Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

DİPTEN EN TEPEYE - 91. Bölüm: Börü (2)


Börü karşısındaki zevzeğe bakarken eğer herhangi bir atakta bulunursa etraftaki herkesin onlara saldıracağını biliyordu. Kendisi tek başına olsaydı buradan bir şekilde kaçardı ama yanında Tae adında bir çocuk bulunuyordu ve maalesef o çocuk ölmemeliydi.

Tae'nin şok dolu ifadesine bakmamaya çalışarak cevap verdi. "Tercih etmiyorum. Beni bununla yargılama hakkına sahip değilsin."

Kral dudaklarını büzdü haklı olduğunu düşündüğü için. Arkadan biri kralın çıplak bedenine kumaş örtmüştü.

"Her neyse." diye ciddileşen kral bunun üzerine şimdilik gitmemeye karar vermişti. "Şimdilik burada kapansın konu. Asıl önemli olan bu değil. Şu siyah leke... Hain misin?"

Siyah lekenin anlamı zaten hain olmaktı ama bazı karışıklık nedeniyle yanlışlıkla damgalananlar oluyordu. Bunun da bir çaresi vardı ama kralın görevi her türlü soruyu sormaktı.

Börü duraksamadan ve utanmadan, "Evet." dedi. Etraftakilerin düşmancıl auraları Börü'nün zor zamanlar yaşamasına neden oldu.

Kral burnundan sinirli bir nefes çekerken insan bedenini hareket ettirdi. Geriye, geldiği yere yürürken seslendi gardiyanlarına. "Gardiyanlar! Şu ikisini mahzenlere atın ve ben söyleyene kadar çıkarmayın!"

Tae hala kendi ve Börü'nün şokunu yaşıyorken bir de saçma sapan bir neden ile mahzenlere tıkılması çocuğun sınırına gelmesine neden olmuştu.

"Hadi ama!" diye bağırdı birileri onu zorla yönlendirmeye başlamışken. Börü hiç direnmiyordu. Kurda öfkeli bir akış atarken devam etti. "Bizi doğru düzgün konuşturmadan mahzenlere atmak...! Bu bir kralın yapacağı iş değil! Size diyorum pire torbaları!"

Bir tanesi ona hırlayarak ağzını açıp kapadı. Tae ellerini yumruk yaparken o kadar dolmuş hissediyordu ki... Bir yere patlamak istedi.

Ama sonunda mahzenlere tıkıldılar.

İkili yan yana farklı mahzenlere atılırken boğucu hava Tae'yi şimdiden terler içinde bırakmıştı. İğrenç bir koku yayan mahzende birkaç kemik görmek Tae'yi biraz korkutmuştu. Ölene kadar burada kalacak değildi, değil mi?

Birkaç saat öyle geçti. Diğer mahzende bulunan Börü'den bir ses çıkmadı. Tae o ara yorulmuş ve pis olmasını aldırmadan yere oturmuştu. Artık daha fazla böyle duramayacağına karar verince bağırmaya başladı.

"Lanet olsun! Çıkarın bizi buradan! Aniden önümüze çıkıp buraya tıkmaya hakkınız yok sizin! Lanet...."

Nefes nefese kalmıştı. Yan taraftaki şahıstan hala ses gelmeyince ona bağırmaya başladı. "Sen neden susuyorsun! Saçma bir nedenden dolayı buraya tıkıldık, hiç mi sinirli değilsin?!"

Asıl sorun onların dedikleriydi. Tae'ye insan değilsin demişler ve yalnız kalacağı bir yere tıkmışlardı. Bunun sayesinde durmadan düşünüyor, kafayı yiyordu. Daha fazla dayanamazdı.

"Seni lanet pire torbası! Ne sikime varsın ki zaten?! Ahmak lanet ruh yaratığı seni-"

Börü artık hakaretlere dayanamayacağını hissetti. Baştan beri kendi kendine mırıldanmış, Börü'nün sinirini bozmuştu. Kendisi doğası gereği sabırlı olmayı iyi biliyordu ama onunda bir sınırı vardı.

"Kes sesini Tae. Beni sinirlendirmek istemezsin. Daha önce gerçek beni gördüğünü mü sanıyorsun?"

