Bekleyin okuyun ve öğrenin... #Örkün

DİPTEN EN TEPEYE - 98. Bölüm: Amenta


Relain derin derin nefesler alırken karşısında kendisini "Ben senin amcanım." diye tanıtan şahısa -ya da gezegene?- bakıyordu. Kendisi Alkar gibi efsaneyi bilmediği için cidden hiçbir şey anlamıyordu.

"Bu nasıl olur?" dedi şokla ikiliye bakarken. Alkar ciddi bir şekilde Urahante'ye bakıyor, bir şeyleri tartıyor gibiydi. Urahante ise ciddi bir şekilde Relian'a bakıyor, her an sarılmak istiyor gibiydi.

Alkar, "Sen efsaneyi bilmiyorsun galiba." dedi. Relian öfkeyle kıkırdarken, "Zahmet olmazsa anlatın lütfen!" dedi. Urahante'nin gözündeki bakış kararırken hafifçe geriye döndü ve tahtına doğru yürümeye başladı.

"Sen, insan. Bir şeylerden haberdar gibisin. Ama bazı yerler yanlış." Alkar arkasını dönmüş gitmekte olan adama bir bakış atarak Relian'a yaklaştı. "Bunu anladım zaten. Sadece... neresi yanlış?"

Urahante tahtının kenarlarında parmaklarını gezdirdi. "Ne biliyorsun?" derken sesinde bir şeyleri açığa çıkartmak isteyen birinin isteği vardı. Alkar göz ucuyla bir kez daha Relian'a baktı.

"Sen ve Kraiwanther kardeşsiniz ve bir kaç bin yaşındasınız. Sonra abin sıkılıyor, sen istememene rağmen bir okul yapmak istiyor. Hatta neredeyse ölü bir gezegeni yaşama döndürüyor. Sen de el mahkum okulun ayak işleriyle uğraşıyorsun. Bu arada herkes seni değil abini tebrik ediyor, senin varlığının farkında bile değiller." Alkar buraya kadar anlatırken adamın yüzünde herhangi bir değişiklik olmamıştı. Devam etti.

"O arada güçleniyorsun ve özgürlüğün için abine meydan okuyorsun. O da seni küçük görerek kabul ediyor ve büyük bir yıkım getiren savaşa girişiyorsunuz. Sonunda sen kazanıyorsun. O da nefretiyle yasaklı bir teknik kullanıp ruhunu tuttuğu gibi Ewlıp ile birleştiriyor. Sonra abin pişman oluyor, ağlayarak bunu arkadaşınız Oplan'a anlatıyor ve basıp gidiyor. Sen gezegen halinde katliama başlayınca Oplan buraya gelip seni durdurmaya çalışıyor ama sen onu da öldürüyorsun. Bu kadar." Son noktayı koyup ona baktı. Yüzündeki değişimleri incelerken sadece son kısmında yanlışlık olduğunu anladı Alkar. Yüzü nefret doluydu. Kime karşı nefret duyuyordu Urahante?

"Neredeyse hepsi doğru." dedi başını eliyle ovan Urahante. Alkar şuan teknik olarak bir gezegenle konuştuğunu göz ardı etmeye çalıştı. "Ama önemli kısmı yanlış. Nedenini iyi anlıyorum... O orospu çocuğu..."

Birden bire sinirlenen adama şokla bakarlerken titreyen tapınağa gergin bir bakış attılar. Relian duyduğu efsaneyle zaten ne yapacağını bilemiyordu, bir de burada gezegenin öfkesinin gazabına uğradığından can mı verecekti?

Onun amcası olduğunu kabullenemiyordu. Hadi ama... Bir gezegen nasıl onun amcası olabilirdi?

Hayatında bu kadar garip bir şey görmemişti.

Alkar sonunda bundan bıkmış olacak ki, "Kendine gel." dedi. Urahante öfkeli bakışlarını ona çevirse bile umursamadı. "Sadece doğruları anlat. Yanlışlıkla yeğenini mi öldürmek istiyorsun?"

Son cümlesiyle Urahante'nin bakışları Relian'a döndü ve sarsıntı durdu. Dudaklarını yalayarak, "Üzgünüm." diye mırıldandı. "Bir an kendimi kaybettim."

Relian gözlerini kaçırdı. Bir gezegen kendilerinden özür dilemişti...

Urahante boğazını temizledi. "Aslında çoğu yer doğru. Onun savaştığımız ve benim yendiğim kısım da dahil. Ama sonrası... tamamen farklı. Kimden duyduysan yalan söylemiş."

Alkar elini devam et dercesine salladı. "Biz sonra... konuştuk. Ağabeyim Sauren benim durumumu gördü ve içtenlikle özür bile diledi. Barışmıştık." Alkar konuşmasına devam edecek olan adamı aklına takılan soru yüzünden kesti. "Efsanede abinin adı Kraiwanther idi. Neden Sauren diyorsun?"

