"Çok fazla eğilmek kişiyi kambur eder." #Swallowed Star

DİPTEN EN TEPEYE - 83. Bölüm: Tartışma


Gezegenden tam olarak çıkmak çok sürmemişti. Alkar göz ucuyla Tae'ye baktı. Neyse ki çocuk zamanında bu tür tekniklere çok çalışmıştı, sorunu yoktu. Ayakta durmasının çok sorun olacağını düşünmüyordu.

Bir de okul, öğrencilere alıştırmak için yılda birkaç kez uzayda eğitim ve sınav yaptırıyordu. Tae'nin dediğine göre o sınavlarda gayet de iyi puan alıyordu. Alkar bu yüzden sadece kendini düşünecekti.

Gezegenin atmosfer tabakasını da geçtiler. En son tamamen uzaydaydılar. Kral ve Kraliçe duraksayınca diğerleri de durdu. Alkar etrafına baktı. Çok uzun zaman geçmemişti buraya geleli. Yaklaşık iki hafta önce Olga'nın yerinde içki içip, etrafı gözetliyordu. Bir an Olga'nın yakında olup olmadığını düşündü.

Yanında bulunan Börü, "Buz gibi biraya hayır demezdim." diye mırıldandı. Alkar gözlerini devirirken, "Senin bir işine yaramıyor farkındaysan. Bir ruh yaratığı olduğunu unutuyor gibisin." dedi. Börü aklına gelen şeyle küfür etti. Eskiden garip şeyleri yemeyi seven biriydi.

Kral önde durarak etrafa göz attı sonra arkasındaki kendilerine baktı. "Ewlıp gezegeni uzakta olduğu için yolculuk uzun sürebilir. Yaklaşık iki gün sürebileceği için bir yerde konaklamamız gerekecek. Bazen arada devriyeye çıkan güvenliklerle sıkıntı yaşamak tercihim değil."

Kraliçe aynı fikirde değil gibiydi. Alkar bir şey demedi. Relian heyecanla etrafına bakıyordu. İlk defa ciddi bir göreve çıktığı belliydi. Tae ise tedirgindi. Kendisinin seçilmesinin ardında farklı bir şey olduğunu içten içe bilse de soramıyordu.

Kral ve Kraliçe aralarında birkaç şey mırıldandı. Alkar onları yalnız bırakacak değildi. Yanlarına geldi ve, "Kendi kendinize konuşmayın, burada herkes sizin görev arkadaşınız." diye mırıldandı. Gözlerinde rahat olduğunu savunan pırıltılarla karşısındaki ikiliyle konuşurken diğerlerinin verdiği tepkiyi umursamadı.

Kralın çenesi kasılırken, "Özel bir şey." diye homurdandı. Alkar çenesini kaldırırken, "Artık özeliniz yok." dedi. Böyle bir şeye fırsat vermeyecekti.

Kraliçe sinirli bir şekilde Alkar'a yaklaşırken, "Senin yüzünden bu göreve gittiğimizi biliyorum. Senin yüzünden ölebiliriz, sinirimi bozma." Alkar hafifçe gülümsedi ve sesini kısarak konuştu. Neyse ki uzayda konuşulanları duymak daha zordu.

"Benim ne kadar umurumda?" Kraliçe onu öldürmek ister gibi bakarken Alkar Kral'a baktı. "Oyalanmayı kesin ve öncülük etmeye başlayın."

Artık gitme vakitlerinin geldiğinin farkına varan ikili homurdana homurdana anlatmaya başladılar. "Yönü biz göstereceğiz, dediğim gibi eğer herkesin tercihi konaklayarak gitmek olursa bir tehlike ile karşılaşmayız fakat eğer konaklamazsak yolculuğumuzda bir takım tehlikelerle karşılaşabiliriz. Yorgunken karşımıza çıkan düşmanlardan kaçmak daha zor olur. Ama daha erken varırız. Şimdiden karar verelim. Konaklama isteyen benim ardıma," Kral arkasını gösterdi. "Konaklama istemeyenler ise Kraliçe'nin arkasına gitsin."

Alkar duraksadı. Konaklama yapmalı mıydılar? Kendisi güçlüydü, kaç defa duraksamadan yolculuk yaptığını hatırlamıyordu ama tehlikeli olduğu kesindi. Eğer Tong ile bir anlaşması olmasa kesinlikle konaklama istemezdi ama koruması gereken bir Ruqy vardı.

