Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

DİPTEN EN TEPEYE - 109. Bölüm: İşaret (3)


Adını okul efsanelerinde duyduğu, aslında Ewlıp'te olması gereken adam önünde onlarca kişiyle dururken Alkar nefesini tutmuştu. Şuan berbat haldeydi, vücudu yaralarla doluydu. Sadece kaçması için koruduğu enerjisi vardı ama şuan karşısına bakınca kaçmanın yeterli olmayacağı belliydi.

Deposundaki kitabı anımsarken dişlerini sıktı. Daha doğru düzgün okuyamamıştı bile.

Oplan'ın yanındakilerden biri konuştu. "Sen! O kütüphaneden ne aldıysan derhal efendimize ver!" Emredici ses tonu canlıların tüylerini ürperticek kadar sert ve soğuktu. Alkar kuruyan dudaklarını yaladı. Bir çıkış yolu bulmalıydı. Arkasında başka bir tehlike önünde başka bir tehlike vardı. 

Cevapsız bırakması karşısındakileri daha da sinirlendirdi. Herkes pozisyon alırken Alkar terden sırılsıklam olmuştu. Soğuk gözlerini direk Oplan'a dikti. Konuşarak oyalamalıydı.

"Sen Oplan'sın." dedi. Sesinde ne bir şaşkınlık nidası ne de başka bir duygu vardı. Sadece gerçeği söylemişti. Oplan denen adam uzun boylu, kahverengi saçlı be gözlü farklı olarak sakalı olan biriydi. Hissettirdiği güç ayakları titretebilecek kadar devasaydı.

"Öyleyim." diye mırıldandı ellerini arkasında birleştiren adam. "Ve benim istediğim şey sende."

Alkar ağzını açtı yavaşça. "Nereden emin oluyorsun?" diye mırıldandı. Kafa karıştırmalı, şüpheye dönüştürmeliydi isteğini.

"Nereden mi?" diye güldü Oplan sinsi bir sesle. Gözleriyle Alkar'ı ezerken Alkar adamın kibrini somutmuşcasına görmüştü.

"Urahante bir gezegen olduktan sonra bile işimi bozdu." diye olaya girdi Oplan nefret dolu bir sesle. Öyle ki aptal bile onun Urahante'den nefret ettiğini anlardı. Alkar hala yollar ararken tetikte durmaya devam etti.

"Sadece bir kitap için iki aptal kardeşle dostçuluk oynadım!" diye konuştu gür sesiyle. Yanlarında duran astları bir an irkilirken Alkar gözlerini kırpıştırdı. "Şu lanet kitabın adını ikisi de söylemedi." derken gözlerini uzay boşluğuna dikmişti. Alkar arkasında yanan yerden gelen sıcaklıkla pişiyor, hemen kurtulmayı diliyordu.

Oplan aniden şeytani gözlerini ona çevirdi. "Şu işe bakın ki daha bir gün tanıdığı velede kitabın adını ve çaldığı anahtar parçasını veriyor!" Sesinde Alkar'a olan kini ve öfkesi Alkar'ın derin bir nefes almasına vesile olurken bu adamın kendisini öldürmek için tutuştuğunun farkına vardı Alkar.

"Demek ki..." diye lafa girmek zorunda kaldı. Girmeseydi adam her an saldırı emrini verirdi ve bu güçsüzlükle Alkar kesin yenilirdi. "O kadar kötü rol yapıyordun ki sana asla tam olarak güvenemediler."

Oplan neşeyle kahkaha attı. "Bana güvenmediler mi?!" dedi omuzları sarsılırken. Neredeyse mutluluk gözyaşları dökülecekti. "O iki malı öyle doldurdum ki birbirlerine karşı sonunda kavga ettiler!" derken gözünden akan yaşı silmiş ve kahkaha attığı için eğildiği yerden doğrulmuştu.

"Bunu Sauren duymalı kesinlikle." diye mırıldanmadan duramadı Alkar. Eğer Sauren oğlu için yakınlarda bir yere gelmişse belki de Oplan'ı hissedip... gelebilirdi. Bu gerçekten iyi olurdu.