Urahante sözünün kesilmesinden memnun olmasa gerek homurdandı. Neyse ki saçma bir hareket yapıp Alkar'a zarar vermedi ve dürüstçe cevapladı. "Ailemizin ona koyduğu ad Sauren'dir. Kraiwanther adını okulu kurduğu zaman aldı. O benim için her zaman Sauren'di."

Kafasıyla anladım dercesine salladı. Urahante nerede kaldığını hatırlamak için bir saniye duraksadı. "O değildi... Beni bu gezegene mühürleyen. O kişi çok sevilen Oplan'dı."

Alkar'ın kaşları şaşkınlıkla kalkarken ne diyeceğini bilemedi. Her yerde entrika vardı. Ölümlü ya da ölümsüz olmak fark etmiyordu. Relian hikaye dinler gibi şaşkınca olanları dinlemeye devam etti.

"Oplan... o piç. Sauren birkaç işi halletmek için okula döndüğünde ben onunla gelmedim. Sadece... savaşımızın izine bakıp ders çıkarmak istemiştim. Oplan geldi işte. O bizim arkadaşımızdı. Onun yasaklı bir teknik kullanıp ruhumu buraya tıkacağına ihtimal bile vermedim." Sesinde nefret ve sinir o kadar yoğundu ki bir an o nefret beden alıp kendilerini öldüreceğini sanmıştı. Alkar Oplan denen herifin bu kadar önemli bir rolü olduğunu tahmin etmemişti.

"Sonra... Abime benim onu terk ettiğimi ve ona benzer birçok saçmalık söyledi. Ağabeyim sonunda aramızın düzeldiğini düşünürken bunu duyunca büyük bir hayal kırıklığına uğradı ve bizim aramızı açan şeyin okul olduğunu düşünerek terk etti. Her şey onun gitmesinden sonra değişti zaten. Oplan yalan yanlış şeyler yaydı. Ağabeyime güvenen kesim inanmadı. Büyük ihtimalle öldürüldüler. Bazıları benimle konuşmak için Ewlıp'e bile geldi. Ama o zaman... çok güçsüzdüm."

Urahante kederle bunları anlatırken Relian kalbinin sızladığını hissetti. Ne demeliydi. "Her şey için üzgünüm amca." falan mı? Hayır, bir şey diyemezdi.

Uzun sarı saçlarını arkaya attı ve tahtına oturarak anlatmasına devam etti. "Sonra, gezegen olarak bilincimi kazandım. Üstümdeki canlıların enerjisini emerek. O yüzden birçok kişiyi öldürdüm. Amacım tekrardan bir bedene sahip olup gerçekleri herkese yaymaktı." Alkar bunda başarısız olduğunu görebiliyordu. Çaresizce anlatılan hikaye onu etkilemedi bile. Sadece devam etmesini bekledi.

"Oplan anladı, beni yok etmek için geldi. Ben de tüm öfkemi onda kullandım. Öldürmek istedim. Oplan neredeyse ölüyordu..." Elini tahta vurdu. Gözlerinde garip bir ışık parlarken, "Neredeyse amacıma ulaşacaktım!" diye tısladı. Relian istemsizce, "Sakin ol." derken iki adım gerilemişti. Urahante öfkesini dindirmeye çalıştı.

"Ölmedi ama nedense kendini herkese ölü gibi gösterdi. Onu hissedebiliyorum..." Alkar'ın tam gözlerinin içine baktı. Alkar dikkatle gözlerini ondan çekmezken o gözlerin ardında bir şeylerin saklı olduğunu hissedebiliyordu. "Oplan yaşıyor."diye lafını sonlandırdı Urahante.

Relian boş boş ona baktı. Az önce neler duymuştu öyle? Bunun bir rüya olup olmadığını anlamak için kendini cimcikledi ama bir şey değişmedi. Sonunda şaşkınca gülerken, "Peki ben ne alakayım?!" diye sordu. Urahante mavi gözlerini dikti. Hafifçe gülümsemesi Relian'ı rahatlatmadı.

"Belli ki ağabeyim buraları terk ettikten sonra başka yerde aile kurmuş. Seni buraya neden gönderdiğini bilmiyorum ama..." Relian sinirle onun sözlerini kesti. Bu herif neden bahsediyordu?! "Benim bir ailem var! Gayet de normal bir aile!"

Alkar amca yeğen arasına girmemeyi düşündü. Urahante, "Onlar gerçek ailen değil büyük ihtimalle." dedi. Bunları önemsiz bir şeymiş gibi söylemişti. Relian ne diyeceğini bilemez bir şekilde etrafına baktı sonra dudaklarını yalayarak konuştu. "Bunu ne kadar kolay söylüyorsun öyle? Kaç senelik ailem yalan çıktı! Aslında bir gezegen olan amcam var! Hahahahahha!" Kahkahasını duyan Alkar çocuğun delirme seviyesine geldiğini anlamıştı. Dudaklarını büzerken tanıştığı insanların neden garip aile ilişkilerine sahip olduğunu sorguluyordu.

