"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

DİPTEN EN TEPEYE - 90. Bölüm: Börü (1)


Börü karşısındaki kendi ırkından olan elemana bakarken ifadesizdi. Karşısındakinin kürkü siyahtı, gözlerine bakınca bal renginde olduğunu gördü. Kendisinden biraz daha iriydi. Tek olmadığını hissedebiliyordu.

"Ne istiyorsunuz?" diye sordu yanındaki çocuğa bakış atarken. Tae de ciddileşmiş, kurda bakıyordu. 

Kurt bir ruh yaratığı değildi. Hala kendi bedenine sahipti. Börü farklı bir hareket yapmadı. Karşısındaki kurt ona bir adım daha yaklaşınca hafifçe hırladı. "Geri bas. Daha fazla yaklaşamazsın."

Kurt Börü'nün dediğine uydu ve olduğu yerde kaldı. Ağzını açarken ağzı sırıtır gibi yukarı kıvrılmıştı. "Bizim ırkımızdan bir ruh yaratığı..." Sesi pürüzlü ve hırıltılıydı.

Börü Tae'ye tekrardan baktı. Eğer saldırıya uğrarlarsa bu çocuğun kendini koruyabileceğinden emin değildi.

Börü ona dik dik bakarken güçlü olduğunu ve korkmadığını belli ediyordu. Ruh yaratığı sanki Börü'deki o şeyi fark etmiş gibi süzmeye başladı.

Bu sadece birkaç saniye sürdü. Sonra hırıltısı arttı ve, "Bir hain!" diye uludu boşluğa doğru. Börü siyah lekenin varlığı altında ezildiğini hissetti. Ama gerçek nedenini biliyordu, istediği kadar yargılayabilirlerdi bu çöp parçaları.

Uzaklardan ulumalar geldi, her uluma bir diğerini takip etti. Börü az önce işaretlenmişti bu halk tarafından. Kurt nefretle gözlerini kısarken, "Bizi takip et hain, ya da şu şeyle öl." dedi.

Tae şu şey diye kendisinden bahsettiğini bildiği için sinirle dişlerini sıksa da etraftaki kalabalığı biliyordu. Son kez Börü'ye bakan kurt önden yürümeye başladı. Yan taraflarından başak kurtlar çıkarken etrafları sarılmıştı. Tae bilekliği sakladı hemen.

Etraftaki kurtların arasında bir yere doğru yürümeye başladılar. Ablukaya alınmış gibi hisseden Tae arada bir yan gözle Börü'ye bakıyordu. Artık merakı ve sıkıntısı hat safhaya gelince Börü'ye doğru konuştu. "Sana neden hain dediler?"

Börü ona bakmadı. Tae kendisi takmayan kurda sinirlense de dilini ısırarak ağzına gelen kötü sözleri geriye attı. O kim oluyordu da kendisi gibi birine cevap vermiyor-

Aha! Tae cidden delirmeye başlamıştı. Kendisi gibi biri mi? Kendisi gibi bir çöp değildi karşısındaki ama içindeki o hisler nedense kendisinin kibirli davranmasını sağlıyordu.

Tae'nin dalgın dalgın yere baktığını gören Börü gözlerini devirdi ve, "Görürsün şimdi." dedi. Görecekti. Kendi ırkının gerçek yüzünü. İçinden bir kez daha, "Harika" diye mırıldanmadan duramadı.

Yaklaşık yarım saat sonra toplulukların arasında yürümeye başladılar. Buralar kurtların toplandığı yer olmalıydı. Tae etrafını süzerken şaşırmadan duramıyordu. Kurtalara göre fazla moderndi.

Ayrıca bu gezegenin üzerinde nasıl barınabiliyorlardı? Gezegen herkesin enerjisini kendisine çektiği için Tae şu yarım saatte daha da kötü hissetmeye başlamıştı. Çok yorulmamasına rağmen terlemesinin nedenini buna yordu.

Bir meydana götürülürken etraftaki kurtların işlerini bırakmış onları gözetlediklerini gördü. Nedense insanlara benzetmişti onları Tae.

Bir binamsı yere girdiler. Etraf o kadar büyüktü ki tavana bakmak gökyüzüne bakmak gibiydi. Ne zamandan beri canavarların bu kadar gelişebildiğini içten içe düşünse de sonra saçmaladığını fark etti.

Efsanelerdeki her şeyin biraz doğruluk payı vardı. Bazı canavar medeniyetleri insan medeniyetlerinden kat  ve kat üstündü efsanelere göre. Daha çalışkan, daha barışçıl ve daha güçlü. Bazı ölümsüzler oraya misafir olarak gider, gördüklerini insanlara anlatır ve bunlar kulaktan kulağa değişim geçirerek her yere yayılır. Hepsi doğru olmasa bile doğruluk payı her zaman vardı.

Tae bir gün bir tane canavar krallığına gitmek isterdi. Aslında, güçsüz olduğunu düşünmeden önce gerçek bir hayali vardı.

Biraz saçmaydı, kime söylese gülerdi ama kendisinin tek isteğiydi.

