Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

DİPTEN EN TEPEYE - 77. Bölüm: Tamamen Gerçekleri Konuşmak


Sunucu kendine zar zor geldi. "Y yurdundan Tae... Kazandı." Kimse tepki veremedi. Sanki yeni yeni kontrolü ellerine alıyor gibilerdi.

Tae kazanmanın verdiği zafer tadını yaşayamadı bile. Garip bir şekilde dikilmeye devam etti. Ne diyeceğini bilemiyor gibiydi. Sonra kimseyi takmadan çıkış kapısına koştu. Kimse onu durdurmadı. Alkar ise haklı olmanın verdiği hazzı yaşıyordu aynı zamanda kafasında yapacağı şeyleri şekillendiriyordu.

Tae'nin takım arkadaşları arkasından baksalar da peşine düşmediler. Bugün bu savaşı bitirmeleri gerekiyordu. İ yurdunua baktıklarında hepsinin ifadesinde bir şok ve korkmuşluk vardı.

Akıllarını yitirmiş gibilerdi. Sanki savaşın galibi şimdiden belli olmuştu.

Formalite gereği devam edildi. Alkar orada durmuş düşünceli bir şekilde olanları izlerken sonucu biliyordu. Ama Y yurdunun sonuna kadar yanında olmak için yerinden kıpırdamadı. 

Herkes tek tek sahaya çıktı. Cloi kazanmıştı. Alkar buna şaşırmadı. Onun gerçekten yetenekli olduğunu anlamıştı zaten. Zaten beş maç olacaktı. Üçünü kazansalar hükmen yeniyorlardı.

Tae ve Cloi ile birlikte İ yurdunun morali hepten düştü. Seyirciler ise ilk geldikleri gibi değillerdi. Sanki biri düğmelerine basmış ve seslerini kısmıştı. Savaşı izliyorlar ancak doğru dürüst tepki vermiyorlardı.

Sonra Jenny çıktı. Afallamış İ yurdu rakibine rağmen onu yenemedi. Alkar bunu sadece izlemekle yetindi. Jenny'nin utandığını ve öfkelendiğini rahat bir şekilde gördü. Bir de en yakın arkadaşı yenerken kendisinin kaybetmesi sinirine sinir katmıştı.

Sonra Berthan çıktı ve o da yendi. Böylelikle kazanan Y yurdu oldu.

Sunucu bunu zor da olsa duyurdu. "Meydan okumanın kazananı; Y yurdu!" Etrafta bir alkış koptu. Alkar oturduğu yerde dikleşirken alkışladı ve ayaklandı. 

Y yurdunun yüzünde güller açıyordu. İlk defa herkes tarafından tebrik edilip kabul görüyorlardı. Cloi sevinçle Berthan'a sarıldı. Alkar göz ucuyla Jenny'nin Cloi'ye pek de iyi bakmadığını gördü.

Stadyumdan çıkarken kendisi hepsinden daha yorgun hissediyordu. Sanki o orada savaşmıştı. Bir dakika, savaşsa bile bu kadar yorulmazdı. Beyin yakan şeyler düşünmek kesinlikle daha yorucuydu.

Aklında az buçuk bir şeyler toplamıştı. Doğruluğunu acilen test etmeliydi çünkü bunun sonunda kullanılıyor olabilirdi.

Şapkasını düzeltirken diğerlerini bekleme zahmetine girmedi. Biraz yalnız kalmalıydı.

Tae'nin böyle bir gücü olacağını tahmin etmiyordu. Çocuk hafızasını kaybettiğini söylemişti. Eskiden gerçekten yetenekli bir seviyeci olma ihtimalini geride bir yerlere attı çünkü çocuğun enerjisi 'Ben buralarda yeniyim' diye bağırıyordu.

Zihinsel saldırılar en zor olan kulvarda yer alırdı ve daha önce doğru düzgün çalışmayan biri bunu başarmıştı.

Yetenekli miydi?

Hayır, kesinlikle zihinsel saldırılara karşı yetenek denen şeye inanmıyordu Alkar.

Daha önce böyle şeylere çalışmış mıydı?

Çalışsaydı daha önceden meyvelerini gösterirdi zaten. Bu olay birden patlayan veya ortaya çıkan sürpriz yumurta değildi.