"Üzgünüm." diye yanıt verebildi Urahante. "Ben de böyle olsun istemezdim. Beni tek rahatlatan şey Oplan'ın seni fark etmemesidir. Belki de uykuya falan çekilmiştir. Yoksa seni hayatta bırakmazdı." Şimdi de hayatını manyak bir seviyeci tarafından tehdit altında öğreniyordu. Relian mantıklı düşünmeyi bıraktı. Akışına bırakacaktı.

"Harika, doğru mu anladım? Benim babam çoook güçlü bir seviyeci ve okulu kuranlardan biri. Sen de benim amcamsın. Eskiden arkadaşınız olan şahıs size ihanet etti ve seni gezegene hapsetti. Babam olacak kişiye de yalan söyleyerek buradan basıp gitmesini sağladı." Relian hızla özet geçerken Alkar dudaklarını büzdü. Sonunda soluklanan Relian'a bakarken, "Güzel hikaye." diye mırıldandı.

Relian kocaman açtığı gözleriyle ona bakarken, "Dalga mı geçiyorsun?" diye mırıldandı. Alkar ciddi gözlerini ondan ayırmadan konuştu. "En azından ailen var." dedi. Kendisinin herhangi bir ailesi yoktu. Relian garip bir şekilde kendisine bakarak Urahante'yi gösterdi. "Cidden, amcam bir gezegen." dedi.

Alkar gülmek istese de kendisini tuttu. "İyi işte bununla hava atabilirsin." demeden duramadı. Relian gerçekten yaratıcı bir küfür savurdu ortaya.

Alkar hafifçe geriye çekildi Amca yeğen bir süre konuşsa fena olmazdı. Daha sonra şu anahtar parçasını soracaktı zaten.

Relian hala inanamayan gözlerle Urahante'ye bakarken geçmiş hakkında daha çok bilgi sahibi olmaya çalışıyordu. Urahante ise uzun zaman sonra kendi kanından birini görebildiği için mutlu gibiydi. Alkar şuan mutlu olan gezegenin üzerinde çiçeklerin açıp açmadığını düşündü.

Yaklaşık yarım saat sonra Alkar asıl olaya geri dönme vakitlerinin geldiğini hatırladı. Hala konuşmakta olan ikilinin arasına girerken, "Artık yeter. Yapmamız gerekenler var." dedi.

Relian görevin farkına yeni yeni varırken Urahante kaşını çattı. Alkar aklına takılan şeyle, "Dört tane arkadaşımız vardı. Onların durumunu biliyor musun?" diye sordu.

Relian da merakla Urahante'ye bakarken daha ılımlıydı. Kısa bir konuşma bile Urahante'ye ısınmasını sağlamıştı. Alkar adamın yaşarken gayet sevecen biri olduğunu düşündü. "Hmm..." diye mırıldandı Urahante. "İkisini öldürdüm."

Alkar gözlerinin büyümesini engelleyemedi. Kimleri öldürmüştü bu manyak?! Yoksa... "Ruh yaratığı olan gruba dokunmadım. Gerçi ikisi de insan değil ama neyse. Canavarın hangi türden olduğunu anlayamadım."

Alkar derin bir nefes verirken diğerlerine üzülmediğini fark etti. Urahante, "Relian'ın dahil olduğu kötü planlar yaparken yaşamalarına izin veremezdim." diye cümlesine noktayı koydu. Alkar Relian'ın amcasının bir gezegen olmasına sevinecek duruma gelmişti.

Kollarını göğsünde kavuşturdu. "Peki... görevimiz anahtar parçasını bulmak. Hani sizin yaptırdığınız yasaklı kütüphaneye girilmesi için gereken anahtarın parçası." Urahante bunu çok iyi biliyor olsa gerek yüzünde kibirli bir gülümseme oluştu. "O parçayı çaldıktan sonraki yüz ifadelerini görmek isterdim. O parçayı bilerek aldım. O piçlerin kütüphanemize girmelerine izin veremezdim."

Relian şaşkınca kaşlarını kaldırdı. "Sen çaldın yani?" diye mırıldandı hafif gururla. Urahante de başını sallarken, "Emin olun orada olan kitapların ne kadar değerli olduğunu bilmiyorsunuz. Tabi doğru kitabı bulana..." diye anlaşılmaz bir ifadeyle konuştu. Alkar ona baktı. "Oraya girmem gerek." dedi. "Nedenini bilmiyorum ama girmem gerek." diye devam ettirdi.

