"Beyin bir paraşüt gibidir, sadece açık olduğunda iyi çalışır." #James Dewar

DİPTEN EN TEPEYE - 95. Bölüm: Börü (6)


Börü'nün ruhsal bedeni ışıkla kaplandı. Zincirler onu tutmakta zorlanmaya başladı. Canavar neler olduğunu kavrayamazken Börü son çare olarak bunu kullandığı için küfür ediyordu.

Kpanl zindanı tekniği güçlü bir teknikti. Onun zincirlerinden şuana kadar kurtulan olmamıştı. Hepsi eninde sonunda yok olmuştu. Ama şimdi... zincirleri titriyordu. Sanki kıralacak gibiydi.

"Bu mümkün değil..." diye düşündü canavar. O zincirlerin kırılması mümkün değildi. Kimse kıramamıştı, bir hain mi kıracaktı.

Fazla egoluydu.

Börü ışığın içinde şekil değiştirmeye başladı. Tabi bunu canavar göremedi. Ön patileri insan eline, arka patileri insan ayağına dönüşürken kürkü içeri çekilmeye başladı. 

Gözlerindaki siyah ve sarının savaşı başlarken Börü dişlerini sıktı. Öfkeli arhant bedeni parçalamak istiyordu.

Sonunda, bitti.

Ve zinciri bir hiçmiş gibi parçalara ayırdı.

Canavar önünde tamamen farklı bir bedende duran ruh yaratığına bakarken konuşamıyordu. O az önce zincirlerini bir hiçmiş gibi kırmış mıydı yoksa canavar yanlış mı görmüştü?

Bu arada, şu ruh yaratığı bir insan bedeninde miydi?

Börü hafifçe ayaklandı. İki ayağına garipçe bakarken çıplaklığını umursamıyor gibiydi. Kollarını bir iki kere gerdi ve esnedi. Canavar bu sürede şoktan dolayı pek bir şey yapamadı.

Börü sonunda bedene biraz alışmış olsa gerek, "Ben o yazıtı alacağım." dedi. Sarı ve siyah bulunduran gözlerini karşısındaki canavara tehditkar bir şekilde dikti. "Ve sen bir şey demeyeceksin."

Tamam, garip bir şekilde zincirleri kırmış olabilirdi ama daha dakikalar önce hırpaladığı ruh yaratığından emir almazdı. Pislikçe gülerken, "Sadece bir arhant bedeni!" diye haykırdı. Birkaç taş titremeden dolayı yere yuvarlandı. Börü bir şey demedi.

Yazıtın olduğu tarafa yürürken canavar takılmamanın verdiği siniri taşıyordu. Sanki az önce hırplanan Börü değil kendisiydi! Buna izin vermezdi!

Gözleri kararırken bağırdı, "Sonsuz Kafesin Mahkumu!" dedi. Mağaradaki duvarlar birbirine yaklaşmaya başladı. Daha çok Börü etrafındaki duvarlar Börü'ye yaklaşmaya başladı demek daha doğru olurdu. Taşlar yer değiştiriyor, garip bir pırıltı yayarak Börü'nün önünü kesiyorlardı.

Börü duraksadı. Sonra canavara bir bakış attı. "Cidden mi?" derken sesinde hayal kırıklığı vardı. Canavar anlamadı. Bu şey onun en güçlü tekniklerinden biriydi. Börü kendisine yaklaşan bir duvara tekme attı. Duvar yıkıldı ve teknik bozuldu.

Canavarın siniri bozuldu. Neden kendisini kurt ile kuzu hikayesindeki kuzu gibi hissediyordu? O güçlüydü! Bunu yenebilmeliydi! Kralı bile zor durumda bırakmıştı, nasıl olur da bu haine boyun eğerdi?

Börü yazıtın fırladığı yere doğru ilerlerken yaklaşık dört farklı tekniğe daha maruz kaldı. Camavar her geri püskürtülmede daha da delirirken sadece bir arhant bedeninin kendisini nasıl bu kadar ezebildiğine inanamıyordu.

Börü sonunda yazıtı eğilerek yerden alabildi. İnsan ayaklarına bakarken yüzünü buruşturmuştu. "Hem ruhsal beden gitti hem de gerçek bedenim. İnsan ne ya..." Kurt kendi bedenini daha çok seviyor gibiydi.

Ruh yaratığıyken arhant formunu alınca maalesef ruhsal beden yerine bildiğin kanlı canlı beden gelmişti. Hala ruh yaratığıydı ama şu an içinde bulunduğu beden bir kılıf gibiydi. Börü bir kılıfın içine koyulmaktan nefret ederdi. İnsan bedeninin tek iyi yanı insanları kandırabilmekti.