Tae aniden tehditkar bir ses duyunca korkmak yerine sevindi. En azından hala yan mahzende olduğunu biliyordu. Bir ara aslında mahzende değil mi diye kendi kendini yemiş olabilirdi.

Ruh yaratığıyla konuşurken daha ılımlı bir ses tonunu kullanmıştı bu sefer. "Hey, ruh yaratığı! Şu insan bedeni, arhant olayı da nedir?" derken sesi meraklıydı.

Börü cevap vermedi ama Tae susmadı ve devam etti. "Bu olaylardan Alkar'ın haberi var mı? Nedense içimden bir ses haberi yok diyor..." Börü istemsizce kaşlarını çattı. Tae'nin yan mahzenine bakış atarken, "Bundan ona bahsetmeyeceksin." dedi.

Tae kaşlarını şaşkınca kaldırırken sorgularcasına konuştu. "Neden ondan bunu saklıyorsun o zaman? Söylersem ne olur ki?"

Börü denen ruh yaratığının davranışları garip gelmişti. Gözlerini pis yere dikerken konuştu. "Sen pek de güvenilir biri değilsin. Alkar sana nasıl güveniyor anlamıyorum."

Börü'nün histerik bir şekilde güldüğünü işitti. Bu biraz sinirini bozsa da iğneleyici sözlerine devam etti. "Kim bilir daha ne kadar çok şey saklıyorsundur. Ona ihanet etme olasılığın da baya yüksek gibi. Alkar gerçek yüzünü yakın zamanda görür zaten. Bir hain ha..." Hafifçe başını iki yana sallayarak güldü Tae. Ona göre ırkına ihanet eden herkese ihanet ederdi. "...Bir hain başkasına ne kadar sadık kalabilir ki..."

Börü çocuğun dediklerini pek umursamamaya çalışsa da sabrının taştığını hissediyordu. En son cümlesini duyunca sessiz kalmaktan vazgeçti. "Sen... Benim sadakatimi eleştirecek seviyede biri değilsin! Hiçbir şey bilmiyorken sakın ola beni eleştirme!"

Tae sinirli sesi duyunca daha da öfkelendiğini hissetti. Onun gibi biri nasıl olur da kendisine emir verebilirdi? "Heh! Bunu diyen de bir hain!" derken sesindeki iğrentiyi bilerek bastırdı.

Börü, "Kime göre hainim? Kime göre sadakatsizim?! Emin ol o çok saygı duyduğun Alkar'ı kaç kere kurtardım fikrin dahi yok! Ben hiç olmadığım kadar sadık oldum ona! Şimdi... Daha onu birkaç gündür tanıyan sen... Beni sakın yargılamaya kalkma. Fazla aptalsın, ırkından geliyor herhalde." dedi ve noktayı koydu.

Tae yine farklı bir ırktan geldiğini iddia eden bir cümle duyunca kafayı yiyeceğini sandı. "Ne ırkı ulan! Ben hariç herkes biliyor gibi hissediyorum! Lanet olsun biriniz açıklasanız da rahatlasam!"

Cevap gelmedi. Tae anlını hızla duvara vurdu. Acısını önemsemedi. Çaresiz hissediyordu. Kendini bile tanımamak... Bu tarif edilemezdi.

Bir süre sessiz kaldılar. Tae sessizce, "Alkar biliyor mu?" diye sordu. Birkaç saniye daha cevap alamadı. Her an daha da çöktüğünü hissediyordu. Sonra Börü, "Aklında kurma hemen. Ona sorarsın." diye cevap verdi.

Tae anlamıştı içten içe. O da biliyordu. Yani başından beri ona yardım etmesinin nedeni buydu. Börü ona aklında kurma dese de elinde değildi. Kendini bir çöpten bile değersiz hissediyordu.

Daha sonra aradan birkaç saat daha geçti. Herhangi bir konu hakkında konuşmadılar. Bu sessizlik kapılarının açılmasına kadar sürdü. Börü, "Biraz uzun sürdü." diye gevşekçe mırıldanırken gerindi. Tae sadece ellerine bakıyordu.