"Sauren bir aptal. Kardeşinden daha çok." derken sakalını kaşımıştı Oplan. O kadar rahattı ki Alkar'ın ona zarar veremeyeceğini biliyordu sanki. "Yüzüne söylesem bile inanmayacak kadar kör." diye devam etti.

Alkar sessiz kaldı. Adamın haklı olup olmadığını bilemezdi. Belki de her şeyin suçlusu Sauren'di. Çünkü kandırılmıştı. Belki de fazla yufka yürekliydi.

Sadece aptal da olabilirdi.

Oplan Alkar konuşmayınca kendisi girdi lafa. "Bazı duyumlar aldım." derken merakla parlayan gözlerini ona dikmişti. Kütüphaneye girmek için gelmişsin ve olay çıkarmışsın. Benim okulumda."

Benim okulumda lafını bastırırken Alkar'ın gözünde o kadar aciz gözükmüştü ki... Sanki bu okulun kendisine ait olduğuna inandırmaya çalışıyordu.

Gerginliğini başarıyla saklarken Alkar, "O kütüphanede ne tür bir kitap arıyordun? İlk geldiğinde kitaptan haberdar mıydın yoksa?" diye mırıldandı Oplan. Alkar kendisine hesap soran adama çıkışıp 'Sanane' demek isterdi ama şuan onun lehine gitmesi gerekiyordu.

"Haberdar değildim... Sadece fikrim değişti." diye ucu açık cevap verdi Alkar. O da biliyordu bu kitapta kendi istediği bilgiler yoktu. Tamamen farklı bir şeydi ama içindeki garip his kitabın adını duyunca bile kıpraşırken varlığından bile emin olmadığı kitabı arayamazdı. Hem zamanı da kısıtlıydı. En mantıklı karar buydu. Eli boş döneceğine her şeyden değerli olan bu kitabı alırdı.

Almıştı da. Ama maalesef önündeki kişiler kitabı istiyorlardı.

Veremezdi.

"Aptal mısın, akıllı mısın emin olamadım?" diye alayla konuşan Oplan sayesinde yandaşları ile birlikte kahkaha tufanına tutuldular. Alkar içten içe öfkeden kudursa da tepki vermemek en mantıklı karardı. Hala enerjisini toplayamamıştı ve yakında toplayacak gibi de değildi. Savaşmak zorunda kalabilirdi. En azından teke teke falan ikna etmeliydi. Yoksa mümkün değildi bu kadar kişinin arasından sağ çıkamazdı.

"Arkadaşlarım." diye mırıldandı öne sarsak bir adım atarken. Aklına gelen şeyle derince yutkunmuştu. Acaba bu herif yüzünden mi kimseye rastlamamıştı?

"Ah!" dedi hatırladığı şeyle Oplan. Yüzündeki gülümseme azalırken yerine hırçın bir tavır gelmişti. Yanındaki kişiye sert bir bakış atarken adam kafasını eğmek zorunda kalmıştı.

Oplan tırnaklara baktı ve Alkar'a hitaben konuşmaya başladı. "Onları halletmeleri için birkaç kişi gönderdim. Şuan ya ölmek üzeredirler ya da ölmüşlerdi. Ancak..." Sesi sona doğru kısıldı. "Galiba şu garip baba-oğulda sorun çıkmış. Neyse ki ruh yaratığını halletmek üzereler."

Parlayan gözlerini Alkar'a çeviren Oplan söyledikleri şeyle karşısında duygu geçişleri yaşayan kişiye baktı. Başkalarını psikolojik anlamda çöktürmeyi seviyordu. İstese karşısındakini kendisi yenerdi ama kalabalıkla gelmesinin asıl sebebi onu umutsuzluğa düşürmekti.

Bunu başardığı görmek daha başka zevk veriyordu. Burnundan sinirle soluyan çocuk onu öldürmek ister gibi bakıyordu. Ama bu çocuk onun celladı olamazdı.

