“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

DİPTEN EN TEPEYE - 84. Bölüm: Korkunç Tarikat


Ne kadar zamandır hareket halinde olduklarını bilmiyordu ama bazılarının çoktan tükendiğini görebiliyordu. Alkar bu tür olaylara zamanında kendini alıştırmasaydı onlar gibi olurdu ama korkunç şeylerden kaçarken dinlenmek gibi bir seçeneği yoktu.

Medeniyetin olduğu gezegenlerden uzaklaşırken nerede konaklayacaklarını düşünüyordu. Burada konaklamak için yer var mıydı ki?

Bir süre sonra Kral ve Kraliçe eş zamanlı olarak yavaşladı.

Alkar arkadaki ikilinin rahat bir nefes verdiğini duydu. Her ne kadar onlara inat hızlarını arttırsalar da yavaşlamamışlardı. Onlar için baya zorlu bir yolculuk olmuştu ama böyle olaylara bir yerden başlamak gerekiyordu.

Etrafa göz attı. Sonsuz boşlukta böyle ayakta durmak ne kadar yaparsa yapsın bir yerinde garip geliyordu. Altından geçen taşa baktı. Boynunu ovarken öndeki ikiliyi gözetliyordu.

"Burada." diye mırıldanan Kral bir tane gök taşına yöneldi. Gök taşı çok büyük değildi ama düzgündü. Dikkatli bakınca Olga'nın yerine benzeyen bir yapı gördü. Konaklama yerini bulmuşlardı.

Kraliçe ilerlerken, "Yer değiştirdiler diye endişeleniyordum." diye mırıldandı. Alkar bir an tip tip onlara baktı. Ne yani şansına mı bulmuşlardı burayı?

Kavga çıkmaması için dilini ısırdı. Sonunda ayak basarken çıkan gıcırtıları dinledi Alkar. Börü havada süzülürken neredeyse bomboş olan yapıyı inceleyip, "Buranın konaklama yeri olduğundan emin misiniz?" diye mırıldandı. Konaklama yerleri kalabalık olurdu genellikle ama burada çok kişi yoktu.

Kral cevap vermeden resepsiyona yürüdü. Yeşil tene sahip adam onlara baktı ve konuştu. "Hoş geldiniz. Kaç oda istersiniz?" Hemen olaya giren adam işini severek yapan birine benzemiyordu. Kral "Üç" diye mırıldanırken kendilerine baktı. "Çıkarın paraları." derken sesi ciddiydi.

Alkar kendisinin ve Börü'nün parasını çıkardı. Neyse ki hiç boş durmuyordu. Ruh yaratığının parası olsa bile vermezdi. Acayip cimriydi.

Herkes Kral'a verirken işlemleri yürütmeye başladı. Alkar ikişerli kalacaklarını anladı.

Sonunda üç tane kart benzeri şeyle gelen Kral hepsine tek tek baktı. "Ben Kraliçe ile kalacağım zaten. Siz karar verin aranızda." Alkar'ın eline iki tane kart tutuşturdu ve kaçarcasına gitmeye başladı. Alkar adamın giderken Kraliçe'nin kalçasına dokunduğunu gözden kaçırmamıştı. Gözlerini devirerek, "Abaza." diye mırıldandı.

Çok yalnız kalamadıkları için baya özlemiş olsalar gerekti. Alkar Börü'yle kalacaktı zaten. Rahat bir şekilde diğerlerine dönünce rahat olmaması gerektiğini anladı.

Relian ve Tae pek iyi anlaşamıyordu anlaşılan.

Tae, "Aynı yurttayız aynı odada kalalım." dedi kendinden emin bir sesle. Alkar bir şey diyemeden Relian lafa girdi. "Sen kimsin de başkası yerine karar verebiliyorsun Y yurdu başkanı?"

Alkar yüzünü buruşturdu. Kendisi için kavga edenlerle karşılaşmıştı. Ama ilk defa böyle bir durumla karşı karşıyaydı. Aklından hemen bir fikir yürüttü.

