Üç kuruşluk eşeğin beş paralık sıpası olur. #Atasözü

DİPTEN EN TEPEYE - 79. Bölüm: Enerji Yiyen Gezegen


Geri dönmeden önce baya zaman harcamıştı. Aslında sadece oradaki partinin bitmesini beklemişti. Aynı zamanda iyice karışan işleri düşünmesi gerekiyordu. Ruqy denen canavar türünü daha önce hiç duymamıştı ve adamın dediğine göre baya uzaktan gelmişlerdi.

Burada onlar hakkında bilgi sahibi olabileceği bir kaynak olduğundan emin değildi ama çabalaması gerekiyordu. Kesinlikle bir hayal kırıklığını daha yaşamak istemiyordu.

Geri döndüğünde her şey normale dönmüş gibiydi. Yerdeki çöpler ve diğer ıvır zıvırlar hariç gayet normaldi.

Etrafa göz atınca kimsenin çalışmadığını gördü. Bazıları sızmıştı. Herkes horul horul uyuyordu. Bu görüntüye yüzünü buruşturdu.

Tae'yi bulması gerekiyordu. Hem artık onunla ilgilenmeli hem de Y yurdu başkanı olduğu için daha fazla kendileriyle ilgilenmeyeceğini söylemeliydi.

Etrafta dolaşmaya başladı. Birçok kişinin sızdığını gördüğü için içlerinden birinin o olma ihtimali vardı.

Neyse ki şanslıydı. İleride oturan Tae'yi görebilmişti. Hemen yanına gitti. Tae onu görünce ayaklandı. "Alkar-" Alkar onu kolundan tutup sürüklemeye başladı.

Tae ses çıkarmadı. Onunla konuşması gerekiyordu. Alkar durunca hemen sorularını sormaya başladı. "Bunu nereden bildin ve sen kimsin?" Alkar saçını kaşıdı ve üstün kötü cevap verdi.

"Benim kim olduğum önemli değil sadece sana zarar vermeyeceğimi bil." Tırnaklarını avucuna batırdı. "Ve biraz beyin fırtınası yapınca anladım."

Tae biraz korkuyor gibiydi. "Bak Alkar-" derken etrafına göz attı. "Ben daha önce zihinsel saldırılara çalışmadım bile. Bu-" Öksürdü. "İmkansız."

Alkar kafasını biliyorum anlamında salladı. "Sen bunu düşünme sadece devam et. Bilmediğin şeyler var." Tae gözlerini kocaman açtı ve sinirle konuştu. "Ne demek bilmediğim şeyler var? Benim bilmediğim şeyler mi biliyorsun?" Yutkundu. Bundan hoşlanmamış gibiydi. "Alkar bak... Yalvarırım söyle. Delirecek gibiyim."

Yıllardır beceriksiz diye nitelendirilen birinin birden bire böyle bir şeyi başarmış olması garipti. Kişi için ise gerçekten korkutucuydu. Alkar onu biraz da olsa anladığını hissetti.

"Bak Tae. Sadece ben sen yine garipleşince seni koruyacağım. Cevapların bende değil ve cevapların sahibiyle yakında görüşeceğini düşünmüyorum."

Alkar bunları ona söylemenin ne kadar doğru olduğunu bilmiyordu ama artık işleri hızlandırması gerekiyordu. Tae'nin kafası iyice karıştı. "Ne yani başka biri de mi var?!"

Alkar derin bir nefes alırken bu işe girdiğine bin bir lanet okudu. "Bunları düşünme. Yakında her şeyi açıklığa kavuşturmanızı sağlayacağım. Çünkü ben de sıkıldım."

Tae'yi beklemeden geriye dönmeye başladı. Tae hala biraz korkarak biraz da merakla Alkar'ın sırtına bakıyordu. Alkar o kütüphaneye yakında girmeliydi. Fazla uzamıştı. Tong denen herifin yakın zamanda onları ayağına getireceğini içten içe biliyordu. Hatta bugün bile o iki kişiyle görüşebilirdi.

Aklına daha yeni geldiği için aniden Tae'ye döndü. "Bu arada anlaşma iptal yani sizi eğitmeyi bırakıyorum." Tae şokla, "Ne?" dese de Alkar onu takmadı. Tae peşinden koşturdu.

