Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

DİPTEN EN TEPEYE - 81. Bölüm: Kütüphane Görevilisi


Öğrendiği şeyin doğruluğunu teyit ettirebileceği biri olmadığı için üzülse de elinden bir şey gelmiyordu. Yavaş yavaş ilerlemeye karar verdiği için herhangi bir şey yapmadı.

Y yurduna hızlıca girip üstünü değiştirdi. Bugün herkese açık olan kütüphaneye girmek istiyordu. Her ne kadar çok umudu olmasa da Tong'un türü hakkında birkaç bilgi sahibi olmak istiyordu. Tae'yi şimdiye kadar gözlemlemişti. Bunlara dayanarak bulma şansı vardı.

İlerlerken kimse onu durdurmadı. Y yurdu çıkışına kadar gözlem altında tutulduğunu hissetti. Ancak çıkınca derin bir nefes alabildi.

Saçlarını karıştırınca uzamış olduğunu gördü. Bir ara kuaföre uğrayıp saçlarını kısalttırması iyi olurdu. Geçitler için binaya gelince kalabalığı umursamadan girdi. Yandaki tabelalardan istediği yerin gidiş yönünün kafasında oluşturunca direk geçide daldı.

Üç geçit sonra karşısında büyük bir bina vardı. Devasaydı ayrıca çok da göz alıcıydı. Etrafta öğrenciler kitap taşıyor, sohbet ediyordu. Burası kesinlikle kütüphaneydi.

Alkar yaş sınırı olmadığı için şanslıydı. Yaşı gereği yaklaşık iki alt sınıfıyla eşitti bu yüzden bazı yerlere giremeyebilirdi ama neyse ki yaşa değil sınıfa bakıyorlardı. O son sınıftı.

İçeri girdi. Birçok insan olmasına rağmen sessizdi. Etrafı gözetledi yavaşça. İstediği şey için birinin yardımcı olmasını istese de kendisi de tam olarak ne istediğini bilmiyordu.

Kafasına göre dolaşmaya karar verdi. Bölümlerin üzerinde ne hakkında kitapların bulunduğu yazıyordu. Her türden yer vardı. Alkar böyle kütüphanelere çok girmişti. O yüzden şaşırmadı. Her zamanki gibi simya denen yerde biraz duraksasa da maalesef ona zamanı yoktu. Yeteneği olduğu aşikardı ama bu kendi kendine öğrenebileceği bir şey değildi. Bir yol göstericiye ihtiyacı vardı.

Alkar yol gösterici falan istemiyordu. Kesinlikle buna zamanı yoktu. Daha büyük amacı vardı.

Canavarlar/Ruh Yaratıkları adında bir bölüm görünce direk girdi. Etrafa göz atarken çok kişinin bulunmadığını gördü. Simya tarafında daha çok öğrenci vardı. Kimsenin ilgisini çekmiyor gibiydi bu bölüm.

Rafların arasında durdu ve düşündü. "Ben bunca kitap arasından nasıl bulacağın şimdi?" 

Kesinlikle burayı bilen birinin yardımına ihtiyacı vardı. Sanki birisi onu duymuş gibiydi.

Aniden omzuna biri dokundu. Alkar kaşlarını çatarak ona döndü. Çok garip hissetmişti. Bir an ruhuna kadar irkilmişti sanki. Saçma tedirginliğini göz ardı etti.

Ondan kısa, gözlüklü bir kız duruyordu karşısında. Saçlarını topuz yapmış elindeki kitabı sımsıkı tutuyordu. Kendisine neden öyle baktığını anlamadı.

"Yardımcı olabilir miyim?" diye sordu kız narin bir sesle. Alkar etrafa bir kez daha göz attı ve tam yardım almanın iyi olduğunu düşünürken kızın belirmesinin garipliğini düşünmemeye başladı.

"Ben bir kitap arıyorum..." Kız devam et der gibi kaşlarını kaldırdı. Alkar kafasını olumsuz anlamda salladı. "Hayır bir kitap değil de bir bilgi..." Kız 'Hmm'larken, "Bir bilgi mi? Herkes bir bilgi aramak için buralar gelir." dedi. Alkar zaten bilindik şeyin yeniden söylemesine bir şey demedi.

Alkar'ın konuşmayacağını anlayan kız, "Ne tür bir bilgi?" diye diretti. Alkar söylemekle söylememek arasında kaldı ama sonunda döküldü. "Bir canavar türü." derken sesi kısılmıştı. Kız da ona uydu ve sesini kıstı.

"Peki bu türün adını biliyor musunuz yoksa sadece özelliklerinden mi haberdarsınız?" Alkar hemen önündeki rafta bulunan kalın kitaplara baktı. Kıza bakmak istemiyordu. "Biliyorum türün adını." derken buradan gitmek ister gibi bir ses tonu vardı.

