Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

DİPTEN EN TEPEYE - 107. Bölüm: İşaret (1)


Kütüphanenin kapanan kapısının sesi beyninde yankılandı. Derin bir nefes alırken tam olarak karşısındaki fazla 'normal' manzaraya baktı. Burası bildiğin normal kütüphanelere benziyordu. Sadece biraz fazla büyüğü...

Koskoca raflar, her birinde onlarca kitap vardı. Buraya çok girilmediği boğuk havadan belli oluyordu. Raflar her ne kadar eski olsa da çökecek kadar dayanıksız görünmüyordu. Her bir dolabın farklı işlemeleri vardı. Burayı kuran kişi her şeye ayrı ilgi göstermiş gibiydi.

Kapalı olan kapıya son kez baktı. Sonra ileriye doğru adımlamaya başladı. Direk rafların arasına karışırken kitapları süzüyordu. Oldukça eski olan bu kitapların her birinden garip enerjiler yayılıyor, Alkar'ı cezbediyordu.

İstemsizce bir tanesini eline aldı. Rastgele açarken karanlık sanatlar adı altında birkaç bilgi verdiği gördü. Onu düzgünce yerine koydu. Elleri kitaplara değecek şekilde ilerlemeye devam ederken başka bir kitap aldı. Birkaç saniye inceledi sonra yerine bıraktı.

Yaklaşık on dakika boyunca birçok farklı kitaba rastlamıştı. Hayatında birçok kitap görmüş, okumuş biri olarak burası onun için cennet gibiydi.

Kitaplar onu tamamen içine çekerken zar zor kendine gelebildi. "Şimdi zamanı değil." diye mırıldandı boşluğa doğru. "Aradığım kitap bunlar değil."

Keskin gözleri etrafı tararken koruyucunun dediklerini düşünüyor, nasıl onun kendisini bulacağını anlamaya çalışıyordu. Belki de kelime oyunu falandı?

"Ne arıyorsun?" diye ses gelince ürktü. O kadar sessiz kütüphanede kendinden başka birinin sesini duymak beklediği bir şey değildi. Ayrıca yalnız olduğunu sanıyordu. Hatta emindi.

Sesin kaynağını aradı gözleri. Kimse yoktu. Kaşları çatıldı ve istemsizce gardını aldı. O ses kime aitti?

"Hey!" diye seslendi ona o ses. "Yukarıdayım." Alkar kafasını yukarıya kaldırdı. Bir tane kitap ona bakıyordu.

"Bir kitap?" diye mırıldandı sorarcasına. "Nasıl...?" derken buna anlam veremiyordu. Kitap hafifçe aşağıya süzüldü. Alkar'ın önünde uçarken konuşmasına devam etti. "Ben bu kütüphanenin görevlisiyim genç adam." derken kendini açıklamak için zahmete girmenin bile aptalca olduğunu düşünen bir ses tonuna sahipti.

Yani kimsenin giremediği yerde onun bulunmasının nedeni başka ne olabilirdi?

"Kütüphane görevlisi bir kitap mı?" diye sordu Alkar garip bir sesle. Kitap havada süzülürken, "Ne o? Beğenemedin mi? Gayet de iyi bilirim buraları." diye huzursuz bir sesle söylendi.

Alkar elini iki yana sallarken, "Yok yok!" dedi. "Ondan değil. Sadece ilk defa konuşan bir kitap görüyorum ve bu değişik bir an."

Kitap biraz daha sakinleşirken -Alkar bunu nasıl anladığını kendisi de bilmiyordu- rafların arasında hafif parıltıyla uçmaya devam etti. "Peki genç adam. 'Aradığım kitap bu değil.' derken  ne demek istiyordun?"

Alkar kütüphane görevlisinin kendisini bulduğu için mutlu olurken ona anlatmanın yarar sağlayacağını biliyordu. "Kütüphane görevlisi." diye mırıldandı saygılı bir sesle. Kütüphane görevlisi olan kitap memnun olduğunu belli edecek şekilde, "Hmm"larken devam etmesini söyledi.

