“Göklerin altında tek şeytan. Yeryüzünün üzerinde basit bir tavuk.. “ #Emperor’s Domination

DİPTEN EN TEPEYE - 76. Bölüm: "Emir Ver"


Alkar çocuğu orada bırakmış ve geri dönmüştü. Üzerindeki ceket çizildiği için onu çıkartmayı tercih etmişti. Şapkasını daha da indirirken dudaklarını sinirle ısırdı. Sonra saatine baktı. On dakika kalmıştı.

Sahaya doğru adımladı. Ne ara bu kadar zaman geçti bilmiyordu ama Y yurdunun çok da zor durumda kalmış olmamasını umdu.

Sahaya gelince birçok seyircinin şimdiden kurulmuş, gürültüyle konuşuyor olduklarını gördü. Y yurdu öğrencilerini gözleriyle arayınca seyirci kısmında birkaç siyah üniformalı gördü. Onlar diğerlerinin aksine hiç de rahat değillerdi. Alkar oraya adımladı hemen.

"Ne oldu ve savaşacak kişiler nereden?" derken hızlıydı. Onu gören Y yurdu öğrencilerinin yüzü aydınlandı. "Gittiğini sanmıştık!" derken biri onun koluna yapışmıştı. Alkar hemen kolunu ondan kurtardı ve konuşmalarını söyledi.

"Gelince pek de iyi karşılanmadık. Herkes yuhaladı ve dalga geçti. Sonra sen de kaybolunca bir şey oldu sandık. Ya da kaçtığını..."

Alkar bir şey demedi çünkü istediklerini düşünmekte özgürlerdi.

Biri eliyle bir girişi gösterdi. "Oradan gir, Y yurdu dinlenme odalarından birinde." Alkar onun omzunu sıvazlarken hızlıca aşağıya atladı ve koşar adımlarla içeri girdi. Koridorlarda çok kişi yoktu.

Y yurduna ait tanıdık seslerin olduğu odaya kapıyı çalmadan daldı. Altı kişi orada derin bir tartışma içinde gibilerdi.

Ani kapı yüzünden kendisine baktılar. Tunayhan rahatlamış bir ifade ile ona bakarken, "Neredeydin?" dedi isyan edercesine. Alkar hesap vermeyi sevmezdi ama morallerini yerin dibine düşürmemek ve kazanmalarını engellememek için, "İşim vardı hallettim." dedi.

Tae ona yaklaşırken, "Bittik." dedi. Alkar kaşlarını kaldırarak, "Ne oldu?" dedi. Onun yerine Jenny cevapladı. "Onların grubu!" derken ağlamak istiyor gibiydi. Alkar onların bu altısının gözlerini korkuttuğunu anladı. "Çok güçlü." derken isyan eden bir ses tonu vardı.

Alkar taviz vermeden, "Siz de güçlüsünüz." dedi. Kimse buna inanmadı. Alkar sanki onların koçu gibi kısa ama öz moral konuşması yaptı.

"Onlar yıllardır çalışıyor ama siz sadece bir haftalık eğitimle onları ezeceksiniz. Yenileni ben döverim."

Gerçekten harika ve alkışlanısı bir konuşmaydı.

Gerginlikleri azalmadı. Alkar da köşeye oturup onları gözlemlemeye başladı. Başka bir şey yapamazdı. Bu onlara bağlı bir şeydi.

Sonra biri kapıdan girdi ve, "Zaman geldi." dedi. Herkes terler içinde kalmıştı o sözden sonra.

Alkar onlarla empati kurmaya çalışıyordu. Yıllarca ezilen ve 'Asla güçlenemezsin' gerçeği kafalarına sokulmuş bir grup öğrenci şuan yenmek için çıkacaklardı herkesin önüne.

Kendi aralarında falan değildi. Cidden herkes vardı ve bu korkutucuydu. Alkar hepsinden önce hareket etti ve çıkartmış olduğu şapkayı yeniden kafasına geçirdi. Tae ilk çıkacak olandı. Başkan olarak yenmeli ve moralleri yükseltmesi gerekiyordu. Bu Alkar'ın kararı değildi ama okulun gelenekleri gereği böyle olaylarda ilk başkanlar savaşırdı. Alkar en iyilerinin en son savaşacağını düşünürdü hep.

Bunu pek onaylamasa da Tae'ye bir mucize olmasını umdu. Ya da ummadı. Bir mucize olması için son ana kadar düşünmeye devam etti.

Alkar Y yurduna yakın bir yerde oturdu. Onlar da kenarda kendilerine ait olan yere geldiler. Alkar hala düşünüyordu. "Ne yapmalı..."