Kız tekrardan Hmm'ladı. Alkar'ın gerilmesine bakarken, "Benden kaçmana gerek yok genç adam." dedi. Alkar onun yaşlı olmasına şaşırmadı. Bin yaşındaki kişiler yirmi yaşında görünüyordu, bu kadının bir farkı yoktu büyük ihtimalle.

"Kaçmıyorum." derken sesi ciddiydi, kadına aniden baktı. Kadının gözünden bir ışık geçti. Sanki bir yıldız kaymıştı. Alkar neden huzursuz olduğunu anlayamıyordu. Ne Tong ne de Raly ile Luna'nın yanında böyle hissetmişti.

"Adı ne türün?" derken kadın yürümeye başladı rafların arasında. Alkar onu takip etti. Kadın elindeki kitabı koyacağı yeri bulmak istiyor gibiydi. 

Kimsenin olmadığı raflarda yürürlerken sessizce, "Ruqy." dedi. Kadın duraksamadı bile. Alkar şaşırdı. Bilmiyor muydu türü?

Bir süre cevap bekledi. Kadın bir yerde durdu ve kitabı koydu. Sonra yürümeye devam etti. Buralarda cidden hiç kimse yoktu. Bir kişinin bile mi bu bölüm ilgisini çekmiyordu?

Yere yığılmış bir kaç kitap göründü başka koridora sapınca. Bu rafların arası çok da geniş değildi. En fazla iki kişi yan yana yürüyebilirdi. Alkar tozlardan dolayı öksürdü hafifçe. Çok tozluydu buralar.

Kadın kitaplardan üçünü eline aldı. Alkar hepsini alması gerektiğini anlayınca ona yardım etti. Kadın ona bakarak gülümsedi. "Teşekkürler." dese de Alkar cevap vermedi. Kadın tek tek bir yerlere yerleştirirken kitapları Alkar ses etmedi. Neredeyse yarım saat kaybetmişti ama eninde sonunda cevapları bulacağını hissediyordu.

Sonunda son kitabı da yerleştirmişti. Kadın göz ucuyla ona baktı ve yine gülümsedi. "Beni takip et." derken Alkar sonunda istediğini alacağı için mutlu gibiydi.

Kütüphanenin sonu yok gibiydi. Git git bitmiyordu. Çok gerilere gitmişlerdi zaten. Her yerde tozla kaplı kitaplardan başka bir şey yoktu.

Kadın ilerlerken elini bazı kitaplara sürtüyordu. "Ne kadar çok bilgi var..." derken sesi taktir ediyor gibiydi. Alkar kimi taktir ettiğini anlayamadı.

Sonra bir yerde durdu. Burada az önceki yer gibi bir çok tozlu kitap vardı. Etrafa göz attı. Kenardan bir örümcek geçti. Kadın bir tane merdiven dayadı ve tırmandı. Aynı zamanda, "Ruqy..." diye mırıldanıyordu. Alkar Tong'un 'Çok uzaklardan geldik' demesinden sonra onlarla ilgili bir kitap bulabileceğini düşünmüyordu. Etrafa göz atarken kadının kitapla inmesi kesinlikle beklediği bir şey değildi.

Kitabı ona uzatarak, "Ruqy." derken hala gülümsemeye devam ediyordu kadın görevli. Alkar şaşkınca çok da kalın olmayan tozlu kitabı aldı. Üzerinde herhangi bir yazı yoktu. Acelece açarken kandırılmamış olmayı umuyordu.

Kitabın ilk sayfasında silik bir CANAVAR HÜKMEDEN RUQY yazıyordu. İkinci bir dilde daha yazı vardı. Ne tür bir dil olduğunu anlayamadı. URAM EN RUQYBu da ne demekti? Nedense bu kitabın kadim çağlardan kalma olduğunu hissetti.

Böyle bir kitabın burada ne işi vardı?!

Kadına döndü şaşkın gözlerini gizleyemeden. Kadın tekrardan ona gülümsedi. Alkar yutkunmak istedi ama nedense bunu yapamadı. Sadece, "Nasıl?" diye sorabildi. Kadın onun şaşkın ifadesine bakarken, "Sen bunu arıyordun ben de getirdim." dedi. Alkar kafasını rafa vurmak istedi. O görevliydi. Her şeyi bilmeliydi, değil mi?

Kitabı kolunun altına alırken mırıldandı. "Teşekkürler..." Kadın elini bir tane rafa koyu. Raftaki tozu eliyle dağıtırken, "Asıl bana o kitapları taşımamda yardımcı olduğun için ben teşekkür ederim." dedi. Kadına baktı Alkar. Bu kadar yıl yaşıyorsa birkaç kitap taşımak onun için sorun olmamalıydı ama Alkar kibarlık gereği bunu yapmak zorunda olduğunu hissetmişti. Kendisi doğası gereği böyleydi.

