"Çok fazla eğilmek kişiyi kambur eder." #Swallowed Star

DİPTEN EN TEPEYE - 75. Bölüm: Yeni Oyuncu


Kalabalığa üzgün bakışlarla süzerken bıkkınlıkla nefes aldı. Bu kadarını hayal etse de içten içe gerçek olmamasını dilemişti. Şimdi bütün gerçeklik yüzüne vurunca dumura uğramıştı. Y yurdu öğrencilerine bakmak için etrafta gözlerini dolaştırdı ama onlar kendisini beklememiş olacak ki çoktan gitmişlerdi.

Ne yalan söylesin, Alkar biraz şaşırmıştı ama kendisinin peşlerinden geldiğini sandıkları için kontrol etmemiş olabilirlerdi. Ya da gerginlikten bunu düşünmemişlerdi bile.

Alkar ellerini cebine sokarak yürümeye başladı. Her yerde satıcılar, yemek standları falan vardı. Bazı öğrenciler takı falan satıyorlardı. Tilki gibi beyine sahip olanlar kalabalık ortamı değerlendirmişti anlaşılan.

Alkar gözünü ovdu ve etrafı süzerek yürümeye devam etti. Daha önce hiç görmediği renklerde üniformalar görüyordu. Cidden bütün herkes bugün buraya gelmiş gibiydi. Etrafı dinleyince nedeni daha iyi kavradı.

"Bakalım ne tür bir gösteri çıkacak ortaya?" diye mırıldanan bir öğrenci elini yanındaki kızın omzuna atmıştı. Kız kıkırdayarak, "Onların ezilişi bizi baya eğlendirecek, bu kesin." derken sesinde acımasız bir ton vardı. Alkar görmezden gelmeye çalıştı.

Kalabalıktan dolayı sahanın nerede olduğu bariz belliydi bu yüzden Alkar biraz dolaşmaya karar verdi. Etrafa göz atarken kimse onu fark etmemiş gibiydi.

Şapkasını düzeltirken eğitmen gibi görünen birileri aradı ama bulamadı. Bu onu sevindirse de olmayacağı anlamına gelmiyordu.

Zaten erken sevinmişti. Tam ileride başka bir eğitmen olduğunu düşündüğü biriyle konuşan Kenan'ı görmüştü. Hemen yüzünü eğip başka yöne adımladı. Siktir, cidden eğitmenler bile gelmişti. Belki de ona açıklama yapmalıydı?

Böyle kaçsa bile eninde sonunda yakalanacaktı. Adımlarını Kenan'a yöneltti. Adam hararetle diğeriyle konuştuğu için onu fark etmedi. Alkar kafasında söyleyeceği yalanı kesinleştirdi ve Kenan'ın omzuna dokundu.

Kenan hissedemeden omzuna dokunan kişiye kaşları çatık döndü. Sonra Alkar'ı gördü ve şaşkınlıkla kaşları havalandı. "Sen-" derken onu yeniden görmeyi kesinlikle beklemiyor gibiydi. Alkar adamın şaşırması yüzünden bütün ilgiyi çekmemesi için omzunu sıktı ve gülümsedi.

Bir an karşısındaki diğer adama bakınca tanıdık geldiğini gördü. O da oraya gelen eğitmenlerden biriydi. Gözlerini yine Kenan'a çevirdi. "Sizinle konuşmam gerek." derken ikisini de kastetmişti.

Kenan şaşkınlığı atlattı ve kaşlarını çattı. "Senin gibi istilacı-" Alkar'ın kaşı seğirdi ve adamın omzunu kıracak kadar sıktı. Adam şokla gözünü açtı. Alkar, "Kes sesini ve beni dinle." derken sinirliydi.

Kenan dişlerini sıksa da itaat etti. "Şimdi, burada olmamın mümkün olmadığını düşünüyorsunuz ama bu üstlerden verilen gizli görev gibi bir şey. Rtikan Hrian ve Efendi Tong tarafından bizzat onaylı. Okulun üst kurumları da biliyor." Kenan ve karşısındaki adamın gözleri şaşkınca büyüdü.

"Nasıl..." derken buna inanamıyor gibiydi. Alkar ikna edici sözlerine devam etti. "Sence benim gibi bir istalacı nasıl elini kolunu sallayarak dolaşsın etrafta? Kafanı kullan Kenan. Ve senden tek isteğim şu beni gören öğrencilerinin ağzından garip bir söz çıkmaması. Anladın?"