O zaman Alkar'ın elinde tek bir tane 'Neden?' sorusuna yanıt olarak cevap kalıyordu ve Alkar kesinlikle bahsini buna oynuyordu.

Bir kere çocuk gücünü kullanırken bir şey fark etmişti. İkincisi eğer düşündüğü şeyse Y yurdu saçmalığını anlardı ve buna gerçekten sinirlenirdi.

Ama şimdi cidden bu cevapları alması gereken kişiyi bulması gerekiyordu.

Yurda herkesten önce geri dönmeyi düşündü. Geriye bakınca Y yurduna ait savaşanların etrafı sarılmış, herkes onları tebrik ediyordu. Her tür yurttan insanlar onlarla konuşmak için sıraya girmiş, 'Önceden belliydi.' gibi laflarla kalplerini çalmaya çalışıyordu.

Gözlerini oradan çekti.

Diğer tarafa bakacak olursak normal bir şekilde ortamı terk eden A yurdu elemanlarını gördü. En önde Kral ve Kraliçe arkasından ise Relian ile sürüsü takip ediyordu. Alkar Kraliçe ile göz göze gelince hiç de iyi bakışlara maruz kalmamıştı.

Kral ve Kraliçe ile ileride iyi anlamda karşılaşmayacaklarını düşündü.

Geçitten geçerken üzerinden bir yükün kalktığını hissetti. Direk kendi binasına girerken kendisine sonucu soranlara sadece, "Kazandık." diye cevap verebildi. Y yurdunda bir kutlama başladı. Herkes birbirine sarılıyor, ağlaşıyorlardı.

Hepsinin umudu yükseldi. Belki de o kadar kötü değillerdi. En kötüsü olmak zorunda değillerdi.

"Artık dipte olmak zorunda değiliz!"

"Bizim çağımız mı başlıyor?"

"İlk adımı attık mı?"

"Artık en kötüsü değiliz. Bir başkası bizim yerimizi alabilir!"

Etrafta mutlu çığlıklar ve bağırışlar koptu. Alkar onlara anlaşılmaz bir ifade ile baktı. Bunun olacağını bildiği için kimseye yardım etmek istemiyordu.

"Siz en kötü olmaktan çıkınca sizin yerinize düşenlere eskiden size davranıldığı gibi mi davranacaksınız?"

Bunu düşünmemeyi tercih etse de gerçek belliydi.

İnsanlar her zaman aynıdır.

Odasına çıktı ve kapıyı kapattı. Sorun öğrencilerde değil okulun yönetimindeydi. Nasıl eğitim veriliyor pek bir fikri yoktu ama öğrencilerin kafasına sokulan ideal kesinlikle 'Güçlüler güçsüzleri ezebilir.' mantığıydı.

Bunların düzelmesi pek mümkün değildi. En azından bunu Alkar yapamazdı. Bir devrim şeyini daha kaldıramayacağı gibi pek de umursadığı söylenemezdi. İstediği şeyi alınca Börü'yle birlikte siktir olup gideceklerdi zaten.

Börü derken, ruh yaratığı dün gece bazı bilgilerden bahsetmişti. Bazı seviyeci insanların ormana gelmiş ve kimsenin bilmediği bir geçitten geçmişlerdi. Börü kaç kişi olduklarından emin değildi ama çok da kalabalık olmadıklarını ve çok güçlü olduklarını söylemişti.

Bu okulda dönen olaylara çekilmemeye çalışmak yapabileceği en iyi şey olsa bile bunun ileride ne kadar mümkün olacağından emin değildi.

Küpesiyle oynarken yatağında uzandı. Bağırışlar arttı. Y yurdu şampiyonları giriş yapmıştı. Hepsi bir adı haykırırken Tae'nin hala aralarında olmadığını anladı. Çocuk nereye kaybolmuştu bilmiyordu ama akşama geleceğini biliyordu.

Zaman akıp geçerken o sadece beynini dinlendirdi aynı zamanda düşündü. Yorulduğunu hissediyordu.

Karanlık geldi. Alkar sonunda ayaklanmaya karar verdi. Aşağıya inerken herkesin elinde içkimsi bir şey olduğunu ve hafif bir müzik olduğunu gördü. Harbiden kutlama yapıyorlardı.