Teşekkür edilecek bir şey değildi ama kafasıyla kabul etmek zorunda kaldı. Kadın konuştu, "Bunu kütüphaneciye söylemek zorunda değilsin. Bu kitaplar önemsiz diye nitelendirilmişlerdir." Önemsiz diye nitelendirilen kitaplar mı?

Sinirle, "Hiçbir kitap önemsiz değildir." diye homurdandı. Kadın onu onayladı ama bir şey demedi. 

Eliyle koridoru gösterirken, "Buradan dümdüz gidersen sağa sapacağın bir yol çıkacak. Oradan hiçbir yere bakmadan devam et. Sonunda asıl yere varırsın." Alkar kadının burada kalacağını anladı. Ona kafasıyla selam verirken kısık sesle teşekkür etti.

Kadın yine gülümsedi.

Alkar hızlı adımlarla ondan uzaklaştı.

Dediğini yaparken her adımında asıl hayata girdiğini hissetti. Sanki şuana kadar başka bir yerdeydi şimdi ise yeni yeni gezegene geliyordu. Kafası iyi değildi.

Elinde kitapla çıkarken kimse onu durdurmadı. Öğrenciler her zamanki gibi okuyup tartışıyorlardı. 

Çıkışa tam ayak basmıştı ki duraksadı. Aklına takılan şeyin ne olduğunu bilmiyordu ama içindeki bu ağırlığı gidermek için geri döndü. Başta duran kütüphane görevlisine giderken aklından neler diyeceğini toplamaya çalışıyordu. Yanlış bir şey deyip şüphelendirmek istemezdi.

Kafasını bilgisayar benzeri şeyden kaldırmayan adama baktı bir süre. Alkar bu tip çalışanların seslenmeden bakmayacağını neyse ki anlamıştı. "Bakar mısınız?" derken sesi kibardı. Çalışan bıkkınca kafasını kaldırdı. Karşısındaki siyah üniformalı Y yurdu öğrencisine bakarken bile ifadesi değişmedi. Her türlü öğrenciye böyle bıkkınlıkla bakıyor gibiydi.

"Evet?" derken profesyonelliğini bozmadı. Alkar adamın kitabı göremediğinden emin olarak, "Az önce uzun zamandır çalıştığını düşündüğüm bir görevli bana yardım etti." Adam ona boş boş bakamaya devam etti. Alkar adamın robot olduğunu düşündü.

"Eee?" derken devam etmesini ve gitmesini istiyor gibiydi. Alkar dudağını ıslattı. "Ona bir ara gerçek bir teşekkür etmek istiyorum ama adını falan bilmiyorum." Dış görünüşü tanımlamaya başladı. "Kısa boylu 1.60 falan. Gözlük takıyor ve bugün saçını topuz yapmıştı. Üzerinde..." Biraz düşündü ama aklına nedense çok fazla ayrıntı gelemedi.

Kırmızı bir şey giydiğini anımsayabildi. "Kırmızı bir kıyafet giyiyordu." Gözlerini deviren görevli homurdandı. "Dostum bununla uğraşacağına sana gösterdiğim çalışan profillerine bak." derken havada bir panel oluşmuştu. Alkar dikkatlice çalışanlara baktı ama hiçbiri o değildi.

"Bunlar değil." derken kaşlarını çattı. "Başka yok mu?" Adam bıkkın bir sesle konuştu. "Evlat, üç yüz yıldır buradayım ben. En eskisi de benimdir. Başka biri olmadığından eminim."

Alkar bunu kabul etmedi. Az önce kendisine bu kitabı vermişti. "Belki de bir ruh yaratığı veya canavardır? Şekil değiştiren?" Adam alayla güldü ve elini göbeğine koydu. Dediği şey baya komiğine gitmişti.

"Neden böyle düşündün bilmiyorum ama bu kütüphaneye sadece insanlar girebilir. Diğerleri direk ya yok ediliyor ya da yanına bile yaklaşamıyorlar zaten. Bu kurucuların yaptığı bir büyü. Kimse bozamaz."

Alkar boş boş karşısındakine baktı.

Ona iyi günler dileyerek kendini dışarıya attı. Elinde hala kitap duruyordu.

Az önce neler olduğunu bilmiyordu. O kadından uzak durmak istemişti ama şimdi birinin gelip ona, "Öyle biri yok." demesi kendisini daha da dehşete sokuyordu.

Ne kadar düşünse de nedenini bulamadı.

  ♛ ♛ ♛ 

An İtibari İle İfşa Edilebilir Bilgiler;

-Neden seviyeciler rüya görmez?

Rüya görmez değil, tercih etmezler. Rüyasız uyku daha verimlidir.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1216

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1052

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 871

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 688

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 642

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 598

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 545

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 517

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 342

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 191

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 178

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 96

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14760 Üye Sayısı
  • 449 Seri Sayısı
  • 19429 Bölüm Sayısı


creator
manga tr