Kartı Relian'ın eline tutuştururken, "Börü benim yolculuk arkadaşım..." Eliyle kendilerini siklemeyen kurdu gösterdi. Koltuklardan birinde oturan jaguar benzeri canavarı gözetliyordu. Buraya girene bir şey mi oluyordu yahu? Kral bir, bu ikiydi resmen.

Gözlerini bir saniyeliğine kapatıp açtı. "Anladınız siz. Biz Börü'yle her zaman aynı yerde kalırız. Siz de birlikte kalmak zorundasınız." Bir şey söylemelerine izin vermemek için elini kaldırdı ve sert bir şekilde bakmaya devam etti. "Nefretinize çözüm bulmak için ideal bir zaman belki ha?" derken 'Çözün şu sikik sorununuzu' dermiş gibi bakıyordu.

Açıkcası Alkar istese de kalamazdı çünkü bazen garip hareketler yapıyordu. Garip hareketler dediği şey ise beynindeki adamlarla konuşurken yanlışlıkla dışarıdan söylediği oluyordu. Bu aptallar anlamaz ve işin aslını öğrenmek isterdi ama Alkar bunu istemiyordu. Ayrıca kalbinin orada bulunan dövmesi baya dikkat çekiciydi. Onu da sorarlardı. Ya da kendisi garipti, kesin sorgularlardı.

Alkar katil olmak istemiyordu.

Onlara bir şey demeden odaya çıkmak için oradan ayrıldı. Börü jaguara bakmaktan vazgeçip onu takip edebildi.

Odaya girdiklerinde pencereden uzay manzarasına baktı. Bu alışkanlıktı. Her böyle yerlere geldiğinde ilk işi pencereye bakmak oluyordu.

Börü hemen dolapları karıştırdı. Bir kutu bira bulmuş olsa gerek sevinçle haykırdı. Bir işine yaramayacaktı, içse ne olurdu içmese ne olurdu? Kendisi bir ruh yaratığıydı neticesinde.

Kendini yatağa attı. Gözlerini tavana dikerken beynini dinlendirmek istedi ama bu durumda yapamazdı. Kral ve Kraliçe'nin odasını dinlemeliydi. Kesin bir işler karıştıracaklardı.

Aniden ayaklanınca zıkkımlanan Börü ona baktı. "Ne oldu?" derken içtiği birayı zar zor yutmuştu. Alkar o şeyin nereye gittiğini merak etti.

"Kral ve Kraliçe'nin odasını dinleyeceğim." Börü bir an ona tip tip baktı ve aklına bir şey gelmiş olacak ki kahkahalarla güldü. Alkar ona kaşlarını çatarak bakarken, "Ne var?" diye kızgınca sordu.

Kahkahası yüzünden birkaç damla bira yere dökülmüştü. Başka bir zaman olsa arkasından göz yaşı dökerdi ama şu an bu durumu hiç önemsiyor gibi değildi ruh yaratığı.

Börü zar zor duruldu. "Şimdi gitmek istediğinden emin misin?" derken sarı gözlerinde eğlenceli pırıltılar vardı. Alkar kaşlarını çatarak, "Elbette. Umarım suç üstü yakalarım ki tehdit etme gibi bir şansım olsun." dedi ciddi bir sesle.

Börü Alkar'a yaklaşırken, "Ben de geliyorum!" dedi. Sonra sesi alaycı bir şekle büründü. "Kesinlikle suç üstü yakalayacağız." Alkar Börü'nün düşündüğü şeyi anlamak istemedi çünkü bu ses tonunu biliyordu.

Kapıdan çıkarken kartta son anda gördüğü kapı numarasını hatırlamaya çalıştı. "36"

Numaralara bakarken hızlıydı. Arkasında gelen ruh yaratığı sessiz olmaya çalışıyordu ama elindeki şişeden gelen sesler buna yardımcı olmuyordu. Ya da patisindeki şişeden mi demeliydik?

Otuz altı'ya yaklaştıklarında daha da sessizleştiler bu sefer. Alkar kapının önüne geldi ve durdu. Kulakları bu mesafeden gayet iyi duyardı.

Börü de gelmiş yanında durmuştu. İlk önce hiçbir ses gelmedi. Alkar tek kaşını kaldırdı. Ne yani, uyumuşlar mıydı? 

