“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

DİPTEN EN TEPEYE - 89. Bölüm: Kendi Irkı


Alkar neler olup bildiğini ilk önce kavrayamamıştı. Bir şey ona çarpmış ve geçitten fırlatmıştı. Saniyeler içinde üç gruba ayrılmışlardı resmen.

Geçidin gözünün önünde kapanmasını şokla izledi ama buna zamanı yoktu.

Çünkü şuan düşüyorlardı. Relian'ın çığlığı kafasında büyüdü. Resmen metrelerce yüksekten aşağıya düşüyorlardı! Alkar gözüne giren kandan dolayı acıyla inledi. Siktir, şimdi zamanı mıydı?

Gözünü açamıyordu bile! Aynı zamanda Relian korkudan bağırıyor, değişik değişik konuşuyordu. "Öleceğiz!" diye bağırırken aklına bir şeyler gelemiyor gibiydi. Gücünü açığa çıkarsa zar zor da olsa ayakta durabilirdi ama korku ile panik anında beyni işlevini yitiriyordu çocuğun.

Alkar da şuan yanan gözüyle ilgilenmekle meşguldü. Şu lanet canavarın kanı zehirli falan mıydı lan?!

Neyse ki gözün kapanmadan önce baktığı zamanda düştükleri yerin bir deniz olduğunu görmüştü. Ya da okyanustu, şuan onu düşünecek halde değildi.

Yaklaşık altı saniye içinde düşeceklerini kavrayınca, "Relian!" diye bağırdı hızla. Zaman kaybetmeden devam etti çünkü zaman denen kavram kalmamıştı elinde. "Enerjiyi kullanarak düşüşünü yavaşlat!" Çocuk son anda onu duymuş olacak ki suya çakılsa bile yaşamını yitirmedi.

Alkar aniden suya çakılmasıyla beraber ayağında bir yanma hissetti ama hemen geçmişti. Kaç metre derine dalmıştı bilmiyordu ama su sayesinde gözünün etrafındaki kan tabakası dağıldı, böylelikle gözünü açma şansına erişebildi.

İlk önce refleksle onunla birlikte derine dalmış olan Relian'a baktı. Hemen onu kontrol ederken nefes aldığını ve gayet iyi durumda olduğunu gördü. Bu iyidi. Bir yardımcı kaybetmek istediği bir şey sayılmazdı.

Ama garip bir şey vardı. Relian şokla nereye bakıyordu öyle?

Tuzlu suyun gözlerini yakmasına izin verdi ve gözlerini çocuğun baktığı yere çevirdi. Çevirmez olaydı.

Karşılarında gördükleri bu deniz yaratığı Alkar'ın hayatında gördüğü en büyük şeydi. O kadar devasaydı ki yan yana gelseler bir pire kadar kalırlardı. En kötü olanı ise şuydu ki... o canavar tam olarak kendilerine bakıyordu.

Alkar şuan konuşabileceği bir yerde olsa kesinlikle, "Hassiktir." diye mırıldanırdı. Ne olursa olsun, şu devasa deniz yaratıkları Alkar'ın en korktuğu tür olacaktı. Neler yapabileceklerini kavrayamıyordu ayrıca yaşadıkları yer neredeyse bomboş oluyordu, nereden çıktıklarından bile emin olamıyordunuz. Sular onların bölgeleriydi. Ve bu ikili şuan bir deniz yaratığının bölgesindeydiler.

Alkar ne kadar uzak olduğunu kestiremediği yaratıkla göz göze gelince bir kez titredi ama bu titreme onun hareket etmesini engellemedi. O şeyin onları tek hamlede yutabileceğini biliyordu. Şokla donmuş olan Relian'ı tuttuğu gibi yüzeye doğru yüzmeye başladı. Deniz canlısı o devasa bedeniyle kendilerine atak yaptı.

