Bekleyin okuyun ve öğrenin... #Örkün

DİPTEN EN TEPEYE - 99. Bölüm: Aile Buluşması


Yıkıntıların altında kalmadan zar zor dışarı çıkabilmişlerdi. Alkar'ın aklında kitabın ismi yankılanırken küçük de olsa bir ipucu yakaladığını hissediyordu.

Sonunda kulübeden çıktılar ve kendilerini dışarı attılar. Onların hemen ardından yıkılan kulübeye film izler gibi bakarlarken ikisinin de içinde bir şeyler değişmişti.

Relian yalan olan hayatını düşünürken Alkar'ın içindeki garip his yakında bir çok şeyin değişeceğini fısıldıyordu.

Çok ama çok kötü şeyler olacaktı.

Hemen toparlanan Alkar ayaklanırken, "Gitmeliyiz." dedi. Elinde anahtar parçasını sanki hayatıymışcasına tutuyordu. Bu parçayı kesinlikle çok iyi korumalıydı. O kütüphaneye gizlice girecekti.

Relian da değişik bir ifadeyle yıkılmış kulübeye bakarken geri geri adımladı. En sonunda o yıkıntıya tamamen arkasını döndü ve Alkar'ın peşinden koştu. Relian yeni yeni fark ediyordu, gezegen artık onun enerjisini emmiyordu. Yüzünde istemsizce bir gülücük oluştu.

İkili ormana çıktıklarında etrafa göz attılar. Bilekliği kaybetmişlerdi. O yüzden takım arkadaşlarının yerini bulamazlardı. Alkar temiz havadan derin bir nefes alırken etrafına göz atıyordu. En sonunda Relian'a dönerek, "Yukarıda duralım. Onlar da buraya gelir büyük ihtimalle." dedi.

Relian da bunu mantıklı bulduğu için kafasıyla onayladı ve ağaç dallarına çarparak yukarı çıktılar. Ormanın üstünü tararlarken ikilinin çabuk gelmesini istiyorlardı. Alkar bu arada anahtar parçasını izliyordu. Şekilsizdi. Yapboz parçaları gibi.

Çok uzun sürmedi beklemeleri. İleride iki tane silüet gözüktü. Alkar bir tanesinin enerjisini çok iyi tanıyordu.

Şu işe bakın ki ikiside insandı. Yani, bedenen. Hadi Tae'nin durumu belliydi de... diğeri ne alakaydı.

Tae ve Börü rahatça gelip önlerinde durdular. Börü vücuduna takmadan, "Naber?" bile dedi. Alkar tip tip karşısındaki insan bedenini süzerken, "Ne zamandan beri?" diye sorabildi. Yüzündeki ifade çok da şaşırmış bir ifade değildi.

Börü istemsizce, "Şaşırmadın mı?" diye sordu. Alkar saçını kaşıyarak, "Normal olmadığını fark edeli yıllar oluyor. Tamam, bunu beklemiyordum ama garip biri olduğunun farkındaydım." dedi. Pek de umursuyor gibi görünmüyordu.

Börü onun elindeki parçayı gördü. "Bulmuşsunuz." derken 'Sonunda bitti şu boktan görev' dermiş gibi ses tonuna sahipti. Alkar başıyla onayladı. Hala insan bedenine tam olarak bakamıyordu. Garip geliyordu....

İstemsizce, "Ne kadar süre şu bedende kalacaksın?" diye sordu. Diğer ikili sessizce onları dinliyordu. Börü düşünmüş gibi yaparak, "Tehlike geçene kadar..?" diye sordu. Alkar şu form hakkında herhangi bir fikir sahibi değildi. Kaşları çatılırken, "Bu bedende daha güçlüysen tabi." dedi.

Börü ona hiçbir şey söylemediğini hatırlayarak, "Boş zamanında konuşuruz." dedi. Alkar sonunda değişmiş Tae'ye döndü. Tae de ona baktı. Alkar onu garipçe süzdü. Ne olduğunu bilmiyordu ama daha da canavarlaşmış gibiydi.

Tae o konuşmadan lafa girdi. "Sen benim bir Ruqy olduğumu biliyordun değil mi?" Alkar Börü'ye bir bakış atarak konuştu. "Evet." Baba olayını bilip bilmediğinden emin değildi o yüzden konuşmadı. Börü bunu söylemiş olamazdı. Nasıl öğrendi bilmiyordu ama başka türlü olduğunu hissediyordu.

