Eğer hakim olsaydım, yapacağım ilk şey kölelik ve aristokratik sistemi değiştirmek olurdu. Eğer kanunun karşısında eşitsek, o zaman herkes her şeyde eşit olmalı ve sınıf farklılıkları olmamalı! #The Dark King

DİPTEN EN TEPEYE - 74. Bölüm: Kalabalık


Geri döndüğü zaman diğerlerinin çoktan haberi iletmiş olduğunu gördü. Herkes heyecanla karışık çalışırken mutlu aynı zamanda tedirgin gibilerdi. Üç günleri vardı. Alkar ilk önce savaşacak olanları yokladı. Çalışmaya dalmışlardı.

Onları bir süre izledikten sonra kendi hallerine bırakmaya karar verdi. Ustaları falan değildi sonuçta. Bir sürü enerji taşı getirmiş -hem de bedavadan- onlara birkaç şey öğretmiş. Bununla yetinmelilerdi.

Şimdi düşünmesi gereken şey o meydan okuma sahasında herkes olacağı için nasıl saklanacağını belirlemekti. Kılık değiştirirse yurt şüphelenirdi. Oraya direk çıksa ne olurdu? Ortalık karışabilirdi. Alkar katil olup elindeki şansın uçmasını istemiyordu.

Aklını sakinleştirmek için çalışmaya karar verdi. Defalarca kez yaptığı gibi aynı hareketlerde her ne kadar ustalaşsa da bununla yetinmiyor, en temel harekete bile yeniden çalışıyordu. Hem çalışırken hem de düşünebilmek zor bir şeydi ama Alkar için o kadar da zor değildi.

Ne kadar süre çalıştı bilmiyordu ama çıkmaza girdiğini düşündü. Ağacın altına otururken hava daha yeni kararmaya başlamıştı. Aklında bir muhabbet dönmeye başlayınca onları dinlemeye karar verdi.

"Arkadaşlar." dedi Roald ciddi ve titreyen sesiyle. Alkar ilk defa böyle konuştuğunu duyduğu için şaşırırken arkasından neyin geleceğini merakla bekledi.

"Biliyorsunuz düşman imparatorlukla barış imzalamaya karar vermiştik." Alkar bunu biliyordu. Roald'ın koskoca imparatorluğu en az onun kadar büyük bir imparatorlukla düşmandı. Yani büyük işler dönüyordu onun tarafında. Eğer savaş çıkarsa galaksi, belkide galaksiler yok olabilir, milyarlarca canlı yok olabilirdi. Bu çok riskli bir şeydi ve Roald tam bunun ortasında, bir prensti.

"Evet biliyoruz..." dedi meraklı bir sesle Emest. Roald'ın sesindeki manayı o da kavrayamamış, ister istemez tedirgin olmuştu. Savaş falan mı çıkmıştı?

Eğer savaş çıkarsa imparatorluğun prensi olarak birinci dereceden tehlike altında olurdu. Gerçi iki tane abisi olduğu için şanslı olsa da prens olması işleri zorlaştırıyordu.

"Ne oldu?" diye mırıldanan adamlar Roald'ın konuşmasına izin vermiyordu. Alkar bile yerinde dikleşmiş, haberleri bekliyordu. Anlından akan teri sildi.

"Barışta biri suikaste falan mı uğradı lan?" diye mırıldanan Vitale'nin sesi telaşlıydı. Bu beklenen bir şeydi. Her zaman böyle olaylar olurdu. Roald "Arkadaşlar-" dese de izin vermeden konuşmaya devam ettiler. "Oğlum öyle bir şey varsa kaçacaksın." diyen Garon gayet ciddiydi.

Bazıları da nasihatlar verirken gayet ciddiydi. Alkar gözlerini devirdi ve, "Bir susun da konuşsun!" dedi. Bazıları onu duymadı bile. Alvar onları sakinleştirmeye çalıştı ama geri püskürtüldü. "A ile başlayan sizler ne kadar da rahatsınız öyle!" diye bağıran Garon'un sesi telaşlıydı. Aklında ne kurduysa inanmış gibiydi.

"Hay ben senin..." diye mırıldanan Alkar'ın sözü gayet gür sesiyle Roald tarafından bölündü. "Bir kesin lan savaş falan yok!" Herkes ani çıkışı yüzünden susarken Emest, "Önceden söylesene." diye homurdandı. Alakr gözlerini devirdi ama içten içe rahatladığını hissetti.

"Barış imzalamak için tarafsız bölgede bir araya geldik." Herkes püs dikkat onu dinlerken Alkar aklındaki bilinmezliğin dağıldığını hissetti. "İşte imparator, prensler ve prensesler..." Alvar böyle bir ortamı görmek istediğinden bahsederken Alkar tam tersini düşünüyordu. Kesinlikle öyle bir yerde bulunmak istemezdi.