Biri sunucu olarak ortaya geldi. Etraf o kadar çok kalabalıktı ki sessizliği sağlamak uzun sürdü "Merhabalar herkese!" Herkes çığlık attı.

"Bugün ne için toplandığımızı en iyi siz biliyorsunuz! İ yurdu birkaç gün önce etrafı dağıtarak bir meydan okuma isteğiyle yurtlar başkanlığına geldi!" Çığlıklar ve konuşmalar arttı.

"Evet!!"

"Çok eğlenceli olacak!"

"Ben sadece Kraliçemizi görmek için geldim."

"Kral yine yakışıklı."

Alkar etrafı süzmeden Y yurduna bakmaya devam etti. Neredeyse titreyeceklerdi. Dişlerini sıktı müdehalede bulunmamak için.

Sunucu bir tarafı gösterdi. Alkar refleks olarak oraya baktı. Bakmaz olaydı. "Bugün cidden herkes burada! Kalabalığın güvenliğini sağlamak için birkaç eğitmenlerimizi ve herkesin şaşırsa da sevinçle karşıladığı..." Heyecanın artmasını bekliyor gibiydi. "Kral ve Kraliçe de burada!"

Beyaz üniformalar içinde yan yana oturan ve 'Hepinizden üstünüz' havasını veren bu ikili cidden buraya ait değil gibiydi.

Kraliçe denen kadının beyaz saçları ve pürüzsüz teni vardı. Kısa bir etek ve sıfır kollu bir bluz giymişti. Elbette beyazdı. Üniforması bu olmasa bile kimse ona karışamıyor gibiydi. Ve tam bir Tanrıça'ydı.

Erkeklerin ağzı sulanarak ona bakmasını takmayan kraliçe bacak bacak üstüne attığı ayaklarını bozmadı ve herkese hafif bir selam verdi. Herkes tek bir hareketine çıldırdı.

Kral da pek üniforma olayını takmıyor gibiydi. Koyu kahve saçları ve yeşil gözleriyle kızların neden aşık olduğu belliydi. Altında beyaz şort üstünde sıfır kollu gayet de normal birine benzese de yakışıklılığı ve yaydığı enerji bütün kızların onu arzulamasına neden oluyordu.

Alkar'ın ilgisini çeken şey bu ikilinin anormal derecede tehlikeli enerjisiydi. Alkar buradan bile rahatsız olmuştu. Nasıl yanında oturabiliyorlardı diğerleri?

Oraya bakmadı.

Bakmamasının nedeni enerjiden dolayı değildi. Bakmamasının nedeni onların yanında oturan Relian'dı. "Umarım bu tarafa bakmaz." diye içinden mırıldanırken kral ve kraliçenin merkezine girmemeyi umdu.

Bir de onlarla uğraşamazdı.

Sunucu konuşmaya devam etti. "Ee artık başlatalım!" Ayağa kalkarak tezahürat eden kişileri susturması gerekti. Sonra sağ tarafta bulunan İ yurdu savaşçılarını gösterdi. Alkar hemen onları inceledi.

Tae ve diğerlerinin korkmasını gerektirecek kadar güçlü görünmüyorlardı. Alkar'ın gözünde en azından. Enerjileri o kadar da iyi değildi. Ama güçlü oldukları da bir gerçekti.

Şimdi her şey tecrübeye bakıyordu. O kadar gün kendilerinden katlarca üstün Alkar'la savaşan Y yurdu öğrencileri mi daha iyidi yoksa İ yurdu mu?

Adam bir şeyler demeye devam etti. Alkar birden üzerine dikilen bir çift göz hissetti. Bu Kenan'dı. Ona gözlerini kısarak bakarken istediğini yapıp yapmadığına baktı. G yurdunu aradı. Kuzey'i görünce onların G yurdu olduğunu anladı. Pek de eğleniyor gibi görünmüyorlardı.

Kenan'a tekrardan baktı. Adam kafasını olumlu anlamda salladı. Kenan en azında sözünde durmuştu.

Sunucu saçma sapan konuşmaya devam etti. "İ yurdu başkanının gücü..." derken Alkar gözlerini devirdi ve etrafta bakışlarını gezdirdi. Yanlışlıkla Relian'la göz göze geldi.

Bu çocuk ne zamandan beri kendisine bakıyordu? Alkar terlediğini hissetti. Yanında Kral ve Kraliçe vardı. "Bakmasana piç kurusu..." derken içinden sövmeye devam etti.