Bir yere doğru götürülmeye başlandıklarında muhafızlardan biri konuşmaya başladı. "Özgürlüğünüzü geri almanız için kral size bir şans tanımaya karar verdi."

Börü bunu tahmin etmiş olsa gerek kibirli bakışlarını yola dikti. Binadan çıktılar ve uzaklaştılar. Yürüdükçe bitmiyordu sanki. Vardıkları yer bir uçurumun kenarıydı. Ortamda birkaç tane asker, kurultaydan birkaç kişi ve kral vardı.

İkiliyi tam önlerine getirdiler. Kral hala insan halindeydi. "Gezegen her an enerjinizi çekerken çok da iyi olmasanız gerek..." Yorgun ayakları yara içindeyken Tae ancak ona ters bir bakış atabildi. Haklıydı, her an daha da kötüleşiyorlardı.

Börü, "Siz nasıl bu kadar iyisiniz?" diye sordu. Cevabı merak ediyor gibiydi. Kral üzüm parçasından bir tane yedi. "Kabul edildik sadece." derken sesi tek düzeydi. Börü bu cevabın üzerine farklı bir yorum yapmadı.

"Size bir şans verdiğimi biliyorsunuzdur." Eliyle uçurumu gösterdi. Oralar zaten karanlıktı her an, uçurumun dibi ise resmen zifiriydi. Tae oraya bakarken yutkunmak ve bu gezegenden defolup gitmek istedi ama tehditkar enerjiler kımıldamasına bile izin vermiyordu.

"O uçurumda istediğim bir şey var." derken sesinde değişik bir ima vardı. Börü'ye baktı. "Hain olmanı umursamayacağım. Sen mahzendeyken biraz araştırma yaptım. Adına kadar her şeyi biliyorum. Nasıl hain olduğunu da. Dost krallıktan birine aitsin. Gerçi bize baya uzak olduğu için haberimiz olmaması normal."

Börü ona tip tip baktı. "Benim adım yok. En azından o bulduğunuz şey adım değil. Şu an kullandığım ad Börü'dür."

Kaşlarını şaşkınca kaldıran kral, "İyi." diye mırıldandı ve isteğini anlatmaya devam etti. "Her neyse. İstediğim şeyi bana getirirsen 'Börü' o zaman hem şu garip arkadaşını hem de seni serbest bırakırım."

Tae gözlerini devirirken, "Bu aralar da herkes bir şey istiyor..." diye homurdandı. Bir tane kurt asker patisini ona vurdu. Tae hafifçe gülerek, "Aman geri kalmayın." dedi.

Börü ona bakmadan konuşmaya başladı. "İlk önce neden sana inanayım. Ben yokken Tae'yi öldürebilirsiniz, belki de orada beni parçalayacak bir yaratık var."

Etraftakiler gülerken Börü dediklerinde doğruluk payı olduğunu anladı. Ama hangi tarafı doğruydu? Kral da gülerken, "Orada seni parçalayacak bir canavarın olduğu doğru. O yüzden istediğim şeyi alman için seni gönderiyorum." dedi.

Tae şaşkınca Börü'ye bakarken kabul etmemesini umuyordu. Bu bir intihardan farksızdı.

"Size hala güvenmiyorum." diyen Börü Tae'yi gösterdi. Tae o kadar laf etmesine rağmen kendisini koruyan ruh yaratığına bakarken ne diyeceğini bilemedi. Bir yanı pişman olmuştu bile.

Kral tek kaşını kaldırarak ona bakarken konuşmaya başladı. Yanındaki astları Börü'den zerre haz etmiyordu. "Peki bize nasıl inanırsın?" derken sesi alaylıydı.

Börü Tae'yi gösterdi tekrar. "O da benimle gelecek."

Tae laflarını geri alıyordu. Börü'nün amacı onu korumak falan değildi. Korkunç bir canavarın önüne çıkarken Tae'yi yem olarak alıyordu resmen!

Tam bir şerefsiz örneğiydi!

  ♛ ♛♛ 

Günün Bölümleri (1/2)  




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1302

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1105

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 916

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 844

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 730

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 683

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 659

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 561

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 420

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16532 Üye Sayısı
  • 452 Seri Sayısı
  • 22335 Bölüm Sayısı


creator
manga tr