Maalesef uyumamışlardı. İnleme sesi duyunca ne yapacağını bilemedi. Bunu tahmin etmesi gerekirdi ama hadi ama! Kim böyle bir durumda öyle bir şey düşünebilirdi?!

Yüzü ifadesizdi Alkar'ın. Börü ona bakarak kahkahasını engellemeye çalışıyordu. Kral'ın ve Kraliçe'nin ses tonunu duydu, duymaz olaydı. Hala ifadesizdi. Sonunda yavaş adımlarla geri çekildi ve odasına doğru yürümeye başladı. Börü arkasından geliyordu. Biraz uzaklaşınca ruh yaratığının kahkahası serbest kaldı.

"Hadi ama!!" diye gülerek konuşurken Alkar'ın ifadesiz yüzüne bakıyordu. "Bunu tahmin etmiştin! O kadının kalçasını elliyordu o piç herif! O kadar saat beraberdik!"

Alkar bir şey demedi. Börü onunla dalga geçmeye devam edince gözlerini devirdi. "Böyle bir durumda öyle bir olayı gerçekleştirebileceklerini düşünemedim." derken kendisini haklı buluyordu. Hadi ama! Alkar burada büyük bir tehlikeydi! Biraz kendinize mukayyet olmanız gerekmiyor muydu?!

Odaya girene kadar Börü kahkaha atmaya devam etti.

Yatağa bıraktı kendisini yorgunlukla. Bir saat sonra yine giderdi. O zamana kadar işlerini bitirmelerini umdu.

Börü ona gülerken konuştu. "Hey! Diğer arkadaşlarının odalarını ziyaret etmeye ne dersin? Belki başka sürprizle karşılaşırız?" Dalga geçtiği sesinden belliydi. Alkar, "Sen geç dalganı." diye homurdandı. Şuan başka bir odayı daha dinlemek tercihi değildi.

Kendini aklına odaklarken konuşup konuşmadıklarına baktı. Bazen o kadar işine dalıyordu ki onlar konuşsa da farkına varamıyordu. Mesela şuan da fark edememişti.

"Bu işi bana neden verdiklerini anlamadım." diye mırıldanan Garon, ciddi gibiydi. Alkar başını kaçırdığı için tam anlayamadı.

"Yani neden bana o kadar önemli iş verilir ki? Biliyorum güçlüyüm ama kesinlikle sorumluluk sahibi biri değilim." Alkar adamın ilk defa kendini eleştirmesini garip buldu. "Ne işi?" diye sorarken sesi meraklıydı.

"Ah, sen de mi geldin?" mırıldanan Alvar'ın sesi uykuluydu. Sanki saatlerdi Garon'u dinliyordu. Alkar onu onaylarken Garon'a odaklandı.

Garon ciddi bir sesle, "Tehlikeli diye nitelendirdiğimiz bir gezegen vardı, onu temizlemek için görevi bana verdiler." Alkar yumuşak yatağa daha da gömülürken, "Ne yani? Başaramaz mısın?" diye sordu. Garon homurdanarak, "Benim için çok da zor değil." dedi.

Vitale, "Sorun ne o zaman?" diye sorarken sesi biraz kısıktı. Alkar buna da kaşlarını çattı. Sanki herkesin bu aralar önemli işleri vardı kendisinin olduğu gibi. Bunu daha sonra sormayı aklına not etti.

"Sorun şu ki bu görev cidden önemli ve kimse benim gibi birine bu konuda güvenmez." Emest bir şey dememek için kendini zorlamış ama becerememiş olsa gerek, "Aman!" dedi yüksek bir ses tonuyla. "Belki de ailenin sana güvenesi gelmiştir! Ne abarttın he!" derken bıkkındı. O da uzun zamandır dinliyor olsa gerekti.

Garon yine de bunun mantısız olduğunu ama Emest'in de bir yerde haklı olduğunu söyledi. Alkar, "Sadece bunu başarsan yeter." derken düz mantık olmanın mantıklı olduğunu savundu. Herkes aynı fikirde olsa gerek onayladı.

Alkar Vitale'ye odaklanırken, "Senin sesin pek iyi gelmiyor Vitale." diyebildi. Vitale bunu anlamasına şaşırdı ama dürüstçe cevap verdi.