Yazıt bir elinde yaratığa yaklaşırken kaşlarını kaldırarak konuşmaya başlamıştı. "Cidden güçlüsün." derken dudaklarını bükerek taktir ettiğini belli etti. "Ama sorun şu ki şuana kadar karşılaştığın rakipler bir çöp."

Canavar sinirden gülmeye başladı. "Sen!" dedi nefretle. "Bu kadar güçlüysen neden krala karşı çıkmadın?! Eminim onu yenerdin!" Börü bir süre dalgınca ona baktı. Gözünü mağaranın kapanmış çıkışına dikerken mırıldandı. "Daha fazla kendi ırkımı incitmek istemiyorum."

Börü'nün sözlerini dikkatle dinleyen canavar ne cevap vereceğinden emin olamadı. "Sen gerçekten hainsin." dedi sadece. Börü başıyla onayladı. "Başkalarının ne düşündüğünü umursamıyorum. Ben kendimi biliyorum ya o bana yeter." derken kimseyi ciddiye almıyor gibiydi.

Kaşları çatık olan canavar, "Yine de hain olsan bile güçlüsün. Çok güçlüsün. Neden ırkının gücünün azalacağını bile bile birini hain ilan edersin ki...?" dedi. Börü cevap vermedi. Parmağını kaldırdı. Yüzünde bir dövme oluşurken konuştu. "Çok gevezesin. Artık çıkmamın zamanı geldi."

Sonra parmağını şıklattı. Yıldırımı çıkışa doğru büyük bir gürültüyle çarptı. Çarptığı an kapının önündeki engeller tuzla buz oldu. Çıkış koridoru Börü'nün önüne serilirken yürümeye başladı. Şimdiden süzülmeyi özlemişti.

Canavar şokla arkasından bakıyordu. Onun sağlamlaştırılmış engeli... tek yıldırımla...

Börü çıkış koridoruna girdi. Tae gürültüden uyanmış gibiydi.

Aslında Tae o yıldırıma kadar mışıl mışıl uyuyordu. Ruh yemek onu baya yormuştu. Sonra birden bire bir şeylerin parçalanma sesini duydu. Bu onu sinirlendirmişti çünkü enerjisini tam topladığını düşünmüyordu. Börü'nün biraz daha fazla orada oyalanmasını tercih ederdi.

Şu işe bakın ki gördüğü kişi Börü değildi. Kesinlikle Börğ olamazdı.

Karşısındaki çıplak adam da kimin nesiydi ve Börü neredeydi?!

Aniden ayağa fırlardı ve "Sen kimsin?" diye sinirle sordu. Elindeki garip şey Börü'nün aradığı şey olabilir miydi?

Saçlarını oflayarak karıştıran adam gözlerini devirdi. Alkar bu davranışın tanıdık geldiğini hissetti. Gözlerine bakınca daha da tanıdık gelmişti nedense. 

Börü ona omuz atıp yürürken, "Börü'yüm ben." diyerek homurdandı. Tae şaşkınlıkla arkadaki mağarada melün melün oturan canavara bakarken ne diyeceğini bilemiyordu. En son ileride adama koşarak, "Nasıl ya?!" diye sorabildi.

Börü oradan daha da uzaklaşmıştı. Tae adamın önüne geçmeye çalışırken neden çıplak olmaktan utanmadığını düşünüyordu. "Börü bir ruh yaratığı aynı zamanda kurt bedenine sahip!" derken çok bilgiliymiş gibi açıklama yapıyordu.

Börü, "O yakışıklı benim evet ama bir süre insan bedenime katlanmak zorundasın." diye cevap verdi. Tae onun Börü olduğuna ikna olurken sadece, "Nasıl oldu bu?" diye sordu.

Mağara daha da açılırken Börü ona bir bakış attı. "Arhant bedenim işte." dedi. Tae kaşlarını havaya kaldırırken, "Arhant bedeninden neden çıkamıyorsun?" dedi. Ellerine bakan Börü homurdandı. "O kadar uzun zamandır bu bedene girmedim ki istesem de bırakamıyorum. Birkaç gün daha insan olarak kalabilirim." Kendisi bu durumdan zerre memnun değildi.