Kraliçe Relian'ın bir yere odaklanmış olduğunu görünce şaşırdı. "Relian?" derken sesi sorar gibiydi. Kral da merakla ona baktı. İkili Relian'ı kardeşi gibi görürdü. İlk defa böyle bir şekilde bir yere baktıklarını görüyorlardı.

Gözündeki ifade... Nefret? Hayır... Merak?

İkili aynı anda Relian'ın baktığı yere baktılar.

Alkar gözlerini devirdi. Artık kaçacağı bir şey kalmamıştı. Garip enerjileriyle kendisine dik dika bakan ikiliyi takmadı. Başkası olsa o enerji altında ezilirdi. Belki de Y yurdu öğrencisi olarak numara yapmalıydı ama daha fazla yalan söyleyesi yoktu.

Kendisi de üçlüye dik dik baktı. Kral, "Bu da ne?" derken küçümseyici bakışları şaşkına döndü. Nasıl olur da biri enerjisine dayanırdı?

Dayanmayı bırak siklememişti bile!

Kraliçenin siniri bozuldu. Alkar bir daha oraya bakmadı.

"Evet!" derken saçma konuşmasını bitirmiş Y yurdunu tanıtmaya başlamıştı. "Burada da uzun zamandır herhangi bir yarışmaya, etkinliğe katılmayan Y yurdu!" Yuhalamalar o kadar çok oldu ki eğitmenler müdehale etmek zorunda kaldı. Y yurdu öğrencileri utançla eğdiler kafalarını. Alkar rahatça oturmaya ve düşünmeye devam etti.

Tae çıkacaktı ve hala son ana kadar düşünmeyi bırakmadı Alkar. "Onun materyali ne olabilir? Ne yapmalıyız?"

Onları da tek tek tanıtırken bu sefer hızlıydı sunucu. Bunun tamamen gereksiz olduğunu düşünüyordu belli ki.

"Artık maç başlasın mı?" diye sordu muzip bir sesle sunucu. Etraftaki herkes ayağa kalkarak "Evet!" diye bağırdı. Alkar kulak zarının patlayacağını düşündü.

Etrafı gözetlerken hala aklına son bir şey gelmesini bekliyordu. Tae'yi ilk gördüğünden beri aklına gelen her şeyi geçirdi.

Çocuk güçsüzdü. Herkesten daha güçsüzdü ama enerjisi bir çoğuna göre daha düzenli ve fazlaydı. Materyalsiz teknikleri en iyi şekilde kullanabiliyor ama diğerlerine istese de üstünlük sağlayamıyordu. Öğrenmeye hevesliydi ve çabuk kapıyordu.

Herkes güçsüz olmasına rağmen onu dinliyordu. Hatta bir çocuk o kadar sinirli olsa da Tae'nin dediğine karşı tek bir kelime etmemiş ve dediğini yapmıştı. Herkes onun dediğini yapardı. Onu bir lider olarak görüyorlardı.

O emir verince zorunda olduklarını hissediyorlardı sanki.

Emir vermek...

Alkar'ın gözleri farkındalıkla açıldı. Bu mümkün olabilir miydi?

Çocuk hafızasını kaybetmişti, kim olduğunu bilmiyordu. Yani Alkar'ın şuan aklına gelen uçuk fikrinde doğruluk payı olabilirdi. Yutkundu.

O zaman cidden bir şeyler değişebilirdi.

Aklına bir an onu daha önce görmüş gibi hissettiği an gelince yerinde donduğunu hissetti. Olabilir mi...

O zaman cidden bu olayların nedenini çözmüş olurdu. Ama şuan emin olmalıydı. Sunucu konuşuyordu. 

"İlk maç başkanlar arasında!" Herkes Oooo'ladı. Bazıları ellerine cips, çekirdek almış hem yemek yiyor hem izliyorlardı.

"İ yurdunun başkanı Slowan!" İ yurdu tarafı öyle bir bağırdı ki herkes bir an irkildi. Resmen başkanlarını görünce çıldırmışlardı. Saçları kazıtılmış adam insan değil gibiydi. İki metre boyu vardı ve savaşçıların içinde en güçlüsüydü.

Tae'nin anlından bir ter damlası aktı. Arkasını hafifçe dönüp Alkar'a baktı ama çocuk oraya bakmıyordu. Bir şeyler düşünüyor olmalıydı. "Harika..." diye mırıldandı sessizce. Y yurdu arkadaşları ona özür diler gibi bakıyordu.

Şimdiden cenaze törenini nasıl yapacaklarını düşünüyor gibilerdi. Tae ileri bir adım attı. Ama birden bire başka bir el tarafından tutuldu.

