetlice. "İntihar etmesine izin vermek sizin aptallığınız!" Dudaklarını yaladı. "Pardon ama Efendi Oplan malmış biraz."

İntihar mı?

Börü'nün gözleri seğirdi.

Neler olmuştu lan?

Beşinci dördüncüden küçük bir şey aldı ve bağırdı. "Adam akıllı söyle lan! Kitabı alan çocuğa ve kitaba ne oldu?!"

Küçük şey birinde takılı olmadığı için cevabı herkes duyabildi.

"Çocuk U.W.K.P'den atladı. Kitapla birlikte. Onu neredeyse ölü duruma getirmiştik ama intihar edeceğini düşünmemiştik. Kitap ve o yok oldu. Eminiz."

Börü sinirle hırladı ve çırpınmaya başladı. Kendisini tutan şeyler bir bir kırılırken ağzındaki şeyi pençeleriyle parçaladı.

"Sizi öldüreceğim!" diye bağırdı Börü kurtulduğu gibi dördüncünün üzerine atlarken. Ne olduğunu anlamayan dördüncü yere yapıştı. Bir hamle bile yapamadan. boğazına bir pençe darbesi aldı. Kanlar etrafa fışkırırken beşinci sinirle Börü'ye hamle yaptı.

Börü nasıl birdenbire bu kadar güçlendiği hakkında bir fikri yoktu ama aklındaki tek şey, 'Oraya gitmeliyim.' di. Oraya gitmeli ve kendi gözüyle görmeliydi.

Karnına bir darbe yedi. Geriye savruldu ama daha büyük bir öfkeyle uludu. İnsan vücudundaki kemikler kırılırken takmadı.

Uzayan ağzındaki daha da sivrileşen dişlerini kızın omzuna geçirdi. Vücudu şekil değiştirirken iç gıcıklayıcı sesler çıkarıyordu.

Kız can havliyle çığlık attı. Oğlan hala yerde boğazını tutup çırpınıyordu. Börü insan formunu tamamen kaybedip tamamen farklı bir kurt formuna bürünürken aklındaki bir yer çığlık atıyordu.

'Arhancheil.'

Dördüncü form arhancheil'e böyle bir ortamda gireceğini aklının ucuna bile gelmemişti. Kimse nasıl bu forma gireceğini bilmiyordu.

Anahtar çaresizlik miydi yani?

Bilinmezlik miydi?

Belki de değer verdiğin birini kaybetmenin verdiği bilinçti.

Asıl boyutundan daha büyük formuna bürünürken siyah dövmesi de değişim geçiriyordu. Kızıl-kahve kürkünde simsiyah parıldayan dövme ve ikisi de farklı renkte olan gözler o kadar korkutucuydu ki karşısındaki neredeyse ölecek olan ikili yutkundu.

"Geberin." lafından sonra devasa pençe onları tek hamleyle parçaladı.

Burnundan derin bir nefes veren Börü biri sarı biri siyah gözünü gökyüzüne dikti. Havalanırken, "Bu doğru olmamalı." diye mırıldandı.

Bu doğru olamazdı.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 918

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 865

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 715

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 680

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 561

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 500

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 468

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 467

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 412

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 410

Popüler Orjinal Seriler

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 174

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 136

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 135

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 133

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 118

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 114

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 48

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 45

Angoria
Angoria
Beğeni Sayısı: 42

Site İstatistikleri

  • 7768 Üye Sayısı
  • 162 Seri Sayısı
  • 11990 Bölüm Sayısı


creator
manga tr