"Sen-" diye bildi Alkar. Ne demeliydi? "Kendinden güçsüz olduğunu bildiğin kişilere böyle davranabilirsin." diye devam etti. Sinirini yatıştırmaya çalışıyor, fiziksel acısına odaklanıyordu. Böyle geçirmek daha kolaydı.

"Eninde sonunda boyunu aşan birine denk geldiğinde..." diye devam ederken boynunu dikleştirmiş, sesini daha da gür tutmaya çalışmıştı. "Yaptığın hataları hatırlayıp aciz konuma düşürülmenin verdiği küçümsenilme hissiyatını tadacaksın."

"Vay vay!" derken kesinlikle ciddiye alan bir yanı yoktu Oplan'ın. "Ancak güçsüz birinin söyleyeceği sözler çıkıyor ağzından."

Alkar tek kaşını kaldırırken, "Güçsüz biri?" dedi sorar gibi. "Neye göre güçsüz?" diye devam ederken sesindeki alaycı ve aşağılayan ton o kadar belliydi ki Oplan'ın siniri bozulmuştu. Alkar durmadı. "Bunu diyen arkadaşının arkasından bıçaklayan korkak biri olmasa belki ciddiye alırdım..." 

Sözler herkesin kulağından girmiş hatta çoğunun hak vermesine vesile olmuştu ama bunu belli edemezlerdi yoksa efendileri onlara sinirlenir ve ceza verirdi. O yüzden sessiz kalmaya devam edip emirleri beklediler.

Alkar son noktayı koydu. "Ama daha kendi karakterine sahip olmayan biri bana korkak veya güçsüz deme hakkına sahip değil. Ben bir korkak değilim. " Sırıttı. "Sana birebir meydan okuyabilecek kadar güçlüyüm."

Bu teklifini yapmanın tam zamanıydı. Oplan'ın sinirden kaşı seğirirken o kadar iyi doldurmuştu ki onu... Alkar bile bir an yaptığı işle gurur duydu. Akıllı olan bunun bir yönlendirme olduğunu ve mantıklı düşünerek astlarına saldırma emrini vermesi gerektiğini bilirdi ama kibirine yenik düşmüş biri buna izin vermez ve Alkar gibilere fırsat tanırdı.

"Benimle..." dedi fısıltıyla Oplan. Sesinde inanamaz bir tını vardı. Duyduğu şeyi kavrayamamıştı hala. "Teke tek mi dövüşmek istiyorsun?"

Alkar ciddiyetle ona baktı. Başını ağır ağır sallarken, "Evet." diye mırıldandı. "Özgürlüğüme teke tek kapışmak istiyorum."

Oplan merakla kaşlarını kaldırdı. "Ha bir de anlaşma yapacaksın?" İlgisini çektiği sesindeki tondan belliydi. Alkar öyle bir ortam hazırlamıştı ki adamın bu teklife sıcak bakmasını sağlamıştı.

"Evet, benimle savaş. Eğer kazanırsam gitmeme izin ver." Alkar yaralı olduğunu, hatta perişan halde olduğunu biliyordu. Dışarıdan biri olsa öleceğini anlardı. Alkar da zaten sadece dikkat dağıtıp kaçmaya niyetlenmişti.

Oplan, "İstesem şimdi seni yere yıkıp ihtiyacım olan şeyi alırım." derken Alkar'ın nasıl cevap vereceğini merak ediyordu. Alkar sinsice güldü. "Ama o zaman eğlencesi kalkmaz."

Oplan, kötülük yapmaktan zevk alan psikopatın tekiydi ve bu yönünü Alkar'a göstermesi kesinlikle onun suçuydu.

Oplan'ın kabul edeceğinden emin olduğu için bir an ona sinsi bir bakış attı. Oplan, "Tamam, kabul." dedi. "Ama önceden merak ettiğin bir şey yok mu?" diye sordu. Alkar'ın anında kaşları çatılırken Oplan'ın neden bahsettiğini anlamaya çalışıyordu.