Alkar ve Relian nefes nefes havaya fırlarlarken Alkar durmadı ve havaya doğru uçmaya devam etti. Tam iki saniye sonra, daha Alkar'lar 15-20 metre yükselmişken alttan o devasa canavar ağzıyla birlikte yükseldi.

Alkar şokta olduğu için gücünü kullanamayan Relian'ı da kendiyle birlikte çıkardığı için biraz zorlanmıştı. Hemen ardlarından fırlayan devasa deniz canavarının yemek için açılmış ağzını görünce yutkunmadan duramadı.

Neredeyse o canavarın yemi olma düşüncesi onu dehşete düşürdü. Yüz metreden daha uzun, genişliğini tahmin edemediği bu canavarın ağzı da şimdiye kadar gördüğü ağızların en büyüğüydü. Canavarın dilini ve dişlerini açıkça gördü. Relian o an iptal oldu zaten.

Alkar ondan hissettiği enerjiden dolayı kendini zorlukla dizginledi ve son anda o ağızdan kaçındı. Canavarın fırlamasıyla birlikte kendisiyle birlikte fırlayan sular küçük bir tsunami etkisi yarattı.

Deniz canavarı onlara ulaşamayacağını anlamış olacak ki garip bir ses çıkardı. Belli ki deniz canavarı için kısık olan ses her yerde yankılanabilecek kadar güçlüymüş.

Deniz canavarının zıplama seviyesi durdu ve bu sefer tekrardan yuvasına düşmeye başladı. Alkar bu sefer daha çok yükselmeye başladı çünkü bu devasa şeyin yere çakılınca ne tür bir etki yapacağını bilemiyordu.

Sonra denize çakıldı. O kadar büyük bir su kütlesi yükseldi ki metrelerce yüksekte olan Alkar ve Relian bile zar zor kaçabildi. Alkar neredeyse dengesini kaybedecekti. Eğer tekrardan çakılırlarsa o şeyin yemi olurlardı.

Tehlike geçince yaklaşık altmış metre yüksekteydiler. Hala aşağıda kendini belli eden canavarın sulieti belli oluyordu. Kendisine yapışmış olan Relian büyük bir dehşetle canavara bakmaya devam etti.

Alkar kafasını toplayınca küfür etti. "Cidden!" derken Relian'ı iteklemeye çalıştı. "Eğer ben olmasaydım ölmüştün! Ahmak mısın?" derken azarlamasında haklı olduğunu biliyordu. Sonunda Relian'ın aklı başına gelmiş olacak ki Alkar'dan ayrılarak havada durmayı başarabildi. Hala ara ara aşağıya kayıyordu gözü.

"Teşekkürler." derken sesinde minnet vardı. Can korkusu her şeye bedeldi. Alkar olumsuz anlamda kafasını sallayarak, "Bana minnet duyma. Bir daha kimseye minnet edecek duruma gelmeyene kadar güçlensen daha iyi olur." dedi.

 Relian doğru olduğunu biliyordu. Kimseye güvenemezdi seviyecilerin dünyasında. Herkesin potansiyel düşman olduğu bu evrende dost seçmek o kadar kolay değildi.

Alkar üstünden süzülen damlalara baktı. En azından kan arınmıştı. Etrafa göz attı. Buralar baya serindi. Zaten doğru düzgün ısınmadığından emindi.

İleride karayı görünce Relian'a seslendi. "Hadi! Şuraya gidelim ve ilk önce kurulanalım." Bilekliğe göz attı. Uzağa ışınlanmış olduklarını görünce bir küfür mırıldandı. Alkar'ın küfürüyle Relian ona baktı. "Ne oldu?" derken sesi meraklıydı.

Alkar karaya doğru yola çıkmışken Relian'a bakmadan açıklama yapmaya başladı. "Onlar kimdi emin değilim ama amacımızı biliyor gibiler. Bizi baya uzağa göndermişler." Relian da sinirle elini sıktı. Bir de bu eksikti. Zaten pek iyi hissettiği söylenemezdi. Şuan daha da kötüleşmişti. Bu gezegene daha ne kadar dayanabilirdi emin değildi. Resmen ruhunu çekiyordu.

