“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

DİPTEN EN TEPEYE - 94. Bölüm: Börü (5)


Börü Tae'yi arkada bırakmış ilerlemeye devam ederken huzursuz hissediyordu. O çocuğun bir şeyleri başaracağından emindi ama ne ile karşılaşacağını bilmediği için endişesini kesemiyordu.

İstediği şeye yaklaşınca yavaşladı. Burada gerçekten tehlikeli bir yaratığın varlığından emindi ama bir türlü hissedemiyordu. O yaratıkla kendisi savaşmak zorunda kalacaktı ve içten içe arhant formunu kullanmamayı umuyordu.

Tae'yi beklemeye karar verdi. Şimdiden savaşa girerse Tae'nin ölüp kalmadığından emin olması gerekecekti ve düşünce onu içten içe yiyecekti.

Alkar'a sessiz bir sözü vardı. O çocuk ölmemeliydi. Eğer Börü Tae'nin soyuna inanmasaydı tek başına bırakmazdı.

Beklediği gibi adım sesleri geldi. Börü başını oraya çevirdi. Gelen Tae'ydi ve üstü başı dağılmıştı. Gözlerini kısarak ona bakarken çok yaralı olup olmadığını anlamaya çalıştı. Şu işe bak ki çocukta bir tane bile yara yoktu. Enerjisi de biraz garipti.

"Ne oldu?" derken sesi sorgulayıcıydı. Tae yerde olan gözlerini ona çevirdi. Çocuğun gözleri yorgundu. Cevap alamayınca sessizce ona bakmaya devam etti.

Tae sonunda, "Ruh yedim." dedi kısık bir ses tonuyla. Börü büyük tepki vermemek için kendini sıktı ama seslice yutkunmasını engelleyemedi.

En sonunda sesini bulunca, "Ruh mu yedin?" diye sorabildi. Tae yorgunca başıyla onayladı. Az önceki halinden eser yoktu. Birden yorgunluk düşmüştü üzerine sanki.

Börü sadece, "Geride kal ve eğer biriyle dövüşmek zorundan kalırsam karışma. Buradan çıkınca enerjine ihtiyacımız olacak." dedi. Tae zaten kendisini bayılacak gibi hissediyordu.

İlerlemeye devam ettiler. Mağara gittikçe daralıyordu. Börü içindeki artan tedirginliğin nedeninin yaklaştığından dolayı olduğunu biliyordu. Bir ara o kadar daraldı ki mağara, Tae eğilmek zorunda kaldı.

Börü karanlık ortamdaki tek ışığın ruhsal bedeni olduğunun farkındaydı. Önden gitmesinin nedenlerinden biri de buydu. Sonunda gözleri kendi bedeni hariç farklı bir ışık yakaladı. Mağaranın sonunu görmüştü.

Hızlanmak yerine yavaşladı.

Tae'ye, "Buradan çıkma." diye emir verdi. Tae bayılacak gibiydi. Ruh yemenin bir yan etkisi falan mıydı bilmiyordu ama eğer oraya girerse pek de harika bir durumda olmayacağından emindi.

Börü tek başına çıktı oradan.

Hissettiği şeye çok yaklaşmıştı. Etrafa bir bakış attı. Mağaranın tavanı çok yüksekteydi. Kenarda değerli taşlar vardı. Küçük bir gölcük ve içinde birkaç balık vardı. Börü o gölün enerji havuzlarından biri olduğundan emindi.

Çok bulunmuyorlardı. İçine girip bir banyo bile yapsan enerjini o kadar iyi hale getiriyordu ki çoğu ölümsüzler banyolarını böyle havuzlarda yapıyordu. 

Ölümsüz olsalar bile iyi hissetmek onların da bir istediğiydi.

Bunun ne kadar kaliteli olduğunu bilmese bile içindeki ondan yararlanma isteğini bir kenara attı. Bu kadar değerli bir şey varsa onun koruyucusu da olurdu.

Hissettiği yazıta doğru süzüldü. Her an tetikteydi. Onun koruyucusu neredeydi? Yer altına ait bir canavar mıydı? Belki de gölün içindeki balıklardan biriydi.

Yazıta dokunana kadar bir şey olmadı. Sonra... mağara sallanmaya başladı.