"Ne oldu da sözünden dönüyorsun?" derken kızgın gibiydi. Hem istediği cevapları vermiyordu hem de anlaşmadan çekiliyordu. Bu adamın sorunu neydi?

Alkar burnunu çekti. "Siz bozdunuz ben de yırttım attım." Mecazen söylediği şeye kendisi güldü ama Tae kesinlikle gülmüyordu.

"Ne demek biz bozduk?" derken anlamamış gibiydi. Alkar hafifçe ona baktı. "Beni kaç kere dinlemediğinizi sayamam. Ayrıca çalışmanız gereken zamanda kutlama yaptınız ve şuan tek bir kişi bile çalışmıyor. Ayrıca benim arkamda konuşulan şeyleri duyuyorum. Aptal değilim."

Tae itiraz edecek bir şey arasa da bulamadı. Kendisi de duyuyordu saçma şeyleri ama ne kadar uyarsa da Y yurdu mensupları bundan vazgeçmemişti. Onlar yerine kendisi utandı.

"Peki... şimdi ne olacak?" derken meraklıydı. O eğitmeyecekse kendilerine ne olacaktı? Alkar Tae'nin eline meydan okuma mektuplarını tutuşturdu. Tae düşen yüzüyle bakarken hala cevap bekliyordu.

"Normal derslere girmeye devam edersiniz." dedi düz bir sesle. Tae buna da itiraz edemedi. Onun niyetini kötüye kullanmıştı yurdu. Artık Alkar'ın sorun yaşamaması için çabalayacaktı. 

Sonunda vardıklarında herkes yavaş yavaş uyanıyordu. Tae'nin arkasında durdu ve açıklama için herkesi toplamasını seyretti. Sanki bilerek emir kipi kullanmıyordu çocuk.

Bir çoğu toplanınca konuşma yapmaya başladı. "Sevgili Y yurdu öğrencileri!" Kafaları hala yerinde olmayan çocuklar yüksek sesle yüzlerini buruşturdular.

Tae devam etti. "Yurt arkadaşımız ve kısa sürede akıl hocamız olan Alkar artık bize ders vermeyi bırakacaktır. Derslere ve eğitimlere devam edin. Emin siz de yükseleceksiniz."

Büyük bir uğultu oluştu ve Alkar'a bakan gözler değişti. Pek de iyi bakışlara maruz kalmıyordu şuan Alkar. Takmamaya çalıştı.

Odasına gitmek için binaya girerken arkasından bağırılan lafları duydu. "Korkak!"

"Yalancı!"

"Pislik!"

Kaşı seğirdi. Onları öldüresiye dövse okuldan atılır mıydı lan?

İradesini kullandı ve sinirini yatıştırdı. Arkada onu susturmaya çalışan Tae'nin sesini duyuyordu. Kimse Tae'yi dinlemedi ve hakaretlere devam ettiler. Tae sonunda, "Yeter!" diye bağırdı. Herkes yine onun emrinin altına girdi. Alkar küfür etti.

"Ben bu çocuğu nasıl saklayacağım? Nasıl kimsenin fark etmemesini sağlayarak güçlenmesine yardım edeceğim? Her lafı bir güç zaten."

Yine de geri dönmedi.

Aradan iki gün geçti. Bu arada herkes normal derslerine girmeye devam etmişti. Alkar'a bakışlar bir günde hayranlıktan nefrete dönmüştü. Alkar insanları ne kadar yaşasa da anlamayacağını hissetti. Dışarıdan soğuk göründüğünü hatta kibirli biri sanıldığının farkındaydı ama aslında öyle değildi.

Hep yanlış anlaşılmaktan bıksa da kimseye kendini açıklamayacaktı. Bu arada genellikle Tae ile takılmış, çocuğa göz kulak olmuştu. Çocukta farklı bir şey yoktu. Sadece emir verince herkesin onu dinlemesi ve çocuğun başına ağrı girmesi dışında çoğu şey normal gibiydi.

Bu arada kendini ihmal ettiği için daha çok çalışmaya başlamıştı. Kafasındaki diğer evreni kullanmak istese de sıkışıp kalma ihtimali yüzünden çok kullanmamaya çalışıyordu. Buraya geleli sadece bir kere girmişti oraya. Her girdiğinde neden bir rakibi olduğunu bilmiyordu ama bu işine geliyordu. Rakipler çok güçlüydü çünkü.

