Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

DİPTEN EN TEPEYE - 102. Bölüm: Ağızdan Çıkmaması Gerekenler


"Geldik." Börü'nün sesiyle ana bölgeye geldiğini gören Alkar dişlerini sıktı. Alvar'ın söylediği son şeyden sonra herhangi bir cevap verememişti ve üçlü sessiz kalmıştı. Bunu... daha sonra düşünebilirdi. Şimdi zaten çok tehlikeli bir işin ortasındaydı. Kafasını vermezse ölebilirdi.

Börü kralın binasına girmeye çalışırken durduruldu. "Sende kimsin?!" Enerjisi tanıdık gelse de bir insan görünümde olan Börü'ye pek de dost canlısı yaklaştıkları söylenemezdi.

"Kralınız." dedi Börü sıkıntılı bir ses tonuyla. "Enerjimden anlarsınız."

Bir tanesi garipçe bakarak ona yaklaştı. Börü hareket etmedi. Canavar gözlerinin içine bakarken, "Cidden o'sun." dedi. Pek de memnun görünmüyordu.

Bir başkası konuştu. Etrafta toplanan kalabalığın arasındaydı. "Sen insan bedenindesin." derken herkese duyarmak için söylemişti. Bir başkası, "Kralımız bir insan bedeninde mi olacak?" dedi.

Etrafta homurtular artarken Alkar kollarını göğsünde kavuşturup izlemeye başladı. Kendiyle alakalı bir durum değildi.

"Bunu kabul etmiyorum!" diye bağıran birine karşı diğerleri de destek verdi. İnsanların karşısında durabilmek için güçlenen canavarların efendisi bir insan bedeninde? Kimse böyle bir şeyi kabul etmezdi.

"Ne yani... beni red mi ediyorsunuz?" diye gür sesiyle soran Börü'nün kelimeleriyle bazıları titredi. Ama şu işe bakın ki bu yetmezdi. "EVET!" diye bağıran birinin ardından gelen onaylamalar kralın ipini çekmişti bile.

Börü gözünü devirdi. "Peki, son bir görevim var desem benimle gelecek olan var mı?" diye son bir kez sordu. Kimse çıtını çıkarmadı. Börü göz ucuyla Alkar'a baktı. Alkar, "Sorun değil." der gibi başını sallayınca tekrardan canavarlara dönmüştü Börü.

"Şu zamana kadar karşılıksız size çalıştım." Hiçbir şey yapmamıştı ayrıca onların enerji taşlarını tüketip kendisine hizmet ettirmişti. Bunu hatırlamasakta olur. "Şu işe bakın ki bir insan bedenine sahip olabildiğim için hemen benden vazgeçtiniz. Sıkıntı değil." Başka biri olsa bunu dramatize ederdi ama Börü'nün ses tonu hüzünden çok kibire sahipti.

"Zaten pek de kıçımda değilsiniz. Pek güçsüzsünüz ayrıca işime de yaramadınız. Neyse, insanlarla olan rekabette başarılar." Arkasını döndüğü gibi Alkar'ın yanından geçerek gitti. Alkar şokla Börü'nün arkasından bakan canavarlara göz attı. Bu sözleri beklemiyorlardı.

Eğer Börü güçsüz olsa kesin saldırırlardı ama maalesef yemiyordu. Sadece arkasından bakmakla yetindiler. Alkar da onlara bakarak başını olumsuz anlamda salladı. "Çok iyi bir kral kaybettiniz. Çok yazık..." Tch'larken aynı zamanda gerçekten iyi rol yapmaya çalışıyordu. Birkaçının üzüldüğünü fark edince sırıtmasını saklamak için arkasını döndü ve Börü'nün peşinden gitmeye başladı.

Ona yetiştiğinde kimsenin onları takip etmediğinden emin olmuştu. "Üzüldün mü?" diye sormadan duramadı. Kafasını yere eğerek yürüyen Börü ilk başta cevap vermedi. Kızıl saçları gözlerini kapattığı için ifadesini göremiyordu.

Aniden başını kaldırıp gülünce biraz şaşırmış olabilirdi. "Fena rol yeteneğim varmış..." diye konuşarak gülen Börü kesinlikle mutsuz değildi. Alkar onun bu haline göz devirdi. "İyi kekledin." derken sesinde hafif bir övgü vardı.

"Tabiki." derken kendi kendine böbürleniyordu. Alkar daha fazla bir şey söylemedi çünkü götünün arşa çıkma ihtimali yüksekti.

Buradan herhangi bir müttefik bulamamışlardı. Şu işe bakın ki Alkar rahatlamış hissediyordu. Daha birkaç dakika önce tanıdığı birinin yanında savaşmak istemezdi. Zaten o savaşmak istemiyordu. Ona kalsa sessizce işini halleder ve çıkıp giderdi bu gezegenden.

