Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

DİPTEN EN TEPEYE - 108. Bölüm: İşaret (2)


Alkar kitabı daha sakin kafayla okumayı tercih ederken kütüphane görevlisine, "Çıkışı göster." demişti. Buraya gelene kadar o kadar çok dolambaçlı yoldan geçmişlerdi ki çıkışın nerede olduğundan emin değildi.

Kitap hafifçe süzülerek, "Şimdi okumak istemediğinden emin misin?" diye sordu. Alkar kafasıyla onayladı onu. Zaten okusa da anlayamıyordu. Her cümle devrikti ve ne denildiği anlaşılmıyordu. Sanki yazar pislikliğine böyle yapmıştı.

"İyi o zaman." dedi kütüphane görevlisi ve ona yolu göstermeye başladı. Alkar koşarcasına arkasından giderken öğrendiği bilgiler onu sersemletiyor, odaklanmasını zorlaştırıyordu. Yani... Bu kadar garip bilgiyi ilk defa bir arada almıştı.

Öğrendiği şeyler normal bir kişinin bileceği bilgiler değildi. Çok daha üst yerlerle alakalıydı. Öyle olmalıydı.

Kapının önüne gelene kadar kendine hakim olmaya çalıştı. Kapının önüne gelince derin bir nefes alma ihtiyacı hissetti. Dışarıdaki sesin hiçbiri buraya sızmıyordu o yüzden şuan orada nasıl bir karmaşa olduğunu bilmiyordu.

Kitap ona baktı. "Dışarıda çok korkunç bir savaş var büyük ihtimalle." Sadece onu bilgilendirmek için söylenmiş bir sözdü.

"Biliyorum." dedi Alkar huysuzca. Kendisi kesinlikle bu gerçeğin farkındaydı. Plan basitti. Kitabı almıştı, şimdi olabildiğince hızlı bir şekilde kaçacaktı. U.W.K.P'nin oraya ulaşması gerekiyordu ve önüne çıkar her şeyi gerekirse yok ederdi.

Boynunu kıtlattı. Kütüphane görevlisine bir bakış atarken, "Aç hadi." dedi. Kapı kısa bir an parıldadı ve yavaşça açılmaya başlandı.

Ön taraf bomboştu. Soğuk hava direk vücuduna çarptı. Alkar dışarı bir adım attı. Koruyucu ortalıklarda görünmüyordu. Kütüphane görevlisine bir bakış attı. "Onun buralarda olması gerekmiyor mu?" diye sordu merakla. Kütüphane görevlisi de şaşkınca etrafa bakış attı ve, "Öyle olmalı." diye mırıldandı. "Neden yerinden ayrıldığını bilmiyorum."

Alkar gerildi. "Yani bir şey oldu da yerinden ayrılmak zorunda kaldı." diye mırıldandı kendi kendine. Belki de dövüş ciddi bir boyuta ulaşmıştı ve koruyucuya kadar sıçramıştı. Eğer koruyucu savaşa katıldıysa kime saldırmıştı? Alkar'ın arkadaşlarına mı yoksa diğerlerine mi?

Hayır, Alkar. Düşünme. "Gidiyorum." dedi son kez kitaba bakarken. Şaşkınca etrafa bakan kitap ani sesle kendisine döndü. Kütüphaneden çıkmadan ona yaklaştı. "Onu koru." dedi ciddi bir şekilde. "O kitabı kimseye ama hiç kimseye kaptırma. Tamam mı?"

Alkar bu isteği geri çevirecek değildi. Ne olursa olsun bu kitabın onların eline geçmesine izin vermeyecekti.

Kapı yavaşça kapanmaya başladı. Kütüphane görevlisi kapının ardından ona bakmaya devam etti. Alkar da gözlerini ondan ayırmadı ve sonunda kapı kapandı.

Buharlı nefesine baktı ve biraz etrafı dinledi. Kimse yoktu. Savaşma sesi falan da duymuyordu. Bitmiş miydi yoksa başka bir yere mi taşınmıştı savaş?

Ayağını diğer ayağına vurdu bir kez ve pozisyon aldığı gibi koşmaya başladı. Her adımında karlar azalırken etrafın sessizliği devam ediyordu. Endişeli yanı daha da büyürken neler olduğunu kavrayamamak onun için yeni sayılırdı.