Ama garip olan şeyse oradaki Alkar da çok güçlüydü. Hayal gücünün eseri olduğunu düşünüyordu bazen.

Bu arada Tong'dan haber beklemeye devam etti. Adamın kendisini kandırmış olmamasını umuyordu ama birkaç gün daha geçerse buradan gitmeyi düşünecekti.

Neyse ki adam yalan söylemiyordu.

Alkar saçma bir dersten çıkmış yürürken yine insanlardan uzaklaşmayı tercih etmişti.

Sonra iki tane enerji fark etti. Gayet normaldi. Hatta onları yenebilecek kadar normal bir enerjiydi. Biri geldi ve elini omzuna koydu. Karşısında yirmilerinin sonlarında bir kadın vardı. Yüzündeki gülümse sıcak ama aynı zamanda içinde bir yerleri titretebilecek kadar soğuktu.

Alkar kaşlarını çatıp tam konuşacakken. "Bizimle görüşmek istemişsin genç adam." demişti. Alkar şaşırdı ve onların düşündüğü kişiler olup olmadığını anlamaya çalıştı. Kadın hafifçe omzundaki elini sıktı ve Alkar kadının gerçek enerjisini hissetti.

Bu hiç de iyi değildi.

Kadın önde o arkada bir yere yürüdüler. Bir adam geçidin orada bekliyordu. O da yirmilerinin sonlarında gibiydi. Hafifçe gülümseyerek Alkar'a baktılar.

Alkar gerginliğini saklamaya çalışarak peşlerinden geçitten geçti. Geçitten geçince gayet şık bir restoranın içinde buldu kendini. Kaşlarını kaldırdı ve etrafını inceledi.

Kocaman bir pencere vardı. Oraya bakınca şaşırdığını hissetti. Kadın ne düşündüğünü anlamış olacak ki, "Evet, gezegende değiliz şuan." dedi. 

Alkar sessizliğini koruyarak onları takip etti. İkilinin kendisini süzdüğünü biliyordu. Bir şey dememeye çalıştı. Tong'un arkadaşlarından -ya da iş arkadaşlarından- birinin böyle bir şeyi rica etmesini garip bulmuş olmalılardı.

Bir masaya yaklaştılar. Masada biri vardı. O kişiyi hemen tanıdı Alkar. Kadın "Tong." diye mırıldandı hafifçe selam verirken. Birbirlerine selam verdiler ve gergin masaya oturdular. Restoran bomboştu.

Alkar Tong'un yanına oturmak zorunda kaldı. İkili tam karşılarına geçtiler. Aniden masa yiyecekler ve içecekler belirirken Alkar tepki vermemek için kendini zorladı. "Eee, Tong."

Kadın konuşurken şaraptan yudum aldı. "Bizi pek sevmezsin ve bir kere bile bir şey istemedin. Şimdi ne oldu da böyle bir şey istedin?" Kadının gözleri sinsiydi.

Tong yerine yayılarak, "Canım istedi." dedi. Elbette kimse inanmadı. Adam değişik renkteki gözlerini ona çevirdi. "Alkar, değil mi?"

Alkar başıyla onayladı. Adam bir süre sonra tekrar konuşmaya başladı. "Bay Tong kurulda bile çok konuşan biri değildir. Oylamalarda yer alır, kendi fikrini söyler ve gider. Tartışmaz bile. Çok fazla arkadaşı olduğu bile söylenemez."

Alkar adamın neden bunlardan bahsettiğini anladı. "İlk defa böyle bir şey isteyince kırmak istemedik." Tong alaylı bir şekilde güldü. "Tabi canım... Kemiğimi kıran benim zaten." İkili güldüler ve gözlerini Alkar'a diktiler.

"Eee genç adam. Bizimle konuşmak istediğin konu nedir?" Alkar lafı dolandırmadı. "O yasaklı kütüphanenize girmem gerek." İkili kahkahalara boğuldular. Zaten kime söylese herkes gülüyordu. Bu sefer tepki vermemeyi başardı.

"Ne?" derken kadın gözünden akan yaşı siliyordu. "Neden kimsenin giremediği yere girmene izin vereyim?"