Tae, "Börü de biliyordu. Gerçi o söylemedi ama..." Sona doğru sesi kısılsa da toparladı. "Kafamdaki garip ses söyledi bana türümü. O şekilde öğrendim. Ama... Bana söylemeni isterdim." diye cümlesini bitirdi. Alkar ona gergince baktı. Çocuk şimdi ondan nefret falan mı edecekti? Bir de Ruqy'nin kendisine gardını almasını istemezdi.

Alkar ağzını açtı, en azından kendini savunmalıydı. Ama Tae izin vermedi. Devam etti sözlerine. "Ama anlıyorum. Eğer söyleseydin büyük ihtimalle inanmazdım ve deli olduğunu düşünürdüm. Hatta senden uzak dururdum." Ensesini kaşıyıp mahçupca gülünce Alkar'ın içi rahatladı. En azından manyak bir düşman kazanmamıştı. Çok geç olmadan babası hakkında bir iki şey çıtlatmalıydı.

"Aslında senin ne olduğunu bana başka biri söyledi." dedi. Aynı zamanda ilerlemeye başlamışlardı. Tae merakla ona baktı. "Kim?" derken artık kötü bir haber almak istemiyor gibiydi.

Alkar ona bakmadan "Baban." dedi ve hızını arttırdı. Şoktan dolayı duraksayan Tae'ye Relian çarptı. Relian başını tutarak küfür ederken Tae'ye bakıyordu. "Birden bire ne halt yemeye duruyorsun...?" Sona doğru çocuğun yüzündeki ifadeyi görmüş ve susmuştu. Tae öylece boşluğa bakıyordu.

Relian o ara dinlemediği için neden bu duruma geldiğini bilmiyordu. "Ne oldu?" dedi kibarlık olsun diye. Tae gözlerini yerden ayırmadan, "Bir babam varmış." diye fısıldadı. Relian buna gülmek istedi.

Kendisi de az önce amcasını bulmuştu. Sıkıntı yoktu yani. Elini çocuğu omzuna vurdu. "Boşver, alışırsın." derken ilerlemeye başlamıştı bile. Bir hiçmiş gibi kelimeleri sıralayan çocuğun arkasından bakan Tae kafasını iki yana salladı ve arkalarından gitti.

Sonunda rotalarını bulmuşlardı. Alkar herkesin tam olup olmadığına baktı. Börü onu kafasıyla onaylayınca harekete geçip bu gezegenden gidecekti ki Tae şaşkın sesle onları durdurdu. "Kral ve Kraliçe daha gelmedi." derken etrafına bakıyordu. Bir yandan da onları unuttuğu için balık hafızalı olduğunu düşünüyordu.

Relian, "Haa... onlar." derken sesi ifadesizdi. "Amcam öldürdü onları." Tae duyduğu şeyle şaşkınca ona bakarken, "Amcan ne alaka?" dedi. Alkar bir kez daha şaşıran bir şahısı çekemeyecekti.

Relian umursamazca, "Bu gezegen amcammış." dedi. Ne kadar da açıklayıcı bir konuşmaydı öyle. Tae boş boş ona baktı. Sonra etrafına. Daha sonra tekrardan ona. "Anladım." diye cevap verebildi sadece. "Gidelim şuradan artık."

Herkes hem fikir olduğu için fırladıkları gibi gezegenden çıkmaya başlamışlardı.

Alkar orayı tamamen terk edince rahatladığını hissetti. Arkasına bakma gereği duymadı. Amcası onlara el sallayacak değildi.

Relian ise garip hissediyordu. Tamamen çıkmadan önce son kez bakış attı. Cidden... çok şey değişmişti.

Tamamen gezegenden çıkmış ilerlerken Alkar konuşmaya başladı. "Gezegene kaçak gireceğiz." 

Börü onu sorgulamazken Relian da karşı çıkmadı ama Tae şaşırmıştı. "Neden?" diye sorarken bunun neresinin mantıklı olduğunu düşünüyordu.

Alkar, "Anahtar parçasını elimizden aldıkları gibi öldürmeye çalışacaklar büyük ihtimalle. Ben kesinlikle bu parçayı onlara verme niyetinde değilim. Hem Relian'ın da artık onlardan hoşlandığını sanmıyorum..." diye mırıldandı. Göz ucuyla yüzünde katı bir ifade bulunan çocuğa baktı. Kesinlikle gerçek ailesini öğrendikten sonra bir şeyler değişmişti onda.

"Börü de beni takip edecektir zaten. Bu arada. Sen en çok zor durumda olansın. Enerjinden insan olmadığını anlayacaklardır. Babanla görüşmemiz gerekecek."