Meşhur efsanelerin gerçek olup olmadığını bulmak istiyordu.

O krallıklar, imparatorluklar, bölgeler, ölümsüzler, bitkiler, canavarlar...

Onlar gerçek miydi? Gerçekse ne kadarı doğruydu?

Teknik olarak başkası tarafından öldürülmezse ya da gelişmeyi bırakmazsa ölümsüz gibi bir şeydi. Zamanını boşu boşuna güçlenmek yerine değişik bir amaç uğruna harcamayı mantıklı buluyordu.

Bir kapı açıldı. İçeri tıkıldılar. Geldikleri yer büyüktü. Etrafta birkaç kurt vardı. Karşılıklı dizilmiş kendilerine bakıyorlardı. U şeklinde dizilmiş demek daha doğruydu. Karşılarında ise tamamen başka biri vardı.

O da kurttu ama... Nasıl anlatsa bilemedi Tae. Devasa olmasını geçti rengi ve heybeti çok etkileyiciydi.

Asil olması için herhangi bir şeye gerek yoktu. Sadece böyle dursa yeterdi önünde titremek için. Tae kaşlarını çattı istemsizce. Ne zamandan beri diğer canavarlardan böylesine iğrenti duyuyordu? Sanki kendisi...

Gözlerini bir kez yumup açtı. Kurt hala orada durup kendilerine bakıyordu. Börü ve Tae'yi getiren kurt hafifçe selam vererek geri çekildi ve kapıdan çıktı.

Şimdi bir kurultay ve kral olduğunu düşündüğü kurtla birlikte yalnız kalmışlardı.

Baş kurt derin bir nefes aldı ve Börü'ye bakarken konuşmaya başladı. "Yaklaşık birkaç saat önce buraya giriş yapan kendi ırkımızdan birini tespit etmiştik. İlk önce çok umursamamaya çalışsak da bizim bölgemize izinsizce girince müdehale etmek zorunda kaldık. Ayrıca geldiğiniz an Ewlıp'ı kızdırdınız. Sizi geçitlere fırlattı değil mi? Hissettik."

Konuşurken kendine güvenen sesi ve duruşu Börü'nün rahatsız hissetmesine nedne olsa da o güçsüz falan değildi. Onu incelerken hangi seviyede olduğunu anlamaya çalışıyordu. Bir arh olabilir miydi? Ya da bir... arhant?

Börü kafasını olumsuz anlamda iki yana salladı. Bir arhant olsa anlardı, yani anlaması gerekirdi. Güçlü olduğu için eskiden kendi ırkındaki kişilerin seviyesini bakınca anlayabilirdi ama nedense uzun zamandır kendi ırkından birini görmediği için yeteneğinin köreldiğini düşünüyordu.

Börü, "Sadece sadede gel." derken sesi buz gibiydi. Kenarda duran diğer kurtlar krallarına karşı yapılan bu saygısızlığa sessiz kalmadılar. Biri hırlayarak ona bakarken, "Hadsiz!" diye bağırdı. Sesi salonda yankılanan kurdu yanındaki durdurdu ve, "Kral varken konuşmak sana düşmez." dedi.

Tae ve Börü sessiz kaldılar. Kral onlara bakarken gözlerini kıstı. Sonra Tae'yi boydan boya süzdü. "Hmm..." derken sesi düşünceliydi. "Garip bir enerjin var. Hangi ırktansın?"

Tae anlamamıştı ama cevapladı. "İnsan?" O an kurtların hepsi gülmeye başladı. Tae kavrayamıyordu. Bunlar neden gülüyorlardı? Dalga geçilecek bir şey olduğunu düşünmüyordu. Ama nedense insan derken dilinin yandığını hissetmişti.

"İnsan mı...?" derken kahkaha atan bir kurt ona baktı. "Tanrı'm insan dedi! Bizi aptal yerine mi koyuyor yoksa kendisi mi aptal anlayamıyorum!"

Börü sinirle onlara baktı ve, "Kesin şunu!" diye bağırdı. Börü'nün yankılanan güçlü sesi istemsizce herkesi susturdu.

Börü'ye göre bu ahmak topluluk her şeyi bok edecekti. Gerçi Tae'nin aklına girmişlerdi şimdiden. Derin bir nefes alırken Kral'ın sinirle ona baktığını aynı anda bir şeyi anlamış gibi gözlerinin parladığını gördü.

Kral Tae'ye bakarken, "Bence emin olma. Bir insan gibi kokmuyorsun. Irkını bilmiyorum ama kesinlikle insan değilsin. Şu işe bak ki baya bir güçlü ırktan olmalısın. Bir insan bedeni... Bu zordur."

Tae gözlerini kocaman açtı ve önünde saçma sapan konuşan kurt kralına baktı. Neden bahsediyordu bu?

"Ne?!" derken sesi yüksekti. "Hadi oradan! Dalga geçmeyi kesin! Ben insanım. Yıllarca bir insan olarak yaşadım ve bana gelmiş 'Sen insan değilsin.' mi diyorsunuz!"