"Buradaki her kitaptan haberdarsın, değil mi?" diye sordu. Kütüphane görevlisi dalgacı bir şekilde güldü. "Bu bana hakarettir." dedi gülmesine devam ederken. "Ben bu kütüphane ilk oluşturulduğundan, ilk kitap raflara konulduğundan beri varım. Benim özelliğim zaten bu. Ben her gelen kitabı kayıt altına alan şeyim."

Alkar bir şeyleri kavrarken, "Yani ilk zamandan beri her kitabın kaydı sana yazıldı..." diye mırıldandı. Kendinden emin bir şekilde onaylayan kütüphane görevlisi hala havada süzülüyordu.

Alkar ciddi bir şekilde ona baktı. "Bir kitap arıyorum." dedi fısıltıyla. Nedense ondan bahsederken sesini yükseltmek istemiyordu. Kitap da ciddi bir şekilde önünde süzülürken meraklanmıştı.

"Neymiş o?" dedi merakla. Alkar yüzlerce kadim kitabın arasında karşısındaki garip varlığa bakarken kuruyan boğazını iyi hale getirmek için yutkundu. Dudakları yavaşça aralanırken, "Amenta." dedi. "Aradığım kitabın adı Amenta."

Kütüphane görevlisi hızla geriye çekilirken, "Nereden duydun onu?!" diye bağırdı. "Bu yasak! Kimse onu alamaz! İzin vermiyorum." Hızlı hızlı derdini anlatmaya çalışırken tedirgin olmuştu. Konuşurken bazı kelimeleri yutmuştu. Alkar ani tepkisine şaşırmadı çünkü kitabın garip olduğunu anlamıştı zaten.

"Urahante bizzat söyledi." diye mırıldandı Alkar işi hemen çözmek istercesine. Kütüphane görevlisi biraz daha rahatlarken sessiz kaldı. "Ayrıca koruyucu bu yüzden içeri girmeme izin verdi. Yani... senin izin vermen gerek." diye sonlandırdı cümlelerini. Kütüphane görevlisi derin bir nefes bıraktı.

"Sanırım haklısın." derke  uçmaya başlamıştı. Alkar hızla onu takip etti. Kütüphane görevlisi rafların arasından geçerken, "Burada yaşanmışlıklar saklı. Efendiler her birini toplamak için çok şey yaşadılar. Özellikle Amenta..." derken geçmişi anıyor gibiydi.

Alkar merakla, "İçeriği nedir onun? Biliyor musun?" diye sordu. Kütüphane görevlisi bir rafın sağından dönerken, "Biraz." dedi. "Ama söylemem. Zaten öğreneceksin." dedi.

Alkar bu kadar korunan kitabın nasıl bir şey olduğunu merak ediyordu. Amacına değecek bir şey olmalıydı. Olmak zorundaydı.

Normal bir rafın önünde durakladı kütüphane görevlisi. Alkar da onunla duraksarken koskoca raflara baktı. Herhangi bir farklılık göremiyordu. Birçok kitap ve yine birçok raf vardı.

Kütüphane görevlisi hafifçe mırıldanırken, "Burada olmazlı." diyordu. Alkar sırtını bir rafa yasladı. Kütüphane görevlisi hala üstlerde arıyordu.

Onu aldıktan sonra ne olacaktı? İstediği şey o kitabın içinde miydi? Ne tür bir bilgi içeriyor olabilirdi?

Belki de önemli olmasının nedeni yazarının ünlü olmasından dolayıydı. Bazı ölümsüzlerin kitapları işe yaramaz olsa da kendisinden dolayı önemli oluyordu. Alkar içten içe öyle olmamasını umdu.

Kütüphane görevlisi olan kitap, "Burada!" diye bağırınca anında gözlerini ona çevirdi. Kütüphane görevlisinin yanında süzülen başka bir kitap vardı. Alkar'ın heyecandan kalbi teklerken terlediğini hissettiği. Az sonra o kitabı eline alacaktı ve içine bakabilecekti.