Alakr aklına gelen uçuk teorilerden dolayı kafayı yemek üzereyken Tae'nin sahaya çıkacağını gördü. Seyirci olarak yakında olsa da aralarında birçok öğrenci vardı. Alkar söylemeden onun gitmesine izin veremezdi. Kimseyi takmadı ve bildiğin uçtu ve Tae'nin yanına inerek kolunu tuttu.

Bütün öğrenciler uçan Y yurdu öğrencisine şaşkınlıkla bakıp çığlık attılar ama Alkar bir şeylerin ucunu yakalamanın verdiği tedirginlikle Tae'nin kolunu sıktı. Etrafta çok gürültü vardı bu yüzden dediklerini sadece Tae duydu.

"Tae..." derken sesindeki umut Tae'yi şaşkınlığa uğrattı. Hızlıca devam etti Alkar. "Emir ver." Tae yüzünü değişik bir şekle sokarak ona baktı.

"Ne?" Alkar kolunu daha çok sıktı ve kararlı bir sesle, "Emir ve ona." dedi. "Bir kralın hizmetçisine verdiği gibi kendine inanarak emir ver ve hareket etmemesini sağla. Sonra sana öğrettiğimi üzerinde kullan."

Tae Alkar'ın kafayı sıyırdığını düşündü. Ona şokla bakarken, "Beni daha çok dövsün diye mi emir vereyim?!" Alakr sinirli bir boğa gibi nefes aldı. "Tae..." derken dişlerini sıkıyor gibiydi. "Emir ver ve kendine güven!"

Tae nedenini anlayamadı ama Alkar ilk kez böyle bakıyordu. Alkar Tae'nin kolunu sıkmaya devam etti. Tae Alkar'ın gözlerinin içine baktı nedenini bulmak için ama kızıl-kahve gözler cevap vermedi.

Sonunda pes ederek, "Tamam." dedi. Yutkundu korkuyla ve elini Alkar'dan kurtardı. Sunucu onlara yaklaştı. "Ne oluyor burada?" derken sesinde garip bir tını vardı. Alkar'a çok yaklaşmadı. Alkar ona öyle bir bakış attı ki sunucunun sesi inceldi. "Lütfen yerinize dönün efe-" Sunucu kendini tokatlamak istedi. Resmen efendim diyecekti.

Tae son kez Alkar'a baktı ve sunucudan özür dilerken sahaya çıktı. İçten içe bunu saçma buluyordu. Hadi ama 'Emir ver!' de ne demekti?

Slowan iki metre boyuyla karşısında durdu. Tae korku tohumlarının içinde yeşerdiğini hissetti. "Ben nasıl buna emir vereyim!" derken içinden isyan etti. Alkar yerine dönmüş, onun korkusuna kapılmamasını umabilmekten başka bir şey yapamıyordu.

Slowan bir tane balta çıkardı. Karşısında duran Tae'nin gözleri kocaman açıldı. Adam baltayla dalacaktı kendisine.

"Ne o korktun mu Tae'cik?" derken alaycıydı Slowan. Tae cevap veremedi çünkü gözü baltadaydı. O şey kendisini ikiye ayırırdı.

Sunucu konuşmaya devam etti. "Evet ilk maçımız başlıyor!" Alkışlar ve bağırışlar Tae'nin kulağında yankılandı. Slowan'ın buz gibi gözleri ve baltası gözünde büyüdü. Panik atak falan mı geçiriyordu?

Herkes geriden saymaya başladı. Slowan'ın dövmesi hafifçe belirdi. Sonra ondan ağır bir enerji yayıldı. Baltaya aktarılan enerji baltayı büyüttü ve sivrileştirdi.

Sunucu, "Başla!" diye bağırdı ve Slowan ona atıldı.

Tae hemen ondan sıyrıldı. Slowan kahkahalar atarken konuşuyordu. "Nereye gidiyorsun Tae'cik!" Etrafta da kahkaha tufanı tuttu. Bazılar, "Nasıl da kaçıyor böcek." diyerek dalga geçti.

Tae terliyordu ve Alkar'ın ne dediğini unutmuştu. Alkar eliyle anlına vurdu.

Slowan onu istese yere yapıştırırdı ama oynamayı tercih etti. "Sen her zaman dibe mahkumsun Tae!" Sesi Tae'nin beyninde yankılandı.

"Ancak sen ve senin yurduna böyle kaçmak yakışır!" Tae yutkundu ve neredeyse kendisini kesecek baltadan kaçtı. Slowan kahkaha attı.

"Kaçmaya devam et!" diyen Slowan ciddiydi. Tae ona baktı ve kendisine ağır adımlarla yaklaşan adam kesinlikle kötü bir tanrının vücut almış hali gibiydi.