Birisi yanına geldi. Bu Tunayhan'dı. "İşte asıl şampiyon!" diye bağırırken ortamda bulunan herkes onlara bakarak bağırdı. Alkar hafifçe Tunayhan'dan uzaklaştı. Tunayhan bunu garipsemedi ve konuşmaya başladı.

"Patron sana söylemem gereken şeyler var sonra istediğin kadar ortadan kaybolabilirsin..."

Alkar dinliyorum dercesine ona baktı. Tunayhan sırıtarak devam etti. "Şimdi bu meydan okumadan baya bir gelir elde ettik. O Y yurdu kasasına gitti. Başkan Tae maalesef ortada olmadığı için haber veremedik." Tae'den bahsederken değişik bir ifade takınmıştı. Hala gördüklerine inanamıyor gibiydi.

"Sonra birkaç tane meydan okuma daha aldık. Bunu sana iletmem gerek." Cebini karıştırdı ve kırışmış üç kağıt verdi eline. Alkar önemsiz bir şeymiş gibi eline konulan kağıtlarla öfkelendiğini hissetse de bir şey demedi ve Tunayhan'ın yanında geçip gitti.

Tunayhan'ın arkasından, "Kibirli pislik." diye mırıldandığını duysa da tepki vermedi.

Dışarı çıktığında daha çok kalabalığın burada olduğunu gördü. Bütün yaştan Y yurdu mensubu burada dans ediyor ve gülüyordu. Alkar kenara çekildi ve bir süre gözlemledi.

"Cidden Tae başkan gücünü bizden saklıyor muymuş?" diyen kız inanmıyor gibiydi. Yanında bulunan oğlan elini kızın omzuna attı ve yüzüne yaklaştı. "Orada izleyiciydim kızım diyorum sana. Gözümle gördüm. O deyince herkes dediğini yaptı. Dur dedi...!" Derken sesini yükseltmiş kendini dinleyen kızları irkiltmişti.

"Sonra ben de dahil herkes durdu. Bunu ben istemedim ama bedenim kendime itaat etmedi." Sonra yakasını düzeltti ve büyük bir yalan söyledi. "İnanır mısın Kral ve Kraliçe bile etkisine girerken ben sadece biraz bocaladım..." 

Sona gizli bir şey söyleyecek olsa gerek etrafa göz attı. Maalesef Alkar'ı göremedi. "Benden duymuş olmayın ama o sonradan gelen nakil çocuk bile etkisi altına girdi. Görseydin bütün havası giderdi." 

Kızların bir çoğu Alkar'a hayrandı ve erkekler bu durumdan pek de memnun değildi. O yüzden yalan söyleme şansı varken Alkar'ı eziklemekten çekinmiyorlardı.

Alkar gözlerini devirdi.

Saçını kaşırken bugün burada kalmamasının daha iyi olacağını düşündü. Tam gidecekti ki Y yurdunun ana kapısından Tae girdi. Herkes sessizleşirken bitkin olan Tae'ye baktılar.

Tae onları göremiyor gibiydi. Alkar kenarda yaslandığı duvarda dikleşti ama yaslanmadı. Çocuk çökmüş gibiydi. Gücü kötü mü etkilemişti?

Kolpa kalabalığın arasından çıktı ve elindeki içki bardağıyla kollarını açarken sevinçle bağırdı. "İşte harika başkanımız burada!" Daha geçen gün dalga geçen eleman şimdi onu sevinçle karşılayan kişiydi.

Tae daha yeni kendine geldiği için ne olduğunu anlayamadan etrafta bağırış koptu. Herkes ona sarılırken ve tebrik ederken garipçe bakmakla yetinebildi. Bir süre sonra kaşlarını çatarak, "Yeter ama..." diye bildi ama kimse onu dinlemedi. 

Alkar görüntüyü izlemeye devam etti.

Tae'ye tebrikler gelirken Kolpa yanında durmuş ve sanki kendisinin eseriymiş gibi kolunu omzuna atmıştı. "Ben o gün orada gaz vermeseydim bu çalışmazdı..." derken kahkaha atıyor, Tae yüzünü buruşturarak kolundan kurtulmaya çalışıyordu.