Börü'nün içine girdiği çukurumsu yere yaklaşıyordu. Sonunda birine rastlayacağı için içten içe mutluluk duydu. Ama oraya geldiğinde hatta geçtiğinde herhangi bir çukur göremedi. Şokla sendelediği için sertçe yere çakılacakken son anda kendini durdurabildi. Neler oluyordu?

Koşmaya devam etti. Orada kocaman bir çukur olmalıydı. Kapanmış mıydı? Kapandıysa Börü içeride miydi? Hayır hayır. O ruh yaratığı güçlüydü. Epey güçlüydü. Bir çukurun altında can vermesi imkansızdı.

Kendine ve yoldaşına olan güveni artarken daha da hızlandı. Kendi görevi vardı en az onların da görevi olduğu kadar. Tek yapması gereken o kitabı sağlama almaktı.

Koştu, koştu ve sonunda çıkışa vardı. Ne Tong'a ne de Tae'ye rastladı. Kaçmış olma ihtimalini düşündü ve içten içe kendini rahatlattı. Işığa daha da yaklaşırken enerji topluluğunu geç fark etti.

Tam bir kaosun ortasına düşmüştü. Bir tarafta canavarlar vardı diğer tarafta ise okula ait savaşçılar. Alkar gerçek bir savaş alanı görmeyi beklemediği için duraksadı. O anda birçok kişi onu gördü.

Anlında tek bir gözü olan kişi, "Bu o!" dedi bağırarak. "İçeri giren kişi! Onu yakalayın!" Alkar kaşlarını çattı. Sandığından daha uzun kalmıştı belliki orada. Canavarlara bir bakış attı. Alkar'ın üzerine aniden bir şey fırlatıldı. Canavarlardan biri onu yok ederken, "Kaç!" dedi bağırarak. "Kaç buradan!" diye feryat ederken etrafta savaş naraları yankılandı.

Ve resmen savaş başladı. Üzerine gelen birini eğilerek dengesini kaybetmesini sağlarken koşmaya başlamıştı bile. Bir diğerinin metalden kolunu tuttuğu gibi bütün gücünü kullanrak yumruğu geçirdi. Arkadan gelen şeye karşı enerjisini kullanarak parçalarken alttan gelmekte olan dallardan son anda kaçındı.

Üzerine koşan kişileri bir bir yere yapıştırıp, fırlatırken ilk defa hareket etmekte bu kadar zorlanıyordu. Aynı anda üç-dört kişi geldikleri yetmemiş gibi her birinin farklı güçleri vardı.

Bir tane kendisine fırlatılan baltadan son anda kaçındı ama sendeledi. Başka bir şey ayağından yakaladı ve yere yapışmasını sağladı. Anında onlara dönerken enerjisini dışarı vererek ayağına dolanan şeyi yok etmiş, yuvarlanarak yana kaymıştı.

Bir canavar onun üzerine atlayan kişiye çarpıp kendisinden uzaklaşmasını sağlarken başka bir canavar onunla yan yana koşmaya başladı. Alkar ona bakarak, "Börü nerede?!" diye sordu. Canavar başka birini yolundan çekerken nefes nefese, "Bilmiyoruz!" dedi. "Geldiğimizde hiçbiri yoktu. Zaten direk savaşmaya başladık. Seni tanıdığımız için yardım ediyoruz!"

Gözlerini ondan çeken Alkar yandan gelen kişiye tekmesini geçirdi ve takla atarak tekrardan dengesini korudu. Koşmaya devam ederken dört bir yandan gelen bağırışlar kafasında yankılanıyordu.

Gökyüzüne baktı. Sonra yanındaki canavara. "Eğer onu görürsen." dedi nefes nefes. "Kararlaştırdığımız yere gelsin!"

Canavar hiçbir şey anlamamıştı ama aralarında olan bir tür kod olabilirdi o yüzden sadece başını salladı. Alkar üstüne gelen kişiye karşı tekme attı. Bu tekme fiziksel olarak ona ulaşmadı. Tekmeden gelen keskin odhue enerjisi adamın gövdesinde boydan boya bir yarık oluşturdu. Kafasındaki deri ikiye ayrılmışken, "Piç kurusu." diye mırıldandı. Alkar ona bakarak gülümsedi ve havaya doğru fırladı.

Onunla birlikte onlarca kişi daha fırladı havaya. Havada savaşmak en az uzayda savaşmak kadar zahmetliydi. Üstünden tutup kendisine çeken kişiye yumruklarını çakarken etrafta bir bariyer oluşturmuştu. İki saniye içinde bariyer yok oldu ve kendisine bir ok gönderildi. Kenara kaçıp onu es geçerken yukarı doğru uçmaya devam ediyordu.