"Eee sadede gel." diye homurdanan Vitale herkesten daha heyecanlı gibiydi. Görünüşe bakılırsa en klişe hayata sahip kişi Vitale'ydi. Diğerlerinin başından bir sürü olay geçerken Vitale suçlularla uğraşıp duruyordu.

"Yani orada karşı tarafın prensesini gördüm." dedi heyecanlı bir sesle. Alkar dondu. Diğerleri de dondu. Roald sen...

"Hadi be." derken sesindeki şaşkınlık herkesin dediğini destekler niteliğindeydi. Alkar'ın dediğinden sonra herkes bir şeyler söyledi.

"Roald sen..." derken Garon ne diyeceğini bilemiyor gibiydi. Ağlar gibi bir ses çıkardı. Roald şuan ne olduğunu anlayamıyordu. Emest de konuştu, "İnanmam." derken Alkar adamın gözlerini kocaman açtığını gözünün önünde görecekti neredeyse.

Roald inanmayan tepkilere bakarken bozulmuş bir sesle konuştu. "Neden böyle diyorsunuz lan?" derken kızgın gibiydi. Alkar sessiz kaldı ama şok dolu bakışlarını çimlere dikmişti.

Garon bir kere öksürdü. "Ehem Roald..." Konuşmasını nasıl devam ettireceğini bilemiyor gibiydi.

Alkar hala çimlere bakmaya devam ediyordu. "Oğlum manyak mısınız birinden hoşlanamam mı?" dedi Roald gayet ciddi bir sesle. Alvar konuştu, "Hoşlanabilirsin tabi..." Tabi kelimesini uzatmıştı. Roald iyice bozuldu.

"Ne oluyor oğlum?" Garon bu sefer kendini toparlamış olacak ki konuştu. "Sen grubun annesisin. En son senden beklerdim sevgili hoşlanma olaylarını. Sen ya sen..." Bir gülme geldi Garon'a.

Biri bir kızdan hoşlandığını söylese anne gibi öğütler veren eleman birinden hoşlanıyordu. Hem de düşman imparatorluğun prensesinden. Alkar histerik bir şekilde güldü ama dıştan olduğu için kimse duyamadı.

"Manyak mısınız lan ben de hoşlanabilirim." Emest alaycı sesiyle konuştu. Bilerek Roald'ı sinir etmek istiyordu. "Anneciğim üvey baba getiremezsin üzerimize." İnce sesi gerçekten komikti. Bok gibi taklit yapıyordu ama Roald hariç herkesi güldürdü. Şuana kadar konuşmayan Mana bile güldü.

Garon bu fırsatı kaçırmadı. "Hey Mana! Ne düşünüyorsun? Senden önce manita yaptı bizimki..." derken olay çıkarmak istiyor gibiydi. Mana buna kanmazdı. Yani kanmazdı değil mi?

"O mu?" derken küçümseme dolu sesini herkes anlardı. Roald daha da bozulsa da Mana olduğu için laf atmaktan geri kalmadı. "En azından durmadan reddedilecek bir kıza tutulmadım. Bakışlarıma karşılık verdi ve benimle bir kadeh şarap içti."

Alkar kaşlarını havaya kaldırdı. "İşler ilerlemiş haberimiz yok." Herkes ona katıldı. "Bu yüzden mi bu aralar pek konuşmuyorsun sen?" derken Vitale bile ona sataşmayı seçmişti. Roald çıkıştı. "Yeter şamata. Sadece gelecekte yengeniz olabilir diye haber vereyim dedim. Sonuçta hepiniz bekarlar sürüsüsünüz."

Alkar buna gözlerini devirdi. Garon bu söze hemen çıkıştı. "Ben tek eşliliğe karşıyım. Hatta eşliliğe karşıyım. Ne var evlenecek yahu? Yaşa gençliğini, her yerden tat değil mi?" Alkar adamın geniş mideliliğine gözlerini devirdi ve konuştu.

"Geniş mideli piç." Garon alınmadı bile. "Sağol tatlım." Bunun genişliği grupta kimsede yoktu. Emest'te bile yoktu.

Alvar mırıldandı. "Ne zamandır bakışıyorsunuz?" Roald düşündü biraz. O arada birkaç kişi espri yaptı ama kimse gülmedi. Ne biçim gruptu lan bu?

"Barış imzalama töreninde karşılaştık. O günden beri. Biraz burada kalıyorlar da. İmparator geri döndü ama ikinci prens ve o burada kalıyor. Ona bakmakla görevli olmak için yalvardım resmen."