Konuşmaktan çok emir vermek gibiydi ama aklına gelen tek çözüm buydu. Kenan hafifçe terledi ve arkadaşına baktı. "Trek sence...?" derken emin olamadığı ses tonundan belliydi. Alkar hafifçe gülümsedi.

"Üst kurumların bizzat onayladığı göreve karşı mı çıkacaksınız?" sorusu dökülmeleri için bir düğme niteliği görmüştü. Kenan ve Trek hızlıca başlarıyla onaylarken Alkar da onlar gibi onayladı ve, "Güzel." diye mırıldandı. Sonra Kenan'dan ve diğerinden hafifçe uzaklaştı. Dışarıdan eğitmen ve saygın öğrenci gibi gözüküyorlardı.

"Sonra görüşürüz o zaman Hocam." Hocam'ı bilerek bastırmıştı. Kenan sinirle gözlerini kıstı ama bir şey demedi.

Alkar hafifçe sırıtarak arkasını görmüştü ki kurtulamadığını anladı. Trek ve Kenan emiri aldıktan sonra gerçekleştirmek için arkasını dönmüş gidiyorlardı. Rahatlardı. Ama Alkar rahat durumda değildi.

Karşısında kendisine tip tip bakan beyaz üniformalı bir haşere vardı.

Neden her yerden çıkıyordu bu çocuk? Alkar gözlerinin ölümcül olduğunu fark edince düzeltti.

"Ah... Sen?" derken şaşırmış gibi yaptı. Sarışın çocuk gülümsedi. "Yeniden karşılaştık Alkar." derken sesinde Alkar'ın anlamak istemediği bir merak vardı. Relian garipçe gitmekte olan eğitmenlere baktı. 

"Onlarla bir işin mi vardı?" derken böldüğü için mahçup görünmeye çalıştığını fark etti Alkar. Etrafa göz atınca dedikoducu çocukların onların olduğu tarafa baktığını gördü.

Harika, gerçekten.

Bravo.

"Evet vardı ve bitti." derken oradan başka bir yöne doğru yürümeye başladı Alkar. Hemen başından savmak tek isteğiydi ama bu çocuk peşine bırakmaya niyetli değil gibiydi. Sanki Alkar'daki garipliği anlamıştı da gerçeğin peşine düşmüştü.

Hani hikayelerde olur ya, okulda garip şeyler döner baş rol olayların ortasındaki garip kişiye rastlar, peşini bırakmaz en sonunda öğrenir ve ölür. Yani genellikle ölürler.

Relian onun peşinden giderken bakışları takmıyor gibiydi. A yurdunun ünlü öğrencilerinden biri Y yurdundan bir öğrencisi onu takmamasına rağmen peşinden koşturuyor. Hadi be ordan!

Ama gözler yalan söylemez.

Ne yazık ki dakikalar içinde bu dedikodu herkese dağıldı.

Bazı dedikoducu gruplar tedirgince fısıldadı. "Kraliçe kızacak." Erkek olan başını olumsuz anlamda salladı. Dudaklarını dişlerken, "Asıl Kral çok kızacak." diye mırıldanmıştı.

Tabi bunları ne Alkar ne de Relian duydu. Relian kaşlarını çatarak, "O gün orada ne yapıyordun?" derken ışınlanma geçidinde olanları soruyor gibiydi. Alkar cevap vermeyince devam etti. "Kız kardeşim sinirden kudurdu." Hatırladıkları pek iyi olmasa gerek etrafındaki enerji karamsarlaştı.

 "Söylediğimi hatırlıyorum." diye cevap veren Alkar 'Onu tanımıyorum' imajı vermeye çalışıyordu. A yurdundan birinin peşinde yavru köpeğin sahibini takip etmesi gibi gezmesi istediği şeyler arasında değildi.

"Söyledin ama..." derken ensesini kaşıdı. Hala inanmayan insanın bakışlarıyla kendisine bakıyordu ve Alkar için harbiden sinir bozucuydu.

"Bak." derken aniden durmuş ve Relian'ın karşısında geçmişti. Boyları neredeyse aynıydı bu yüzden gözlerinin içine bakmakta zorlanmadı. "Ne düşünüyorsun, kafanda ne kurdun bilmiyorum ama vazgeç. Benden hikaye çıkmaz." dedi.