"Mahkemeye büyük bir dava geldi de... Biraz sıkıntı." Bu sefer herkes ona odaklanırken Vitale ciddiyetinden ödün vermedi.

"Bir tarikat var... Dini bir tarikat..." Emest o devam edemeden, "Hiç yok olmayan tek şey." dedi. Vitale onu takmadan devam etti. "İddialara göre onların yaptığı bir takım insanlık dışı..." Sonra bir an duraksama yaşadı. "İnsanlık dışı değil de canlılık dışı şeyler yapıyorlarmış. Tabii bunlar şuanlık iddia." dedi yorgun sesini saklamadan.

Alkar, "Ne zamandan beri bununla ilgileniyorsun?" derken endişelendiğini hissetti. Dini tarikatların tehlikeli olduğunu biliyordu. Neyse ki o tür tarikatlara hiç bulaşmamıştı. Vitale sorusuna, "Yaklaşık iki hafta." diye cevap verirken Alvar, "Sadece iki haftada bu kadar mı çöktün?" diye mırıldandı.

Emest, "Bu seferki baya zor olmalı." dedi. Alkar bir şey demezken Garon, "O iddialar ne peki?" diye merakla sordu.

Vitale sıkıntılı sesiyle anlatmaya başladı. "Görünüşe göre bu tarikat denen bozma yerdeki kişiler güçlü kişiliklere ilk önce kendilerini böyle tanıtmıyormuş." Devam etmek onun için zor olsa gerek duraksama yaşadı.

"Bilge edasıyla orada bulunan kişiler güçlü kişilikleri kandırıyor ve kendilerine bağlıyormuş. Kendilerini onlara güvendiren tarikat sonunda öyle bir duruma getiriyormuş ki güçlü seviyecileri..." Sesi boğuklaştı. Siniri çok belliydi.

"Bir tür felakete sürüklüyorlarmış. Çok etkileyici bir felakete..." Alkar kaşlarını çatarak sordu. Bunun nedenini anlamamıştı. "Neden böyle bir şey yapıyorlarmış ki?" derken sesinde merak ettiğini belli eden bir ton vardı.

Vitale homurdandı. Bu iddiaların doğru olması onu korkutuyor gibiydi. "Hatırlıyor musunuz? Bir ara leş yiyicilerden bahsetmiştim." Alkar çok iyi hatırlıyordu. Herkes onayladı. "Safkan leş yiyiciler büyük fırtına veya patlama sonucu çıkan şeylerdi. Ama safkanlar baya azaldı. Safkan olmayanlar ise..." Alkar'ın göz bebekleri büyüdü.  "Çok üstün bir ruh çok etkileyici bir kazadan değişim geçirmesiyle oluşuyordu..."

Alkar farkındalıkla yutkundu. "Bu tarikat leş yiyicileri tanrıları gibi görüyor ve soylarının tükenmemesi için insanları çok korkunç felaketlere sürükleyip bir leş yiyiciye dönüşmesini sağlıyor. Yani iddia bu."

Alkar alemde gerçekten korkunç şeyler olduğunu biliyordu. Eğer bu gerçekse kaç tane seviyeci leş yiyiciye dönüşmüştü? Kaç tanesi felaketten kaçmaya çalışıp başaramamıştı?

Emest küfür mırıldanırken diğerleri sessiz kaldı. Sonunda Alvar konuştu. "Vitale..." derken tedirgin gibiydi. "Böyle şahısların bulunduğu tarikat tehlikelidir. Dikkat et kendine." Alkar da buna katılıyordu. Bir mahkeme emriyle yok olacak kadar güçsüz durmuyordu buradan.

Vitale, "Biliyorum." derken sesi düşünceliydi. Alkar bir şey demedi.

Tek başı belada olan o değildi. Herkes baş belası olaylarla uğraşıyordu.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1323

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1122

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 939

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 861

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 745

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 696

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 677

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 618

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 573

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 450

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 147

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 122

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 117

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 88

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17407 Üye Sayısı
  • 466 Seri Sayısı
  • 23463 Bölüm Sayısı


creator
manga tr