Börü etrafına baktı hemen. Ne oluyordu bir fikri yoktu ama mağara bir beşik gibi sallanıyordu. İçinden küfür etse de dışarıdan sadece yazıtı almış çıkışa doğru süzülüyordu.

Buna izin verilmedi. Mağara sanki canlıymış gibi çıkışın önünü kapattı. Börü isterse geçebilirdi ama yazıtı beraberinde götüremezdi. "Lanet olsun!" diye mırıldanırken tek tesellisi ruqy çocuğun dışarıda kalmasıydı.

Hemen başka bir çıkış aramak için farklı yerlere bakındı. Buna izin verilmedi. Mağaranın  tavanı hareketlendi. Börü dehşetle tavana baktı. Az önceki biçimsiz tavan garip bir şekilde kıpırdanıyordu.

O aslında bir tavan değildi.

Tavanla bütünleşmiş garip yaratık aniden gözlerini açtı ve Börü'ye baktı. Börü dişlerini sıktı ve onun alanından çıktı. Kocaman yaratıktan aniden bir enerji yayıldı. Sanki uzun bir uykuya yattığı için ölü durumdaydı şimdi ise yaşama dönmüştü.

Börü bunun kolay olmayacağının bilincindeydi.

Yazıt'ı kocaman kayanın altına koydu. Yaratık garip gözlerini ona doğru doğrultmuş, pürüzlü sesiyle konuşmaya başlamıştı.

"Sen, onlardansın." Börü bir şey demek istedi ama izin verilmedi. "Hayır! Sen onlardan değilsin, hain."

Şu üstte yaşayan kendi ırkından bahsettiğini biliyordu. Gevşekçe gülerken aklından plan yapmaya çalıştı. "Evet, aynı ırktanız ama onlardan değilim."

Kertenkeleye benzeyen şey yavaşça tavandan inmeye başladı.

Börü bir şey demek istese de kendini sıktı. Karşısındaki şey ona eninde sonunda saldıracaktı. Ne kadar güçlü o zaman anlardı.

"Yazıtı almak istiyorsun?" Sesindeki ton iğneleme içeriyordu. Börü hafifçe havada süzülürken, "Alacağım." dedi.

Canavar güldü. "Bana rağmen?" derken Börü'ye inanamıyor gibiydi. Börü onun bir hazırlık içinde olduğunu anladı ve, "Sana rağmen." dedi. Bu son konuşmaları oldu.

Kertenkelenin gözünden kırmızı bir ışık yayıldı ve garip şekiller gövdesine yayıldı. Savaşmak için dövmesini ortaya çıkarmıştı. Börü de kendi dövmesini açığa çıkardığı gibi elektriğini bütün mağaraya yaydı.

Kertenkele kahkaha atarak, "Seni ezik!" diye bağırdı. Sonra mağaradan bir taşımsı el fırladı. Börü o şeyin kendisine dokunamayacağını düşünüyordu.

Yanılmıştı. Her nasılsa o taş ruhsal bedenine öyle sert çarptı ki... Börü hızla karşı duvara yapıştı. Kertenkelenin dilini şaklattığını duyduğu an yapıştığı yerden kaçtı. Bir saniye sonra kocaman dili az önce Börü'nün olduğu yere çarpmıştı. Börü artık tam olarak ruhsal bedeninde kalamayacağını biliyordu.

Bedenindeki enerjiyi daha çok bir şeylerin içinden geçmek için kullanamazdı. Zaten bu gezegen kendisine zor anlar yaşatıyordu bir de şuan karşısındaki gibi manyak bir canavarla uğraşmak zorundaydı. En iyi küfürlerini kendi ırkına iletti.

Her ne kadar ona elektrik gönderse de bir bok hissetmeyen canavar ona kuyruğuyla vurdu. Geriye savrulan Börü başına inen ayaktan son anda kaçındı.

Ona soluklanmak için zaman bırakmayan canavara karşı tekniğini hazırlaması gerekiyordu. Şu işe bakın ki yaklaşık beş saniye gibi kısa bir süre bile kazanamıyordu. Bir an alacağı darbeyi düşünmedi ve kendine odaklandı.