Yavaşça Alkar'ın hizasına doğru süzüldüler. Alkar Amenta hala havadayken inceledi. Deriden yapılmış bir kapağı vardı. En azından deri olduğunu düşünüyordu. Çok da kalın değildi ama ince de sayılmazdı. Bir ansiklopedi boyutundaydı.

Kütüphane görevlisi ona doğru yönlendirdi kitabı. "Burada." derken görevini yerine getirebildiği için mutluydu. Urahante'nin bu kadar önemli bir kitabı alması için gönderdiği kişiye güvenmek zorundaydı.

Onlar kesinlikle bu kitabın farkına varmamalıydı.

Alkar'ın eline doğru süzüldü. Sonra Alkar kitabı tuttu. Şimdi kapağını inceliyordu. Üzerinde koca harflerle 'AMENTA' yazıyordu o kadar. Arkasında da bir şey yoktu.

"Çok açıklayıcıymış." derken sesinde hafif alay vardı. Kütüphane görevlisi yanında süzülürken aksi bir sesle cevapladı. "Onunla böyle konuşma."

Alkar garipçe kütüphane görevlisine baktı. Bir kitapla konuşma tarzını mı yargılıyordu o? "Özür mü dilemeliyim?" diye sordu ne olur ne olmaz. Belki de kitabın da bilince vardı ve başına bela açardı. -Her zaman olduğu gibi- Artık önceden önlemini alması daha mantıklıydı.

"Yok." dedi hafifçe alçalırken. "Seni duyamaz zaten özür dileme." Alkar ona gerizekalıya bakar gibi baktı ama kütüphane görevlisi fark etmedi.

Derin bir nefes bıraktı ve yere oturdu. Anında itiraz sesi gelirken. "Uzun zamandır oraya ayak basılmadı. Tozludur!" diye homurdanırken etrafta uçuşan parçacıklara bakıyordu. Alkar hala kitabı açamamanın verdiği asabilikle, "Eğer yanımda durup görmek istiyorsan sessiz olmaya ne dersin?!" diye sordu.

Kütüphane görevlisi fısıltıyla birkaç cümle daha homurdandı ama sonra tam olarak yerdeki Alkar'la aynı hizaya gelerek süzülmeye devam etti. O da bu anı görmek istiyordu.

Alkar tam kitabı açacaktı ki, "Hey! Arkadaşların dışarıda savaşmıyor mu?" diye sordu kütüphane görevlisi aniden. Alkar sinirle gözlerini devirirken, "Eminim iki dakika daha dayanabilirler! Şimdi lütfen biraz susar mısın? Bak rica ediyorum ve ben genelde rica etmem." diyerek homurdandı. Sonunda tamamen sesini kesmek zorunda kaldı havada süzülen kitap.

Alkar ilk sayfayı açtı. Boş sayfanın ortasında çok da büyük olmayan punto ile yazılmış Gyouta Hammerdalie yazıyordu.

Aslında tam olarak açıklamak gerekirse kitabın adı biraz büyükçe yine yazılmıştı. Altına Gyouta Hammerdalie yazılmıştı ve bunlar birbirini tamamlıyor gibiydi. Ama en garip olan şey ise ismin altında bulunan tırnak içinde yazılmış olan kelimelerdi.

"İlk Gardiyanlardan Gyouta Hammerdalie"

İlk gardiyan?

Gardiyan da neydi?

Nerenin veya neyin gardiyanıydı? Tam olarak kimdi bu herif?

Diğer sayfaya geçmeden kütüphane görevlisine baktı. "Bu da kim?" diye fısıldadı. Kütüphane görevlisi cevap vermedi.

Şakağından akan ter damlasını elinin tersiyle sildi ve giriş kısmını açtı. Kalbi yerinden fırlayacakmış gibi atarken bir şeye odaklanması çok zordu şuan onun için. Nelerle karşılaşacağını bilmese de içinden bir his bu kitabın içindeki bilginin sadece küçük bir kısmı ilgilendirmediğini fısıldıyordu.

Gözlerini yazılmış cümlelerde gezdirdi.

"...Amenta ne bir canlı ne de herhangi bir nesnedir. Bilince sahiptir ama yaşamaz. Her şeyi ayıran şeydir. Bir değil birden fazladır. Bütün canlıların ulaşmak istediği şeydir..."