Alkar yerinde dikleşti. "İzin vermeniz için bir neden yok. Ama girmem gerek ve bunun için ne yapmam gerektiğimi söyleseniz yeter." Kadın onaylar anlamda kafasını salladı.

"Cesur bir gençmiş." Adam da mırıldandı. "Ya da aptal." Alkar güldü. 

"Beni öldürebilecek kadar güçlüsünüz biliyorum ama şuan bunu yapamazsınız. Nedeni ise belli zaten. Birdenbire üst kurumdan iki kişi kendi öğrencisini öldürüyor." Gazeteci gibi yaptı sesini. "Büyük skandal!"

Yine güldüler. "Komik çocuksun." diyen adam etinden bir dilim kesti ve yedi. Yediği şeyi beğenmiş olsa gerek bir dilim daha istedi.

Tong şarabını yudumlamaya devam etti. Kadın, "Üzgünüm ama istesen de giremezsin." dedi. Alkar kaşlarını çattı. Kadın devam etti. "Çünkü uzun süredir biz de giremiyoruz."

Tong da bunu bilmiyor olsa gerek yudumlamak için aldığı bardak elinde kaldı. Şaşkında ikiliye bakıyordu.

Alkar sormadan o sordu. "Ne demek siz de giremiyorsunuz?" Kadın ciddi bir şekilde ona bakarken, "Bunu kurulda söylemişti Bay Tong. Keşke uyamak yerine dinleseydiniz." dedi. Tong öyle bir şeyden bahsetmediklerine emindi.

"Ben dalga geçme Luna!" derken sesi sertti. Luna kaşlarını kaldırdı ve yanındaki adama baktı. "En azından kandırmayı denedim Raly."

Raly yüzünü buruşturarak Luna'ya baktı. "Yalan söylemede berbatsın." Alkar ne olduğunu kavrayamıyordu.

Luna yerinde dikleşerek konuşmaya başladı. "Kurultaya söylemedik. Sadece başkan biliyor. Bunu söylersek ne olurdu sence?" Tong alayla güldü ve bardağı sertçe masaya koydu.

"Ve siz de bu kadar önemli bilgiyi en güvenilmez olan benim ve kim olduğu belli olmayan bir çocuğun önünde söylüyorsunuz!" Raly ve Luna birbirlerine baktılar.

"Bu garip, biz de biliyoruz." dedi Raly. Sonra ayaktaki Tong sinirini bozmuş olacak ki, "Otur." dedi. Tong sinirle oturdu ama dinlemeye devam etti.

"Anahtarın bir parçası kayıp. Geçit açılırken birinin farklı bir gezegene gönderildiği tespit ettik." Raly Alkar'ı umursamadan bunları anlatırken Alkar salak mı yoksa başka bir şey mi olduklarını düşünüyordu.

"Sonra yerini bulduk. Ama kimi göndersek geri dönmedi. Cesetlerini bulabildik." Tong merakla ona bakarken sordu. "Hangi gezegenmiş bu?"

Luna yüzünü buruştururken, "Ewlıp." dedi. Tong resmen yerinde çöktü. Çenesini sıvazlarken, "Ne demek Ewlıp?" dedi. Alkar o gezegende ne olduğunu bilmiyordu ama pek de harika bir yer olmadığını anlamıştı.

Luna onun anlamadığını görünce, "O gezegen nedense üstüne gelen kişilerin gücünü emiyor." dedi. Nedenini bulamamaları sinirlerini bozuyor gibiydi.

"O zaman hemen bulup çıksınlar?" derken hala saçma olduğunu düşünüyordu Alkar. Sonuçta yeri biliniyorsa hemen alıp çıkabilirlerdi, değil mi?

Raly ona bakarak, "Sorun orada." dedi. "Ne varsa onun orada kimse canlı dönemiyor." Sonra Tong'a ciddiyetle baktı. "Yolin orada öldü." dedi.

Tong çok şaşırmış gibiydi. Fısıltıyla, "Yolin." dedi.

Luna Alkar'a baktı. Alkar bir şeyleri anlıyor gibiydi. Luna konuştu. "Bunu anlatmamızın bir nedeni var. O kütüphaneye girmek mi istiyorsun? O zaman o parçayı getireceksin." Alkar beklediği şeyin gelmesiyle gözünü devirdi.