Börü direk Kraliçe'nin ardına geçti. Alkar gözlerini devirdi. Onun bunu seçeceğini biliyordu. Ama kendisi Kral'ın arkasına geçti. Börü itiraz etti. "Hadi ama! Zaman kaybından en çok sen nefret edersin!" Alkar ona bakarken, "Bu sefer yalnız değiliz ahmak." dedi. Börü yine de umursamadı.

Börü ve Kraliçe yalnız kaldı. Diğerleri Kral'ın ardına geçti. Oy çoğunluğu ile konaklama kabul edildi.

Buna en memnuniyetsiz olanlar Kraliçe, Börü ve Alkar'dı. Kendisi konaklamayı tercih etse de zevkine tercih etmemişti sonuçta. Şimdiden sıkılmıştı.

Sonunda yolculuğa başladıklarında Alkar'a göre fazla yavaşlardı. Kral ve Kraliçe'nin hızı o kadar da yüksek değildi. Börü zaten Alkar'a ayak uydurabilen tek kişiydi zamanında. Bu yavaşlık ikiliyi deli ediyordu. 

Daha da kötüsü Relian ve Tae daha önce böyle bir şeyi çok yapmamışlardı. Onlar arada bir arkada kaldıkları için daha da yavaşlamak zorunda kaldılar. Börü bir ara, "Kıçlarına motor sokmalıydık." dedi, bunu derken gayet ciddi olması ikiliyi irkiltti.

Alkar şimdi fark ediyordu ki şu ikili baya birbirlerine benziyorlardı. Her ne kadar Relian Tae'den güçlü olsa da davranışları ve merakları aynıydı. Alkar arkadaki ikiliye bakmayı kesti ve ilerlemeye devam etti. Genellikle Kral ile Kraliçe'ye yakındı, onun bu tutumu yüzünden ikili konuşamıyordu bile. Alkar bundan zevk alıyordu bile diyebiliriz.

Tae etrafına bakarken aynı zamanda hızını korumaya çalışıyordu. Üzerinde parlak taşlar bulunan bir gök taşının yanından geçerken konuştu. "Çok güzeller..." Relian ile yan yana oldukları için dediğini bir tek o duyabilmişti. Şuana kadar hiç konuşmamışlardı. Zaten ilk defa burada karşılaşmışlardı. Tae onu biraz tanısa da Relian daha önce onu görmemişti bile.

"İlk defa mı böyle yolculuk yapıyorsun?" derken sesinde hafif bir alay vardı Relian'ın. Tae çaktırmadı. "İlk değil elbette. Sadece ne zaman görsem hayran bırakıyorlar beni." derken olabildiğince gerçekçiydi. Relian ona inandı.

Saatlerdir yan yana yolculuk ettiği çocukla hiç konuşmadığını fark edince hafifçe utandı Relian. Ona göre bu terbiyesizlikti. "Ben A yurdundan Relian." derken kibardı. Tam bir soylu oğluydu. Tae ona baktı. İlk onun konuşacağını düşünmemişti.

"Ben de Tae, Y yurdunun başkanıyım." derken yüzünde sıcak bir gülümseme oluşturmaya çalıştı. Relian Y yurdunu duyunca kaşlarını kaldırdı. "Sen Alkar'ın başkanı mısın?" derken sesi meraklıydı. Tae bu çocuğun onu tanımasına hafifçe şaşırdı. "Evet...?" derken sesinde soru soran bir ton vardı.

Relian onu süzdü ve hızını arttırdı. "Hiç, değişik geldi. Y yurdunun en kötü yurt olduğunu duymuştum. Onun nasıl oluyor da bu yurtta olduğunu hala anlayamıyorum." derken Tae'ye bakmamıştı bile. Sesindeki ton küçümseme miydi?

Tae öfkelendiğini hissetti.

"Ona bakarsan ben de seni tam olarak sahalarda hiç göremedim. A yurdundasın ama Kral ve Kraliçe'nin ardına saklanan küçük kardeş gibi görünüyorsun." Relian'ın kaşları şaşkınlıkla ve anlamamazlıkla havalandı. Bu Y yurdu Başkanı ne demek istemişti ona?