"Neyi merak edecekmişim?" diye sordu. Adam onu geçiştirmeye mi çalışıyordu? Oplan sinsice güldü.

"Bir anda sende istediğim şeyin olduğunu nasıl anladım sence?" diye mırıldandı gülerken. Alkar'ın kaşları çatıldı ve anlı kırıştı. "Takip ettirmişsindir ya da..." Başka bir cevap aradı ama bulamadı o an.

"Hayır." dedi Oplan başını iki yana sallarken. Alkar'ın merakla dolan yüzünü izlerken ona üstün bir bakış attı. "Normalde bu durumlarda önemli eşyanın en güçlü olanda durduğunu herkes bilir. En güçlü kişi sen değilsin, Tong." Cümlelerini bir bir sıralarken Alkar onun ilk kez haklı olduğunu düşündü. Nereden anlamıştı onda olduğunu?

"Bir dakika..." dedi Alkar. "Arkadaşlarım dışarıda dövüşürken ortalıkta olmayan tek bendim yani mantık olarak bende olmalıydı o anahtar."

Etraftan gülüşme sesleri geldi. Biri, "Biz daha önceden biliyorduk!" diye bağırdı. Alkar'ın gözleri kahkaha atan kalabalığı taradı. Neler oluyordu?

Oplan, "Yardım ettiğin kişiler, öldürmediğin yani canını bağışladığın kişilere dikkat etmelisin." diye mırıldandı. Alkar Oplan'ın bir sonraki hamlesini tahmin edemedi. Yardım ettiği ya da canını bağışladığı biri ona ihanet mi etmişti?

Kim?

Oplan işaret verdi. "Gel." derken bilmiş bir ifadeyle kendisine bakıyordu. Şapkalı biri öne çıktı. Yüzü görünmüyordu. Oplan ona bakarak, "Başını aç, evlat." dedi. O kişi şapkasını çıkardı.

Kuzey?

Alkar'ın aklına onu oyun dışı ettiği zaman geldi. Onu orada öldürmesi gerektiğini söylemişlerdi. Neden?

"Nasıl?" diyebildi. Kuzey ona kısık gözleriyle bakarken, "Seni fark eden bendim." diye mırıldandı. "Ama beni oyun dışı ettin. En çok bu işe girmeyi hak eden benken."

Sadece aşağılandığını düşündüğünden mi olaya girmişti? Oplan'a baktı hızla. 'O nasıl girebildi bu olaya? Nereden biliyordu anahtar parçasının ben de olduğunu, kütüphaneye benim gireceğimi?'

İçinden mırıldansa da dışından bir şey diyemedi. Oplan sanki duymuş gibi, "Bir eşya birçok şeyi değiştirebilir. Enerjinin hissedilmemesini bile sağlayabilir." derken karşısında allak bullak olan çocuğu zevkle süzüyordu.

Alkar sinirlendiğini hissetti. Onu gebertmeliydi.

"Şerefsiz." dedi sadece Kuzey'e bakarken. Kuzey gülerek, "İstediğimi aldım." dedi. Sonra A yurduna ait üniformasını gösterdi.

Alkar karşısındaki aciz çocuğa içinden gülebildi. 

Oplan'a bakarak, "Yeter." dedi. "Bunun beni çok etkileyeceğini düşünüyorsan yanılıyorsun." Kuzey'in gözlerinin içine baktı. "O bir hiç."

Kuzey'in yüzü karardı. Ama başkaları tarafından geri çekildi. Oplan öne doğru bir adım attı.

"Demek hemen olaya geçmek istiyorsun?"

Alkar tepki vermedi. "Öne çık Oplan." dedi gür bir sesle. "Halletmemiz gereken bir maç var."

Şimdi işi bitirme zamanıydı. Sadece, başarılı olmalıydı.

Kaçabilmeliydi.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1216

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1052

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 871

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 688

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 642

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 598

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 545

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 517

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 342

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 191

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 178

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 96

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14761 Üye Sayısı
  • 449 Seri Sayısı
  • 19429 Bölüm Sayısı


creator
manga tr