"O kadar güçlü kişiler getiremezken ben mi getireceğim?" dedi. Raly kaşlarını kaldırırken, "Sana bir şans verdiğimiz için şanslısın." dedi. Alkar ikisine de baktı uzun uzun. Bir süre sonra nedense ikili rahatsız oldu. O kızıl-kahve gözler herkesi rahatsız edebilecek potansiyeldeydi.

"Biliyordunuz." dedi Alkar. Luna anlamadığı için tek kaşını kaldırdı. "Neyi?" dedi. Alkar söyledi. "Efendi Tong'un beni buraya soktuğunu, aslında nakil bir öğrenci olmadığımı başından beri biliyordunuz. Ta geldiğimden beri. Sonra bu olaylar varken beni kurban olarak seçtiniz. Şuan da son aşamasındasınız. Eğer kabul edersem ben onu alacağım. Neden böyle düşündüğünüzü bilmiyorum ama benim oraya gidip alabileceğimize inanıyorsunuz. Sonra size getireceğim ve siz benden kurtulacaksınız."

Raly ve Luna sadece ona bakmakla yetindiler. Bir cevap vermediler. Alkar doğru olduğunu biliyordu. Ayaklandı. "Oraya gideceğim ama yalnız değil. Birkaç kişiyi daha peşimde sürükleyeceğim." Raly ve Luna kaşlarını çattı.

"Buna kendi kendine karar veremezsin." Alkar alayla onlara bakarken, "Verdim bile. İlk önce gözlerini üzerime dikmiş olan Kral ve Kraliçeyi yanıma alacağım." Alkar o ikilinin nedense normal bir öğrenci olmadığını ve bunlara çalıştığını düşünüyordu.

Gözlerindeki yumuşama bunu gösteriyordu. "Sonra Relian'ı alacağım." Garip bir ifadeyle kendisine bakmaları Alkar'ı şaşırttı. Devam etti. "Bir de Y yurdu Başkanı Tae'yi." Tong sinirle elindeki bardağı patlatacaktı neredeyse ama açığa çıkmamak için bir şey demedi.

Luna ona bakarken gülümsedi. "Öyle rahat edeceksen neden olmasın?" Raly ona uyarıcı ifade ile bakarken Luna ona bakmadı. Bir şeyden rahatsız gibiydi adam.

Alkar gülümsedi ve, "Elinizde olacağından emin olabilirsiniz." dedi. Tong ayaklandı. Alkar ile ikisi gitmek için yürümeye başladılar. Luna Alkar'ın kolunu tuttu. Garip bir enerji bedenine girmeye çalışırken Alkar sıktı kendini.

Luna sonunda kolunu bıraktı. "Dişli çocuksun. Umarım o parçayı getirirsin." dedi. Alkar cevap vermeden ayrıldı. 

Ne yapacağı hakkında bir fikri yoktu.

  ♛ ♛ ♛

An İtibari İle İfşa Edilebilir Bilgiler;

-Hikayede bizim dünyamız var mı?

Evet, var. Çok da üstün bir gezegendir. Hatta Alkar'ın gezegenine gelen insanlar dünyalıydı. Birer gezginlerdi kendileri. 

Not: Merhaba arkadaşlar. Size bir şey demek için geldim. Fark ettim ki ne kadar bilgi versem bile bazı alanlarda yeterli olmuyor. Bunun için şöyle bir şey yapalım. Siz isterseniz bölüm altlarına bölümle alakası olmasa bile sorular sorabilirsiniz. Mesela ruh yaratıkları hakkında, evren hakkında, gelişim hakkında...

Mesela; Neden enerjinin dışa vurumu dövme?

Ya da az önceki verdiğim bilgideki gibi garip şeyler de olabilir. Olabildiğince cevaplarım. Benim bir defterim var birçok şey orada yazılı. Öyle ki bir sayfasını çekip atsam "Bu ne?" dersiniz. Cidden görmediğiniz birçok şey var. Olayları biraz hızlandırmaya karar verdim çünkü asıl hikayeye girmek istiyorum. İyi okumalar. Yorumlarınız beni sevindiriyor!




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1257

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 890

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 822

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 659

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 644

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 602

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 523

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 375

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 195

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 98

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15554 Üye Sayısı
  • 507 Seri Sayısı
  • 20922 Bölüm Sayısı


creator
manga tr