"Pardon?" derken kibarlığından ödün vermedi. İlerideki dörtlü birbirlerine laf atıp durmakla meşgul olduğu için arkadaki ikilinin durumunu kimse fark etmedi. Az önce ruh yaratığı kraliçeye "Kaltak" mı demişti? Relian kafasını Tae denen elemana vermeye çalıştı.

"Sen bana beceriksiz demek mi istiyorsun? Sence ben güçlülerin ardına saklanan korkak mıyım?" diyen Relian işaret parmağıyla kendini gösterip histerik bir şekilde güldü. Buna inanamıyordu.

Şimdiye kadar kendine hakaret eden çok kişi tanımamıştı, şu işe bakın ki yakın zamanda yaşadığı ikinci olaydı bu.

Tae ona bir bakış atarken içindeki sesi dinledi. "Senin hakkında söylenen şeylerin hepsi iyi değil." derken gerçekleri söylüyordu.

Tae o emir verme gücünü keşfettiğinden beri daha da garipleşmeye başlamıştı. Sanki içinde bir şeyi kırmıştı ve saklı kalan şey yavaş yavaş dışarı çıkmaya çalışıyordu. Tae ilk zamanlarda bundan korksa da yavaş yavaş alıştığını hissediyordu. Bunu Alkar'a anlatmamıştı çünkü nedense adamın ona inanmayacağını düşünüyordu.

İçindeki her neyse kendisini değiştirmiş, daha çok öz güven vermişti. Sanki buradaki herkesten daha üstün bir ırktan geliyordu ve herkesi ezebilirmiş gibi hissediyordu. Bu onu korkutuyordu ama her geçen gün artan duygular artık kontrol edilemez hale geliyordu.

Hala kibardı. Özellikle kendisine yardım eden Alkar'a asla kötü davranmazdı ama bu kibir diğerlerine işleyebilirdi.

Alkar bunu bilseydi kesinlikle, "Ruqy kibri." diye homurdanırdı ama Tae hala insan olduğunu düşünüyordu.

Relian karşısındaki kişiye sinirlenmeye başladığını hissediyordu. El bebek gül bebek büyütülmüş, herkes tarafından sevilmişti. Güçlüydü, dostları da en az kendisi kadar güçlü ve bilgiliydi. Mutlu bir hayat yaşıyordu ve büyük ihtimalle ileride cidden harika bir seviyeci olacaktı.

Yeteneği Kral ve Kraliçe'den bile daha iyidi. Yalnızca 24 yaşındaydı genç adam. En gençlerinden biriydi. Çoğu kişi onu canavarvari bir yetenek olduğunu söylerdi. Henüz tam olarak Kral ve Kraliçeye yetişemese de bir yıldan az bir sürede onları geçebileceğini biliyordu.

Annesi veya babası o kadar güçlü değillerdi ama hatrı sayılır derecede saygınlıkları vardı. Herkes öyle çiftten Relian gibi altın bir çocuğun doğmasına şaşırmıştı ama en çok bu durumdan memnun olan kişiler kesinlikle ebeveynleriydi.

"Neymiş o söylentiler?" derken sesindeki merakı gizledi. Şimdiye kadar hep iyi şeyler duymuştu. Kötü söylentileri duyarsa ne gibi bir tepki verecekti?

Tae alayla ona baktı. "Küçük bebek abi ve ablasının arkasına saklanıyor!" derken sesi incelmişti. Sesindeki küçümseme o kadar belliydi ki Relian karşısındaki kişinin bu tavrına şaşırdığını hissetti. Öfkesi artıyordu.

"Bu Y yurdu başkanı kendini ne sanıyor? Kendisini tek hareketimle yere sererim." diye içinden homurdanırken kendini tutmaya çalışıyordu. 

Tae ise istemsizce her geçen gün daha da bir Ruqy oluyordu.

"Bunu söyleyen kişi baya kıskanmış." derken o da sesindeki kibri gizlemedi Relian. Karşısındaki kişi onu küçümsemeye mi çalışıyordu? O zaman kendisi ezerdi!

Tae baya kelimesini bastırarak söylerken aynı zamanda kendisine imayla bakan adama öfkelendiğini hissetti. Alkar Kral ve Kraliçeye odaklanmayı kesmeli ve hemen Tae'ye dönmeliydi çünkü Ruqy'ler sinirlenince cidden değişiyorlardı.

Ama o an Alkar şüpheli hareketleriyle kendisini delirten ikiliyle uğraşmakla meşguldü.

Kimse arkadaki artan gerilimi fark etmedi.