Tae anlamış gibi kafasını sallarken tip tip Börü'ye baktı. "Peki... Şuan çıplak olduğunun farkında mısın?" derken sesi ciddiydi. Börü tek kaşını kaldırarak ona baktı. "Ona bakarsanız kürküm varken de çıplak sayılırdım!" dedi alayla. Tae gözlerini devirdi, "İnsaları iyi biliyorsun. Dalgaya alma." derken. Börü bunun farkındaydı.

"Şu kral bozuntusundan birkaç parça alırım." derken kendinden emindi. Tae bir şey demedi. Tabletle birlikte yukarı çıkarlarken bu sefer herhangi bir canavar kendilerine saldırmadı. Sanki ikili bu mağarada tamamen değişim geçirmişlerdi.

Yukarıda kahkaha atan elemanlardn başka kimse yoktu. Yemek yiyorlar, cesetleri almak için heyecanla bekliyorlardı. Tabi bir adet çıplak adam ve saçı başı dağılmış Tae'yi görmeyi beklemiyorlardı. Kral şarabından yudum alırken duraksamak zorunda kaldı.

"Ne oluyor?!" diye bağırırken gözlerini çıplak adama dikmişti. O da kimdi? Yoksa...

Elindeki yazıtı görünce emin oldu. Yudumladığı şarabı yutamadan ağzından püskürttü. "Bu imkansız!!" derken Börü'nün arhant bedenindeyken bile onu alabilmesini kesinlikle mantıklı bulmuyordu.

Kendisi bile alamamıştı!

Börü çıplak bedenini aldırmadan krala yaklaştı ve taş tableti fırlattı. "Korkunç yaratık dediğin şey oysa vay halinize..." diye dalga geçerken aynı zamanda ciddiydi. "Çok yaşamaz bu krallık." dedi en sonunda.

Kral bir ona bir de Tae denen çocuğa bakarken neden bu kadar rahat davrandıklarını sorguluyordu. Onlar kanlar içinde gelmeli ve kendisine yalvarmalıydı. Kucağına tablet fırlatmaları tamamen senaryo dışıydı!

Börü kralın şokunu umursamadan, "Bana giysi verin." dedi. Şokla bakan bir kurt emir almış gibi kralın çadırından yedek giydi getirdi ve Börü'ye verdi. Şu işe bakın ki kral hala kendinde olamadığı için bir şey diyemedi.

Börü üstünü giyerken anca kaybettiği beynini bulabildi. "Bu ne cürret?!" derken öfkeyle giysiyi getiren savaşçıya bakmıştı. Kurt başını eğdi utançla. Börü ona aldırmadı ve gömleğini iliklemeye başladı.

Kral, "Seni öldüreceğim!" diyerek öfkeli adımlarla Börü'ye doğru yaklaşmaya başladı. Börü ona gelmesini bekledi. Tam kral hamlesini yapıyordu ki Börü onun boğazına yapıştı.

"Bana bak kral bozuntusu." derken gözlerinde dalgalanmalar açık ve net görülüyordu. "Bir arhant bedenine sahipsin ama onda birim kadar gücün yok. Burada keyif çatacağına git güçlen. Bir arhantlı krallık mı olurmuş? Senin binlerce arhant dolu bir ordun olması lazım!" dedi öfkeyle karışık küçümsemeyle.

Kral bir şey demedi. Börü sonunda onu serbest bıraktı. "Dua edin daha fazla kendi ırkımı katletmek istemiyorum." dedi Börü ayakkabısını giyerken. Sonra kalktı ve Tae'ye baktı.

"Gidelim artık şu anahtar zımbırtısının olduğu yere." derken sesinde bıkkıntı vardı. Tae bu arada olanları kocaman gözlerle izlemişti. Günün birinde Tae de bu kadar cesur olabilmek isterdi.

Sonunda ikili arkalarında ne bıraktıklarını umursamadan oradan uzaklaştılar.

Tae bilekliği alıp bakarken gözlerini devirdi. "Baya uzakta." derken sesi mızmız bir çocuk gibiydi. Börü de gözlerini devirdi.

Tae hayıflanmaya devam etti. "O yere varana kadar kim bilir daha nelerle karşılaşacağız!" diye homurdanırken Börü'nün sinirlerini hoplatmıştı.

Sinirli gözlerini ona dikerken, "Ne güzel işte güçlenmek için savaş arkadaşların olurlar!" dedi.

Tae o an anladı ki bu ruh yaratığı her rakibin önüne kendisi atacaktı.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1324

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1121

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 939

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 859

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 742

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 695

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 676

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 617

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 574

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 449

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 147

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 115

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 88

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17360 Üye Sayısı
  • 484 Seri Sayısı
  • 23482 Bölüm Sayısı


creator
manga tr