"Sen kaçsan bile baltam seni kesecek! Sonra arkadaşlarını da kesecek! Siz çöpler bundan asla kurtulamayacaksınız!" Yere saplanan baltadan son anda kaçsa da enerji onu fırlatmıştı. Y yurdu öğrencilerinin olduğunu bölüme sürüklendi.

Etraf dalga geçen ve gülen sesler onun umudunu yemiş ve yok etmişti. Sonra Alkar'la göz göze geldi.

Bir dakika. 

O maçtan önce bir şey demişti... değil mi?

'Emir ver'

Kafasında bir ses yankılandı. Kırılan kemiklerine rağmen ayaklandı ve kendisine ağır adımlarla gelen Slowan'a baktı. Slowan gülüyordu.

"Ne oldu Tae?" dedi alayla. "Pes mi edeceksin?" Tae sonunun kötü olmamasını umdu ama o ses güvendi.

Tek şansı buydu.

Slowan, "Biliyor musun Tae?" dedi yerinde durarak. Tae sorarcasına ona baktı. Slowan pislikçe sırıttı. Sadece onun duyabileceği şekilde konuştu. "O gün arkadaşların aslında hiçbir şey yapmamıştı. Sadece arkadaşlarımdan birinin kızda gözü vardı ve neden yaratmak istedi." Göz kırptı. Tae yerinde kalakalmıştı.

Ne?

Slowan devam etti. "Bir gece de olsa altında inletmek istedi ve bende izin verdim. Gerçi siz gelmeseydiniz neredeyse başarıyorduk." Slowan bu kötü bir şeymiş gibi somurttu.

Alkar dikkatle Tae'nin gözlerine baktı. Mavi gözlerindeki saniyelik değişimi gördüğü an yutkunamadı.

Tae ona baktı boş boş. Slowan bu tepkiyi beklemiyordu. "Hey ne oldu dilini mi yuttun?" derken delirmesini bekliyor gibiydi.

Tae bir adım ona attı. Slowan şaşkınca kaşlarını kaldırdı. Sonra sinirle gözlerini kısarak konuştu, "Konuşsana lan ib-"

Tae ağzını açtı. "Diz çök."

Slowan garipçe ona baktı. "Ne diyor-" Sözünü bitirmesine izin verilmedi. "Diz çök." Bu söz ne sesli ne de sessizdi.

Slowan içinden diz çökmek istedi. Sonra kendi düşüncelerine sinirlendi. Ne oluyordu lan?

Baltasını kaldırdı ve ona doğru yürüdü. "Seninle fazla oynadım! Artık öl!"

Tae hareket etmedi. Slowan baltasını kaldırdı ve tam ona indiriyordu ki emri duydu. "Dur."

Bu ses herkesin duyabileceği kadar hükmediciydi.

Balta durdu. 

Tezahüratlar durdu.

Yemek yiyenler durdu.

Ayağa kalkanlar durdu. 

Gülenler durdu.

Ağzından çıkan sözden yayılan enerji etraftaki herkesin beynine girdi. Neredeyse herkesin. Alkar'ın beynine girmeye çalışan enerji yok olmuştu. Alkar'ı yönetebilecek kadar güçlü değildi.

Eğitmenler bocaladı ama etkilenmedi. Kral ve Kraliçe zar zor dayandı. Bir anlığına da olsa etkisine girdiler.

Tae kimseye bakmadı. Şaşırmadı da. Alkar dikkatle izlemeye devam etti. "Diz çök." diyen ses hükmediciydi. Slowan başkası tarafından yönetiliyormuş gibi diz çöktü. Kimse hareket etmedi.

Tae ona baktı. İki metrelik ona üstten bakan adama şimdi o üstten bakıyordu. Şaşırmadı. Sanki olması gereken buydu.

Yaklaştı ve Alkar'ı öğrettiği hassas yere vurdu. Adamın gözleri kaydı ve bayıldı.

Bir süre kimse konuşmadı.

Etkisinden çıkabilmek herkes için çok zordu. Çıksalar bile normale dönmediler.

Nasıl emir verebilmişti o?

  ♛ ♛♛ 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 918

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 865

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 715

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 680

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 561

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 500

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 468

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 467

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 412

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 410

Popüler Orjinal Seriler

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 174

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 136

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 135

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 133

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 118

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 114

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 48

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 45

Angoria
Angoria
Beğeni Sayısı: 42

Site İstatistikleri

  • 7768 Üye Sayısı
  • 162 Seri Sayısı
  • 11990 Bölüm Sayısı


creator
manga tr