"Sen bana ne demek istiyorsun? Açıkca konuş!" derken hızını istemsizce arttırdı Tae. Relian da ondan geri kalmazken, "Ne anladıysan o Y yurdunu başkanı!" dedi.  Y yurdunu söylerken yüzünü buruşturmuştu.

Tae içindeki garip hissi yok saymaya çalıştı ama başaramadı. Sanki tamamen kişiliği değişirken, "Ölmek mi istiyorsun sen?" diye mırıldandı.

Relian şaşırmadı. Normal biri olsa bu ani değişime şaşırırdı ama adam şaşırmadı. Alkar bunu görse kesinlikle Relian denen elemanın da bir sırrı olduğunu anlardı. 

Öndeki dörtlü hala saçma bir konu hakkında tartışıyorlardı. Börü'nün ağzı biraz fazla bozuktu.

"Beni ölümle mi tehdit ediyorsun, Tae?" derken alaylı sesi Tae'nin beyninde yankılandı. O da değişmeye çalışan gözlerine söz geçirmeye çalışırken -bunu istemsizce yapıyordu- alayla konuştu.

"Ne anladıysan o." dedi. Hızı yine artmıştı. İkili laf dalaşına girdiklerini fark etmedi bile. Her lafta hızları artıyor, birbirlerini geçmeye çalışıyorlardı. Öyle ki dörtlünün yanlarından geçerken onların kendilerine bakışlarını fark etmediler bile. 

Onları durduran şey enselerine dolanan eldi. Alkar ikisini de tutmuş ve bağırmıştı. "Ne yapıyorsunuz siz?!"

Alkar, neredeyse onlardan uzaklaşacak olan ve yol hakkında zerre bilgileri olmayan bu aptal ikilinin yanlarından hızlıca geçtiklerini görünce ilk önce şaşırmıştı.

"Bunlar bu kadar hızlı mıydı?" diye düşünürken seslenmelerine aldırmayan ve kesinlikle durmayan şahıslar sinirini hoplatmıştı. Ne hakkında tartıştıklarını bilmediği iki aptalın enselerinden tutmak zorunda kalmıştı.

Kendisine bakarken şaşırmış olan ikilinin ensesini bıraktı. Sinirden kuduran Kraliçe, Kral ve Börü de gelince herkes durmak zorunda kalmıştı.

"Ne oluyor?" diye karşılarında durup sorarken, bunların neden tartıştıklarını anlamaya çalışıyordu. Yavaş oldukları için arkada kalmışlardı ve hiç konuşmuyorlardı. En son baktığında öyleydi. Şu yarım saatte ne olmuştu da delirmiş gibilerdi?

Tae'nin içindeki Ruqy kenara çekildi. Normale dönerken garipçe Alkar'a baktı. "Şu şahıs fazla kibirliydi bende ders vermek istedim."

Relian içindeki onu ezme isteğini bastırırken, "Ahmakça konuşması neredeyse sonu olacaktı. Sen gelmeseydin tabii." dedi.

Alkar yüzünü buruşturdu ve, "Eğer bu kadar hızlıysanız biz de hızımızı arttırırız. Yetişin." dedi. Açıkcası ne ara bu kadar hızlanacak kadar yeteneklerinin arttığını bilmiyordu ama sorgulamanın sırası değildi. Onların yetişip yetişmesini pek umursamadan daha hızlı gidecekti. Nereye kadar dayanabileceklerini merak ediyordu. Az önceki hızlarıyla gayet rahat görünüyorlardı ve bir de tartışıyorlardı!

"O kadar yetenekliyseniz buna da yetişebilirsiniz." dedi onlara bakmazken. Kral ve Kraliçeye bakıp kafasını salladı. Tae ve Relian az önceki hızlarının dört katı hızla fırlayan dörtlüye şokla baktı. Birbirlerine sinirle bakarken onlar da ayak uydurmaya çalıştılar ama nedense tartışırken ki hızları buhar olmuştu sanki.

Alkar arkada kendilerine yetişmeye çalışan ikiliye bakarken bir kez daha çok benzediklerini düşündü. 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1322

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1123

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 940

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 861

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 746

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 696

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 677

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 618

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 574

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 451

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 148

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 122

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 118

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 118

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 91

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17436 Üye Sayısı
  • 465 Seri Sayısı
  • 23487 Bölüm Sayısı


creator
manga tr