Alkar kaşlarını çattı. "Çabuk davranmışsın." Roald güldü. "Bu kadar uzun yaşadığında hemen duygularını anlarsın Alkar."

Alkar yine de bundan memnun olmadı. Sonuçta daha yeni barış imzalamışlardı. Belki de tuzak falandır? Ya da Alkar saçma davranıyordu.

"Her neyse." diyen Vitale ciddiydi. "Hemen havalanma. Kız senden o anlamda hoşlanmıyor olabilir. Ne o iki düşman imparatorun çocukları olarak film mi çekiyorsunuz? Gerçeklerin öyle olmadığını en iyi sen bilmelisin."

Roald, "Biliyorum." dese de Alkar bundan şüpheliydi. Ama Roald'a güvenmeyi tercih etti. Sustu. Diğerleri tebrik etti ve farklı bir konu açtılar.

Biraz daha oturdu ve ne yapacağını aklında kararlaştırdı. Kendini tanıyan birine karşı hiçbir şey yapmamaya karar verdi. Kendisini görseler bile o olmadığına inandırması yeterdi, değil mi?

Yetmesi gerekiyordu.

Şu son üç günde birkaç defa daha onlarla dövüştü. Kendilerini bu kadar kısa zamanda gerçekten güçlendirmiş olan çocuklar Alkar'ın umut beslemesine neden oluyordu. Tae'nin de hassa noktalar ile bilgisini birkaç kez ölçmüş, ona taktikler vermişti. Yurt başkanın kazanması gerekiyordu.

Sonunda gün gelip çatmıştı.

Alkar iki saatlik uykuyla ayaktaydı ve kesinlikle huysuz günündeydi. Ama ona bakarak moral alan öğrencilere çaktırmamaya çalışıyordu. Saatin gelmesine daha vardı. Karınları doyurmuş ve motivasyonları tavan yapmış öğrenciler hazır gibiydi.

Alkar onların içindeki tedirginliğin ve korkunun sahada dışarı çıkmamasını umuyordu.

Üzerine nefret ettiği siyah üniformayı geçirdi. Kendisi seyirci tarafında olacaktı. Onlara yapması gerekenleri söylemişti ama yine de ne olur ne olmaz yakında oturacaktı. Kafasına bir tane şapka geçirdi.

Y yurdu dışarısı çok kalabalıktı. İlk önce herkes gelse de Alkar bütün yurdun gelmesini uygun görmemişti. O yüzden sadece son sınıflar vardı. Y yurdunun boş kalmasını istemiyordu Alkar. 

Ölü bakan gözlerini ileri dikerek yürümeye başladı. Kalabalık artmaya başladı. Herkes onun geldiğini görünce kenara çekildi. Sonunda savaşacak kişilerin yanına varabildi. Hepsi gerginlikte oldukları yerde ter döküyorlardı.

"Hazır mısınız?" diye sorarken hazır olmadıklarını biliyordu. Herkes başını salladı yalan olduğunu bile bile. Alkar onları takmadı. Geçit binasına yürüken büyük kalabalık onu takip etti. Alkar durdu. "Ben başkan değilim." diye mırıldanırken Tae'ye baktı. Tae hepsinden daha çok gergindi. Onun başarısız olma olasılığı yoktu. Ama en güçsüzü de oydu.

"Başkan, önce geç. Siz de onun arkasında." diye gür sesiyle resmen emir verdi. Tae şaşkınca ona baksa da takmadı ve geriye, öğrencilerin arasına karıştı. İstemeyerek de olsa diğerleri gruba öncülük etti.

Alkar şapkasını iyice yüzüne indirdi. Güneş yine yakıyordu. Ağzı şimdiden kurumuştu.

Grupça binaya girdiler ve bir tane geçitten geçtiler. Herkes geçitten geçerken Alkar sona kalmayı uygun gördü. Herkese tek tek baktı ve orada bekledi. Sonra son kişi de geçitten geçti ve binada bir tek o kaldı. Bugün baya sessizdi buralar. Alkar içten içe umuyordu ki o öğrencilerin söylediği yalan olsun.

Derin bir nefes alarak geçide baktı. Sonra yerinde dikleşti ve umudunun gerçekleşmesini umarak içeri adım attı.

Gözlerini güneş ışığına alıştırmaya çalışırken içinden küfür etti.

Şimdiye kadar hiç bu kadar kalabalığı bir arada görmemişti. Kesinlikle olay çıkacaktı.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1216

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1052

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 871

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 688

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 642

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 598

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 545

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 517

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 342

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 191

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 178

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 96

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14761 Üye Sayısı
  • 449 Seri Sayısı
  • 19429 Bölüm Sayısı


creator
manga tr