Jenny kenarda olanları izliyordu sadece. Daha çok Cloi ve etrafını sarmış kız grubuna bakıyordu. Jenny'nin yenilgisi duyulmuş ve pek de iyi karşılanmamıştı. Eskiden Cloi'den popüler olan kendisi bir anda içindeki kinle beraber yalnız kalmıştı. Cloi birkaç kez yanına gelse bile kibarca yanından kovmuştu.

Alkar kafasını olumsuzca sallarken bu yurdun da diğer yurtlardan farklı olmadığını anladı. Sonuçta içindeki üyeler insandı. Hırsları olan insanlar...

Tae etrafa bakarken birini arıyor gibiydi. Alkar kendisini aradığını anladı ama ortaya çıkmadı. Oradan uzaklaşırken Tae'nin ne konuda konuşacağını biliyordu. Onun soruları vardı. Ama ilk önce Alkar kendi sorularına cevap bulmalıydı.

Yürümeye devam ederken insanlardan tamamen uzaklaştı. Herkes meydanda olduğu için binalar tamamen boştu. Birkaç işi pişiren hariç neredeyse boştu demek daha kolaydı.

Alkar oradan da uzaklaştı. Depo gibi binalara gelirken çekirge seslerini dinledi.

Ay çoktan tepeye çıkmıştı. Gece olmasına rağmen hala sıcaktı. Alkar gözlerini yumdu. Sonra tanıdık enerjiyi hissetti.

Kendinkine çok benzeyen o enerjiyi.

Deponun çatısına bakarken konuştu. "Suikastçilerden almışsın haberi." derken çatıya gelmişti bile. Efendi Tong her zamanki gibi üstüne tam oturan takım elbisesi, bastonu, maskesi ve fötr şapkasıyla oturuyordu. Alkar herifin çatılarla ilgili sorunu olduğunu düşündü çünkü nedense hep çatıya geliyordu.

Tong tepkisizce, "Evet, hırpalanmış halde konuşurlarken gayet iyi duydum."

Alkar adamın tepkisizliğine güldü. Eskiden olsa sesinde hafif de olsa alaycılık olurdu ama bu sefer cidden tepkisizdi.

Nedenini bildiğini hissetti.

Dudağının kenarı hafifçe kıvrılırken adama baktı. "Bugün garip bir şey oldu." derken sesi sinsiydi. Tong ona dönmedi.

Alkar devam etti. "Y yurdunun başkanını biliyorsundur. Adı Tae. Zavallı çocuk zamanında ne yaşadıysa hafızasını kaybetmiş ve buraya düşmüş. Başkan olmasına rağmen hepsinden daha güçsüzdü..."

Sesini biraz dramatikleştirdi ama Tong hala ona bakmamakta ısrar ediyordu. Alkar'ın sırıtışı hafifçe arttı.

"Neyse, ben de bunu sorguladım ve sonunda bir cevaba ulaştım. Cidden garipti... Daha önce bu konuyu çalışmayan birinin bu kadar harika beyin kontrolü yapması..."

Tong elindeki bastonu sıktı ve ayaklandı. "Duydum." derken sesinde bir duygu yoktu. Alkar da ayaklandı ve hafifçe arkasında durdu. Kollarını göğsünde birleştirirken, "Oradaydınız." dedi kendinden emin bir sesle.

Tong yanıt vermedi.

Alkar devam etti. "Bir insanın hiçbir şey çalışmadan bunu yapması imkansız. Aileden de bir yetenek gelemez sonuçta o bir insan."

Dudaklarını yalarken sırtı gerilen Tong'a baktı. "İnsanlar sonuçta sadece enerjiyi kullanabilir. Doğuştan değişik yetenekleri olamaz. Aileden gelen bir yetenek de olamaz."

Yerinde dikleşirken cevabı bulduğunu biliyordu. "Peki ya insan değilse?"

Tong başını hafifçe ona çevirdi. Adamın mavi gözleri ay ışığı altında parladı. 

Alkar güldü. "Öyle değil mi Bay Tong?"

Bulduğu gerçek ortamı derin sessizliğe gömdü. Bugün gerçekleri konuşacaklardı.

Tamamen gerçekleri.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1300

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1107

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 917

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 844

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 732

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 683

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 659

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 561

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 424

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16564 Üye Sayısı
  • 452 Seri Sayısı
  • 22349 Bölüm Sayısı


creator
manga tr