Cümleleri okurken anlam vermeye çalışıyor ama kafası daha da karışıyordu. Amenta neydi? Bütün canlıların ulaşmak istediği şey mi? Bütün canlılar bir şeye mi ulaşmak istiyordu?

"...İçten içe bilinen ama herkesten kendini saklayandır. Kibirli canlılar onun ortadan kaybolmasına neden olsa da hala varlığını sürdürendir. En büyük güçlerden biridir..."

"...Onun bir parçasıdır."

"...Sen onu bulamazsın. Görmek istemen önemli değil. Güç sende değil ondadır...."

"...Amenta her şeyin var olduğu zamanda ondan azat olandır..."

Gözleri şokla büyürken kelime oyunlarıyla dolu sayfalara bakıyordu. Bir çoğunu anlayamıyordu bile. "Onun bir parçası?", "Ondan azat olan?", "İçten içe bilinen ama herkesten kendini saklayan?"

Bu da neydi lan böyle?

Elindeki kitabı aniden kapattı. Yutkunarak kütüphane görevlisine bakarken, "Bu da ne sikim?" diye fısıldadı. Kütüphane görevlisi bir kaç saniye havada süzülüp Alkar'ı izledi. Sonra hafifçe geriye giderken, "Birçok kişinin bilmek istediği bilgilerle dolu kitaptır. Efsanelere konu olan bu kitap her ne kadar normal bir kitap gibi görünse de değildir."

Kafasını şokla iki yana salladı Alkar. Herkesin veya her şeyin değişik konuşası tutmuştu bugün? Sertçe anlını ovdu. Neler olduğunu tam olarak anlayamayan beyni kendini zorlamaya devam ediyordu.

Sonunda pes edip deposuna kaldırdı kitabı.

"Sadece tek bir soru." dedi işaret parmağını ona doğrulturken. "Dürüstçe cevapla." Kütüphane görevlisi onu onayladı.

Alkar, "İlk gardiyanlar da ne?" diye sordu ne kadar önemli olduğunu bilmeden.

Önündeki duraksadı. Birkaç saniye durdu. Alkar sabırla bekledi.

Kütüphane görevlisi bütün dikkatini ona verdi. "Ben de bilmezdim..." dedi fısıltıyla. "Cevap aradım ve karşıma biri çıktı. Ona aynısını sordum."

Alkar elini rafa koydu ve destek aldı. Ayağa kalkarken, "Eee?" dedi.

Devam etti. "O da dedi ki, 'Tanrı canlılara kızıp bir nevi terk ettiğinde alemlerin düzenini kim sağladı sanıyorsun?'"

Alkar şokla ona baktı. Tanrıdan sonra düzeni sağlamak... Ne?

"Nasıl yani o gardiyanlar alemler arasındaki düzeni mi sağlamış? Bir... Tanrı gibi?"

Buna inanamıyordu. Nasıl olur da normal canlılar bir Tanrı gibi düzen sağlayabilirdi?

Kütüphane görevlisi başını iki yana salladı. "Aynısını sordum ama gardiyanlar onu yapmıyormuş. 'Hayır, değiller. Sadece... en az düzeni sağlayanlar kadar güçlüler. Onlara direnebilecek tek kişiler gardiyanlardır.'"

Saçını oflayarak karıştırdı Alkar. Alemleri yönetebilecek kadar güçlü olanlara karşı durabilecek kadar güçlü olanlar... Böyle canlılar cidden var mıydı?

Orada bir yerlerde... Tepede böyle şeyler var mıydı gerçekten?

  ♛♛♛ 

Bölüm adının anlamını açıklamak istiyorum. 16. Bölümün son cümlelerinde geçiyordu. Anlarsınız :)  




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1323

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1123

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 939

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 861

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 745

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 696

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 676

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 618

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 573

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 450

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 147

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 116

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 88

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17393 Üye Sayısı
  • 465 Seri Sayısı
  • 23448 Bölüm Sayısı


creator
manga tr