"Dur orada!"

"Şu piçi öldürün!" 

"İstediğimiz şey onda!" 

Bağırışlar her yerde yankılanırken kanlar içinde aşağıya düşen kişilerin sayısı artıyordu. Uçan canavarların bazılar da Alkar'a katılırken daha da rahat etmişti. Bir tane kişi onların arasından sıyrıldı ve Alkar'ın koluna yapıştı. Alkar adamın boğazına vurdu ama bir tık değişmedi.

Yukarı çıkması duraksarken herkes o an etrafında savaşmaya başladı. Adamın eli erimeye, kendisini kaplamaya başladı. Alkar kalbindeki bütün odhue'yi eline topladığı gibi patlayarak dışarı yaydı. Küfür eden adam geriye sendeledi ama eli geri oluştu.

Alkar adamın boğazına sarıldı ve yüzüne sert bir yumruk geçirdi. Boğazı bir an erirken Alkar'ın eli sadece sıvıyı yakalayabildi.

"Bu ne biçim yetenek?" diye homurdanırken ayağıyla onun diz arkasına vurmuş anında dizini yüzüne geçirmişti. O bir an sersemlerken Alkar tekrardan havaya fırlamaya devam etti.

Etrafta ateş bombaları, garip fırtınalar, elektrik mahzenler varken görebilmek çok da mümkün değildi ama Alkar o an son hızını kullanıyordu. Arkasında birkaç kişiyle birlikte uzaya çıktı. Hala onlardan kurtulamamıştı.

Eğer oraya ulaşırsa onları tuzağa düşürebilirdi. Tong'un dediğine göre kendisi bile oraya düşerse çok dayanamazdı. Yani arkasındakilerin bir şansı yoktu.

Uzayda son hız ilerlemeye devam etti ve arkasında bir grup kişi onu en az onunki kadar hızlı bir şekilde takip etmeye başladı. Alkar arkasına sinsi bir bakış attı ve anında duraksayıp birinin ensesinden kavradı. Şaşkında ona bakan kadına bakarken kolunu boğazına doladı ve sıktığı gibi boynunun kırılmasını sağladı.

"Lanet!" diye bağıran kişiler kulağını rahatsız ederken kendisine yöneltilen kocaman baloncuktan kaçındı. Biraz aşağıdan yapan kişiye ulaşırken bacaklarını tutmuş ve kırmıştı. Sendeleyen adam acıdan bağırdı. Başka bir yerden yaklaşan kişinin elbisesinden tutup kendine çekti. Etrafında bir tur dönmesini sağlayıp sırtından aşağıya çakılmasını sağladı. Aynı anda kafasın tuttuğu gibi boynunu kırmıştı.

Cesedi takım arkadaşlarına fırlattı ve kendisine fırlatılan kırbaç darbesinden kaçtığı gibi koşmaya başladı.

Yaralı grup biraz daha yavaş ve sinirli bir şekilde onu takip etmeye devam etti.

Alkar U.W.K.P'ye gelene kadar durmadı. Adam öldürdü ve tekrardan çabaladı. Yanağındanki derin yarıktan kan akarken ayakları ve kolları iflas etmiş durumdaydı.

Ayrıca belinin bir tarafında derin bir yara vardı ve bu iyiye işaret değildi. Şunları bir yok etseydi... 

Görüş alanına giren alanı fark edince arkasına bir bakış attı ve zik zaklar çizerek bir oraya bir başak yere gitti. Herkes bu hareket sayesinde dağılırken tek odaklandıkları şey Alkar'ın bedeniydi.

Alkar'ın kendilerini yönlendirdiği yeri fark etseler de önem vermediler. Sonuçta onlar düşmezdi değil mi?

Maalesef çok yaklaşmışlardı. Alkar birisiyle yer değiştirip tekmelediği an çığlıklar atarak büyük alevden şelaleye düştü adam. Anında yok olurken farkına varan diğer takım üyeleri öfkeyle Alkar'a atak yaptı.

Alkar kaçınmada usta olduğu için birkaç kişiyi daha oraya yönlendirdi. Ne kadar zaman geçti emin değildi ama sonuncu kişinin boğazını kavramış, alev alev yanan U.W.K.P'ye sürüklüyordu. Çığlıklar atarak küfür eden kadın eline defalarca kez vurmuştu. Gücü tükenmiş olsa gerek herhangi bir harekette bulunamıyordu.