Israrcı olduğunu biliyordu ama o parçaya ihtiyacı vardı. "Sana parçayı verince onlara mı vereceksin?" diye sordu Urahante küçümsercesine. Alkar de dalgacı bir ifadeyle gülerken, "Elbette hayır. Onlara hayatta güvenmem." dedi.

Urahante garip bir ifadeyle onlara baktı. "Aslında..." diye girdi lafa. Alkar ve Relian gelecek olan sözlere hazırladı kendilerini. "Anahtarı daha fazla saklayamam." Relian'a baktı ilk defa bu kadar katı bir şekilde. Relian irkildiğini ve baştan aşağıya ürperdiğini hissetti.

"Relian." dedi. Mavi gözleri tonlarca ağırmış gibi Relian'ın üzerine düşerken devam etti Urahante. "Ona güveniyor musun?" O derken Alkar'ı işaret etmişti. Alkar herhangi bir garip harekette bulanmadan ciddi bir şekilde Relian'a baktı. Kendisi olsa 'Hayır' derdi. Relian hayır dese kesinlikle karşı çıkmazdı.

Relian ilk defa olgun bir surat ifadesi yaptı. Alkar biraz şaşırmış olabilirdi. "Hayır." dedi. Urahante'nin yüzü sertleşirken devam etti aceleyle. "Ama şuan en kötü bir durumda olsam sırtımı yaslayabileceğim tek kişi o olurdu." dedi. Alkar ilk defa onun bu kadar yalnız olduğuna şahit oluyordu. Sesini çıkarmadı.

Urahante Alkar'a dönerek, "Aldım cevabımı." dedi. Alkar elini sıkarken devam etti. "Sen güçlüsün." derken Alkar'a çok ciddi bir şekilde bakıyordu. "Sadece üç soru soracağım. Neden oraya girmek istiyorsun, oradan kurtulabilecek kadar güçlü müsün?" Derin bir nefes alarak son sorusunu da sordu. "Ve aradığın şey belli mi?"

Alkar dürüst olmaya karar verdi. Yalan söylemek gibi bir zorunluluğu yoktu. "Girmek isteme nedenim... Garip bir istek, his yüzünden. Sadece bulmak istediğim bir bilgi var. Belki orada cevaba ulaşabilirim."

Relian ve Urahante'nin bakışlarının ağırlığı kendisindeyken dikleşme ihtiyacı hissetti. "Yani... belli bir kitap aramıyorum." dedi. Urahante'nin dudağının bir kenarı yukarı kıvrılırken, "Peki güçlü müsün?" dedi. Alkar kısık gözlerini ona çevirdi ve, "Ben kendime güvenemesem girmezdim bu olaylara." diye cevap verdi.

Urahante memnun kalmıştı.

Elini salladı. Birden garip bir parça belirdi. Işıldıyordu. Alkar o an anladı. Bu anahtar parçasıydı. Sonunda, çok yaklaşmıştı istediği şeye. Urahante elinde tuttuğu parçayı Alkar'ın avucuna koydu. Alkar tam geri çekmek üzereydi ki Urahante elini bırakmadı. Şaşkınca adama bakarken her yer sallanmaya başladı. Bu sefer ciddi bir sallantıydı. Birkaç yer yıkılırken Relian geriye sendeledi. Alkar'a, "Çabuk ol!" diye bağırdı.

Alkar bir kez daha elini geri çekmek istedi ama Urahante bırakmadı. "Belli bir şey aramıyorsan sözlerime kulak ver." Fısıltılı sesini bir tek Alkar duyabildi. Sarsıntıdan dolayı zar zor ayakta durarken adamın ne demek istediğini anlamaya çalışıyordu.

"Bir kitap var, hepsinden değerli..." diye fısıldamasına devam etti. Gözleri garip bir ışıltıyla parlarken Alkar adamın neden aynı anda hem heyecanlı hem de tedirgin olduğuna anlam veremedi. "Nedir?" diye fısıltıyla karşılık verebildi.

Sert el tutuşunu daha da sıklaştırırken adını zikretti o kitabın. "Amenta."

Alkar'ın kaşları çatıldı o isim beyninde yankılanırken. "Amenta?" diye sorar gibi konuştu. Urahante onu ittirdi. Alkar'ın kolunu kavrayan Relian kendisini buradan çıkması için sürüklerken onun son kez mırıldanmasını duyabildi.

"Amenta adlı kitabı bul ve onların almasına izin verme."

Alkar zihninde yankılanan isimle dışarı çıkarıldı. Kimsenin bulmaması gereken kitap, Amenta. O da neyin nesiydi?




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1322

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1123

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 940

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 861

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 746

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 696

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 677

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 618

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 574

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 451

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 148

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 122

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 118

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 118

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 91

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17434 Üye Sayısı
  • 465 Seri Sayısı
  • 23485 Bölüm Sayısı


creator
manga tr