Y yurduna dönmediler. Ormanlık alanda -yerleşme yerine yakınlardı- otururlarken Alkar düşünüyor, Börü ise dinleniyordu. Zaten doğru düzgün dinlenememişti. Eğer o kütüphaneye girebilmek için birçok kişiyi yenmek zorunda kalacaklarsa enerjilerini toplamak zorundaydılar.

Birkaç saat sonra Tae gizlice odasından çıkmıştı. Beyin patlaması yaşarken uyuya kalmıştı. Neyse ki kimse onu bulmamıştı. Çocuğu içi rahat olmasa da herhangi yanlış bir hareket yapmadan yurttan uzaklaştı. Bu sefer yanına özel eşyalarını da almıştı. Birkaç ıvır zıvır ve bir broş. 

Elinde tuttuğu garip bir sembol olan broş hafızasını kaybedip başkaları onu bulduğunda üstünde bulunan şeylerden biriydi. O yüzden belki biri bunu tanır da ailem beni bulur umduuyla hep takmıştı. Son yıllarda vazgeçtiği için dolaba koymakla yetinmişti. Gerçi şimdi gerçek babasını bulmuştu ama...

Ama işte her şey hemen olmuyordu. Bir kapişonlu giyip kendisine içecek almış, etrafta dolaşmaya başlamıştı. Kimse onu takmıyordu.

Sonunda Alkar'ların yanına gitmeyi düşündü. Ama nerede olduklarını bilmiyordu. Burada çok insan olmasa belki Börü'nün enerjisini tanır ve yanına gidebilirdi -Börü her zaman Alkar'laydı- ama çok kalabalık bir yerdeydi. Yüzlerce farklı enerjinin arasında onu bulamazdı.

En azından denese iyi olurdu. Belki de mucizevi bir şekilde onlar da yakındaydı. Evet, her şey olasıydı.

Gözlerini kapattı ve kendini enerjilere odakladı. Börü'yü düşünürken birden bire beyninde garip bir ışık çaktı. Çok hızlı bir şekilde sokaklarda ilerleyen ışık tam da istediği kişinin orada durmuş ve kaybolmuştu. Tabi bu zihninde olmuştu. Gözünü açınca tekrardan kalabalık sokaklarla karşılaşmıştı.

Şaşkınlıkla etrafa baksa da bir şey yapamadı ilk önce. Az önce ne olmuştu? Bu da ırkından gelen bir şey miydi?

Kendisi bir insan değildi ve bu tür şeyleri yaşaması normaldi. O yüzden üstelemedi.

Dikkatli bir şekilde insanların arasından geçerken onun canavar olduğunu anlamadıkları için seviniyordu. Kendisini enerjiden insan olmadığını anlamak için baya çalışmaları gerekiyordu ki zaten tam olarak ruqy olmuş sayılmazdı.

Zihninde hatırladığı yollardan geçerken yerleşkenin yakınındaki ormanlığa girdi. İleride gerçekten Börü'nün enerjisini hissedince mutlu olmuştu.

İkili küçük bir binanın kenarında oturmuşlardı.

Alkar onun geldiğini görünce tek kaşını kaldırdı. "Nasıl buldun burayı?" dedi. Sesi meraklıydı.

Börü'yü gösteren Tae, "O'nun enerjisini hissettim." diyebildi. Doğru demişti. İçinden onlarca enerjinin arasından demeyi de ihmal etmedi.

Bir şey demediler. Hepsi birlikte susmaya devam ederlerken Tae yeniden sıkılmaya başlamıştı. İçinde artan bir enerji vardı. İyi yanı bunu daha sonra gayet iyi boşaltabilirdi. Ama onun için önemli olan şuandı.

"Biraz buralarda gezinelim mi? Belki işe yarar bir şeyler buluruz." derken sesi sıkkındı. Börü ona bakmazken Alkar anlamadığını belli eden bakışlar atıyordu.

Tae açıklamak için, "Relian aile olayıyla meşgul. O ara biz de etrafı yoklayalım. Bilirsiniz, kimsenin bilmediği ama öğrencilerin bildiği bir çok şey vardır etrafta." derken sesi ciddiydi. Yıllardır burada okumuş biri olarak bu tür olaylara birçok kez şahit olmuştu.

Alkar da sıkıldığı için ayaklandı. Tabi peşinden de Börü.

Etrafta hiçbir şey yoktu. Ama bir Ruqy'nin sıkılınca nasıl tepki vereceğini kestiremeyen Alkar dolaşmaya devam etmek zorunda kaldı. Babası her an vazgeçebilecek potansiyele sahipti.