Sinirli sözcükleri kurtları biraz etkiledi ama çok işe yaramadı. Bunu kral fark etmişti. Gözleri kısılırken, "Vay canına..." diye bildi. "Sözlerinden enerji akıyor. Cidden ırkını merak ettim şimdi."

Tae emir verme gücünü tek konuşmasında anlayan krala dehşetle baktı. Bu da tam olarak kimdi ve dedikleri ne kadar doğruydu?

Börü'ye baktı. Gözlerini devirip başka yere bakmaya başlamış, ne yapmak istiyorsa pes etmiş gibiydi. Tae bir an dediklerinin doğru olma ihtimalini düşündü.

"Hadi ama..." diye sızlandı Börü'ye bakarken. "Yalan olduğunu söylesene ırkına. Yanlış anladıklarını, benim insan olduğumu söyle!" 

Börü ona bakmadı. Tae terlediğini hissetti. Hayır, bunu kabul etmiyordu. Yıllardır insandı, şimdi de insandı. Bir anda değişemezdi. Bu imkansızdı. İmkansız olmalıydı, değil mi?

Kaybettiği anılarına bir kez daha küfür etti. Şuan yere çöküp göz önünden çekilmek, yaşadıklarını düşünmek istiyordu.

Nasıl yani, o insan değil miydi? Peki... nasıl?

Neden? Neden kendini bir insan sanıyordu? Onun ailesi kimdi? Bir dakika... Onun ırkı neydi o zaman?

Kafasının patlayacağını düşündü bir an. İnsan değilse birkaç şey cevabını bulurdu. Mesela şu emir verme işi... Belki ırktan ırka geçen bir yetenekti. Eğer... Eğer gerçekten başka bir ırka aitse Tanrı'ya dua edecekti. Şimdiye kadar kimsenin farkına varmaması bir mucizeydi.

Eğer başka bir ırktan olduğu okulda ortaya çıksaydı onu casus ilan ederler, katlederlerdi. Tae'nin en son istediği şey bilmediği bir şey yüzünden öldürülmekti.

Ağrıyan gözlerini ovarken düşüncelerinde boğulmaya devam etti Tae. O ara Börü sinirli bakışlarını krala yöneltmişti.

"Aferin size." derken sesinde tebriğe dayalı herhangi bir ton yoktu. "Piç kuruları sizi." der gibi söylemişti. Bazıları onun bu sözüne sinirlendi.

Kral kızmak yerine gülümsedi. Börü sinirle şoktaki Tae'ye ve krala bakarken, "Çabuk ne bok diyecekseniz deyin ve gidelim. Batırdınız her şeyi zaten." dedi. Kral garipçe ona bakarken onu öldürmek için Börü'ye atlayacak olan kurdu durdurdu. Tek bakışında donan kurt yere kapaklandı.

Börü'nün gözleri büyüdü. O... Bu mümkün olabilir miydi?

İçindeki kötü his arttı nedense.

Kral gülümseyerek kısa ve yavaş adımlarla onlara yaklaşmaya başladı. "Senin hangi seviyede olduğunu anlamaya çalışıyordum." derken sesinde eğlenceli bir tını vardı kralın. Börü nefeslerinin sıklaştığını biliyordu ama durduramadı.

"Ve... buldum. Şu işe bak ki aynı seviyedeymişiz. Bir Arhant."

Kurtlar şaşkınca bağırdı birilerinin, "Nasıl..." diye mırıldandığını duydu Börü. Kafasında bir şeyler patlarken sinirle dişlerini gıcırdattı. Onlara gülümseyerek yürüyen kralın gözündeki parlaklık arttı. Sonra gerçek dövmesi çıktı.

Büyük bir parlaklık yayarak adımlarına devam ederken bir an bütün etrafını sardı o ışık hüzmesi kralın. Börü bile bir an gözlerini kapatmak zorunda kaldı.

Sonra yavaşça gözlerini araladı. Birkaç adım uzaklığında duran insana baktı.

Ya da insan bedenindeki kurda.

Kral tam Börü'nün önünde durarken kendisine şokla bakan Tae'yi umursamadı.

"Benim en komiğime giden şey nedir biliyor musun?" diye sordu Börü'ye doğru kısık bir sesle. Börü bir şey demedi. Gözlerini onun gözüne dikmişti sadece.

Kral gülerek devam etti. "Sadece şekil değiştirenlerin insan kılığına girebileceğini sanan salaklar. Oysa insanların arasındaki bir çok kişi farklı ırklardan canavarlar var..."

Kollarını göğsünde birleştirdi ve bir ayağını yere vurdu. Gözlerindeki sarılık dağılırken ara ara serpiştirilen siyahlıkları inceledi Börü. Kendisinin arhant formuna benziyordu o gözler. Bir insan gözü.

"Peki sen niye bu formu kullanmıyorsun Arhant?"




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1324

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1121

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 939

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 859

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 743

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 695

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 676

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 617

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 574

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 449

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 147

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 115

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 88

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17361 Üye Sayısı
  • 484 Seri Sayısı
  • 23482 Bölüm Sayısı


creator
manga tr