"Rhatnam'ın Öfkesi"

Sarı-siyah yıldırımlar Börü'den çıktığı gibi bir ağ gibi yaratığa yapıştı. Börü bu tekniğini kullanırken çok ağır bir darbe yemişti ama neyse ki tekniğini tamamlayabilmişti.

Şimdi karşısında elektrik tarafından durmadan çarpılan canavara bakıyordu. Ona daha fazla bakmadan yazıtı bıraktığı yöne ilerledi. Aldığı gibi hemen bir tarafa doğru en şiddetli yıldırımlarından birini gönderdi. O canavarın kendine gelmesine izin veremezdi.

Şu işe bakın ki yıldırım fırlattığı yerde oluşan hasar diğer taşlar tarafından kapatıldı. Bu mağara Börü'nün bölgesi değildi.

Arkada duyduğu acı inlemeler durunca sarı gözlerini ona çevirdi. Siktir... Şimdi sıçmıştı işte. Çok öfkeli olan canavar onu öldürmek için her bir boku yapacak kadar gözünü karartmıştı.

"Yeter." diye mırıldanan canavar ciddi gözlerle mırıldandı. "Kpanl Zindanı"

Yer altından garip sesler gelmeye başladı. Börü ne olduğunu anlamak için havalandı ve sesi dinledi.

Bu neyin sesiydi?

Birkaç saniye sonra cevabını aldı. Dört bir yanından fırlayan devasa zincirler aniden Börü'ye dolandı. Dolandığı an canını ölesiye yakmaya başladığı için acıyla bağırdı. "Ahhhhh!" diye çığlık atarken ruhsal bedenini saran zincirler daha da sıkılaştı. Börü'nün elindeki yazıt farklı bir köşeye fırladı.

Yerle bütünleştiren zincirler garip bir alevle yanıyorlardı. Börü zaten her an enerjisi emilirken bir de bu şey tarafından hırpalanınca ne yapacağını bilemedi.

Derin derin nefesler alsa da bir işine yaramadı. Koskoca kertenkele yavaşça zincirleri tarafından diz çöktürülmüş Börü'ye yürüdü. Dilini dışarı çıkarıp garip bir ses çıkarırken bu durumdan zevk alıyor gibiydi.

"Beni yenebileceğini mi düşündün?" derken dalgacı sesiyle Börü'nün tam önünde durdu. Börü acıdan dolayı kısık sesle inlerken cevap veremedi.

Canavar etrafı gösterirken, "Burası benim bölgem! Sonradan gelip plansızca bana saldırmak ancak aptalların işidir!" dedi ve sonra güldü. "Senin gibi aptalların."

Börü her saniye daha da çökerken bu şeyin ruhunu yok edebileceğini anladı. Kurtulmalıydı yoksa tamamen yok olacaktı. Zincirleri zorlarken teknikleri kullanamadığını fark etti.

Canavar, "Zindanımdasın!" diye tısladı kendi zincirlerine heyecanla bakarken. Sonra Börü'ye neşeyle dolu gözlerle baktı. "Lütfen orada öl ve zincilerimi besle." diyen şeye bakarken zincirlerin gezegenle birlikte bütün enerjisini hızla çektiğini fark etti Börü.

Bunların kişisel enerjiyle sorunları vardı ve bu Börü'yü kızdırıyordu.

Artık gözlerini karartmıştı. "Çıkar şunu." derken sesi tehditkardı. Canavar onu umursamadı. Börü tekrar etti. "Çıkar şunu."

Yine umursanmadı. Börü sınırına gelmişti. Bu lanet çöp, kendisini ne sanıyordu da onu umursamıyordu?

Derin bir nefes bıraktı ve sessizce fısıldadı. "Bunu sen istedin."

İçinden seslendi. "Lem ofh Arhant"

Börü'nün içinde yatan arhant uyandı.

Ve şu işe bakın ki yıllarca bastırılmanın verdiği öfkeyi taşıyordu.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1216

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1052

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 871

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 688

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 642

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 598

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 545

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 517

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 342

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 191

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 178

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 96

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14760 Üye Sayısı
  • 449 Seri Sayısı
  • 19429 Bölüm Sayısı


creator
manga tr