Tae dükkanlara bakarken normal konulardan konuşuyormuş gibi konuştu. "Relian'ın amcası bir gezegen yani." derken etrafa çaktırmamaya çalışıyordu. Bunu söylemek bile komiğine gitmişti.

Alkar gözlerini devirerek, "O da en az senin kadar garip bir hikayeye sahip. Ortak yönleriniz artıyor." demişti. Tae şaşkınca ona baktı. "Onunla ben benziyor muyum?" derken bunu kendine yediremiyordu. O insan ve kendisi? Hadi oradan.

"Bir yerden evet. Azminiz benziyor. İlk gidişte kapasiteniz yetmemesine rağmen bizi bile geçmiştiniz." derken sırıtmıştı. Börü Alkar'ın açık sözlülüğüne gülerken kendisine bakan kızlara yüzünü buruşturuyordu.

Onun ilgi alanı insan kızlar değildi.

Tae hatırladığıyla yüzünü buruşturdu. "İnadına hızlı gitmiştiniz. Öleceğimi düşünmüştüm." Alkar omuz silkti ve yürümeye devam ettiler.

Tae emin olmayan bir ifadeyle Alkar'a bakarken bir şey demek istiyor gibiydi. Derin bir nefes veren Alkar, "Sor." dedi.

Tae boğazını temizledi. Köşedeki sokağa girerken insanlar azalmıştı. Börü de elinde garip şekerle peşlerinden geldi.

"Sen kütüphaneye girdikten ve istediğini aldıktan sonra ne yapacaksın peki?" 

Börü ve Alkar duraksadı. Bunu başından beri biliyorlardı zaten. Börü Alkar'ın yerine, "Gideceğiz." dedi. "Gezginiz biz. Burada çok bile kaldık. Baştan beri böyle kararlaştırmıştık."

Tae 'Hmm' derken kafasını onaylar anlamda salladı. "Yani bir yerde kalmayı umursamıyorsunuz." derken sesinden pek de memnun olmadığı belli oluyordu.

Alkar elini çocuğun omzuna koydu. "Tae, bu hayat neredeyse sonsuz. İleride binlerce yıl yaşayabilirsin. Bu da demek oluyor ki... Eninde sonunda geçmişten tanıştığın biriyle karşılaşma ihtimalin var."

Kendisinden yaşça küçük olan çocuğun olgun laflarını dinlerken şaşırmış hissediyordu. O ne zaman böyle düşünebilecekti?

"Hem sen, bizden avantajlı bile sayılırsın." Börü konuşarak eliyle bedenini göstermişti. "Anlarsın ya... Doğuştan gelen şeyler." Sesinden biraz kıskandığı belli oluyordu. Kim doğuştan gelen yetenek istemezdi ki....

Tae gülerek, "Haklısın." dedi. İkili oradan yardımlaşarak kurtulduklarından beri daha yakınlardı ama Börü hala mesafeyi korumakta ısrarcıydı.

Tae şimdi fark ediyordu ki karşısında duran ikili şimdiye kadar herkesle mesafesini korumuştu. Doğru düzgün arkadaşça davranmamışlardı bile. Ama Tae ve onun gibiler onların çekimlerine girmiş, sanki onların bir şeyleri açacağını hissetmişlerdi.

"Neyse." diye homurdanarak onlara baktı. "Önemli olan şeyler yanında zaten." Alkar'a baktı. "Şu parça sende olduğu sürece sorun yok."

Alkar anında kaşlarını çatarken, "Bunu konuşma dışarıda." dedi. Enerjilerden kimsenin onları duymadığını biliyordu ama huzursuz hissettiği bir gerçekti.

Tae de dediğinin farkına vararak özür diledi. Neyse ki sadece parça demişti.

Sonra garip bir şey hissetti. İstemsizce, "Babam." diye fısıldadı. Börü ve Alkar ona baktı hemen. "Ne oldu?" diye soran Börü yediği şeyin çöpünü yere atmıştı.

Tae, "Bizi çağırıyor." diyebildi. Nasıl hissetti emin değildi ama hissetmişti işte. Nerede olduğunu bile hissediyordu.

Garip Ruqy bağlantıları.

"Tamam." derken Tae'yi takip etmeye başlamışlardı bile. Ara sokaktan çıkıp caddeye girdiler. 

Kenarda özel bir eşyayla enerjisini saklayan kişiyi görememişlerdi.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1302

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1105

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 916

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 844

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 730

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 683

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 659

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 561

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 420

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16532 Üye Sayısı
  • 452 Seri Sayısı
  • 22335 Bölüm Sayısı


creator
manga tr