Karaya gelmeleri fazla zamanlarını almadı. Sahil kenarından hemen sonra ormanlık alan başlıyordu. Alkar ormandan değil de üstten gitmenin daha mantıklı olacağını düşündü ama şimdiden yorulmuşlardı. Enerjilerini toplamazlarsa uçmakta bile zorlanırlardı.

Alkar farklı bir yerde deposundan aldığı temiz giysilerle üstünü değiştirdi. Döndüğünde Relian'ın da aynı şeyi yapmış olduğunu gördü.

Yavaş yavaş enerjisini toplarken kocaman ormana bakış attı Alkar. Relian da pek rahat gibi değildi. Bir denize bir de Alkar'a baktı.

"Ne olursa olsun o tarafa kesinlikle geri dönmem." derken ciddiydi. Alkar onun bakışlarına karşılık verdi ve, "O zaman daha korkunç şeylere kendini hazırla." dedi.

Gerçekten ileride başlarına gelecek şeylerden bir haber olarak biraz rahat olsalar da bu fazla uzun sürmeyecekti.

   ✘ ✘ ✘ 

Börü birdenbire fırlatıldığı yerden aniden doğruldu. Acayip öfkeli hissediyordu kendini. Bunu nasıl hissedememişti?!

Tae denen çocuk yanında burnunu tutarak inlerken daha da sinirlendiğini hissediyordu ama Alkar'ın yaptığı anlaşmadan haberdardı. Bu çocuğu öldüremezdi. Hatta bir nevi şuan korumak zorundaydı.

İçinden bir küfür savurdu. Baştan beri Hypoiron denen gezegene gelmek hataydı zaten! Ne var yani şu işlere girecek? Gezgin olmaya devam et! Börü emindi ki daha farklı yerlerle karşılaşabilirlerdi. Şu işe bakın ki kendisini değişik bir entrika dolu dizinin içinde gibi hissediyordu.

"Ayağa kalk!" derken emir verir gibi söylenmişti. Tae kaşlarını çatsa da ayaklandı. Burnundan gelen kan durmuş, iyileşmeye başlamıştı bile. Börü bir an etrafını süzünce ağaçlardan başka bir şey göremedi. Ormana düşmüş olmalılardı.

Aklına gelen şeyle çocuğa döndü. "Şu bileklik zımbırtısına bak ne kadar uzaktayız?" derken sesindeki sıkılmışlık Tae'nin anlayabileceği kadar yoğundu. Ruqy hisleri kesinlikle bu ruh yaratığına ısınmamıştı ama bir şey yapamazdı.

Onun dediğini yapıp haritaya bakarken küfür etti. İstedikleri şeyden baya uzağa postalanmışlardı anlaşılan!

"Uzaktayız." diyen tek düze sesi Börü'nün sinirine sinir kattı. 

"Oraya gidiyoruz." derken sesinde emir veren bir ton vardı. Tae'nin Ruqy iç güdüleri bunu kabullenmedi. "Neden seni dinleyeceğim ruh yaratığı?" derken sesinde istemsizce yaptığı aşağılayıcı ton Tae'nin daha iyi hissetmesine neden olmuştu.

Börü ne olduğunu bildiği için sabırlı olması gerektiğini biliyordu. Bu yüzden tane tane konuştu. "Bana bak çocuk. Biraz beynini kullanırsan diğerlerinin de oraya gideceğini kavrıyor olman gerek. Onlarla buluşmak istiyorsak şu aptal parçanın olduğu yere gitmemiz gerek. Çaktın?" derken yürümeye başladı bile. Tae ruh yaratığının doğru söylemesi üzerine sesini çıkaramadı.

Toz toprak içindeki üstünü temizlerken ruh yaratığını takip etmeye devam etti. Kendisi de değişen tavırlarından haberdardı.

O gün Alkar'ın ona "Emir ver." demesinden beri her geçen saniye değiştiğini biliyordu. Her ne kadar bunu engellemeye çalışsa da bir yanı bunun 'Olması gereken' olduğunu savunuyordu.

Tae kendini şizofren gibi hissediyordu.

Aynı zamanda çok yalnız hissediyordu.

Gerçi, adı bile ona ait değilken kime güvenecekti? Galiba bir tek Alkar'a güveniyordu ama şurada bir sorun vardı ki o garip iç güdüleri bir gün Alkar'ın gideceğini söylüyordu. Tae yalnızdı. Ne arkadaşı ne de yanında arkasını kollayabilecek bir ailesi vardı.

İşte bundan bahsediyordu Tae. Birdenbire duyguları değişmeye başlıyordu. İçindeki her ne serbest kaldıysa hala kendisini kontrol edemiyordu. Kendi varlığından bile emin değilken ne yapacağı hakkında bir fikri yoktu. Bu yüzdendi Alkar'ın peşinden ayrılmaması. Onun sayesinde bu duruma düşmüştü. Şansılıysa de birkaç şeye onun sayesinde ulaşabilirdi.

Belki hafızasını bile kazanabilirdi.

Ne kadar uçuk bir hayal değil mi? 

Eskiden ailesi, onu seven biri var mıydı? İşi var mıydı? Gerçekte güçlü müydü? Kardeşi, arkadaşları... dostu var mıydı?

Yoksa her zaman yalnız mıydı?

Tae kendini lanetlenmiş gibi hissediyordu.

Yıllarca etraftakiler tarafından aşağılanmış, hor görülmüş ve istismar edilmişti. Bütün işler kendisine yıkılmış, kimse onun duygularını önemsememişti.

Güç her şeydir.

Kendisine öğretilen, her tekme atıldığında kulağına fısıldanan şey ona inandırılmış, güçlenemedikçe acı olarak kalbine saplanmıştı.

Bu yüzdendi belki Alkar'a kendini yakın hissetmesi. O güçlüydü. Çok güçlüydü. Ve o kadar güçlü olmasına rağmen herhangi bir gücü yokken kendisine iyi davranmıştı.

Tae onu dostu olarak görmesini engelleyememişti. Ona çok büyük borçlanmasından dolayı değildi bu güveni. İstemsizce ona güvenmişti işte. Ona olan borcunu bir gün ödeyebilmek tek isteğiydi.

Karşısında yürüyen -ya da uçan- ruh yaratığının Alkar'ın arkadaşı olduğunu biliyordu. Bu yüzden ona iyi davranmaya çalışıyordu. Dostumun dostu benimde dostumdur mantığıydı işte.

Şu işe bakın ki bu ruh yaratığı harbi gıcıktı.

İçinden gelen hisler onu pataklamasını söylüyordu. Tabi hangi güçle onu pataklayacaksa...

Börü'nün birden durduğunu sonra fark etti. Etraflarında enerjiler toplanmıştı. Tae gözlerini Börü'ye dikti.

Etraftakiler çok güçlüydüler.

Ama nedense biraz tanıdıklardı. Börü'ye kaşlarını çatarak bakarken son anda jeton düştü.

"Bu nasıl-" derken hala Börü'ye bakıyordu. Bir ağacın arkasından çıkan kurt onlara adımladı.

Börü, "Tam da sırasıydı ha." dedi. Börü, bu gezegene indiği an kendi ırkını hissetmişti. Bu işi hemen çözüp defolma gibi bir amacı vardı ama maalesef görünüşe bakılırsa mümkün değildi.

Şuan karşısındaki kişi kendi ırkındandı.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 977

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 919

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 760

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 722

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 603

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 531

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 516

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 492

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 446

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 426

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 213

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 195

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 159

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 159

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 132

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 96

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 71

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 63

Site İstatistikleri

  • 8845 Üye Sayısı
  • 223 Seri Sayısı
  • 13721 Bölüm Sayısı


creator
manga tr