Tae kafasında olanları tartınca gayet normal bir davranış biçimi olduğuna karar verdi. Kafasıyla onaylarken ilk defa ailesinden biriyle karşılaşacağı için huzursuzdu.

Alkar o gün konaklamamaya karar verdi. "Artık bir şeyler değişti. Ayak uydurun." derken o kadar katıydı ki ister istemez onu dinlemişlerdi. Tae artık bir Ruqy olduğunu bildiği ve kendini yavaştan kabullendiği için daha da iyi hissediyordu. Relian ise gerçek ailesi hakkında birkaç bilgiye sahip olduğundan beri kendisine daha çok güveniyordu. Psikolojik bir şey de olabilirdi ama ayak uydurabildiği kesindi.

Hypoiron'a yaklaştıklarında Alkar duraksadı. Herkes yorulmuştu. Alkar Tong denen elemana gitmesi gerektiğini biliyordu. Oğlu yanlarında olduğu için o karşı tarafta değil yanlarında olacaktı.

"En çok güvenlik nerede bilen var mı?" diye sordu Alkar. Relian gezegeni -okulu- süzerken birkaç yer söyledi. Genellikle öğrencinin fazla olduğu ve hazineliklerin olduğu yerlerdi.

Ayrı yeten ekledi. "Hal çölüne inelim. Orada kimse yok." dedi. Alkar onu onayladı. Oradan hemen sonra Tae'nin enerjisi sayesinde Tong'un oğlunu hissedebileceğini düşünüyordu. Kendisi onları bulurdu.

Çöle indiler. Neyse ki garip başka bir şeyle karşılaşmamışlardı. Olabildiğince hissedilmeyecek, dikkat çekmeyecek şekilde ilerlemeye başladılar. Orman tarafına girince herkes derin bir nefes aldı. Yorgunluktan ölebilirlerdi. Kesinlikle hiç durmadan bu kadar çok enerji harcamak zorunda kalmamışlardı.

Kaç saat geçtiğinden emin değillerdi ama en sonunda Relian yere çöktü. "Dayanamıyorum." derken koluyla yüzünü kapatmıştı. Alkar geriye dönüp ikiliye baktı. Onlar kendisi gibi değildi. Belki de abartmıştı.

Ama şu Tong'un şimdiye kadar oğlunu bulması gerekiyordu. Ona bir şey mi olmuştu?

Tae de yere çökünce durma kararı aldı. Etrafı süzerken çoktan karanlığın çöktüğünü fark etti. O kadar çok işine dalmıştı ki bunu görememişti.

Bir süre beklediler. Sonra Tae birden gerginleşti. Alkar bunun onun yüzünden olduğunu anladığı için sevindi.

Tae, "Garip hissediyorum." diye mırıldanırken sert bir rüzgar esti. Sonra birden bire önlerinde maskeli bir adam belirdi.

Doğrudan Tae'ye bakıyordu. Tae ise kocaman gözlerle ona bakmaya başladı. Tong, gözlerini oğlundan ayırmadan konuşmaya başladı. "Sen... ne işiniz var burada?"

Alkar gözlerini devirerek, "Şu geçen yaptığın tekniği yeniden yap. Konuşmamız gerek. Önemli." dedi. Önemli kelimesini bastırmıştı. Tong hareket etmeden tekniğini uygularken bir kez daha etraf değişmeye başladı. Şaşkınca etrafa bakan Tae ve Relian neler olduğunu kavrayamıyordu.

Sonunda güvenli bölgede olduğu için nefes veren Alkar söze girdi. "Öğrendi." derken oğlunu göstermişti. Tong tepki vermedi. Tae Alkar'ın dediği şeyle kendisine bakarken, "O..." diye mırıldandı. Baba kelimesi ağzından çıkamamıştı.

Alkar kafasıyla onayladı. "Evet baban." Baba-oğul ne yapacağını bilemez şekilde birbirlerine bakarken devam etti sözlerine.

"Aile buluşmasını hemen yapın da daha önemli olayları konuşabilelim." Elindeki anahtar parçasını salladı. "Yakında ortalık karışacak."

Börü bir an içlerinde sert bir rüzgar estiğine yemin edebilirdi.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1323

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1121

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 939

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 858

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 741

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 695

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 676

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 617

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 574

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 449

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 146

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 115

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 88

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17353 Üye Sayısı
  • 484 Seri Sayısı
  • 23471 Bölüm Sayısı


creator
manga tr