Alkar acımadan onu alevlere fırlattı. Kadının çığlığı yankılandı bir an her yerde. Ve tamamen sustu etraf.

Yorgunluktan nefes almakta zorlanan Alkar bir an eğildi ve öksürmeye başladı. Ağzından kan gelirken kara lekenin arttığını hissediyordu. Bütün vücudu hem kendi kanı hem de düşman kanıyla kaplanmıştı. İlk defa aynı anda yüzlerce kişiyle dövüşmek zorunda kalmıştı.

İstemsizce hala kan akan yere bastırdı elini. Yavaş yavaş iyileşiyordu ama şuan bok gibiydi.

Bir dakika kadar soluklandı ve sonrasında etrafa baktı. Birinin burada olmasını umuyordu.

Kimse yoktu. 'Belki de daha savaşları bitmedi.' diye düşündü ama burada fazla duramazdı. Anlama ihtimalleri de vardı.

Yine de beklemeyi tercih etti. Yaklaşık yirmi dakika sonra endişeden terler içinde kalmıştı. Kara lekedeki sızı arttığı için her an bayılacakmış gibi hissediyordu. Daha fazla bekleyemezdi.

İçinden onlardan özür diledi ama kendisi daha iyi olunca geri gelecekti.

Gitmek için adım attı tam olarak U.W.K.P'nin yanındayken.

Sonra birden bire çok güçlü enerjiler belirdi. Etrafında.

Gözleri büyürken aniden önünde beliren kişilere bakıyordu. Her saniye başka geçit açılırken önüne ve etrafına yüzlerce kişi konumlanmıştı. Her biri güçlüydü. Alkar ise berbat durumdaydı. Ne olduğunu anlayamadı. Keşke beklemeseydi...

Dişlerini sıktı kendine küfür ederken. Herkes yerini alınca onları süzdü. Öfkeli bakışlarını saklamadan, "Siz de kimsiniz?!" dedi.

Her biri Alkar'ı göz hapsine almışken konuşmadı. Cevap gelmedikçe Alkar daha çok sinirlendi.

"Efendiniz kim?!" dedi bu sefer. Cevao gelmedi ama biri öne çıktı. Alkar gözünü ona çevirdi ve o an yutkunamadı.

O çok başka seviyedeydi. Karşısındaki adam koyu yeşil bir kaban giymiş, siyah uzun saçlarını at kuyruğu yapmıştı. Bu kadar güçlü birinin kim olduğunu tahmin ediyordu ama inanmak istemiyordu.

Ama istemsizce fısıldadı dışarı doğru, "Oplan..."

Adam gülümsedi.

Uykuda olan adam uyanmış ve kendisini avlamak için gelmişti.

***

Sonradan koyulan ek açıklama. Neden amacı için bir kitap değil de kendisine söylenen kitabı almayı tercih etti?

Zaten istediği bilginin içerdiği kitapların belli bir adı veya herhangi bir bölümü yok. Bu aslında hiç kimsenin bilmediği bir şey. Yani, aslında bilgiyi içeren bir kitap bulabilmek için -Ki öyle bir kitap var mı o bile belli değil Alkar elinde bir hiçle bu yolculuğa çıktı. Tek bildiği şey birden bire başka zihinlerle kendi zihninin bağlanması- çıktı. Yani, bu kütüphaneye girerken tam olarak nereye bakabileceği planlı değildi ayrıca zaman kısıtlıydı. Olma ihtimali en düşük olan bir kitabı mı ararsın yoksa içindeki garip hissi tetikleyeni mi? Alkar garip hissi tetikleyen kitabı tercih etti ve bu onun için alabileceği en doğru karardı. Dediğim gibi sorabilirdi demişsin ama kütüphane görevlisinin her kitabı okumaya izni yok. Amenta adlı kitabı okumadı da zaten. İçeriğinden haberdar sadece. Zamanında kütüphaneye getirildiğinde bahsedilmiş. Not: Bu bir ek açıklamadır.




  • Yorumlar


    Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1302

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1105

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 916

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 844

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 730

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 683

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 659

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 615

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 561

    Heavenly Jewel Change
    Heavenly Jewel Change
    Beğeni Sayısı: 534

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 420

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 208

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 190

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 145

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 143

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 121

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 116

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 112

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 73

    Mavi Elma
    Mavi Elma
    Beğeni Sayısı: 70

    Site İstatistikleri

    • 16532 Üye Sayısı
    • 452 Seri Sayısı
    • 22335 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr