Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

DİPTEN EN TEPEYE - 88. Bölüm: Geçitlere Fırlatılmak


Ewlıp gezegenine sonunda ayak bastıklarında derin bir nefes alabildi Alkar. Bu gezegen gerçekten çok az ışık görüyordu. Sanki her yer güneşin batış zamanındaki gibi hafif karanlıktı. Burada hiçbir zaman tam olarak aydınlanma olmadığını anladı.

Gezegene ayak basınca diğerleri bir an yüzlerini buruşturdu. Alkar farklı bir şey hissetmemişti. Ona bakan Tae, "Çok normal görünüyorsun." diye mırıldandı. Alkar bu gezegene ait olan efsanenin doğru olduğunu düşünmeye başlıyordu.

Ona bakarak, "Kötü mü hissetmem gerekiyordu?" diye sordu. Şimdiden hastalanmış gibi görünen Relian, "Sanki bizim yaşam gücümüzü emiyor yavaşça. Çok kötü bir his." derken sesi kusacakmış gibiydi. Alkar bir şey demedi. Kral ve Kraliçeye bakınca çaktırmasalar da pek de iyi göründükleri söylenemezdi.

"Alışırsınız." diyen Kraliçe bilekliğine bakmaya başladı. "Size bir harita gönderdim. Parçanın nerede olduğu gösteriliyor. Ayrılmak zorunda kalabiliriz. Bu yüzden sakın bileklikleri kaybetmeyin. Emin olun ben bile bu gezegende nelerin yaşadığını bilmiyorum."

Davetsiz misafirleri hisseden gezegen şimdiden atağını yapmış, dörtlüyü zor duruma sokmuştu. Börü sessizdi. Onun yüzünden acı çekip çekmediğini anlayamadı Alkar ama dikkatli bakınca sarı gözlerinde zorlanma ifadesini gördü.

"İlerlemeli ve hemen parçayı almalıyız." derken kendinden dolayı değil de kurt yüzünden hızlanma kararı almıştı. Hayatında güvenebileceği tek kişi oydu. Defalarca hayatını kurtaran kurda güvenmeyip de kimlere güvenecekti?

Bilekliğini koyduğu yerden aldı. Belli ki ihtiyacı olacaktı. Bakınca haritada gösteren yeri gördü. Bilerek çok da uzak yere gelmemişlerdi. Bir saat durmadan giderlerse varırlardı. Tabii farklı bir değişken olmazsa.

"Hadi." derken ilk yola çıkan Kral oldu. Yüzündeki ifadeden burada olmaktan hoşnut olmadığı belli oluyordu. Alkar bir şey demeden arkasından gitmeye başladı. Hep birlikte onu takip etmeye başladılar.

Bu durgunluk beş dakika sürdü.

Aniden yere kapaklanan Tae'ye bakmak için durmak zorunda kaldılar. Alkar arkasını döndüğü an çocuğun sürüklendiğini gördü. Ama neyin sürüklediğinden emin değil. "Siktir!" diye bağıran Tae konuşmak için çabalasa da ağzına giren topraklar bunu engelliyordu.

Alkar hemen hareket etti ve Tae'nin elinden tuttuğu gibi tüm gücüyle çekti. Zar zor gördüğü kol gibi şeye tekme attığı an canlı cıyaklayarak yer altına girdi. Tae toz toprak içinde kalmıştı. Alkar'a minnetle bakarken korktuğu belliydi. Ölümle her zaman burun buruna gelmediği için bu tür olaylar onu hem korkutuyor hem de bocalamasına neden oluyordu. Bu tür olaylar onun için çok yeniydi.

Kral ve Kraliçe yerinden kıpırdamamıştı bile. Onlara bakarak, "Oyalanmayın!" dediler. Tae onların bu umursamazlığına küfür etmek istese de Alkar omzunu sıkınca bir şey diyemedi. Hareket etmeye devam ettiler.

Bir dakika geçmeden etraftaki hava değişti. Alkar bilekliği sıkıca tutarken bu sefer neyin geldiğini anlamaya çalışıyordu. Hafif bir esinti vardı. Etrafa göz attı.

Kral onları durdurdu ve etrafı dinledi. Gözleriyle her tarafı tararken, "Bir şey göremiyor-" diye konuşmuştu ki tam altından öyle bir şey fırladı ki Kral havaya uçtu. Kraliçe çığlık çığlığa bağırırken diğerleri gibi geriye savrulmuştu.

Devasa bir şeydi bu.

Ağzı açık bir şekilde zıplayan canavar tam olarak Kral'a hizalamıştı kendini. Kraliçe ona bakarak çığlık attı. "Kaç!!" diye bağırırken canavar neredeyse onu yemek üzereydi. Anında gücünü açığa çıkaran kral eline aldığı halat benzeri silahı kenarda bir yere sapladı ve vücudunu oraya yönlendirdi. Canavar açık ağzını kapadığında son anda kaçabilmişti.

Kükreme her yeri sarstı. Relian dehşetle ilk defa gördüğü kocaman canavara baktı. "Lanet..." diye fısıldamasını kendisinden başka kimse duymadı.

Alkar kısık gözlerle canavara baktı. Çok büyüktü ama herhangi bir gücü olup olmadığından emin değildi. Tek gücü boyutu olabilirdi.

Börü'ye baktı. "Şuna bir vur da gücü var mı anlayalım." Börü sarı gözleriyle ona bakarken canavarın koca ayağından kaçtı. "Neden ben?!" derken sesinde sitem vardı.

Alkar Tae'ye gelen kuyruğumsu şeyi savurdu. Son anda çocuğu kurtarabilmişti. Israrla ruh yaratığına bakarken geriye adımladı. Kraliçe ona bir şey fırlattı. Fırlattığı şey canavara yapıştı. Canavar acıyla haykırırken küçük bir delik oluşmuştu vücudunda.

Öfkeyle kraliçeye yönelen canavara bakan Alkar, "Hadi!" diye sızlandı. Börü göz devirerek canavara yöneldi uçarak. Canavar ilgisini uçan Börü'ye dikince Börü sinirli bir sesle, "Seni büyük moron eğer gücün varsa göster yoksa pestilini çıkarırım." dedi. Canavar onu anladı mı bilemeyiz ama öyle bir kükredi ki Börü o an kesinlikle bunu yapmaması gerektiğini anladı.

Ağzını yüz seksen derece açan canavar cidden garipti. Üç sıra kocaman dişleri vardı ayrıca iki tane dile sahipti. Ve o nasıl çeneydi de o kadar büyük açılabilmişti?!

Alkar ilk önce açıp öylece bekleyen canavarı anlayamadı ama sonra ağız her şeyi kendine çekmeye başladı. Her şeyi.

Yoğun rüzgardan son anda kaçan Börü'nün küfürleri kulak kapama isteği yaratıyordu. "Hay ben ağzımı!" diye bağırırken yoğun rüzgardan kaçmaya çalışıyordu. Alkar Tae'nin tutunduğu dalın kırılacağını anlayınca onun üstünden tuttu. Tae ona garipçe bakarken Alkar onu tüm gücüyle ileri fırlattı. Bu çocuk sorularının cevabını alacağı kişinin çocuğuydu. Ölmesine izin veremezdi.

Tae uzağa, en azından rüzgar tarafından çekilmeyeceği bir yere fırladı. O taraflarda duran Relian sayesinde doğru düzgün durabilmişti. "Lanet!" derken Relian dehşetle canavara bakmaya devam etti.

Kral bir yere tutunarak zar zor ayaklandı. "Şu şeyi öldüreceğim..." derken sesindeki nefret belli oluyordu. Kraliçe dengesini korumakta zorlanıyordu. Kral ve kraliçe canavara en yakın olan kişilerdi.

Canavarın çekme hızı güçlenince Relian ve Tae oldukları yerde kalamadı. Alkar etrafına bakarken çözüm aramaya çalıştı.

Ne yapacaktı? Canavarın kocaman ağzını mı tekmeleyecekti? Bunu yapamazdı. Lanet olası canavarı  çekim gücü kuvvetli olduğu için oraya da gidemiyordu... Şu canavarın menzilinden çıkmalıydı. Kesinlikle öyle halletmeliydi.

Aklında bir şey gelince Kral'a baktı. "Hey!" diye bağırırken ilgisini kendisine yöneltmesini sağladı. Bilinci çok da yerinde olmayan kraliçeyi tutan kral ona baktı. Alkar sesini duyurmak için yüksek sesle, "O ip gibi şeyinle beni canavarın menzilinden çıkar!" dedi.

Kral ona garipçe baktı. Yapmak ile yapmamak arasında kalmış gibiydi. Alkar onun gergin ifadesine bakarken, "Hadi ama! Burada ölmek mi istiyorsun?!" dedi.

Kral kraliçeyi sabitlerken Alkar onun yapacağını anladı. Bileğine aniden dolanan halatımsı şey can yakıcıydı ama Alkar aldırmadı. Kral tüm gücüyle onu tamamen farklı bir yöne fırlatırken son anda canavarın menzilinden çıkmayı başardı.

Yerde yuvarlandıktan hemen sonra ayaklanarak canavarın gövde tarafına koştu. Onun şimdi hareket edemeyeceğini bildiği için tek hamleyle bitirebileceğini düşünüyordu.

Bütün gücüne ayaktaki tekmesine verdi ve havaya zıpladı. O kadar çok zıplamıştı ki canavarın yaklaşık yüz metre üzerindeydi.

Sonra... düşmeye başladı.

Alkar kendini tam gövdesine konumlandırdı. Canavar o kadar odaklanmıştı ki onu görememiş, hissedememişti. Hissetse bile hareket edemedi.

Alkar tam ortasına sert bir şekilde düştü. Ayaklarından çıkan enerji canavarın gövdesiyle buluştu. Etrafa yayılan güç dalgası bir an ağaçların yan yatmasına neden oldu.

Deri delindi.

Canavar acıyla bağırırken Alkar buna rağmen yaşadığı için gözlerini devirdi zıplayıp daha kısa zamanda yara yerine aynı hamleyi yaptı. Bu sefer şansa tam kalbine kadar girmişti. Alkar cesetle birlikte yere yapışırken canavarın yaptığı fırtına duruldu.

Herkes derin bir nefes aldı. Kral kraliçe ile birlikte yere çökerken sinirleri bozulmuş gibiydi. Hem enerjisi her an çekiliyordu hem de bunlarla uğraşıyordu.

Alkar nefes nefese ayaklandı. Onun yüzünden ayakları acı çekiyordu. Cesetten gelen kanlar kendisine bulaşmıştı. Diğerlerine de baktı ama herkes yaşıyor gibiydi.

Derin bir nefes alarak yere baktı. Üstü başı batmıştı ve bundan nefret etmişti. Elindeki kanı yere silkeledi. Kötü kokuyordu.

Herkese tek tek bakıp, "Kötü yaralanan?" diye sordu. Kraliçenin hafif baygınlığı dışında bir şeyleri yok gibiydi.

Börü, "İlk dakikalardan ne güzel sürprizler böyle..." dedi. Alkar gözüne akmak üzere olan kanları eliyle silerken homurdanmakla yetindi. 

Tae ve Relian ikilisine yaklaşırken onların şokla cesede baktıklarını gördü. "Öldü."derken herkesin bildiği bir şeyi onaylamak için demişti çünkü pek de inanıyorlar gibi görünmüyorlardı. Dehşetle cesede bakarken her an canlanmalarını bekliyor gibilerdi.

Börü de gelirken Tae'ye baktı. Tae biraz daha kötü gibiydi. "Evlat daha bu kadarcık şeyden bu kadar etkileniyorsan..." Sonra 'Vay haline' der gibi kafasını iki yana salladı.

Tae ters ters ona baktı ve bir şeyler söyledi ama Alkar yanına yaklaşan Relian'dan dolayı onlara odaklanamadı. "Vay canına..." diyen çocuk sadece iki hamlede onu öldürebildiğine inanamıyor gibiydi.

"İleride bunları siz de yapacaksınız." derken Alkar ciddiydi. Onları yüreklendirirse burada daha cesur olup kendilerine yardımcı olurlardı olabildiğince.

Relain ağzını açıp bir şey diyecekti ki tekrardan yer sarsıldı. Biraz uzaklarında yere çökmüş olan kral ve kraliçe etrafa baktı.

Yer altından bir şey gelmiyordu.

Sarsıntı bir anda durdu. Herkes nefesini tutmuştu. Neler oluyordu?

Börü ve Tae biraz onlardan uzaklaşmıştı. Alkar tam ağzını açıp onlara yaklaşmalarını söyleyecekken İkilinin altında bir delik açıldı. Hayır, delik değil. Bir geçit.

İkili anında oraya düştü ve hızla kapandı. Alkar son anda Tae'nin çığlığını duyabilmişti. Börü ve Tae bir geçit tarafından saniyeler içinde yutulmuştu.

Alkar şokla gözünü açtı. Lan- Neler oluyordu?!

Şokla oraya gidecekken Kral ve Kraliçe'nin tarafı hareketlendi.

Alkar oraya bakınca ikili tam ayaklanırken tam tepelerinde bir geçit açıldı. Hala bilincinde gel git yaşayan kraliçe ve kral bir basınçla zorla oraya çekildiler ve saniyeler içinde tekrardan kapandı.

Alkar Relian'a baktı. Çocuk da ona dehşetle bakıyordu. On saniye içinde dört takım arkadaşları farklı yerlere gönderilmişti.

Tam, "Kaç-" diyecekti ki nereden geldiği belli olmayan siyah bir şey Alkar'a çarptı. Tam arkasında olan Relian da bunun sayesinde Alkar'a çarptı ve ikili o siyah şeyin sayesinde tam arkalarında açılan geçide fırlatıldılar.

Alkar geçit kapanmadan önce en son onlara bakan siyah şeyle göz göze gelebildi. 

Sonra geçit kapandı.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1267

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1082

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 893

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 823

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 666

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 645

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 605

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 525

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 197

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15647 Üye Sayısı
  • 515 Seri Sayısı
  • 21158 Bölüm Sayısı


creator
manga tr