Relian şaşırmıştı. Duraksamasını fırsat veren Alkar yürümeye devam etti. Relian kendine gelerek koşarcasına kendisine yetişti. Alkar içinden homurdandı, "Ne yapışkan bir çocuk"

"Sen normal değilsin!" diye seslice söyleyen çocuğa kötü bir bakış attı. Etrafta az kişi olsa da hala insanlar vardı. "Neyim normal değil lan?" derken çocuğun dövmemek için kendini tuttu. Döverse kesin açığa çıkardı ve şansını kaybederdi.

"Dayanmalıyım..." derken gözlerini bir saniyeliğine kapatıp açtı. Çocuk hala karşısındaydı. "Bak, o eğitmenlerle olan konuşmanızdan bir şey duydum. Görev diyordun..."

Alkar onu başından savarcasına konuştu. "Yanlış duymuşsun." Relian yılmadı ve konuşmaya devam etti. "Senin geldiğin günde birçok olay olmuştu." Alkar önden gittiği için Relian onun tepkisini göremedi.

Alkar sessiz kaldı. Relian bundan cesaret alarak devam etti. "İlk önce bizden uzak olan bir bölgede patlama sesleri geldi. Sonra yıkılma. Daha sonra bazı öğrenciler az önce konuştuğun Kenan Hoca'nın biriyle savaştığını görmüş. Tam gücüyle." 

Relian şuan önünde yürüyen Alkar'ın yüzünü görmüyordu. Eğer ifadesini görseydi kesinlikle susardı. Ama devam etti. "Dedikodulara göre o istilacı Kenan Hocanın son gücüne kadar kullanmasını sağlamış ve hiç zarar görmeden onu yenmiş." Aklına anıları gelirken duraksadı Relian. Öyle konuşmaya dalmıştı ki Alkar'ı takip ederken insanlardan uzaklaştığının farkına varmadı.

Devam etti. "Ben inanmadım. Kenan Hoca çok güçlüdür. Ben bile onu tam gücünde yenemem. Yani zar zor kazanabilirim." son cümlesinden hafifçe güldü ama karşısındaki yürüyen beden herhangi bir tepki vermedi.

"Sonra Kenan Hocayı tesadüfen kanlar içinde gördüm. O gerçekten yenilmişti. Gizemli istilacıya." Relian karşısındakinin tepkisine bile bakmadan devam ederken hata yaptığını farkında değildi ne yazık ki. Patika yola girerken hiç şüphelenmedi. Tek tük kullanılmayan ve depo olan binalardan başka bir şey yoktu. Bir de birkaç hayvan.

"Sonra ne olduğunu bilmiyorum ama o gün okula nakil biri geldi. Durup dururken." Relian heyecanla anlatırken Alkar'ın ensesine baktı. Gerilen omuzları fark edemedi. "O öğrenci en kötü yurda düştü ama hiç gocunmadan başka bir yurdu patakladı. Hepsini. Tek başına ve hiç yara almadan. Dövmesini bile ortaya çıkarmadan."

Alkar'ın adımları yavaşladı. Relian da onunla eş şekilde yavaşladı ama tam durmadılar. Sadece eşya ve kırık silah deposu vardı etrafta şuan. Alkar depolardan birinin arkasında yürürken Relian takip etmeye devam etti. 

"Yani..." derken son cümlelerini bitirmek üzereydi. "Hepsini toplarsak o gizemli istilacı..." Alkar durdu deponun kenarındayken. Relian korkmadan ve dürüstçe düşüncelerini söyledi. "Sensin."

Alkar başını hafifçe ona çevirdi. Kafasındaki siyah şapka yüzünden yüzü tam görünmüyordu. Relian ifadesini görmek istedi. Alkar aniden çok hızlı bir şekilde Relian'ın boğazına yapıştı ve o kadar çok güç uyguladı ki Relian'ın soluk borusuna giden hava akışı tamamen kesildi.

Relian anlayamamıştı bile. Dövmesini açığa çıkarırken Alkar ondan gelen gücü hissetti ama izin vermedi. Onu kendine çekip bir daha duvara çarparken kırılma sesi duydu. Relian acıyla bağırmak istedi ama ağzından ses çıkmadı.

Şuan resmen boğuluyordu. Alkar şeytani gözlerle ona bakarken konuşmaya başladı. "Bana bak Relian." derken sesi ciddi bir şekilde katilin ses tonuna benziyordu. "İyisin, akıllısın ama bu işlere girme, boğulursun." Relian şimdi cidden boğuluyordu ama konumuz bu değil.

Alkar'ın gücüne dehşetle bakarken ne yapacağını bilemedi. Bu çocuk cidden canavardı!

Alkar devam etti. "Ne kadar daha devam edeceğini düşünüyordun? Her şeyi öğreneceğini mi?" Sesi alaycıydı. Relian'a kibirli bir şekilde bakıyordu. Relian sinirlendiğini hissetti ve soluklaşan dövmesi aniden parladı. Dövme yüzünden Alkar gözlerini kısmak zorunda kaldı.

Relian ani bir hamleyle Alkar'ı iki-üç adım gerilemesine neden olacak şekilde ışıksal bir şeyle vurdu. Alkar'ın üniformasında derin bir çizgi oluştu ama vücudunda zarar yoktu. Tek kaşını kaldırarak ona baktı. Relian işaret parmağını ona doğrulturken, "Sakın!" diye bağırdı. "Sakın düşüncelerimi ya da benliğimi küçümseme!"

Alkar buna alınmış olan velede gözlerini devirdi. Relian devam etti. "Bu okulda bir boklar döndüğünü biliyordum! Sen de kanıtısın!" Alkar histerik bir şekilde güldü.

"Relian." derken sesinde düşmancıl bir ton yoktu. Relian biraz sakinleşti. "Bir şeyleri fark etmiş olabilirsin ve cevapların bende olduğunu düşünebilirsin..." derken kendini gösterdi. "Ama üzgünüm istediğin cevaplara sahip değilim." Relian kaşlarını çattı ve bunu kabul etmedi. Alkar devam etti.

"A yurdunda yıldız öğrencilerden birisin. Şimdiye kadar büyük bir zorluk çektiğini bile düşünmüyorum. Sana ne gösteriliyorsa onu gördün ve ne isteniyorsa onu yaptın." Relian sonuna kadar doğru olan sözlere cevap veremedi. Alkar ona bir adım yaklaşırken, "Şimdi bu işin içine girmeye çalışırsan oradaki kurtlar tarafından parçalanırsın, kurcalama." Relian şimdiye kadar sadece güçlenmeyi umursayan, harika arkadaşlara sahip yıldız çocuklardan biriydi.

Ailesi çok iyiydi. Zengin bir ailede doğmuştu ve bu okulla derin bağlantıları vardı. Cadı da olsa güçlü bir kız kardeşi vardı ve arkadaşları bu okulun en güçlüleriydi. Tamamen kusursuzdu.

Ta ki bir şeylerden şüphelenmesini sağlayan birinin önüne çıkmasına kadar.

O sorgulamazdı, sadece yapardı. Y yurdunu duyunca alaylı bir şekilde güler ama karışmazdı. Acı çekenlere bir daha bakmaz, "Neden çabalamıyorlar?" diye sorardı. Ona göre bu okulda herkes eşit şartlar altındaydı.

Kendisi kötü muamele görmedi diye herkesin öyle olduğunu düşünürdü.

Gerçekleri görmek onu şok etse de herkesin gösteremeyeceği cesaret örneği gösterip bu işin peşini bırakmamıştı.

Ve şimdi karşısında bu olayın içindeki en gizemli kişi vardı.

"Hayır." diye mırıldandı içinden. "Bu sefer aptalı oynamayacağım."

Alkar onun düşüncelerini anlayınca üzüldü.

"Canın yanacak." derken ciddiydi. Relian cevap vermedi. Alkar acımasızca devam etti. İsterse yıkılsın. Umurunda değildi.

"Güç savaşının alası var büyük ihtimalle. Ben fiziksel güçten bahsettiğim kadar iradeden de bahsediyorum." Alkar kafasını 'Yazık' anlamında iki yana salladı. "Sen dayanamazsın." dedi.

Relian içten içe biliyordu ama, "Öğrenmeliyim." dedi.

Alkar sadece ona baktı. İçinden tekrar, "Yazık." derken bu çocuğun nelerle karşılaşacağını ve ne tür şoklara gireceğini düşünemedi.

Ama içinden bir ses başka bir şey fısıldadı Alkar'a. 

"Oyuna yeni bir oyuncu dahil oldu."




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1322

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1123

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 939

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 861

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 746

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 696

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 677

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 618

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 574

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 451

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 148

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 122

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 118

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 118

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 91

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17445 Üye Sayısı
  • 466 Seri Sayısı
  • 23492 Bölüm Sayısı


creator
manga tr